images

Bünyamin Bey, malikâneden çıktıktan sonra Salih’e telefon açtı. Onun hastanede olduğunu öğrenince hemen oraya gitti.

Hastaneye geldiğinde tekrar telefon açtı nerede olduğunu öğrenebilmek için. Onun yoğun bakım odasının önünde olduğunu öğrenince vakit kaybetmemek için adımını hızlandırdı.

Yoğun bakım odasına geldiğinde onu cama kafasını koymuş bir şekilde gördü.

Salih, yoğun bakım odasının camına başını koymuş kendi kendine ‘Ah Büşra ah! Sen içeride beni bilmeden yatıyorsun, belki de bilmeyeceksin. Ah Büşra ah! Öyle görünüyor ki seni bana yar etmeyecekler. Ama ne olursa olsun senden vazgeçmeyeceğim, sen benden vazgeçmedikçe’ Bünyamin Bey, uzaktan onu dinliyordu.

Onun sözleri içine dokunmuştu. Birbirini seven insanları ayırmanın ne manası vardı, hem ayırsalar bile kalpleri birbirleri için çarpmayacak mıydı? O yüzden birbirlerini seven insanları ayırmanın manasını anlayamıyordu.

Onu uzaktan dinleyen birileri daha vardı, o da gizemli kızdı. Onun da gözleri yaşarmıştı, Salih’in sözleri karşısında.

Gizemli kız, yoğun bakımda yatan hastanın neden o durumda olduğunu bilmediği için orada bekliyordu, sebebini öğrenebilmek için. Ufak bir delil bile olsa öğrenebilmek için sabırla onları izliyordu.

Sonunda da istediğini buldu ama bu bulduğu delil onun dünyasının yıkılmasına yetmişti. Çünkü yoğun bakımda yatan hastanın o durumlara düşmesine sebep olan sevdiği adamdı. Yani Tarık’tan başkası değildi.

Gizemli kız, dünyası başına yıkılmış bir şekilde hastaneden çıktı.

Gözleri yaşlıydı. Ne yapacağını, nereye gideceğini bilemiyordu. ‘Eğer konuşulanlar doğruysa. Ah Tarık ah! Bunu bana ve kendine nasıl yaparsın. Asıl kendine bunu nasıl yaparsın. Ama ya onunla konuştuklarımız. Konuştuklarımız ne olacak. Eğer konuştuklarımız doğruysa o da yaptıklarına pişmandır demek’ dedikten sonra sustu. Daha sonra ‘Ben ne diyorum ya. Kafamdaki bu düşüncelerden ancak onunla konuşmakla kurtulabilirim, başka şekilde değil’ dedi kendi kendine.

Yolda yürüyordu kafasındaki düşünceleri atlatabilmek için, yürüye yürüye bir kâffeye geldi. Orada kendisine çay söyledi. Çay gelene kadar da etrafı izledi.

İnsanlar neşe içerisinde çay içiyordu. Birbirlerini seven insanlar aşkla birbirlerine bakıyorlardı. Kimisi telefonda hararetli hararetli konuşuyordu. Arabalar yandan yöreden vızır vızır geçiyordu, nereye gittikleri belli olmadan.

Çayı gelince keyifle yudumladı. Ardından Tarık’la konuşup gerçeği öğrenebilmek için internet kâffeye geldi.

İnterneti açıp mesaj gönderdi. Mesaja yarım saat sonra cevap geldi. Tarık, mesajında şöyle diyordu ‘Gizemli kız, mesajını okudum. Başta onun o hallere düşmesine ben sebep olmuştum, ama inan ki sonrakilerde benim hiçbir suçum yok. Bütün bunlara sebep olan bizatihi annemdir. Konuşamadığım için mahkemede hiçbir şey söyleyemedim. Söylemek istesem de annem buna engel oldu. Bende bunun üzerine hiçbir şey yapamadım. O hizmetçi olacak kadına gelince. Neden öyle yaptığını halen daha anlayamadım. O hâlbuki onun en iyi dostu ve sırdaşıydı’ diyordu mesajında.

Mesajı okuyan gizemli kız ona şu mesajı gönderdi ‘Mahkemeye çok az kaldı. Eğer o mahkemede yazılı olarak ifade verebilirsen her şey değişebilir. Bir de o hizmetçinin neden öyle davrandığını öğrenmeye çalış’

Mesajı okuyan Tarık, ona şu cevabı gönderdi ‘Tamam, elimden geldiğini yapmaya çalışacağım. Bir de iyi ki varsın. Sen olmasan çoktan hayatıma son vermiştim. O yüzden iyi ki varsın’

Mesajı gören gizemli kızın yüzü kızardı. Demek ki o da kendisine karşı boş değildi.   

Tags:
Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2022 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account