20211227_230829

1. BÖLÜM: Yangın

Es Selamu Aleyküm

Yeni bir kurguyla geldim umarım severek okursunuz, daha fazla bekletmek istemedim arada inşallah bölümler atacağım.

Keyifli okumalar oy ve yorumlarınızı bekliyorum.

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

Geçmişini silebilir miydi insan? Genç kadın zorlanmış olsa da geçmişindeki yaralarını silip hayatına devam ediyordu. Sıkıcı bir günün sonuna doğru işler bitmeye başladığı için az da olsa sevinmeye başlamıştı. Bilgisayardan işlerini hallediyordu, son grafik tasarımları da dosyaya ekledikten sonra bilgisayarı kapattı. Eşyalarını toplamalı ardından eve gidip yemekten sonra dinlenip uyumalıydı. Fazlasıyla yorucu bir gün geçirmişti hiçbir şeye hali yoktu.

” Hey güzellik birlikte yemeğe gidelim mi ne dersin?”

Bu sözler her fırsatta kendine kur yapan yılışık Ceyhun’a aitti. Aynı üniversitede okumuşlardı ama bölümleri farklıydı, ortak arkadaşları vardı bu şekilde tanışmıştı onunla. İçinden ah keşke tanışmaz olaydım diye geçiriyordu. İş konusundaki yardımı olmasa hâlâ çoğu yere özgeçmişini yolluyor işe girmek için bekliyor olurdu. Karşısındaki adamın ona yaptığı en büyük iyilik işi olmuştu. Kendisinden fazlasıyla hoşlandığını bilse de yüz vermiyordu sadece arkadaşca yaklaşıyordu ona. Dosyaları toplayıp masasını toparlarken sıkılmış bir nefes verdi.

“İstemiyorum Ceyhun istediğin kişiyle yemeğe çıkabilirsin.”

Dudağını bir çocuk gibi bükürken hâlâ evet demesini bekliyordu. Dilruba içinden çok beklersin diye söyleniyordu. Hızlıca hazırlanıp çıkmak için kalktığında patron gelip bazı işlerin aksadığını bu yüzden biraz geç çıkmaları gerektiğini söyledi. Amerika yine sonsuz yoğunluğuyla buradayım diyordu ona. Hayatını değiştirdikten sonra üniversite eğitimini Amerika’da yapmış yüksek lisansının bitmesini bekliyordu. Bir yıl daha buradaydı ve alışmıştı artık. Los Angeles şehri fazlasıyla büyük ve göz alıcı olsa da   vatanını özlemişti genç kadın. Türkiye’yi özlese de buradaki işini ve eğitimini sonuçlandıramıyordu, üstelik tek başına daha rahattı. Sadece ev arkadaşı Sofia vardı yanında. Sıkılmış bir nefes verip tekrar oturdu masasına. Ceyhun beklenti dolu bakışlarını genç kıza çevirip gülümsedi.

” Madem bu akşam buradasın ben de gitmiyorum hatta yemek söyleyeyim burada birlikte yeriz olmaz mı?”

Kaçamayacağını anlayan Dilruba oflayıp başını salladı. Madem gidemiyordu evine o halde yemeğini mecburen iş yerinde yiyecekti. Ceyhun sipariş verirken Dilruba oturduğu koltuğunda sırtını dikleştirip önündeki dosyalara döndü. Yemekten önce ne kadar çok iş yaparsa eve de o kadar erken ulaşacağını düşünüyordu. Ceyhun gelen yemeği alıp Dilruba’nın karşısına oturdu. Genç kadın karşısındaki adama umut vermese de bu akşam yemeğini onunla yiyecekti.

Şirkette tek tük çalışanlar kalmıştı mesai uzamıştı. Dilruba  yemeğini yedikten sonra adeta kovmuştu Ceyhun’u çünkü karşısında oturup genç kadının dikkatini dağıtıyor işine mâni oluyordu. Ceyhun iyi biriydi ama onu sevmiyordu sadece arkadaşıydı başka bir duyguya yer yoktu onun için. Son dosyayı da inceleyip karşısındaki bilgisayar ekranına gerekli bilgileri kaydetti. Bilgisayarı kapatıp eşyalarını toplarken duydugu siren sesiyle irkildi. Ve ardından gelen anons. Şirkette yangın çıkmıştı ve Dilruba’nın olduğu kata çok yakın bir mesafedeydi. Korkuyla çantasını toplayan genç kadın hızlıca ceketini giyinip çıkmaya koyuldu. Telefonunu unuttuğunu farkında bile değildi. Kapıya vardığı an karşısında Ceyhun’u bulduğunda durumun ciddiyetinden haberi olduğunu anladı.

“Dilruba çabuk çıkmamız lazım hemen alt katta yangın çıkmış ve hızla yayılıyor.”

Dilruba onaylar biçimde başını sallarken Ceyhun bileğinden tutmaya yeltendi. Dilruba kaşlarını çatıp bileğini kurtardı ve sesine aldırmadan bağırdı.

” Sana kaç defa bana dokunma dedim ama yine yapıyorsun. Bana bak Ceyhun iyilik yaptın sayende burada çalışıyorum diye emrin altına gireceğimi sanma. Gerekirse başka yerde çalışırım haddini aşma.”

Ceyhun bozulsa da umursamayıp çıkmaları gerektiğini tekrarladı. Asansör çalışmıyordu,  şirkette az sayıda kişi kalmış olsa da herkes dehşet içinde bağırıp kaçıyordu. Yangının olduğu kattan inmek zorlaşmaya başlamıştı Ceyhun genç kadına bakıp korkuyla araladı dudaklarını.

“Buradan çıkmamız mümkün değil üst katlara gidelim yangın merdiveninine gideriz orası güvenli ise şanslı sayılırız.”

Dilruba onaylayan bir bakış atıp hızla üst kata çıkmaya başladı. Alevler giderek artıyor sıcaklık onu bunalıyordu. Dilruba aceleden telefonunu unuttuğunu fark ettiğinde Ceyhun onu beklemesi gerektiğini söyleyip telefonu almaya gitti. Dilruba yangın merdivenin yerini bilmiyordu şirkette her yeri gezecek vakti olmamıştı. Zaten yaklaşan duman ve bıraktığı kokusu etrafı daha çok karıştırmasına neden oluyordu. Bekledi fakat Ceyhun gelmiyordu buradan çıkmalıydı üst kattaydı ama yangının boyutunu bilmiyordu. Korkuyla kapıya yöneldiğinde merdivenlerin alevlere teslim olmak üzere olduğunu fark etti. Hızla koşup üst katlara çıkmaya karar verse de yerin sıcaklığı ona engel olmuştu. Alevler çok yakındı tekrar kaldığı kata girip odalardan birine sığındı.

Pencereye yaklaşıp  hızla açtığında dışarıda büyük bir kalabalığın olduğunu gördü. İtfaiye gelmişti söndürme çalışmaları yapılıyor olmalıydı. Sesini yükselterek yardım istedi ama genzine dolan duman kokusu midesini alt üst etmişti. Kapattığı kapıya baktı kapının alt kısmından dumanlar içeriye doğru yayılıyordu. Pencereden gelen hava ona yetmiyordu, kapana kısılmış gibi kaldığında dayanamayıp şiddetle öksürmeye başladı. Boğazı zehirli dumanla yanarken alevler kapıyı yakarak odaya girmişti bile. Hayatının en büyük kabusunu yaşıyordu içten içe dualar ettiği Rabbine sığınıp “Kurtar beni Allah’ım.” diyordu.

Zihni geçmişinde acı hatıralar bırakan o kara güne döndü. Daha çocuk sayılabilecek bir yaşta yaşadığı o iğrençlikten sonra zorla evlendirilmiş iki yıl sonra daha 17’sinde bir genç kızken ölümü göze alarak kaçmış ve sonunda ölümden dönmüştü. O gün bugünle  aynıydı, ölümü hissetmişti ve her an öleceğini düşünmüştü. Yediği dayağı kırılan bacağını hatırladı, gözleri yaşla dolarken nefes almak imkansızmış gibi gelmeye başladı. Evli olduğu adamdan delicesine kaçmış sonunda onun kirli elleriyle ölüme yaklaşmıştı. Hatırlamadığı bir çok ameliyat ve uzun süre yoğun bakımda kalması dudaklarında haykıramadığı bir çığlık olarak kaldı.

Uyandığında karşısında o iğrenç adamı görmeyi hiç beklememişti, tek isteği ondan sonzuza kadar kurtulmaktı. Kurtuluşu ise kendisini namussuzmuş gibi göstermek olmuştu. Ondan kurtulmuştu ve hayatına farklı bir yön vermişti. Artık hiçbir erkek  onu üzemeyecek kalbini kıramayacaktı. Kendine öyle kalın bir ağ örmüştü ki kimsenin o ağa dokunmasına izin vermiyordu. Ve Dilruba bir kez daha vücudu acılarla dolu korkunç bir gece geçiriyordu. Yanarak ölmek nasıl bir duygu acaba diye geçirdi içinden. Çok kötü olmalıydı insanın vücudunun yanması dayanılmaz bir acı duyması anlamına geliyordu.

Oda dumanlarla ve yaklaşan alevlerle dolarken Dilruba öleceğini düşündü. Pencerenin dibinde şiddetle öksürmeye devam etti alev kapının ortasında kaldığını bilmiyordu. Alevler giderek yaklaşıyor o ise bu delikten çıkacak bir yer bulamıyordu. Alevler giderek ona doğru yaklaşırken Dilruba vücudundaki sıcaklıkla çığlık attı. Kolları ve bacakları yanmış mıydı canı çok yanıyordu. Ölümün sıcak nefesini bir kez daha hissetti iliklerinde ama bu seferki fazlasıyla can yakıyordu.

************

Genç itfaiye eri yangın çıkan şirkete geldiklerinde yangına arkadaşlarıyla  müdahale etti. Sadece üst kat kalmıştı, yangın hâlâ devam ediyordu. Çok sayıda yaralı vardı ve bir çoğunun durumu kötüydü. İçeride kimsenin olmadığını düşündükleri için yerini arkadaşına verdi. Telsizine gelen anons ile gözleri büyürken hızla yangının olduğu kata asansör ile çıkıp içerideki kişiyi kurtarmalıydı. Diğer arkadaşları  merdiven boşluğundaki alevleri söndürüyordu.

Pencereden hızla içeri dalan itfaiye eri alevlere müdahale ettikten sonra yerde acıyla kıvranan kıza baktı. Kurtarmalıydı onu yoksa ikisinin de hayatı tehlikeye girecekti. Genç kadın bedenini tutan bir el fark ettiğinde açtığı gözlerini saliselik farkla tekrar kapattı. Gözleri yanmıştı zehirli dumandan. İtfaiye eri genç kızı kucağına aldığında pencereye yönelip kendilerini bekleyen merdivene dikkatle çıktı. Bir hayat daha kurtarmanın mutluluğunu yaşıyordu genç adam.

Dilruba ambulansa alındığında hemşire kendisini bekleyen ağır yanıkları olan hastaları olduğu için itfaiye erine kremi uzatıp bunu yanık yerlere sürmesini istedi. Genç adam görevi olmasa da başını sallayıp sedyede uzanan kızın ağzına hızlıca oksijen maskesi taktı. Yüzü is içinde kalan Dilruba çektiği oksijen ile kendine gelmeye başladı. Öksürükleri devam ederken genç adam ona yardım ediyordu. Ellerini dezenfekte eden adam kızın hafif yanan kollarına kremi sürmeye başladı. Dilruba hiçbir erkeğin kendisine dokunmasına müsade etmezdi sadece hastalık gibi durumlarda kendisine engel olabiliyor bu durumu sorun etmiyordu. Dilruba kendisini alev kapanından kurtaran itfaiye erine teşekkür ettikten sonra aklına kendisini orada tek bırakan arkadaşı geldi. Acıyla ufak da olsa inleyip kendisini bırakıp giden Ceyhun’ a küfürler savurdu ardından kendi kendine nasıl olsa anlamıyor diyerek Türkçe konuştu.

“Aptal Ceyhun beni bırakıp kaçıp gitti az daha ölüyordum. Bundan sonra görür o yemeği yüzüne bile bakmayacağım şerefsizin.”

İtraiye eri anlıyormuş gibi hafifçe tebessüm etse de genç kıza yaklaşıp vücudunda başka yanıklar var mı diye kontrol etmeye başladı. İngilizce sorduğu soruya genç kadın cevap verdi. Vücuduna krem sürüldükten sonra itfaiye erine baktı genç kız. Erkekler dikkatini çekmezdi ama bu adam farklıydı. Dikkatle kendisiyle ilgilenen itfaiye erinin yüzünü inceledi. Düzgün yüz hatlarına sahipti ve fazlasıyla yakışıklıydı. Elaya çalan küçük çelik gözleri vardı, alnı geniş dudakları dolgundu. Daha önce gördüğü tüm erkeklerden daha karizmatik görünüyor diye düşündü. Ah ne kötü, adam kesin Amerikalı olmalıydı, yüzünde Türke benzeyen bir emare görmemişti. Genç adam onun yüzünü ıslak mendil ile incitmeden silerken umursamadan konuştu.

“Ne kadar da yakışıklı ama gel gör ki Amerikalı modellere benziyor. Türk olsaydı ne güzel olurdu.”

Genç adam çarpık şekilde gülümsedi, Dilruba ise o gülüşte adeta kayboldu. Genç adam Dilruba’ya öyle yakın duruyordu ki neredeyse nefesini duyuyordu. Tekrar araladı dudaklarını genç kadın.

“Ah şimdi kapkara olmuştur yüzüm çok çirkin görünüyor olmalıyım.”

Güzeldi Dilruba ve buna fazlasıyla dikkat ediyordu kimsenin onu günlük haliyle görmesine izin vermiyordu. Makyaj adeta bir maske misali her daim yüzündeydi. Genç adam gülümseyip kendisine bakan kadına döndürdü harelerini dudaklarını alaycı bir tavırla kıvırıp hafifçe güldü.

” Kendini hafife alma bence bu halinle bile fazlasıyla güzelsin.”

Dilruba ağzı açık kalmış şekilde kalakaldı. Off rezil olmuştu kesin Türkçe bilmiyordur diye düşünürken her dediğini anlamıştı genç adam öyle mi? Genç adam geri çekilirken oksijen maskesini eliyle tutup Dilruba’nın daha iyi nefes almasına yardımcı oldu.

” Sen Türkçe konuştun ama Türklere benzemiyorsun.”

” Benzemiyorum çünkü anneme çekmişim, annem Amerikalı babam ise Türk.” diye yanıtladı genç adam.

“Özür dilerim kötü bir geceydi saçmaladım bu arada isminiz nedir?”

Genç adam hoşuna gitmiş gibi gülümsedi. “Özür dilemene gerek yok bunlar senin düşüncelerin ve bundan dolayı seni yargılayacak değilim.”

Dilruba utansa da belli etmeye hiç niyeti yoktu. ” Adım Asaf daha doğrusu Ömer Asaf sizin isminizi öğrenmemde bir sakınca var mı?” dediğinde Dilruba gülümsedi.

“Tabi ki yok. İsmim Dilruba bu arada tekrar teşekkür ederim hayatımı kurtardınız.”

” Görevimiz bu  tanıştığıma memnun oldum buralarda  pek Türk arkadaş  yok belki bir ara görüşürüz belli olmaz.”

“Tabi neden olmasın ama bu sefer buluşacağımız yer yangın yeri olmasın.”

Asaf gülümserken genç kızın ne kadar güzel olduğunu fark edip bakışlarını çevirdi. Haramdan her daim sakınmaya çalışsa da bazen nefsine yenuk düşmesi onu hep pişmanlığa sürüklüyordu.

Tags:
Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2022 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account