inCollage_20210412_182845578

Kimseyi küçümseyecek kadar büyük değilsin.

Çünkü gün gelir,

Küçümsediğin her şey için önemsediğin bir bedel ödersin.

TOLSTOY

1. BÖLÜM

Bölüm hakkında görüşlerinizi ve önerilerinizi bekliyorum iyi okumalar.

Hayal ismi gibi yaşadıklarının da hayal olmasını diliyordu ama olmayacak kadar da gerçekti.

Sevdiği adamdan onu artık sevmediğini duymuştu belki de hiçbir zaman sevmediği düşünüyordu.

Ne yapacaktı şimdi ülkesine bir telefon haricinde haber vermeden yanından kaçtığı ailesini gerimi dönecekti. Yoksa onlardan uzakta onlara yaşattığı acıların bedelini mi ödeyecekti.

O kim miydi Hayal Yalçın 22 yaşındaydı ailesinin tek kızıydı bir abisi ve bir de erkek kardeşi vardı.

Annesi ve babası yufka yürekli olsalar da onlara okumak için deyip bir adam ile yaşamıştı bunca zaman bu yaşadıklarını duydukları zaman Hayal onların kendisini eskisi gibi kabul etmeyeceğini çok iyi biliyordu.

Bir yıl önce başvuru işlemlerini tamamladıktan sonra okulunu yurt dışında okumak istediğini okuduğu şehirden telefonda söyleyip sevdiği adamla yani Tarık Şahin ile adeta kaçarak gelmişti Amerika ya.

Tarık, 25 yaşındaydı dalgalı sarı saçları, mavi gözü, uzun boyu ile üniversite de ve özel hayatında birçok kızın peşinde koştuğu biriydi. Hayal onun kendisiyle ilgilendiğini hissetmiş bir süre sonra ona âşık olmuştu sonrası ise yaşanmaması gereken birçok yanlış yapmıştı.

Ailesiyle çok az konuşur olmuştu bu bir yıl içerisinde ama okuluna da devam etmeyi ihmal etmedi. Hayal’in üniversite hayatı geçen ay bitmişti artık Peyzaj Mimarıydı.

Aklı bir karış havada olan yaptığı seçimlerin birçok hayatı etkileyeceğini düşünmeden hareket eden bencil biriydi yani en azından kendisi böyle düşünüyordu.

Hissettiği mide bulantıları yüzünden hastaneye gitmiş ve hamile olduğunu öğrenmişti. Belki kendi durumunda başka bir olsa sevinmez aldırmak isterdi ama o bebekleri çok seviyordu ve anne olmaya hep hayal eden biriydi.

Sevinç içinde eve geldiğinde Tarık’ta evdeydi onun evde olduğuna mutlu olmuştu. Bu mutlu haberi onunla da paylaştı ama duyduğu sözler hiç tahmin edemeyeceği sözlerdi.

Tarık ” kendin fazlalık olmuyormuş gibi bir de başıma bebek mi çıkardın. Senin yüzüne bile zor dayanıyorum son zamanlarda. O çocuğu da senide istemiyorum hayatımda. Seni hiç sevmedim sadece gönül eğlendirdim anladın mı beni aldırır mısın? Doğurur musun? Ne yaparsan yap döndüğümde seni bu evde görmek istemiyorum ” demişti.

Tarık sözlerini sıralamış çekip gitmişti Hayal bu sözlerin ağırlığından sonra burada kalamazdı.

Hayal sevdiği adamın sözlerinden sonra yıkılmış nasıl olur da böyle konuşabilir diye düşünmekten kendisini alamıyordu. Bir yıldır yan yana yaşamışlardı her şey bir oyun muydu diye düşünmeden edemiyordu. Hayır, bu söyledikleri doğru olamazdı tüm o yaşananlar oyun olamazdı. Ona dokunuşu söylediği sevgi sözleri bunların hepsi yalan olamazdı.

Bugüne kadar beraber kullandıkları odaya girip bavulunu çıkardı kendine ait bütün eşyaları topladı.

Birde bebeğini aldırmasını söylemişti öyle bir şeyi asla yapmayacaktı.

Kendisine henüz itiraf edemese de sevdiği adamın bencil ve çıkarcı biri olduğunu beraber yaşadıkları bir yıl içerisinde çok iyi anlamıştı. İlerde çıkarı için çocuğunu kullanmasını istemiyordu bunun için bir yol bulmalıydı.

Evet, bebeğini doğuracaktı yaşı belki küçüktü ama bugün bu yaşadıklarından sonra fazlasıyla olgunlaşmıştı. Bebeğine nasıl kıyardı kendi suçlarının cezasını ona kesemezdi.

Kendisine ait tüm eşyalarını büyük bir bavula yerleştirip ayrılmıştı hayallerinin yıkıldığı o evden. Sevmiyorum diyen bir adamın peşinden koşacak kadar düşmemişti daha.

Nereye gittiğini bilmeden yollarda bavuluyla uzun zaman dolaştı. Etrafına baktığında gördüğü küçük şirin pansiyona doğru yürüdü. Pansiyona ulaşınca girişini yaptırıp odasına yöneldi.

Şirin bir pansiyondu bir süre burada kalacaktı. Eşyalarını odadaki küçük sayılabilecek tek kişilik kıyafet dolabına yerleştirdi. Odada çok bir eşya yoktu tek kişilik yatak ve dolap yatağın yanında bir çekmeceli komodin üstünde gece lambası vardı. Oda da bulunan bir kapı daha vardı orası da banyo ve lavabo olmalıydı.

Dolaptan kişisel eşyalarını çıkarıp yatağın üstüne bıraktı. Banyoya adımladı bugün fazlasıyla üzüldüğü ve ağladığı için kasları da kendi de çok gergindi yüzünde kurumuş tuzlu gözyaşları artık fazlasıyla rahatsız edici olmuş sıcak bir duş iyi gelecekti. Banyoya girip etrafa bir göz atmıştı temiz bir banyo idi pansiyon sahibinin odalarla özel ilgilendiği belli oluyordu.

Tekrar odaya dönüp kıyafetlerini aldıktan sonra banyoya girdi. Kısa ama rahatlatıcı bir duştan sonra yatağına uzanmıştı. İşte dayanma süresi buraya kadardı gözlerinden damla damla yaş akarken ne yapması gerektiğini düşünüyordu.

Tekrar gidip onunla konuşmalı mıydı hayır bunu yapamazdı o kadar gurursuz değildi. Ama bebeği için bunu yapmalı onunla son kez konuşmalıydı. Ağlaması iç çekişlere dönmüş daha sonra da kâbusların gebe olduğu bir uykuya dalmıştı. Sabaha kadar kâbuslarla savaştı sabahın erken saatlerinde uyanmıştı.

Daha fazla uyumak istememişti akşam yemek yemediği için acıkmış midesi boş olduğu için karnı ağrımıştı. Bir anda büyük suçluluk hissetti nasıl bir anneydi bebeğini aç bırakacak kadar mı kendi hayatının sorunlarına dalmıştı.

Gözleri dolmuş bir şekilde yataktan kalktı sık sık duygu değişimleri yaşamak Hayal’ i mutlu mu etse üzülse mi bilememiş bebeğinin katkısı olduğu için sevinmeye karar vermişti. Yataktan kalktıktan sonra üzerini giymiş yüzünü yıkamış dışarı çıkmaya hazır halde kapıya yönelmişti.

Odadan çıkıp resepsiyona yöneldi kahvaltı servisinin kaçta başlayacağını sorduğunda sabahın erken saatlerine rağmen işe giden konuklar için kahvaltı servisinin açılmış olduğunu öğrendi.

Tıka basa karnını doyurmuş içi rahatlamıştı yemek yediği süre boyunca bir eli karnından nadir ayrılmıştı. Bir gün de olgunlaşmıştı sanki. Hayal artık adımlarını sağlam ve planlı atmaya karar vermişti. İlerde o adamın peşine düşüp almasından korkmuyor da değildi. Evet, Hayal için artık Tarık o adamdı bir gecede ona olan sevgisi de aşkı da bitmişti.

Ama birazdan pansiyondan ayırıp onunla son kez konuşacaktı. Eğer yine aynı şeyleri söylerse yıkılsa da aklında olan planı uygulayacaktı. Yemekten sonra odasına çıkıp üzerini değiştirdi. Eşyaların arasında bulunan içinde sadece birkaç tane boş kâğıt olan dosyayı eline aldı. Kol çantasına özenle yerleştirdi dosyayı. Bu işte tamam olmuştu sıra düne kadar sevdiği güvendiği bugün ise nefret dahi beslemediği adamın yanına gitmek kalmıştı. Otelden çıkmadan önce resepsiyon görevlisine anahtarını teslim etti ve bir gün daha kalacağını söylemeyi de ihmal etmedi.

Bir taksiye binip dün gece ağlayarak ayrıldığı o eve geri döndü ama bu sefer aşktan gözü kör olmuş hiç bir şeyin farkında olmayan Hayal değildi.

Taksi evin önünde durduğun da parayı ödeyip indi. Evin kapısına ulaştığında zile basacakken çantasında anahtarı olduğu aklına gelince kapıyı kendisi açıp girdi.

Evde sessiz gibi gözükse de salona girdiğinde dağılmış kıyafetleri gördü erkek ve kadın kıyafetleri içinde bir parçanın daha kırılmasına sebep olmuştu nedenini az çok biliyor olsa da konduramıyordu düne kadar sevdiği adama.

Beraber kaldıkları odaya yöneldi kapı aralıktı içeriye bir kez bakması yetmişti. Artık onun için Tarık diye biri kalmamıştı.

Bir yıl önce onun sözlerine kanıp buralara gelmişti hem de ailesini arkasında bırakıp. Biraz önceki sahnenin etkileri bedenini sarsıyor ağlama isteği uyandırıyordu. Ama ağlamayacaktı bu adam için döktüğü tek gözyaşı kâğıdı imzaladığında olacaktı.

Tekrar salona döndü dağılmış odada tek oturmayı düşündüğü yer yemek masasının sandalyesi idi. Bir saat boyunca orada sessizce bekledi düşündü ne yapması gerektiğini hangi adımları atması gerektiğini düşündü.

İçeriden gelen tıkırtılardan sonra salon kapısının önünden mutfak bölümüne geçen Tarık’ı gördü. Kendini belli etmek için bir harekette bulunacakken gözüne çarpan karaltıya çoktan dönmüştü Tarık.

Yüzünde önce şaşkın bir ifade varken daha sonrasında sinirli ve kızgın bir ifadeye dönüştü. Tam bağırıp neden burada olduğu için hesap soracakken Hayal bir kırıklık daha istemediği için önce davranıp kısık sesle konuşmuştu.

” otur Tarık karşıma buraya ne yalvarmak için ne de hesap sormak için geldim bir soru soracağım cevabımı alıp gideceğim ” demişti.

Tarık ondan böyle bir konuşma beklemediği için şaşırmış olsa da bir yandan da mutlu oldu. Sonunda kurtulacaktı ondan başına birde çocuk çıkarmıştı iyice soğutmuştu kendinden. Zaten onunla ilişkisi çoktan bitmiş olmalıydı. Sevmiyordu sadece gönül eğlendirmişti bir zamanlar ve artık işi bitmişti.

Madem kendisi kendi isteğiyle çekip gidecekti hayatından o zaman pekâlâ sessizce dinleyebilirdi.

Masanın yanına gidip Hayal’in karşısındaki sandalyeye oturdu ve konuşmasını bekledi.

Hayal onun oturmasıyla konuşmaya nereden başlayacağını düşünüyordu. Asıl konuyu sormalıydı önce sonra gereken şeyi yapacaktı. Sonunda karar vermiş derin bir nefes alıp başlamıştı konuşmaya ” sana tek bir soru soracağım ve tek bir cevap istiyorum bu bebeği gerçekten istemiyor musun? ” diyerek Tarık’tan cevap bekledi.

Karşısındaki adamın tereddüt edeceğini düşünmüştü ama Tarık yine onu şaşırtmış bir saniye bile duraklamadan kendisine yönelttiği soruyu cevaplamıştı.

Tarık ” istemiyorum senin ile alakalı hiçbir şey beni ilgilendirmiyor anladın mı şimdi çık git evimden bir yıl boyunca sana yeterince zor dayandım zaten artık yüzünü dahi görmek istemiyorum ” demişti.

Hayal ise karşısındaki adamın bu yüzünü bunca zaman nasıl fark edemediğini düşünüyordu. Kendini geçmişti artık ama canından kanından bir parçayı nasıl istemezdi kesinlikle bunca zaman kör olmuştu görmemişti gerçekleri.

Hayal onun bu sözleri üzerine çantasındaki dosyayı çıkardı. Yavaş hareketlerle dosyadan bir tane boş bir aldı. Kalem ile beraber kâğıdı Tarık’ın önüne uzattı ” söylediklerimi yaz ve imzala o zaman imzaladığın an ne senin bir daha karşına çıkacağım ne de onun üzerine bir hakkın kalacak sende bunu istemiyor musun zaten ” diyerek karşısındaki merhametten yoksun adamın karşısında dik durmaya çalıştı.

Tarık duyduklarıyla mutlu olmuştu kâğıdı ve kalemi alıp Hayal’in söylediklerini harfiyen yazıp imzalamıştı. Hem ne malumdu çocuğun ondan olduğu kendisi onu kandırıp birçok gece dışarıda geçirmişti gecesini o da yapmış olabilirdi. Hem kendi çocuğu olsa dahi istemiyordu bu kadından bir çocuk daha gençti önünde uzun zamanlar vardı.

Hayal onun imzaladığı görünce burukta olsa sevindi. Artık bebeğini ondan alma ihtimali kalmamıştı kâğıdı ve kalemi uzanıp elinden aldı.

Dosyaya özenle yerleştirdikten sonra oturduğu yerden kalktı.

 ” artık karşına dahi çıkmayacağım yakında buradan gitmiş olurum. Eğer bir gün olur da karşılaşırsak yüzüne dahi bakmayacağımı bilmelisin bu senin son konuşmam hayatında umarım beni kırdığın kadar kırılırsın bu da sana bir anne olarak ilk ve tek bet duam olsun ” dedikten sonra eve girerken kullandığı anahtarı masaya atmış geldiği gibi sessizce ayrılmıştı.

Tarık ise onun sözlerini kulak asmamış sadece bir daha karşılaşmayacağı için mutlu olmuştu. Nereye gideceği bebeği aldırıp aldırmayacağı da umurunda değildi.

Hayal sevdiği adamın kendisini kandırması ile yıkılırken Türkiye de bir genç adam da onunla aynı duyguları paylaşıyor her ikisinin sevdiğinden aldığı darbe ile kalbi paramparça olmuştu.

Emir DEMİRHAN 28 yaşında, açık kahverengi saçlı, koyu mavi gözlü, uzun boylu biriydi. İstanbul’un saygın ve bir o kadarda zengin ailelerinden biri olan Aslı ve Mehmet Demirhan ailesinin tek çocuğuydu.

Babası ne kadar insanları küçümsemeyen yardımsever biri ise annesi bir o kadar sosyetenin ileri gelenlerinden olup tek kötü özelliği insanları zenginlik ve fakirliği ile eleştiren biriydi.

İkisini de ayrı ayrı çok seven Emir sadece annesi ile kendisi zengin bir aileden biriyle evlendirmek istemesi konusunda tartıştığı zamanlar olurdu. Bir süre önce sevgilisi Buse KARAL’ ı ailesi ile tanıştırmış annesinin onayını almıştı.

Buse KARAL ile bir kaç aydır tanışıyordu ve onun yanında kendisini mutlu hissediyordu. Sevgilisinin ailesi de tanınmış zenginlerden biriydi. Zaten bu sayede annesinin onayını alabilmişti ama babasının bu işe sıcak baktığı söylenemezdi.

Mehmet Bey oğlunun mutluluğunu bozmamak için bu konuda ona bir şey söylememiş oğlunun arkasında durmaktan da vazgeçmemişti.

Emir akşam saatlerinde sevgilisinin kaldığı evin salonunu gül yapraklarıyla kokulu mumlar ile süslemiş sipariş ettiği yemekler ile romantik bir masa hazırlamıştı. Buse ile sabah telefonda konuşmuş bugün geç saatlere kadar çalışacağını söylediği için sevgilisinin akşam erkenden eve geçeceğini öğrenmişti.

Her şey hazır olduğunda ışıkları kapatmış sadece mumların loş bir ışık verdiği bir alan oluşmuştu. Bir süredir salonda bulunan tek kişilik koltuğa oturmuş elindeki yüzük kutusunu açıp kapatarak sevgilisinin gelmesini bekliyordu.

Buse’nin kendisine erken saatlerde eve geçeceğini söylemesine rağmen hala neden evde olmadığını düşünüyordu. Bir kaç dakika sonra cama vuran araba farının ışığı ile geldiğini anlamıştı. Oturduğu koltuktan kalkmamış sessizce sevgilisinin eve girip salona gelmesini beklemişti.

Bir dakika geçmişti ki kapı açılmış içeriye iki kişinin sesi duyulmuştu. Emir sevgilisinin yanında bir arkadaşının da geldiğini düşünmüştü. Işıklar açıldığında sevgilisini bir başka adamın kucağında göreceğini hiç düşünmemiş aklının ucundan dahi geçirmemişti.

Donmuş kalmıştı sanki Emir, salona öpüşerek giren ikili ise henüz Emir’in orada olduğunu ve salonun güller ve mumlar ile süslenmiş olduğunu fark etmemişlerdi.

Nefes almak için ayrılan Buse ve adam ise salondaki farklı havayı sonunda fark etmiş Emir’in bulunduğu tarafa bakmışlardı. Adam Emir’i tanımadığı veya pek umursamadığı için kim olduğunu bile sormamıştı.

Buse ise Emir’i gördükten sonra adamın kucağından inmiş açıklama yapmak için konuşmaya başlayacakken Emir sağ elini kaldırarak onu susturmuştu. Açıklayacak ne vardı ki her şeyi gözleriyle görmüştü konuşmaya bile değmeyeceğini düşünüyordu.

Elinde hala tutmak üzere olduğu yüzük kutusunu ceketinin cebine koydu.

Emir bulunduğu bu çirkin ortamdan uzaklaşmak için salonun çıkışına doğru bir kaç adım atmıştı ki sormadan dayanamadı.

” Neden Buse o kadar mutluyken birbirimizi seviyorken bunu bize neden yaptın bende ki de soru şimdi seviyor olsan yapar mıydın? Yapmazdın! Bir daha benimde ailemin de karşısına çıkma ” demişti.

Buse ” bak açıklayabilirim bir anlık bir hataydı arkadaşlarla bir iki kadeh içtik düşünme yetimi kaybettim sanki. Sen de geç saate kadar eve gelmeyeceğim deyince sandım ki sen beni ” demişti ki Emir onun üzerine yürümüş son kelimelerini söylemesini engellemiş,

” Sakın devamını getirme kalbini kırarım ben burada seni heyecan ile beklerken sen beni aldattın inanamıyorum hala bana bunu yaptığına bir daha karşıma çıkma ” demiş hızla kapıya ulaşıp çarpıp çıkmıştı.

Buse ise ne numaralar ile elde etmeye çalıştığı adamı elinden kaçırdığı için sinirliydi. Kendi ailesi de zengindi ama şuan elinden kaçırdığı fırsat kadar değildi. Ne yapıp edip ona kendini affettirmeli yine onu kendi yörüngesine çekecek bir yol bulmalıyım düşünceleri beyninde dolaşmaya başlamıştı bile.

Emir evden çıkınca arabasına binmiş son sürat sahile sürmüştü. Kendisine o kadar sinirliydi ki nasıl inanmıştı onun güzelliğine saflığına kim bilir kaç sefer yapmıştı.

Düşünmek istemiyordu artık onu ve görmekte o günden sonra kendini işine vermiş aile şirketi ile daha çok ilgilenir olmuştu. Annesi sürekli Buseyi soruyor Emir ise ona bu konu hakkında tek kelime dahi etmiyordu. Bir süre sonrada yurt dışında ki çalıştıkları firmalardan birinde sorun çıkmış Emir de bunu fırsat bilip ailesinin sorularından böylece kaçmıştı.

Tags:

Paylaş
5 Yorum
  1. Mldsdt 6 ay önce

    Emegine saglik guzel bir bolum olmus ama çok cabuk bitti😂😂

  2. Mldsdt 7 ay önce

    Emeğine sağlık harika bir bolum olmus

  3. Sumeyye Aldemir 8 ay önce

    Emeğine sağlık cnm harika bir başlangıç Allahtan diğer bolüm yayinda hemen onuda okuyacam

  4. 0107SUMMER 8 ay önce

    Devamını merakla bekliyorum

  5. Mldsdt 8 ay önce

    Güzel bir hikayeye benziyor emeğinize sağlık.

Bir Cevap Bırakın

© 2021 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account