images (63)

Bölüm 1

Sabah erkenden kalkıp mardini gezmeyi severdi bugün de erkenden kalkmış  kimseye haber vermeden atmıştı kendini  mardin sokaklarına  burası onun  doğduğu büyüdüğü ve  yaşamaya devam ettiği şehirdi. Ne kadar içinde  iyiliği de  kötülüğü de barındırsa onun sehriydi.    iyi hatıraları da  kötü hatıraları da bu şehirde yaşamıştı Ne atabiliyor nede satabiliyordu mardin’i düşüncelere o kadar dalmıştı ki Telefonu’nun  çalmasıyla korkmuştu elini  cebine atarak telefonu çıkardı  arayan kişiye baktığında  kardeşi murat olduğunu gördü gözleri ekranda ki  saate kaydığında 11.30 olduğunu gördü. Eve geç kalmıştı  büyük bir korkuyla kardeşini daha çok bekletmeden telefonu açarak  koşmaya başladı.

“Efendim murat” dedi sesinden bile belliydi korktuğu ama kardeşi bunu fark etmemişti çünkü o da şilan için korkuyordu.

“Neredesin abla  babam köpürüyor nerde bu kız diye annem sakinleştirmeye çalışıyor ama babam ona da bağırıyor  hemen eve gel” dedi kardeşi sesindeki endişeyle 

“Eyvah! geç kaldım murat dolaşmaya çıkmıştım.”dedi şilan daha hızlı koşarken

” Tamam hemen gelsen iyi olur ” diyerek telefonu kapatan kardeşiyle

Telefonu  aceleyle cebine koyup   koşarak eve gitti. Eve geldiğinde babası  sinirli bir şekilde ona bakıyordu zaten hiç normal bakmazdi ki babası onlara hep sinirliydi bakışları

“Neredesin kız  sen bu saat’e kadar?” diye bağırdı babası sesi evi inletecek kadar yüksekti. Şilan babası’nın sesiyle yerinden hafifce sıcradı dolmuş gözlerini  saklayarak

“Biraz dolaşmaya çıkmıştım baba” dedi sesi titriyordu ama bu babası’nın umrunda değildi.

“Dolaşmaya cıkmışmış bak şuna ya  başına bir şey gelseydi ne olacaktı şilan düşündün mü? Ailem milletin yüzüne nasıl bakar diye düşünmedin mi?” Diye bağırdı.

İşte babası  hep elalem ne der? ne düşünür? diye düşünürdü. Hiç ne şilan’ a ne murat’a güvenmez hep milletin ne diyeceğini  düşünürdü. Şilan babasına hiçbir şey demeden hızlı adımlarla odasına çıktı. Odasına  girdiğinde gözlerindeki yaşlar bu anı bekler gibi daha fazla  bekleyemeden akmaya başladı. Niye babası onları değilde hep milletin ne diyeceğini düşünürdü Yatağında ağlarken sadece bu düşünceler geçiyordu şilan’ın aklından bu oda bu yatak dert ortağı olmuştu şilan’ın her acısını bu odada bu yatakta yaşardı. Kapı açılınca gözlerini  hızlıca sildi ve gelene baktı. Biricik annesiydi gelen üzgün bakışlarla geldi kızı’nın yanına kıyamazdı kızına babası şilan’ı her dövdügünde kurtaramazdı onu babası’nın elinden ama yine odasına gelir sarılır sarmalar acılarını giderirdi ama bir işe yaradığı yoktu. Bedeni’nin acısı geçse de kalbindeki acı hala dururdu  şilan’ın o hiç gecmezdi. Annesine zorlada olsa gülümseyerek baktı şilan onu daha fazla üzgün görmeye dayanamazdı.

“İyiyim ben anne alıştım artık babamın bu hallerine sen üzülme” dedi annesini rahatlatmak istiyordu. Annesi yaşlı gözleriyle baktı kızına kocası’nın kararını kızına nasıl anlatacaktı peki güzel kızından nasıl ayrı kalacaktı kalamazdı ama dayanacağı onun yokluğuna

“Anne sen ağlıyorsun?” Dedi şilan korkuyla babası kendi siniri’nin acısını  annesine  bağırarak mı cıkarmıştı.

“Baban seni aşağıda bekliyor kızım önemli bir şey diyecek” dedi ve cevabı bile beklemeden odadan çıktı annesi şilan annesi’nin bu halini garip bulsana fazla düşünmedi

“Tamam anne geliyorum” dedi şilan ne kadar annesi’nin onu uymayacağını bilsede.

Annesi odadan çıkınca ilk önce banyo’ya girip elini ve yüzünü yıkayarak aşağıya indi. Babası geniş koltukta oturmuş annesi ve kardeşi ise tekli koltuklarda başları önde oturuyordu. Ağlıyorlardı ama bunu şilan’ın görmesini istemedikleri için başlarını yere doğru eğmislerdi. Şilan Yanlarına giderek diğer geniş koltuğa oturdu  Babası bir şey demek için ağzını acsada diyemiyor geri kapatıyordu.

“Ne diyeceksin baba?” diyerek hemen konuya girdi şilan babası şilandan gelen soruyla söyleyeceği şeyi bir cırpıda söyledi.

“Evleniyorsun”

Berat ağadan…

“Aşkım hadi kalkma saati geldi Kahvaltıya bekliyoruz seni” diyen karısı dicle  kocasını uyandırmak için uğraşıyordu.  Berat ağa sıkıntıyla gözlerini açarak  sırtını yatak başlığına dayadı ve  karısı dicle’ye dogru döndü.

“İşte kalktım sen git ben arkandan geliyorim dicle” dedi berat ağa yataktan kalkarken ama dicle’nin gitmeye niyeti yoktu.

“Beraber inelim canım ev sakinleri öyle görsün bizi” dedi dicle gülümseyerek

Artık sinirlenmeye başlıyordu berat ağa  ev sakinleri zaten dicle’yi sevmediğini biliyorlardı derin bir nefes alarak sakin tutmaya çalıştığı sesiyle dicle’ye doğru baktı son sınırdaydı sakinliğinin

“Ne görsünler dicle neyi görsünler?” Diye sordu. Dicle gülümsemeye devam ederken  yanıtladı kocası’nın sorusunu

“Beni sevdiğini bundan sonra mutlu olduğumuzu görsünler”dedi.

İşte siniri’nin tavan yaptığı yerdi berat ağa icin artık daha fazla sabredemeden  sinirle konuştu daha doğrusu bağırdı.

“Herkes biliyor dicle seni sevmediğimi sevmeyeceğimi sende beni sevmekten vazgeç seninle annem’in zoruyla evlendim bunu unutma”diyerek Hızlı adımlarla banyoya girdi. Dicle’nin ağlayarak odadan çıktığını duyuyordu ama umrunda bile değildi dicle onu anlamak istemiyordu istese de anlamayacağını gayet iyi biliyordu berat ağa   Sevmiyordu onu ve sevmeyecekti. Banyodan çıkarak açık kahverengi tonlarında ki giysi  dolabından siyah bir takım çıkararak giyindi  ve  daha fazla oyalanmadan odadan cıkarak aşağıya indi. Annesi babası kız kardeşi zümra erkek kardeşi azat dicle büyük babası ahmet büyük annesi sultan hepsi sofradaydı. Hiçbir şey demeden masaya geçerek yerine oturdu. Onun Oturmasıyla herkes kahvaltıya başladı. Konakta böyleydi aileden biri gelmeden yemeğe başlanmazdı. Sessiz geçen kahvaltı büyük annesi sultan hanım’ın  sorusuyla berat ağa  için çekilmez olmaya başlamıştı.

“Berat ağa ne zaman bir veliaht’ımız olacak bizim cümle alem bu haberi bekliyor kaç sene oldu? ” dedi sultan hanım berat ağa ise sessizdi.

Berat ağa da çocuğunun olmasını istiyordu ama dicle kısırdı ve çocuğu olmuyordu annesi zeyna hanım kayınvalidesi sultan hanım’ a  bakarak konuşmaya başladı.

“Dicle kısır anne bilmiyormusun?” Diye sordu onun bu cümlesiyle Dicle sessizce ağlamaya başlamıştı bu durum onu daha fazla  üzüyordu o da kocasına ve ailesine bir bebek vermek istiyordu ama olmuyordu. Bu berat ağa’nın  umrunda değildi. Ona bir çocuk vermek zorundaydı ama büyük annesi’nin dediği şeyle  onunda zorunda olmayacaktı.

“O zaman berat ağa ‘ya bir kuma alacağız” dedi sultan hanım Onun bu sözü berat ağa da dahil herkesin ona şaşkinca bakmasını sağladı.

***

2.bölüm

Berat ağa sultan hanım’ın dediği ile hışımla masadan kalktı nasıl böyle birşey söyleyebilirdi.

” ne dediğinizin farkındamısınız siz” diye bağırdı Sultan hanım kaşlarını catarak baktı torununa ne dediğini gayet iyi biliyordu.

“Evet oğul dediklerimi gayet farkındayım kuma alacaksın bu aşirete bir veliaht vereceksin” dedi sesi bu kararından kesinlikle dönmeyeceğini belli ediyordu.

“Olmaz kuma falan istemiyorum  annem’in isteğiyle zorla sevmediğim biriyle evlendim bir daha sevmediğim biriyle evlenmem” diye bağırdı berat ağa aynı hatayı ikinci defa yapmayacaktı sultan hanım  ayağa kalkarak bastonunu sertçe yere vurdu.

“Son söz söylenmiştir oğul bu aşiret  kuma gelecek”dedi.

Berat ağa bir şey diyememişti biliyordu büyük annesi ne derse o olurdu. Annesi zeyno hanım ayağa kalkarak kayınvalidesi’nin bu kararına itiraz etti o da başka bir gelin istemiyordu.

“Daye ne dediği’nin farkındasın degil mi? ben gelinimden memnunum başka gelin istemiyorum”dedi 

“Söz söylendi zeyno gelin bu konağa  kuma gelecek ” dedi sultan hanım dün gece kocasıyla bu kararı almışlardı.

Berat ağa masadan hışımla  kalkarak odasına girdi arkasından kapıyı sert bir şekilde kapattı. İstemiyordu ne karısını nede kuma gelecek kızı istemiyordu.

Şilandan…

Duyduklarına inanamıyordu şilan yanlış duydum babam yanlış söyledi Diye geçirdi içinden  Kısık ve titrek  çıkan sesiyle  babasına doğru bakarak kurdu cümlesini

“Aaa….anlamadım…ba…baba” dedi Şilan ne olur yanlış duymuş olayım diye dua ediyordu içinden 

“Evleniyorsun” dedi babası duygusuz sesiyle  kızının duymak istemediği o tek  kelimeyi söyledi. Şilan duyduğu kelime ile kalakaldı öylece o evlenmek istemiyordu. Onun tek derdi okumaktı.

“İstemiyorum”Dedi şilan sanki başka bir  seçeneği varmış gibi.

”  başka seçeneğin yok” dedi babası kızı’nın gözleri’nin içine bakarak şilan zorlukla konuşuyordu

“Ki…kiminle ev…evleniyorum baba?” dedi şilan konuşmaya gücü yokken babası şilan’ ın bu halini hiç umursamıyordu o adlarına gelecek şansı düşünüyordu.

” Soykan aşireti’nin ağası Berat soykanla evleniyorsun kızım”

Saatlerce odasından çıkmamıştı Berat ağa sakinleşmesi kendine gelmesi gerekiyordu ama konu aklına geldikçe sakinleşemiyor daha fazla sinir oluyordu.Ilk önce odasından çıkarak alt kata indi annesi zeyno hanım ve dicle hariç diğerleri büyük salonda oturuyorlardı hiçbirine selam dahi vermeden Konaktan çıkarak arabasına bindi araba’nın kapısını kapatırken en iyi adamını aradı.

“Buyurun berat ağam” dedi telefonda ki adamı berat ağa araba’nın hızını arttırırken adamına

“Cemil bana ailemin düşündüğü kuma hakkında herşeyi bul bir saat sonra çalışma masamda olacak” dedi  cemil sanki berat ağa onu görüyormuş gibi başını aşağı yukarı sallayarak yanıtladı 

” peki ağam  ” dedi.

Berat ağa yanıt bile vermeden  telefonu kapatarak yan koltuğa attı  sakinleşmesi gerekiyordu. Yönünü mardin kalesine çevirmişti. Mardin Kalesi Birçok döneme tanıklık etmiş olan bir kaleydi Mardin, Kartal yuvası da denilen bu kale’nin çevresinde konumlanmıştır. Muhteşem manzarası ile gelenleri kendine hayran bıraktığı için berat ağa sinirlendiği zaman bu kaleye çıkardı. Kalede bir saat gibi fakit geçirip konağa geri gelmişti. Konaktan içeri girince yine hiç kimseye bir şey demeden çalışma odasına çıktı. Odaya girip masasına ilerledi dosyayı  masası’nın üstünde görünce sevindi cemil yine dediği işi eksiksiz halletmisti.  Sandalyeye Oturdu ve  dosyayı açarak incelemeye başladı kızın hiç resmi yoktu. Adı şilan marandı. Kızla ilgili  Fazla bir bilgi yoktu sadece 1.73 boyunda 55 kilo bir kız olduğu yazıyordu dosyada biraz daha inceleyerek dosyayı kapattı  çalışma odasından cıkarak  yatak odasına girdi kısa bir duş almak onu rahatlatacaktır. odasında bulunan banyoya girdi banyodan çıktığında dolaptan üzerine rahat siyah bir tişört ve eşortman alıp üstüne  geçirdi daha sonra odasında ki pencere’nin önüne geçerek bahçeyi izledi aklında sadece şu cümle vardı.

“Seni kuma olarak geldiğin bu konağa gömeceğim şilan maran” dedi…

Şilan duyduğu isimle daha çok yıkılmıştı. Berat soykan demişti babası babasına bakarak konuşmaya başladı nasıl o adamla evleneceğini söylerdi.

” o adam evli baba evli” dedi şilan babası hala kararlı bir şekilde kızına bakıyordu.

“Evet biliyorum sende o adama kuma gideceksin” dedi şilan babasından duyduğu cümleyle hışımla ayağa kalktı ne demekti kuma gitmek

“Ben o adama kuma gitmem baba” dedi şilan gözlerinde ki yaşlarla istemiyordu o okumak istiyordu. Babası duyduklarıyla ayağa kalkarak Sert bir tokat attı şilan’a sözüne karşı gelinmesini hiç sevmezdi.

“ben evleneceksin o adama kuma gideceksin dediysem gideceksin” diye bağırdı ne zamandan beri kızların sözlerine bakılıyordu. Ağlaması daha da şiddetlenmişti şilan’ın

“İstemiyorum baba ben o adama kuma olmam” dedi  tekrardan ama babası onu dinlemiyordu. Kızı o aşiret kuma gidecek ve ailesinin itibarı artacaktı 

“Olacaksın o adam dediğin mardin”in ağası berat aga” dedi babası

“Ben o adama kuma olmam” diyordu sadece şilan hayalinde okumak doktor olmak vardı…

Berat ağa  ise hala pencereden dışarı bakıyor ve şilan’a yapacağı kötülükleri düşünüyordu ona öyle şeyler yapacaktı ki bu konağa geldiği ne berat ağa ile evlendiğine pişman olacaktı o kızla evlenmek istemiyordu  ama aklına baba olmak geldi İstiyordu baba olmayı, bu aşirete torun vermeyi,kendisininde babalık  heycanını yaşamasını istiyordu o anda  bu evliliği istedi Berat ağa bu evliliği sadece çocuk için istiyordu. Baba olmak soy adını yaşatmak istiyordu. İlk karısı olan dicle onun dayısı’nın kızıydı sevmiyordu onu sadece annesi istediği için evlenmişti onunla ama çocukları olmadığı için kuma getirecekti dicle’nin üstüne  bu kızıda sevmiyecekti kapı acılınca pencereden gözlerini ayırarak arkasına baktı gelen kişi babasıydı.

“Gel bir konuşalım oğul “dedi reşat ağa odada ki tekli koltuğa otururken

Berat ağa Tamam  anlamında başını sallayıp babasının karşısında ki tekli koltuğa oturdu reşat ağa sıkıntıyla nefes verip oğluna baktı gözlerinden belliydi ama yinede sordu.

” kumayı istemiyorsun değil mi oğul?”dedi oğlu istemiyordu ama istemek zorundaydı.

Berat ağa gelen soruyla bakışlarını halıdan çekip babasına baktı.

“İstemiyorum  baba ama sadece çocuk için  sadece çocuk için  kabul edecegim “dedi çaresiz sesiyle onun için bu evlilik Sadece çocuk içindi….

****

3.bölüm 

Elinden hiçbir şey gelmiyordu Şilan’ın mardin’in en acımasız ağasına kuma gidiyordu  bir taraftan Ağlıyor diğer  taraftanda bavulunu hazırlıyordu  burada kumalara düğün yapılmazdı. Sadece imam  nikahı yeterliydi  onlara sonucta bunları bilerek kuma gidiyorlardı. O da isterdi gelinlik giymek sevdiği adamla evlenmek ama onun kaderi kuma olmaktı. Odası’nın kapısı açılınca bakışlarını kapıya çevirdi Şilan gelen babasıydı

“Hadi geldiler iniyoruz” dedi 

Nefretle baktı babasına şilan onu asla affetmeyecekti. Ona bu hayatı reva görmüştü ya ölsede affetmezdi babasını  bavulunu kapatıp eline aldı zaten çok fazla eşyası yoktu odadan cıkınca gözyaşları çoktan akmaya başlamıştı şilan’ın avluya geldiklerinde bütün gözler onun üzerindeydi. Berat ağa istemeyerekte olsa kızı almaya gelmişti. Gelen ayak sesleriyle bütün bakışların odak noktasına baktı berat ağa şilan bu mu diye düşündü beklediği gibi biri değildi uzun kumral renginde saçları yeşilin en güzel tonlarındaydı gözleri  Büyülenmişti kızı görünce berat ağa ama kendini hızla topladı gözleri bu sefer nefretle bakıyordu genç kızın yeşil gözlerine şilan karşısındaki berat ağa’ya baktı ne kadar da nefretle bakıyor o siyah gözleri diye geçirdi şilan içinden babası zorla kolundan tutup berat aga’nın yanına çekti kızını berat ağa nefret dolu gözlerle ve sert elleriyle kızı babası’nın elinden alarak dış kapıya kadar sürükledi şilan’ın kolu morarmaya kadar gelmişti. Ama bu adamın birşey yapacak korkusundan sesini cıkaramıyordu. Berat ağa sertçe araba’nın kapısını açarak içine fırlattı Şilan’ı bu onun için daha başlangıç diye geçiriyordu içinden kendisi de araba’ya binince hızlıca konağa sürmeye başladı. Yol boyunca ne şilan ne de berat ağa konuşmuştu ikisi de suskundu. Konağın önüne geldiklerinde hızlı bir şekilde arabayı park edip indi berat ağa şilan berat ağa’nın  korkusuyla arabadan inince nefretle kendisine bakan adamla göz göze geldi. Korkuyordu bu adamdan bu konaktan  da yapacaklarından da korkuyordu. Berat ağa sertce  kolunu tutup konağın bahçesine fırlattı şilanı konaktaki herkes bahçeye çıkmış yerdeki kıza bakıyorlardı. Nefretle konuştu berat ağa bakışları sadece şilandaydı.

“Bu konağa iyi bak şilan maran bu konak senin mezarın olacak “dedi 

Şilan gözyaşlarını daha fazla tutamamış ve akmasına izin vermişti. Onun bir sucu yoktu ki bütün suç babasındaydı o ister miydi sanki kuma olmayı Berat ağa şilan’ ı orada bırakarak hızlı adımlarla  odasına çıkmıştı. Azat ve zümra hemen şilan’ın yanına gelerek ayaga kaldırdılar  şilan işte o anda fark etmişti. Bu konak ona zehir olacak ve anca ölüsü çıkacaktı zaten mardin de böyleydi gelinlikle girdiğin evden anca kefenle cıkardın o gelinlik dahi giyememisti ki Zümra gülümseyerek kolunu tuttuğu yeni yengesi şilan’a baktı.

“Ben zümra berat ağa’nın küçük  kardeşiyim hoşgeldin konagımıza şilan yenge” dedi
Buruk bir gülümseme attı şilan zümra’ya bu kızı sevmişti.

“Bende azat berat ağa’nın ortanca kardeşiyim”dedi şilan  İkisiyle de güzel anlaşacağını umuyordu.

“Yeter artık odasına götürün şu kızı daha fazla gözümün önünde görmek istemiyorum” dedi Zeyno hanım daha şilan gelir gelmez onu istemediğini belli etmek için

“Söylediklerine dikkat et zeyno
Gelin şilan kızım bu evin yeni gelinidir”diye susturdu onu sultan hanım

Şilan başını yerden kaldırıp ona kinle bakan iki çift gözle karşılaştı. Birisi kaynanası zeyno hanımdı öbürü ise üzerine kuma geldiği kız dicleydi. İkisi de kin ve nefretle bakıyordu genç kıza azat ve zümra gülümseyerek şilan’ı odasına çıkarttılar azat odadan çıkınca zümra yeni yengesine baktı. Gerçekten de güzeldi şilan yengesi inşallah dedi zümra içinden
” inşallah abim Şilan yengeme aşık olur ” dedi. Ve şilan’ın etrafı incelediğini gördü.

“Şilan yenge bu odayı büyükannem hazırladı senin için annemin ve dicle yengemin kusuruna bakma”
Gülümsedi şilan zümra’ya

“Teşekkür ederim zümra” dedi onu iyi hissettirmek için Zümra yengesine gülümseyerek odadan çıktı şilan zümra’nın odadan çıkmasıyla gözlerinde tuttuğu yaşları serbest bıraktı. Anlamıştı artık bu evde hergün ağlayacaktı kapı’nın sert bir şekilde acılmasıyla korkuyla ayağa kalktı. Gelen berat ağaydı.

“Sana hiç iyi davranmayacağım şilan maran”….

Kasıklarında ki ağrıyla kalktı yataktan şilan güçlükle banyoya girip sıcak suyu açtı. Hayvana sahip olur gibi ona sahip olmuştu berat ağa sıcak suyun altına girip bütün vücudunu lifliyordu şilan onun ellerinin değdiği bütün yerleri yolacakmış gibi lifledi kendini. Ve çığlıklarını serbest bıraktı….

Banyodan çıktığında zümra odadaydı. Berat ağa ise çoktan  gitmişti. Zümra’ya baktığında başını yere eğmiş nasıl diyeceğini düşünüyordu. Bütün konak duymıştu acıyla çığlık atan şilanı ve herkes ona acıyordu. Sadece üç kişi hariç berat ağa zeyno hanım ve dicle. Şilan zümra’nın demeye çalıştığı şeyi anlamış ve zorda olsa yürüyerek çarşafı zümra’ya vermişti. Zümra almak istemese bile alarak odadan çıktı. Şilan bir kez daha hıçkırarak ağladı. O bu hayatı istemiyordu. Göz yaşlarını zorda olsa silerek üzerini giyinip kahvaltıya indi. Utanıyordu sessiz bir şekilde masaya zümra’nın yanına oturdu. Berat ağa sinirle masaya oturan şilan’a bakıp

” Çabuk kalk masadan ” diye bağırdı.

Masadaki herkes berat ağa’ya bakıyordu. Şilan kendisine dediğini anlamış ve hemen ayağa kalkmıştı berat ağa sinirle şilan’a bakıp bağırmaya devam etti.

“Sen bizle bu masada yemeyecek çalışanlarla mutfakta yiyeceksin sen bu evde çalışanlardan bile değerli değilsin şimdi çabuk yıkıl karşımdan”

“Berat ağa”

Berat ağa  büyükannesi’nin sinirli sesiyle  bakışlarını ona çevirdi.

“Dediklerini kulakların duysun oğul o benim gelinim senin de karındır bu masada oturacak.” Dedi sultan hanım
Berat ağa büyükannesi’nin söylediği ile sinirle konuştu.

“O bu konakta bir hiçtir ve bizim aramızda işi yoktur” dedi

Şilan daha fazla dayanamadı ve ağlayarak odasına cıktı. Odaya girince kapıyı kapattı  hıçkırarak ağlamaya başladı ve Allah’a dua etti.

“Allah’ım ne olur canımı al artık ne olur canımı al”

Tags:

Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2022 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account