images

Aradan iki ay geçmiş yargılanma vakti gelmişti. Davalı ve davacı taraf bir araya gelmiş mübaşirin çağırmasını bekliyorlardı.

Onlar beklerken her iki tarafında avukatları gelmiş duruşmanın saatini bekliyorlardı.

Mübaşir her iki tarafında adını okuyunca duruşma salonuna hep beraber girdiler.

Büşra’nın avukatı olanları anlatıp müvekkilinin suçsuz olduğunu, bundan dolayı tahliyesinin gerekli olduğunu anlatıp müvekkilinin tahliyesini istedi.

Sıra davacı tarafına gelmişti. Onların avukatı konuşmaya başlayınca Büşra dâhil, onun avukatı ayağa kalkıp karşı tarafa ‘yalan söylüyorsunuz’ deyip itiraz ettiler.

Avukat, bu itiraz üzerine hâkime dönerek:

‘Hâkim Bey, bir tanığımız var. Müsaade ederseniz tanığımızı çağıralım’ dedi hâkime bakarak.

Hâkim, eliyle işaret edip getirin dedi. Avukat, ondan aldığı emir üzerine salondan dışarı çıkıp tanığa gelmesini söyledi.

Tanık, yavaş yavaş geliyordu. O gelirken içeride herkesi bir heyecan dalgası sarmıştı. Acaba gelen kimdi? Ne söyleyecekti. Hepsinden daha çok heyecanlı olan ise Büşra’ydı. Zira Tarık’ı itip yere düşürdüğü zaman yanında yöresinde kimse yoktu.

Beklenen tanık içeriğe girmiş tanıklığını yapacağı yere geçmişti. Büşra, onu gördüğünde içi rahatladı, ama az sonra onun söyleyeceği sözlerden dolayı başından aşağıya kaynar sular dökülecekti.

O yerine geçince hâkim ona:

‘Anlat kızım, o gün neler oldu? Önümdeki kâğıda göre zanlının maktulü ittiğini görmüşsün’ dedi, Selen’e

Hâkimin sözleri üzerine Büşra, ne diyeceğini bilemedi. Zira ne beklerken ne bulmuştu.

Selen, bir süre düşündü ve Selma Hanım’a doğru baktı. Eğer onun söylediklerini yapmazsa işsiz kalacaktı. Onun dediklerini yapsa bu seferde hem Allah Teâlâ katında yalancı olacaktı hem de en sevdiği arkadaşını zor durumda bırakacaktı. O nefsiyle mücadele içerisindeydi. Nefsi ona Selma Hanım’ın dediğini yap diyordu. Aklı ve ruhu yaparsan yanarsın diyordu. Bu mücadele nefsine yenik düşmesiyle sona erdi.

Hâkim, onun sustuğunu görünce sorusunu tekrarladı. O hâkimin sorusunu tekrarlaması üzerine:

‘Hâkim Bey, olay olduğu zaman ben oradaydım ve her şeyi gördüm. Büşra, Tarık Bey’i arkasından itip yere düşerdi. O düşünce de kahkaha atıp oradan uzaklaşmaya çalıştı. O uzaklaşmaya çalışınca kolundan tutup ne yapmaya çalışıyorsun dedim. O da bana sana ne sen işine bak’ dedi, ondan sonra da oradan ayrıldı. O ayrılınca Tarık Bey’in yerde kanlar içerisinde kaldığını gördüm. Zaten, ondan sonra da gürültüyü duyan Selma Hanım, salona girdi’ dedi ve boynu bükük bir şekilde Büşra’ya baktı.

Büşra ağlıyordu, en yakın arkadaşı ve sırdaşının sözleri onu çok ağır yaralamıştı. Selma Hanım’dan veya bir başkasından o sözleri duysa bu kadar zoruna gitmezdi, ama o en yakın arkadaşı ve sırdaşıydı.

Selma Hanım, Selen’in sözlerinden sonra içten içe sinsice gülüyordu. O gülüyordu ama ya oğlu. Oğlu, Selen’in sözlerinden sonra adeta yerin dibine girdi sanki. Annesi, ona bunu nasıl yapardı. Tamam, kendisi suçluydu, Büşra’nın kendisini bu hale sokmasına sebep kendisiydi. Ya Selen, Selen’e ne oluyordu. Olay olduğu zaman orada bile yoktu. Öyleyse hâkimin sorusuna oradaymış gibi nasıl cevap verirdi.

Hâkim, Selen’in sözlerinden sonra bu seferde Tarık’a döndü ve olayın nasıl gerçekleştiğini ve Selen’in doğruyu söyleyip söylemediğini sordu.

Hâkimin sorusu üzerine avukat ayağa kalkarak ona:

‘Hâkim Bey, o olay olduktan sonra maktulün sesi kesildi. O yüzden size cep veremez’ dedi sinsi bir şekilde.

Tags:
Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2022 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account