b01df303

Günlerden pazar kara bulutlarla kaplanmıştı gökyüzü, pencerenin pervazına oturdum bir yandan camdan süzülen yağmur tanelerini izlerken, bir yandan sehpanın üzerindeki telefona takılıyordu gözüm. Bugün de çalmamıştı, ne bir mesaj nede bir arama, yalnızlık dedikleri bu olsa gerek, eksik birşeyler var biliyorsun ama o duyguyu tamamlamaya gücün yetmiyor. İçimi daraltan histen kaçarcasına sokakta buldum kendimi, yağmurun etkisiyle bir kaç insan kalmıştı sokakta, o kadar sessizdi ki! Sadece yere düşen yağmur tanelerinin sesi yankılanıyordu kulaklarımda, gözlerimi kapatıp gökyüzüne çevirdim yüzümü yağmur tanelerine güvenerek bir kaç damla yaş süzüldü gözlerimden istemsizce, neydi nefes almamı zorlaştıran bu duygu? Bazen ben bile anlamakta zorlanıyorum kendimi belki de bu yüzden yalnızlığımın sebebi. Sokaklarda dolaşmaya başladım usul usul hiç bir şey düşünmüyor, hissetmiyorum yağmur tanelerinin vücudumdan süzülüşünü hissediyor, toprak kokusunu çekiyordum içime derin derin, gözyaşlarıma hakim olamıyorum, sanki bugünü bekliyorlardı sessizce akıp giden zamana bıraktım kendimi o an’a bıraktım kendimi duygularıma esir oldum sanki. Yılların verdiği yorgunluk bir anda aktı gitti üzerimden sanki o kadar huzur dolmuştu kalbim, ama hala eksik birşeyler vardı ne olduğunu bilemediğim. Adımlarıma teslim olmuştum, nereye olduğunu bilmeden yürüyordum öylesine, sonra bir nefes hissettim yanı başımda kolumdan tuttu ve durdurdu beni, elindeki şemsiyeyi bana yaklaştırdı, yavaşça dönüp baktım yüzüne şaşkınlıkla kimdi bu yabancı?  Daha önce hiç görmemiş “nereye gidiyorsun böyle sırılsıklam olmuşsun” diye sordu “hiç” diyebildim sadece o an bende kendime sordum içimden “nereye gidiyorum ben? Kime”  kendime bile veremiyorum bunun cevabını. Öylece yürüdük bir kaç dakika, küçücük şemsiyenin altında ikimizinde yarı bedenimiz sırılsıklamdı, az ilerde dalları yerlere uzananan bir ağaca ilişti gözlerim, farketmiş olacak ki! O tarafa doğru yöneldi kolumdan tutarak, ağacın dallarıyla sakladığı bir bank vardı kenarında, oturduk karşımda ki derenin üzerine düşen yağmur tanelerini izlemeye başladım, bir süre hiç bir şey konuşmadık, zaten hiç tanımadığım birine ne anlatabilirim ki! Biraz zaman geçtikten sonra omzuma dokundu usulca, yüzümü ona doğru çevirdim şaşkınlıkla, bir yandan da kendi kendime konuşuyorum içimden kimdi bu? Neden geldi benim yanıma? Birazcıkta korkuyordum sanki, gözlerimin içine baktı ve “nedir ki seni  bu havada dışarı atan duygu”  hiç cevap vermiyordum sadece gözlerinin içine baktım Bi an sanki onunda içinde derin yaraları vardı kendine bile anlatmaktan kaçtığı, yüzünde taşıdığı tebessümden farklı bakıyordu gözleri, acı bir hüzün vardı bunu hissetmiştim o an, “hiç” diyebildim sadece..

Bi müddet sessizliğe büründü heryer, sonra usulca kalktım bank tan “artık gitmeliyim” dedim gözlerini bana çevirdi “peki” dedi. Bir kaç adım ilerdedikten sonra arkamdan seslendi “adını söylemiycekmisin?” bir kaç saniye düşündüm ve “kader” dedim ve içimden devam ettim “kadersiz kader”

Evden bir hayli uzaklaşmıştım farketmeden, hızlı adımlarla ilerliyorum ıslanmıştım, birazda üşüyorum sanki, düşünmekten de alı koyamıyorum kendimi, kim bu yabancı? Nerden çıkmıştı şimdi, tanımadığı birini neden önemser ki bir insan, tuhaf ama bir okadar güzel bir histi, artık eve geldim sıcak bir duş alıp pijalarımı giydim, pencerenin pervajına ilişi verdim, sabah ki karanlık bulutlardan eser kalmamıştı. Gökyüzü ne kadar güzel di milyonlarca yıldız ve dolunay ışıl ışıl heryer, bana umudu hayal kurmayı hatırlatıyor yıldızlar, her birine ayrı bir hayal yüklerim olması imkansız olsada.. Müzik açtım radyodan şarkıdan çok sözleri dokunuyordu yüreğime “Yalnızlığım yollarıma pusu kurmuş beklemekte
Acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbette
Bekliyorum, bekliyorum, bekliyorum
Hadi gelin üstüme korkmuyorum” aslında alışmıştım yalnızlığa beni korkutan da buydu yalnızlığa alışmış bir insana bazen kendi bile fazla geliyor.. Fakat bugün yaşadığım o hissiyatta da kaybolmaktan alı koyamıyorum kendimi, sahi kimdi o Yabancı adı neydi? Nerden çıkmıştı şimdi, yatağıma doğru yönelmiştir zaman bir hayli geç olmuştu yanıbaşımdaki yastığıma sarılıp uykunun huzuruna bıraktım kendimi. Bir kaç dakika bir sağa bir sola döndüm durdum, sonra uyuya kalmışım, yüzümde tatlı bir tebessümle açtım gözlerimi, rüyalar “ah keşke gerçek olsa” diyor bazen insan değil mi? Ne kadar huzurlu, umut dolu, sevgi dolu, hala hatırımda bazı noktaları, kocaman bir çınar ağacı heybetli güzel dallarında kurulmuş kocamaaaan bir salıncak, kenarları sarmaşık ve bembeyaz papatyalarla süslenmiş, etraf yemyeşil, salıncak her yukarı çıktığında aşağıda bir şelale beliriyordu, etrafta kuş sesleri günlük güneşlik mis gibi hava, şarkılar söylemek istiyorum içim kıpır kıpır o güzel desen desen kanatlarıyla kelebekler uçuşuyor etrafımda, o da ne? “hey hadi gel kahveler soğudu”  Bi ses geldi ağacın üst tarafına doğru ilerledi yukarıda minik bir kulübe, önünde rengarenk güllerle çevrili bir bahçe, minikte bir çardağı vardı, yavaş yavaş ilerledim, birisi vardı masanın üzerine güllerden Bi demet yapmış bir köşesinde kahveler, “hadi ne duruyorsun gelsene” diye seslendi, karşısına oturdum kahveden bir yudum aldım, çok yabancıydı bu yüz bana ve bir o kadar tanıdık, ufak bir tebessüm etti ve “ne o yoksa beni unutacak kadar yaşlandın mı?” dedi tebessümle “yoo tabi ki hayır ne alakası var” diye çıkışı verdim. Bir taraftan da düşünüyorum “kim di bu? Acaba tanıyormuyum” aklımda soru işareti ve tuhaf bir şekilde içimde tatlı bir huzur vardı, sanki herşey mükemmel miş gibi. Sonra uyanı verdim, tuhaf bir şekilde yüzümü gülümsetiyordu, sonra yüzümü yıkadım saçımı topladım ve birden sokakta buldum kendimi, kulaklığımı takıp o en sevdiğim şarkıyı açtım “sezen Aksu _sorma” bu kadın benim idolüm çocukluğumdan beri hayranlık duyar zevkle dinlerim, ayaklarım yine o deniz kenarına doğru ilerliyor, ağacın altında ki yerim boştu o gün geldi aklıma, ve o “yabancı” kimdi adı neydi, içimde hep Bi merak dolu, “belki” dedim kendi kendime yine gelir, gözlerimi kapatıp denizin o huzurlu kokusuna bıraktım kendimi, şarkının ritmi, denizin kokusu gülümsemeye yetiyor bu yaralı eksik kalan kalbimi, bir süre içinde olsa gülümseyen biliyordum gerçekten içimden gelerek. Birisi dokundu omuzuma sanki”rüya bitti uyan”dercesine gözlerimi açtım ve baka kaldım o yabancı gelmişti birşeyler mırıldanıyordu gülümseyerek, kulaklığımı çıkardım ve “e-efendim” dedim sadece gülümsedi ve “sen yağmurun kızı değilmişsin?” dedi, “anlayamadım” diye cevap verdim “yağmurdan sırılsıklam olmuştuk hani hatırladın mı?” dedi “e-evet hatırladım” dedim yüzüme baktı ve “gülümsemek sana daha çok yakışıyor bence, güneş doğmuş gözlerine” dedi, utandım yanaklarımın yandığını hissediyorum “teşekkür ederim” dedim alçak bir ses tonuyla, gülümsedi, anlam veremediğim Bi duygu belirdi içimde, mutluluk bu muydu? Eğer buysa bu güne kadar çok geç kalmışım bunu hissetmekte, “oturabilir iyim? Diye sordu” tabi” diye cevap verdim yanıma oturdu, denize bakarak derin bir nefes aldı ve gülümsedi, “şimdi daha iyi anladım neden hep buradasın” dedi, “nedenmiş?” dedim “bu huzuru tatdıktan sonra insan nasıl uzaklaşabilir ki” dedi ve gülümsedi, insan adını bile bilmediği biriyle sırf gördüğü için mutlu olabilir mi? İlk defa böyle hissediyorum sanki bütün sıkıntılarım, yalnızlığım uçup gitmişti, öyle hafiflemiş hissediyorum kendimi ve artık sorgulamak yerine duygularıma esir oluyorum..

Sanki, her detayı ince ince düşünen kız gitmiş, yerine hiç bir şey düşünmeden adımlarına, hissettiklerine, Bi ufacık tebessüme, esir olmuş bir kız gelmişti, bu duygular ona o kadar yabancı ki! Adeta sudan çıkmış balığa dönmüştü, ne geçmiş, ne de gelecek sadece o günü yaşıyorum, sanki bugün hiç bitmeyecek gibi..

Hava kararmıştı anlamadım ne kadar hızlı geçmiş bugün zaman, nazikçe kalktım bank tan, hafif bir tebessümle “artık gitmeliyim” dedim ve yavaş adımlarla ilerlemeye başladım, arkamdan seslendi ” bir daha ne zaman geleceksin?” gülümsedim ve ” bana verilen zamanın sonuna gelmediğim hergün”  usulca başını salladı ve arka mı dönüp yola devam ettim. En sonunda gelmiştim, benim en iyi arkadaşım, güzel minik evim, bu kadar sıklıkla çıkmazdım evden, “neler oluyor bana”  son zamanlarda hep bu soruyu soruyorum kendime, bir türlü anlam veremiyorum, eskisi kadar takılmıyorum artık akışa bıraktım kendimi, belki de yıllardır bulamadığım huzuru bu sayede bulurum.. 

Tags:
Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2021 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account