PicsArt_02-12-02.42.52

1.BÖLÜM: MARDİN

Canlarım merhaba❤ Dayanamadım ilk bölümü yazdığım gibi paylaşıyorun? Bir dahaki bölüm nasipse cuma gününe gelecek. Umarım severek okursunuz. Oy ve yorumlarınızı bekliyorum. Çok seviliyorsunuz unutmayın olur mu?

Bu bölümü korku gerilim türüyle beni tanıştıran ve yazmama vesile olan can kardeşim goncabeyza‘ya ithaf ediyorum. Seni seviyorum caniçim. İyi ki varsın ❤

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Türkiye’nin en güzel şehirlerinden birisine ayak basmıştı Simirna ve babası Murat.

Mardin’in ıssız, kurak arazileri yolda yoldaş olurken baba kıza, taştan ve kerpiçten yapılma evler hoş geldiniz diye göz kırpıyordu bu taze burnunda Midyat’lı küçük aileye.

Simirna, okuduğu sınıf öğretmenliği bölümünden yeni mezun olmuştu. Üniversite hayatı dolu dolu geçmiş, kendini birçok alanda geliştirmişti. Babasının ona onuncu yaş gününde aldığı fotoğraf makinesini eline aldığından beridir tek tutkusu fotoğraf çekmekti. Bu nedenle ikinci sınıfa geçtiğinde dönem başında fotoğrafçılık kulübüne kaydını yaptırmış, aldığı üç yıllık kurs ile de artık yarı profesyonel bir fotoğrafçıydı.

Mardin’e gelme sebepleri, cerrahilikten aile hekimliğine geçiş yapan  babası Murat Bey’in tayinini istemesiydi. Simirna o hep resimlerde gördüğü Mardin’e üstelik en ünlü ilçesi olan Midyat’a geldikleri için çok sevinmişti. Burada gezilip görülecek, fotoğraf çekilebilecek çok güzel yerler vardı.

Murat Bey kızına buruk bir gülümsemeyle baktı. Annesi Oya’ya ne kadar da çok benziyordu. Gülüşü, ses tonu, bakışları tıpkı oydu. Bazen Allah’ın kendisine verdiği bir hediye olarak görürdü kızını. Karısını kaybettikten sonra sabrederek isyan etmeden çektiği acının hediyesi.

Araba yolda hızla yol almaya devam ederken yakıcı güneş ikindi vaktinin gelmesiyle etkisini azaltmaya başladı. Uzun çorak arazi yeniden kerpiçten ve tuğladan yapılma evlerle süslenmeye başladığında baba kız uzun ve yorucu yolculuğun ardından Midyat’a gelmişlerdi.

Simirna heyecanla fotoğraf makinesini eline aldı. Yavaş giden arabanın camını sonuna kadar açıp sokakta oynayan çocukları, kapının önünde oturup sohbet eden kadınları ve yüzünde yaşadıkları acıların izlerini taşıyan yaşlı insanların fotoğraflarını çekmeye başladı.

Bir süre sonra genzine dolan bu garip havayı gözlerini kapatıp ciğerlerine doldurma isteğini bastıramayan Simirna, fotoğraf makinesini bacaklarının üstüne koyup başını camdan dışarıya çıkarttı. Gözlerini kapatıp derin bir nefes çekti ciğerlerine. Toprak ve huzur kokuyordu bu memleket.

” Simirna, kızım geldik. “

Arabanın durduğunu bile fark etmeyen Simirna, babasının seslenmesiyle korkuyla yerinden sıçradı. Öyle ki az kalsın fotoğraf makinesi dizlerinden aşağıya düşecekti.

İlk önce makinesini boynuna asan Simirna, torpidodaki pet şişeyi alarak büyük bir yudum su içti. Ardından şişeyi elinde tutarak çantasını boynuna taktı ve arabanın kapısını yavaşça açarak arabadan indi.

Etrafına şöyle bir göz gezdirdiğinde sağlık ocağının önünde olduklarını anladı ve babasının yanına hızla ilerledi. Onu izleyen siyah gözlerin farkında olmadan babasına sımsıkı sarılıp etrafa gülücüklerini saçmaya başladı.

Murat Bey, Midyat’ı bırakın Mardin’in hatta Türkiye’nin en güçlü aşiretlerinden olan Yağızoğlu aşiretinin veliahtı Mert Yağızoğlu ile konuşuyordu.

” Buralara gelmekle belki de hayatımın ikinci en iyi kararını almışım Mert Bey. Sahi sizi tanıştırmadım bu kızım Simirna, Simirna bu Bey de Mardin’in büyük aşiretlerinden ve buralardaki toprakların sahibi olan Yağızoğlu aşiretinin Ağası Mert Yağızoğlu.”

Simirna masmavi gözlerini dipsiz karanlık kuyularla birleştirdiğinde kendisini oldukça rahatsız hissetti. Peki bu rahatsızlığın nedeni neydi? Yeni biriyle tanışmayı sevmemesi belki de en gerçekçi nedeni olabilirdi.

O siyah incilerde her türlü duygu vardı. Acı, heyecan, burukluk ve mutluluk. Belki de bilmediği daha birçok duygu.

Simirna, adının Mert olduğunu öğrendiği adamın gözlerinin içine bakmaya devam ederken, bembeyaz elini Mardin’in çorak topraklarında kavrulup yanmış bir tenin hükmüne bıraktı.

Mert ise bu tanışmadan, karşısındaki kızın kendisine olan bakışlarından ve içindeki garip histen bir çıkarımda bulunmaya çalışıyordu.

Genç sayılabilecek bir yaştaydı ve dikkat ettiği için her zaman fit olan bir vücuda sahipti. Diğer aşiret ağalarının çocuklarının yaptığı gibi okulunu Mardin dışında okumamıştı. O topraklarına âşık bir adamdı. Yüksek lisansı dahil olmak üzere bütün okul hayatı bu şehirde geçmişti.

Seviyordu Mardin’i, havasını, suyunu, taşını, toprağını. Herşeyini seviyordu. Bu toprakların kızı olan Asmin’ini de seviyordu. Bir göz yaşına dünyayı yakacak kadardı sevgisi. Kalbi de tüm benliği de ona aitti.

Peki kendisini neden bu yeni tanıştığı kızdan alamıyordu? Kendini ona çeken neydi? Beyaz teni mi? Masmavi deniz gibi gözleri mi? Yoksa masum bakışları mı? Hangisiydi?

” Merhaba ben Simirna, tanıştığıma çok memnun oldum. “

” Merhaba, ben Mert Yağızoğlu. Ben de tanıştığıma çok memnun oldum Simirna Hanım. “

Küçük bir tanışma faslından sonra Mert, baba kızın yanından yarın akşam konakta babasının yemeğe beklediğini söyleyerek ayrıldı ve aile şirketine gitmek üzere arabasına binip gözden kayboldu.

Simirna, Midyat’ın kara gözlü ağasının etkisinden çıkmaya çabalarken babası ile birlikte sağlık ocağının içine doğru yürümeye başladı.

“Bırakın beni! Hepinizi öldüreceğim. O inandığınız Rabbiniz de size yardım edemeyecek!!! ”

Simirna kısık da olsa duyduğu bu kelimelerle irkilmişti. Kim böyle bir kelime kurabilirdi ki? Hem bu sesler nereden geliyordu?

Başını iki yana sallayarak silkinip kendisine gelmeye çalıştı. Yolculuk esnasında güneş başına geçmiş veya yorgunluktan hayali sesler duymaya başlamış olabilirdi.

” Simirna, kızım haydi gel. Neden dikiliyorsun orada? “

Murat Bey, kızının gelmediğini anlayınca onu yanına çağırdı. Bekleme koltuğunda oturan siyah çarşaflı kadının, kızına olan bakışlarını hiç beğenmemişti.

Simirna, daldığı tuhaf düşüncelerden sıyrıldı ve babasının ardından doktorun odasına doğru yürümeye başladı. Birkaç adım sonra babası kapıyı çaldı ve birlikte içeriye girdiler.

Kendilerini otuzlu yaşlarının başında, esmer, ela gözlü, güleç yüzlü bir doktor karşılamıştı. Babası, telefonda görüştüğü yeni doktor arkadaşı Hakan ile tanışıp kısa bir sohbet ettikten sonra kızını da onunla tanıştırdı. Bir saatin ardından Simirna babası ile sağlık ocağından ayrılıp yeniden arabaya bindi ve yeni evlerine doğru yol almaya başladılar.

Dar yollardan geçerken çocuk sesleri bir şarkı gibi Simirna’nın yüreğini okşuyordu. Arabaları sağlık ocağının dört sokak aşağısında bahçeli, tek katlı küçük bir evin önünde durdu. Murat Bey arabayı park ederken Simirna çoktan bahçeyi keşfetmeye başlamıştı.

Rengarenk çiçekleri kokluyor bu da yetmiyormuş gibi hepsini bir anne şefkati ile okşuyordu. Çiçekleri oldu olası çok severdi.

” Kızım, haydi gel eşyaları taşıyalım, bahçeyi yarın sabah da keşfedersin. Bugün çok işimiz var. “

Babasının seslenmesiyle arabalarına doğru yürüyen Simirna, babasının evin kapısını açmasıyla eşyalarını eve taşımaya başladı. Bir süre sonra yeni komşuları da kendilerine yardım etmeye gelmişlerdi.

Yaklaşık beş saatin ardından eşyalar taşınmış ve çoğu eşya yerlerine yerleştirilmişti. Hazır eşyalı bir ev olduğu için Simirna ve babası sadece kendilerine ait eşyaları getirmişlerdi. Şimdi de komşuların yapıp getirdikleri yemekleri yiyorlardı.

” Babacım, yarın kalan işleri de halleder sonra da çarşıya gidip eksiklerimizi alırım olur mu? “

” Tamam kızım. O zaman arabayı sana bırakıyorum. Yarın lazım olacak. Hem ben de yürüyüş yapmış olurum. Sağlık ocağı çok uzak değil. “

” Aman da benim biricik babam kızını mı düşünürmüş? Yerim ben senin gibi babayı. “

Son lokmasını da yedikten sonra babasının boynuna sarılan Simirna, onu öpücüklere boğdu. Murat Bey de yemeğini yemeyi bitirdikten sonra birlikte  sofrayı topladılar.

Simirna bulaşıkları yıkarken babası da bahçedeki patlak ampulü değiştirip, tahta masa ve sandalyeleri evin önündeki küçük avluya yerleştirdi.

Yirmi dakika sonra Simirna elinde tepsiyle bahçeye gelip babasına gülümseyerek baktı.

” Buradaki ilk akşamımızda ilk çayımızı içelim dedim ve çay yaptım.”

Simirna demlikteki sıcak çayı bardaklara doldurup bir sandalye çekip oturdu.

Hava ılıktı. Rüzgâr hafif hafif esse de insanı üşütmüyordu. Simirna çiçeklerin kokusunu içine çekerken bir yandan da yudum yudum sıcak çayını içiyordu. İzmir’de denize karşı bira midye keyfi kadar olmasa da yine de bu çay keyfinden de haz almıştı.

” Kızım, artık buralı sayılırız. Uzun bir süre burası bizim yuvamız olacak. İzmir’den sonra alışman zor olacak ama bir olup bunu da aşacağız. Aşacağız değil mi kızım? “

Simirna babasının elini sıkıca tutup defalarca kez öptü. Onun gözlerindeki endişeyi görüyordu.

” Babacım, sen beni merak etme. Bak buradaki Milli Eğitim Bakanlığı’na başvuru yapacağım Ücretli öğretmenlik için. Başvurum sonuçlanana kadar da fotoğraf makinem ile bol bol gezer dururum artık. E bu sırada da rahat durmaz kendim gibi deli dolu arkadaşlar bulurum. Öncekilere nasıl alıştıysak buna da alışacağız bir şekilde. Sen benim yanımda ol yeter. Haydi yatalım artık çok yorulduk. Ben yatakları çay demlenirken hazırlamıştım. “

” Tamam kızım haklısın yatalım. Sabah erken kalkıp işe gideceğim. “

Murat Bey bahçe kapısını ve evin kapısını kilitledikten sonra odasına giderken Simirna da mutfakta bardakları yıkadı. İki oda bir salon orta büyüklükte olan evlerinde artık herkesin kabuklarına çekilme vakti gelmişti.

Simirna, üzerini değiştirip odasının ışığını kapattı ve annesinin hamileyken kendisi için elleriyle yaptığı bez bebeğine sarılıp duasını etti ve kendisini uykunun kollarına bıraktı.

Murat Bey ise Rahmetli karısı Oya’nın resmini göğsüne bastırmış, göz yaşları içinde dua ederek uyuyakalmıştı.

++++++++++

” Anne, seni çok özledim. ”

” Bende kızım bende seni çok özledim. ”

Simirna etrafına korkuyla bakıyordu.

” Anne neden buradayız? Çok korkuyorum ne olur gidelim buradan! Mezarlıkta gece yarısı ne işimiz var? ”

Simirna annesinin elinden sıkı sıkıya tutmuş karanlık mezarlıkta tek ışık olan yere doğru onu çekiştirmeye başlamıştı ama nafileydi. Annesi bir heykel gibi yerinde öylece duruyordu.

” Anne anne ne olur gidelim buradan. ”

” Kızım, gidemem, sen de gidemezsin. ”

” Neden anne neden?! Ne olur gel gidelim! ”

Simirna hıçkırıklarının arasında göz yaşlarını silerek annesini ikna etmeye çalışıyordu. Burası içini ürpertiyordu. Oldu olası mezarlıklardan korkuyordu.

” Gidemeyiz kızım olmaz! ”

Simirna annesine gitmek için yalvarırken annesinin gözleri aniden simsiyah oldu. Ten rengi grimsi bir renge dönerken tırnakları uzuyordu. Uzayan tırnakları Simirna’nın eline ve bileğine batıyordu.

” Anne canım acıyor yapmaaa!!!! ”

Çığlıklar içinde elini kurtarmaya çalışan Simirna, duyduğu sesle sanki hiç kötü değilmiş gibi daha da kötü olmaya başladı.

Eğer Mert’e karşı bir duygu hissedersen bunu canınla ödersin Simirna! Mert’ten uzak duracaksın! Anladın mı kızım! ”

Simirna daha bir söz söyleyemeden annesi aniden tırnaklarını sapladığı yerden çıkardı ve onu hızla yere fırlatıp gözden kayboldu.

Hızla yere düşen simirna nefes alamamaya başlayıp, gözleri gökyüzü gibi kararmaya başlarken bir sonra bilincini yitirmişti.

++++++++++++

” Hayıııııır!!!! “

Simirna gördüğü kâbusun etkisiyle çığlık atarak uyandı. Elini boğazına götürüp derin nefesler almaya başladı.

Neden böyle bir kâbus görmüştü? Rüyalarında kendisine hep iyi davranan annesi neden kendisine bu kadar kötü davranmış canını yakmıştı? Sorularının cevabı her ne olursa olsun çok korkmuştu.

Titreyen elleriyle gğözyaşlarını silerek yatağına geri uzandı. Ellerini açıp lisede din kültürü dersindeki öğretmeninden öğrendiği duaları okumaya başladı. Dualarını okumayı bitirdiğinde tam gözlerini kapatıp uyuyacakken duyduğu fısıltıyla yerinden sıçradı.

” Ki kim var orada?! “

Korkuyla, babasının uyanmasından korkarak kısık sesle sorduğu sorunun cevabı çok gecikmedi. Simirna bu söylenenlerden sonra yatağındaki nevresimine sarılmış heykel gibi donakalmıştı.

CİNNİHAKİM!!! ELCİNNİHAKİM!!!

~~~~~~~~BÖLÜM SONU~~~~~~~~~~

Bölüm hakkında yorumlarınızı alabilir miyim? 

Oy ve yorumlarınızı bekliyorum?

Tags:

Paylaş
5 Yorum
  1. tuba.38 1 ay önce

    Ay coooook heycanli devami nezaman gelir😊

  2. Bir_okurum 8 ay önce

    Ayyy çok heyecanlı. Diğer bölümleri sabırsızlıkla bekliyorum.

  3. Ladynokta 8 ay önce

    Ablaaa ellerine, emeğine, yüreğine sağlık çok güzel olmuş heyecanla devamını bekliyorum ????❣❣

Bir Cevap Bırakın

© 2021 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account