1. Bölüm 

Bu sabah alarm’dan önce uyanmıştım. Saat’e baktığımda alarm’ın çalmasına beş dakika falan vardı. Annem daha odama girmediği için yatakta biraz keyif yapmaya karar verdim. Alarm’dan ne zaman önce kalksam hep yatak keyfi yapardım beş dakika’nın ne çabuk geçtiğini anlamasam da çalan alarm’ı kapatarak yataktan çıktım çıkmasam annem sanki hissediyormuş gibi hemen odama giriyordu. Gardıroptan üstüme siyah boğazlı bir kazak altına da mavi bir pantolon alarak giyindim. Odamda bir lavabo olmadığı için odamdan çıkarak koridor’un sonunda ki banyoya doğru gitmeye başladım tam o anda odasından çıkan kardeşim enesle göz göze geldik. Aynı anda bakışlarımız lavaboyu bulup tekrar birbirimizi bulunca koşmaya başladık lavaboya ilk giren kazanırdı biz her sabah böyleydik kardeşimle beni itip lavaboya girince sinirle kapıya tekme attım bu girdiğinde bir saat çıkmazdı. Tabi bende bir saat kapıda bekleyemeyeceğim için annem’in odasında ki banyoya girerek ihtiyaçlarımı giderdim. Enes annem’in odasına izinsiz girmeye korktuğu için ortak banyoyu kullanır eğer ben icerideysem mecburen beklerdi ama ben beklemezdim. Annem’in odasından çıkarken duvarda ki aile fotoğrafımıza baktım ne kadar mutluyduk o zamanlar babam albay derviş karaaslan çıktığı bir operasyonda teröristlerin kurduğu bir pusuda şehit olmuştu onunla beraber dört askerimizi de şehit vermiştik anılar zihnimde canlanınca gözlerimden bir damla yaş düştü yanağıma ama hemen sildim ben bir şehit kızıydım ağlamak bana yakışmazdı babam’ın hemen arkasında babam’ın izinden giden abim teğmen ateş karaaslan babam gibi askerdi ama rütbesi düşüktü. Asıl mesleği avukatlıktı ama babam şehit düştüğünde üniversiteyi yeni bitirmişti babam’ın intikam’ını almak için askeri sınavlara girmiş teğmen olarak ığdırda görev yapıyordu. Bir çok görev’e gitmişti gitmeye de devam ediyordu. O görev’ e gideceğini haber edince annemle korku dolu bir bekleyiş sarıyordu beni onunda babam gibi şehit olmasından korkuyorduk onu da kaybetmek istemiyorduk ama ölüme çare yoktu. Abim her konuşmamızda

“bir gün elbet bende şehit olacağım sakın ağlamayın siz şehit ailesisiniz size ağlamak yakışmaz” derdi. Eğer bir gün şehit olursan abi sözüm söz ağlamayacağım. Fotoğrafa daha fazla bakmadan çıktım odadan annem sanki odasından çıktığımı anlamış gibi

“Ezgi hadi kahvaltı hazır seni bekliyoruz “diye bağırdı ona yanıt vermeden merdivenlerden inerek mutfağa girdim annem baş köşede kardeşim enes onun sağ tarafına oturmuştu. Tezgahtan çaydanlığı alarak annem’in ve kendim’in bardağına çay doldurup yerime annem’in sol tarafına oturdum enes kaşlarını çatıp bana bakınca aynı şekilde kaşlarımı çatıp ona baktım benim anlamadığımı anlayınca gözlerini devirip açıklamaya başladı.

“Abla benimde bardağıma çay katsana” dedi bu çocuk beni iyice bu evin hizmetçisi sanıyordu

“Elin kolun yok mu senin var kat kendin”dedim bana tekrar göz devirip kendine çay katınca gülümseyerek kahvaltıya başladım. Kahvaltı sessiz gecerken telefonumun calmasıyla bakışlarım masada ki telefona kaydı. Arayan abimdi neşeli bir şekilde telefonu elime alarak yanıtlama tuşuna bastım

“Alo abim” dedim sevinçli sesimle onu o kadar özlemiştim ki aramasını sabırsızlıkla bekliyordum. Tek ben değil annem ve eneste bekliyordu. Annem abi dediğimi duyunca heycanla bana baktı

“Ezgim” dedi abim

“Abi nasılsın?” Diye sordum titrek sesimle abim sanki ağlayacağımı anlamış gibi

“Şşşt o sesini düzelt bakalım prenses” dedi ne kadar büyümüş olursam olayım abim bana prenses diye seslenirdi.

“Tamam tamam ” dedim hemen

“İyiyim prenses siz nasılsınız ?” Diye sordu gülümsedim

“İyiyiz abi seni özlüyoruz sadece ” dedim

“Bende sizi özlüyorum annem nasıl enes nasıl? ” diye sordu annem ver işareti yapınca

“Kendisine sor ” diyerek annem’e verdim telefon’u annem telefon’u kapar gibi elimden alınca kıkırdadım

” oğlum” dedi titrek sesiyle bu yönden benzerdik annemle oda duygusaldı bende

“Tamam oğlum ağlamayacağım söyle sen” dedi annem merakla annem’e baktım abim ne diyecekti ki annem’i önceden uyarıyordu Düşüncelerden cıkarak annem’ i dinlemeye başladım

“Ne! Oğlum nasılsın? Nasıl oldu? Buraya gel annem” dedi annem ağlarken annem böyle değince anlamıştım abim vurulmuştu.

“Tamam oğlum diyeyim ona ama buraya gelsen iyi olurdu tamam tamam anladım” diyordu annem enesle ben merakla annem’ e bakarken annem telefon’u enes’e verdi enes abimle konusurken ben merakla annem’e baktım benim kendisine merakla baktığımı görünce konuşmaya başladı annem

“Abin vurulmuş” dedi konuyu hiç uzatmadan korkuyla ayağa kalktım

“Ne ?Nasıl? İyimiymiş? “Diye arka arkaya sıraladım sorularımı

“Otur deli kız bir şeyi yokmuş kolundan vurulmuş ” diye cevaplayınca annem rahat bir nefes verip geri sandalyeme oturdum.

“Korkuttun anne beni ” dedim kaşlarımı çatıp ona bakarak

“Boşver şimdi korkmayı abin kolumdan dolayı yemek temizlik yapamıyorum lojmanda gelsin ezgi yanıma dedi” değince gülümsedim cevap verecektim ki enes benden önce davranarak konuşmaya başladı.

“Orda yemek vermiyorlar mı? Ordan yesin abim ablam niye gidecek?” Diye sordu annem kafasına sert olduğunu bildiği bir şaplak attı bu gidişle bu çocuk gerizekalı olacaktı abim ben derken birde annemden yiyordu kafaya şaplağı

“Gerizekalı mısın oğlum oranın yemekleri bizim yemekler gibi olur mu hiç abin özlemiştir ezgimin yemeklerini gitsin abisine baksın ablan” dedi annem haklıydı orda ki yemeklerle bir olmazdı benim yaptıklarım

“Tamam anne ben giderim abimin yanına” diyerek masadan kalktım odama girdiğimde dolabımın üstünde ki bavul’umu alıp bir kaç pantolon kazak koydum abim’in bulunduğu yer dağlara yakın olunca soğuk olurdu bavulu hazırlayıp kenara koydum küçük bir çantaya da tarak maşa düzleştirici diş macunu fırçasını makyaj malzemeleri koyarak kapattım. İşim bitince yatağa oturup telefonumu elime alarak uçak biletlerine istanbul ığdır arası iki saat sürüyordu akşam saat 18.00’a bilet alarak abimi aradım

“Alo abi bugün akşam saat 18.00’a bilet aldım beni havaalanından sen mi alırsın?”diye sordum telefonu açar açmaz

“Merhabalar ben abiniz değilim” dedi telefondan gelen yabancı ses hızlıca telefon’u kulağımdan çekip numaraya baktım abimin numarasıydı ama bu konuşan kimdi?

“Ben abim’ i aramıştım siz kimsiniz?” Diye sordum

“Ben üsteğmen eray kaya abiniz şuan uyuyor telefon’u calınca bakmak zorunda kaldım siz geldiğinizi abimiz bildirin birliğimizden bir asker gelip sizi alacaktır.” Dedi

“Teşekkür ederim komutanım” dedim ve telefon’u kapattım adam’ın sesinde ki sertlik bile beni saygı duruşuna sokmuştu askerlerine allah sabır versindi. Odamdan çıkarak merdivenlerden indim annem salonda kitap okuyordu yanına oturunca bakışlarını kitaptan çekerek bana çevirdi.

“Akşam saat 18.00’a bilet aldım onu söylemeye geldim ” dedim hızlıca ayağa kalkıp mutfağa geçerken bir taraftan da söyleniyordu.

“Bu kadar çabuk alınır mı bilet ben nasıl yetiştireceğim şimdi ” dedi merakla annem’in arkasından mutfağa girip

“Neyi yetiştireceksin?” Diye sordum

“Neyi olacak deli kız yemek yapıp seninle yollayacaktım” dedi annem’in dediği ile kahkaha atmaya başladım annem neye güldüğümü anlayamamış olacak ki merakla bana bakıyordu

“Anne burdan oraya yollamana ne gerek var bana sen öğretti yemek yapmayı ben yaparım orada “dedim

“Ne bileyim kızım öyle düşündüm ” diye yanıt verdi bana ona yaklaşıp sarıldım aklıma gelenle gülümsedim.

“Aslında senin o güzel poğocalarından kurabiyelerinden yapabiliriz oraya gidince bütün askerlere ikram ederim” dedim annem bu fikrimi gülerek onayladı ikimiz bir olup poğocaları kurabiyeleri yapmaya başladık…

Poğocalar ve kuran üyeleri bitirip saklama kanlarında koyduk annem ortalığı toplarken bende banyoya girerek kısa bir duş aldım banyodan çıkıp odama girdiğimde uçağın kalkmasına bir saat vardı evimiz havaalanına yakın olduğu için acele etmeden dolaptan mavi kazak ve kot pantolon alarak giyindim saçlarımı kurutup at kuyruğu yaptım yüzüme ise bir rimel ve ruh sürünce hazırdım şarj makinesini ve kulaklığımı sırt çantama telefonu ise cebime koydum sırtıma küçük çantamı bavulu ve orta boy çantayı da elime alarak odadan çıktım.

“Ayşe sultan ” diye seslendim merdiven’ in son basamağında annem elinde siyah büyük bir poşetle mutfaktan çıktı.

“Taksi kapıda kızım ığdır’a varınca beni ara abine de selam söyle ” dedi annem elinden poşeti alıp bavul ve çantam’ ın yanına koydum annem’e sımsıkı sarıldım

“Söylerim annem kendine iyi bak ” dedim gelen korna sesiyle sesiyle taksi’nin geldiğini anladım siyah spor ayakkabımı giyip boylarını da poşet’ e katıp elime aldım taksici evden çıktığımı görünce gelip elimde ki eşyaları bagaja koydu sadece sırt çantam ve poğoca ve kurabiyelerin olduğu poşet’i yanıma aldım taksiye binip havaalanına giderken tek düşündüğüm bundan sonra ne yapacağımdı.

“Bekle beni ığdır ezgi karaaslan geliyor”….

2. Bölüm 

Uçaktan inince elimde ki eşyalarla etrafıma bakmaya başladım. Uçağa bindiğimde bindiğimi abime haber vermiştim abim ise iniş saatime yakın bir asker’ i yollayıp beni alacağını söylemişti ama kimse gelmemişti cebimde ki telefon’u çıkarıp abimi arayacaktım ki gelen sesle telefondan bakışlarımı kaldırarak bana seslenen kişiye baktım.

“Ezgi karaaslan?” Dedi karşımda ki adam onu başımla onayladım bu adam asker miydi?   Yada askerler bu kadar yakışıklı mıydı? Karşımda ki adam 1.80 boylarında kahverengi gözlere kumral saçlara sahipti ve çok yakışıklıydı. Başımı sağa sola sallayarak kendime geldim adam konuşmaya başlayınca dikkatle dinlemeye başladım

“Ben abiniz ateş’in komutan’ı üsteğmen eray kaya askeriye’ye kadar ben size eşlik edeceğim” dedi şaşkınlıkla baktım

“Abim bir asker’ in geleceğini söylemişti” dedim gülümseyerek baktı

“Bende bir asker’im sonuçta ” diye yanıt verdi bana onun gibi içtenlikle gülümseyerek devam ettim sözlerime

“Evet ama siz sonuçta abimden üstünsünüz” diye cevapladım onu

“Askeriye de öyleyim ama sivil zamanda arkadaşıyım kardeşi’nin havaalanında olacağını söyleyince de benden rica etti seni karşılamamı bende kabul ettim” dedi daha sonra cevap vermemi beklemeden elimde ki  eşyaları alarak karşıda bizi bekleyen askeri araca doğru ilerledi bende sessiz bir şekilde arkasından onu takip ediyordum siyah poşeti de bagaja koyacaktı ki bir anda elinden almamla şaşkınca bana baktı.

“Pogoca ve kurabiye içinde saklama kanlarında askeriyede ki askerler için yaptım”diye açıkladım annemle birlikte yaptığımı bilmesi gerekmiyordu dediğim ile gülümsedi

“Düşüncen için teşekkür ederim sabah kahvaltıda dağıtırız askerlere”dedi onu başımla onaylayıp arabaya bindim arkamdan bagajı kapatıp sürücü koltuğuna oturdu bana kısa bir bakış atarak arabayı çalıştırdı.  Araba’nın içinde bir ölüm sessizliği vardı ne o bir kelime ediyordu ne de ben ikimizde birbirimizi tanımıyorduk ne konuşabilecektik ki ben böyle düşünürken eray’ ın sesiyle düşüncelerden cıkarak ona baktım.

“Abinle hiç benzemiyorsunuz” Dedi

“Her kardeş birbirlerine  benzemek zorunda değil”diye cevapladım onu

“O manada değil o çok konuşkan sen ise sessizsin” dedi onun bu dediği ile kahkaha atmaya başladım abim’ e konuşkan diyorsa beni tanısa ne derdi  acaba?

” Aslında ben daha gevezeyim abime göre ” dedim gülümseyerek yanıtladı beni

“Hiç çok konuşan birine benzemiyorsun” dedi

“Beni Tanımıyorsun da ondan  ” dedim gülümsemesi daha çok genişledi neşeli sesiyle bana bakıp tekrar yola baktı.

“Bizde tanışırız” dedi tanışırız mı? Demişti bakışlarımı ona çevirip yanıtladım

” tanışalım” dedim bana kısa bir bakış atıp yola bakmaya devam etti.

“O zaman ilk ben tanıtayım kendimi adım eray kaya 28 yaşındayım doğma büyüme istanbulluyum iki senedir burada yani ığdır’da görev yapmaktayım  üsteğmen’im babam emekli polis annem emekli öğretmen iki kardeşiz benden küçük bir kız kardeşim var “dedi yaşına şaşırmıştım  abimle aynı yaştaydı ama abimden küçük duruyordu. Bana baktığını görünce derin bir nefes vererek konuşmaya başladım.

“Sıra bende 19 yaşındayım doğma büyüme bende istanbulluyum bildiğiniz üzere bir abim var birde küçük erkek kardeşim var annem ev hanımı babam ise şehit albay” dedim ve sustum gözü yolda olsada yanıtsız bırakmadı beni

“Bir albay kızı olmak onur verici olmalı” dedi gülümsedim gerçekten de onur vericiydi.

“Evet öyle komutan’ım” dedim başını anladım anlamında sallarken sessiz kalmadı.

“Eray” dedi anlamamıştım anlamadığımı anlayınca

“Sadece eray desen yeterli” diye açıkladı. Gülümsedim ona bakarak

“Tamam sadece eray diyeceğim ” dedim hiç birşey demesi çünkü askeriye’ ye gelmiştik  lojman askeriye ile aynı arazide yer alıyordu kapıda ki görevli asker eray’ı görünce kapıyı açtı burada ki lojmanlar iki katlı müstakil evlerden  oluşuyordu.  Eray mavi beyaz olan evin önünde arabayı durdurunca kapıyı açarak indim. Eray babamdan bavul ve çanta’ yı alarak yanıma geldi birlikte evin önüne geldiğimizde eray gözleriyle sağ köşede ki zil’ i gösterince zile bastım kapı beş dakika içinde açıldı abim’i bir kolu sarılı şekilde  karşımda görünce hemen boynuna sarıldım ve ağlamaya başladım bu hareketiyle abim kesin gözlerini devirmişti.     

“Ezgi abim kolum” dedi onun sesiyle hemen ondan ayrılıp üzgün yaşlı gözlerimi yüzüne çevirdim.

“Özür dilerim abi seni böyle karşımda  görünce dayanamadım “dedim abim cevabımla göz devirsede geçmemiz için yana kaydı abim yana kayınca eray içeri girerek bavul ve çanta’yı kenara koydu abim gülümseyerek sağlam koluyla eray’ ın omzuna dokundu.

” sağol kardeşim sana da zahmet verdik kusura bakma ” dedi. Eray abim’ in söylediklerini gülümseyerek yanıtladı abimi

“Ne zahmeti ne kardeşim ” dedi ve bana baktı bende

“Teşekkür  ederim eray dinlenmen gerekirken geldin birde beni havaalanından aldın” dedim eray tam cevap verecekti ki abim ondan önce davranarak konuşmaya başladı.

“Eray abi ezgi eray abi diyeceksin o senden büyük ” dedi kaşları çatık bir şekilde onu başımla ona ulaşım gözlerim eray’ a kayınca aynı abim gibi kaşlarını çatmıştı ama o bana değil abim’e bakıyordu.

“Ben dedim sadece eray demesini ezgi’ ye “diye yanıt verdi abim’ e

“Olabilir kardeşim ama saygıdan sana abi demeli biz öyle gördük öyle biliriz değil mi ezgi “diyerek bana baktı abim

“Evet abi ” diye onayladım Abi mi bakışlarımı eray’a çevirdim

“Sende kusura bakma eray abi abim haklı isminle  seslenmem yanlıştı”dedim beni sadece başıyla onayladı ve abim’e baktı

“Ben gideyim yarın askeriye de görüşüruz” dedi ve evden çıktı.  Bir kere bile bakmamıştı bana abim’ e baktığımda bana bakıyordu.

“Abi mutfak nerede annemle askerlere pogoca ve kurabiye yapmıştık yarın kahvaltıda verin askerlere “dedim abim mutfağı gösterince elimde ki poşeti tezgaha bıraktım yarın ısıtır yollardım abimle daha sonra abim odamı gösterince bavul ve çantamı alarak odama girdim bavul ve çanta’yı kenara bıraktım yarın dolaba yerleştirirdim bavuldan gecelik takımımı alarak koridorun sonunda ki banyo’ya ilerledim kısa bir duş alıp geceliklerimi giyip çıktığımda abimde kendi odasına giriyordu. 

“İyi geceler abi ” dedim gülümseyerek abim aynı gülümsemeyle bana baktı

“Sana da iyi geceler prenses” diyerek odasına girdi. Bende onun arkasından odama girerek yatağıma yattım alt katta salon mutfak lavabo vardı üst katta ise iki misafir odası bir yatak odası banyo bulunuyordu. Şirin bir evdi başımı yastığa koyar koymaz uyumuştum. Sabah uyandığımda saat 07.00dı uyandığım zaman tekrar uyuyamayacağımı bildiğim için yataktan çıkarak bavuldan mavi boğazı bir kazak pantolon kombinleyip üzerime giydim  saçımı salık bırakarak odadan çıktım. Ilk banyo’ya girerek elimi yüzümü yıkayıp çıktım merdivenlerden indiğimde abim üniformasıyla karşıma çıktı şaşkınlıkla ona baktığımı görünce

” niye öyle bakıyorsun?” Diye sordu

“Abi sen yaralı değil misin? Nereye gidiyorsun?” Diye soruyla cevap verdim sorusuna

“Nereye gidebilirim sence ezgi askeriye’ye gidiyorum”diye yanıtladı beni bu adam yaralı olduğunu unutmuştu herhalde.

” Abi farkında mısın bilmiyorum ama yaralısın” dedim gözleriyle yaralı kolunu gösterirken koluna kısa bir bakış atıp tekrar bana baktı.

“Askeriz prenses biz yaralıyız deyip oturamayız biz bizim için önce vatan ” dedi gülümseyerek sarıldım abime onunla gurur duyuyordum kollarından ayrılınca

” Tamam abi kahvaltılı evde mi yapacaksın askeriyede mi?” Diye sordum

“Askeriye de yapacağım hatta sende gel annemle yaptığınız pogoca ve kurabiyeleri dağıtırsın  askerlere tanışmışta olursun ” dedi onu başımla onaylayıp mutfağa ilerledim pogoca ve kurabiyelerin olduğu kabları alarak evden çıktım abim dışarda bekliyorum diye arkamdan bağırmıştı ben mutfağa girerken askeriye ve lojmanlar aynı arazide olunca arabaya binmeden yürümeye başladık yolda erayla karşılaşınca abim hemen hazır ola geçerek

” istanbul teğmen ateş karaaslan günaydın komutan’ım”dedi onun bu haline dayanamayarak kahkaha atınca eray’ ın bakışları kısa da olsa bana dönüp tekrar abime baktı.

“Rahat asker ” dedi. Abim rahat bir duruma gelince

“Yemekhane’ye mi?” Diye sordu eray’a eray onu başıyla onayladı.

“Evet biliyorsun bekar adam olunca birde kimsen yanında olmayınca soluğu yemekhanede alıyorum gördüğüme göre sizde aynı yere herhalde”dedi. Abim beni göstererek

“Ezgi annemle askerlere pogoca ve kurabiye yapmışlar onları dağıtacak”dedi ah be abi ben dün kendim yaptım dedim adam’ a sen niye annem’inde yaptığını söylüyorsun ki eray bana bakarak yanıtladı abimi     

“Ya öyle mi dün ezgi bana kendisinin yaptığını söylemişti”dedi

“Ezgi de hamarattır yaptığı yemekleri yesen parmaklarını yersin ama bir ordu asker’ e tek başına yapamazdı Annem de yardım etmiş” dedi abim

“Bir gün yerin inşallah ezgi’nin elinden bir yemek “dedi eray abim başını sallayarak

“Tabi kardeşim hatta bu akşam gel sen bize yemeğe değil mi ezgi ?” Dedi abim bakışlarını bana çevirince

“Tabi ki ben yaparım bir şeyler sen buyur gel eray” dedim eray cümlemle gülümsedi bakışlarım abime dönünce kaşları çatık bakınca yaptığım hatayı anlayıp hemen düzelttim.

” yani buyur gel eray abi” dedim abim cümlemle kaşlarını düzeltip gülümserken eray   kaşlarını çatı yürümeye başladı. Abim ve bende onu takip ederek yemekhaneye girdik eray kahvaltilik almak için yanımızdan ayrılınca abim beni aşçı bir asker’ in yanına götürdü.

“Selim poğocaları hemen ışık ve ezgi’ ye ver ezgi benim kız kardeşim oda masalara dağıtacak “dedi ve yanımızdan ayrıldı. Selim poğocaları ısıtıp tepsiyle bana uzatınca elime alarak masalara dağıtmaya başladım tabi masada oturan askerlerle de tanışıyordum hepsi teşekkür edip gülümsüyordu. Son masaya geldiğimde  masada abim ve eray da vardı onlara da dağıttığımda eray gülümseyerek bana baktı.

“Teşekkür ederim ezgi anne’nin ve senin eline sağlık “dedi bende onun gibi gülümsedim birbirimize bakıp hala gülümserken bakışmamızı bir öksürük sesi böldü öksürük sesi abimden başkasına ait değildi…    

3.Bölüm 

Abim’in öksürük sesiyle bakışlarımı eraydan çektim Eray da kendine gelmiş olacak ki konuşmaya başladı.

“Ezgi bunlar benim tim” dedi eray’ın masada ki askerleri göstermesiyle hepsi ayağa kalkmıştı abim hariç ona sorar gibi bakınca

“Ben başka bir timdeyim” dedi o anda askerlerden biri konuşunca bakışlarım o asker’i buldu.

“Ben uzman çavuş murat tepe” dedi ona gülümseyerek

“Bende ezgi karaaslan” dedim beni başıyla onaylayıp geri sandalyesine oturdu.

“Ben onbaşı yusuf koca” dedi murat’ın sol yanında ki

“Ezgi” diye yanıtladım onu soyadımı söylememe gerek yoktu.

“Ben uzman çavuş adil adil sönmez ” dedi yusuf’un diğer yanında ki tam adımı söyleyecektim ki benden önce davranarak

“Sende ezgi” dedi onu gülümseyerek onayladım.

“Ben asteğmen gökhan çetin” dedi eray’ın sağ tarafında duran asker ona da gülümsedim

“Ismini söylemene gerek yok yeterince duydum” dedi onu başıyla onaylayıp gülümsedim.

“Abi ben eve geçeyim akşam için birşeyler hazırlayayım” dedim abim beni başıyla onaylayınca bakışlarım eray’ı buldu.

“Geliyorsun değil mi eray abi?” Diye sordum abi dememle kaşlarını çatsada başıyla onayladı beni ben birşey demeden gidecektim ki gökhan’ ın sesiyle bakışlarım ona döndü.

“Akşam ezgiler demisiniz komutan’ı?” Diye sordu eray’ a bakarak eray onu başıyla onaylayınca bu sefer bana baktı gökhan

“Aşk olsun ezgi eray komutan’ımla da yeni tanıştın bizimle de ama bizi çağırma onu çağır alındım gücendim valla” dedi eray onun kafasına vurunca kıkırdadım.

“Seni niye cağırsın oğlum kız” dedi hafif bir sinirle gökhan kafasını ovalarken yanıtladı eray’ı

“Sizi niye çağırdı komutanım” dedi olay’ın daha fazla uzamaması için hemen söze girerek konuşmaya başladım.

“Tamam sizde gelin gökhan yusuf murat adil” dedim ve abim’ e baktım beni başıyla onaylayınca tekrar gülümseyerek

“Ben gideyim”dedim Ve yanlarından ayrıldım..

Eve gelince ilk pencereleri açarak evi havalandırdım içeri hava girerken temizlik malzemelerini alarak temizliğe başladım. Evi dip bucak temizledikten  sonra mutfağa girerek dolaptan yemek için gerekli malzemeleri çıkartarak akşam için birşeyler hazırlamaya başladım.  Yemekler pişince memnuniyetle yaptığım yemeklere baktım tavuk sote mercimek çorbası yaprak sarması salata tatlı olarakta şekerpare yapmıştım. Saat’e baktığımda abimgilin gelmesine bir buçuk saat vardı hızlı adımlarla mutfaktan çıkarak odama girdim dolabımdan gözlerimle aynı renkte yeşil bir kazak çıkarttım altına da siyah bir tayt alarak odadan çıktım banyoya girerek kısa bir duş aldıktan sonra üzerimi görünerek aşağıya indim saçlarımı kurutmamıştım nasıl olsa abimgil gelene kadar kururdu…

Yemekleri ısıtıp masayı hazırladığımda kapı’ nın kilit sesini duydum abimgil gelmiş olmalıydı.
Koşarak salondan çıkınca tahminimin  doğru çıkmasıyla gülümsedim. Abim önde onun arkasında eray mert yusuf adil gökhan girmişlerdi eve ayakkabılarını cıkarttıklarında hepsi’nin bakışları beni buldu gülümseyerek hepsine tek tek bakarak

“Hoşgeldiniz” dedim hepsine hitaben eray mert yusuf adil beni başıyla onaylarken gökhan yanıma gelerek

“Hoşbulduk ezgi neler yaptın  bakım bize kız ” diyerek elini omzuma koydu ona gülerek cevap verecektim ki abim benden önce davranarak konuşmamıza dahil oldu.

“O elini indirmezsen  ben sana birşey yapacağım “dedi gökhan abim’ in sesiyle omzunda ki ellerini çekerek

“Kankalık manasında  şey yapmıştım” diye yanıt verdi abim birşey demeden salon’ a girince derin bir nefes verdi gökhan

“Bir an korkmadım değil” diyerek bana bakınca  bu sefer kafasına bir şaplak yiyince kahkahamı tutamadım eray kafasına vurup salona girince diğerleri de onu takip edip salona girdiler ben ise gökhan’ın surat ifadesine gülerek yemekleri almak için mutfağa girdim elimde çorba tenceresi ile görünce eray ayağa kalkarak yanıma geldi.

“Ben sana yardım edeyim” diyerek mutfağa girdiğinde şaşkınca arkasından baktım ben corbaları kaselere koyarken eray sarma tabağını ve salatayı getirip masaya koydu onun corbasını önüne koyarken ona bakarak gülümsedim.

“Teşekkür ederim” dedim bana gülümseyerek bakıp oturunca bende oturunca yemeğe başladık.   

Yemekler yenilirken kimse tek kelime etmiyordu. Kendi evimde de bu duruma alışık olduğum için yadırgamadım. Gökhan’ın bana seslenmesiyle düşüncelerden cıkarak ona baktım.

“Yemekler çok güzel olmuş eline sağlık” dedi gülümsedim tabi güzel olacaktı sonuçta ben yapmıştım.

“Afiyet olsun” dedim gülümsemeye devam ederken

“Valla kız ilk defa gökhan’a katılıyorum yemekler harika” dedi yusuf ağzına   sarma atarken onun  bu haline gülüp

“Afiyet olsun” dedim

“Seni alacak adam yaşadı kızım ” dedi gökhan onun bu sözüyle abim ve eray öksürmeye başlayınca endişeyle ikisine baktım.

“Kim alıyor lan benim kardeşimi ” diye bağırdı abim sinirle   

“O adam’ ı öldürürüm bak bakalım alıyor mu ezgi’yi “dedi eray abimin arkasından abim onu başıyla onaylayıp yemeğine dönerken ben kaşlarımı catarak ikisine baktım benim kendilerine baktığımı fark ettiklerinde bakışlarını yemeklerinden bana çevirdiler abime bakarak konuşmaya başladım.

” Abi gökhan şakasına dedi o lafı ama ne bu tepki elbet bende bir gün evleneceğim yani” dedim abim kaşlarını catıp  bana baksada eray yanıt verdi bana

“Ne evlenmesi kızım otur oturduğun yerde” dedi sinirle abim yine onu başıyla onaylarken bakışlarım eray’ı buldu ona neydi benim evlenip evlenmeyeceğim. Ben  ona cevap verecektim ki yine biri benden önce davranmıştı tabi ki bu gökhandan başkası değildi.

“Abisini anlıyorumda size ne oluyor komutan’ım?” gökhan’ın bu sorusuyla eray’ a baktığımda yüzü kızarmıştı.

“Harbi lan sanane?” Dedi abim eray’a bakarak eray abimin sorusuyla cıkmasa girmiş gibi dururken bir anda telefon sesiyle dikkatlerimiz eray’ın telefonuna kaydı. Eray cebinde ki telefonu çıkartarak kimin aradığına bakar bakmaz açtı

“Buyurun komutan’ım” dedi abim ve diğerleri onun sesiyle ona bakmaya devam etse de ben yemeğime geri döndüm.

“Yanımda komutan’ım tamam komutan’ım emredersiniz komutan’ım “diyerek kapattı telefonu hepimizin ona baktığını görünce ilk abime bakıp

“Sende bundan sonra benim timdesin ateş” dedi abim onu başıyla onaylayınca konuşmaya kaldığı yerden devam etti .

“Buraya yakın yerlerde teröristler görülmüş arayan albaydı”dedi eray yusuf ona bakıp

“Ne yapacağız?” Diye sordu eray derin bir nefes vererek ayağa kalktı.

“Hazırlanın operasyon’ a gidiyoruz”

Eray’ın sözüyle hepsi birden ayağa kalkarak

“Emredersiniz komutan’ım” diye bağırıp kalktılar abim hazırlanmak için odasına giderken diğerleri de ayakkabılarını giyiyorlardı bakışlarım eray da olsa bile hepsine hitaben

“Dikkat edin” dedim  beni başlarıyla onaylayıp dışarı çıktıklarında bende kapıyı kapatarak salon’ a girdim bir on dakika sonra merdivenlerden ses gelince elimde ki boş tabaklara abimin yanına geldim abim botlarını ayağına geçirip bana baktığında

“Kendine dikkat et abi” dedim sesim titremeye başlamıştı

“Edeceğim prenses sende dikkat et “dedi onu başıyla onaylayınca gülümseyerek çıktı evden ne kadar gözlerim dolsada kendimi tutarak masayı toplamaya devam ettim…

Üsteğmen Eray kaya’nın ağzından

Emredersiniz komutan’ım “diyerek kapattım albay’la konuşmamızı bana merakla bakan gözleri görünce derin bir nefes vererek ilk ateş’ e çevirdim bakışlarımı tuğran albay artık onunda benim timimde olduğunu söylemişti.

“Sende bundan sonra benim timdesin ateş ” dedim beni başıyla onaylayınca zaman kaybetmeden kaldığım yerden devam ettim sözlerime

“Buraya yakın yerlerde teröristler görülmüş arayan albaydı” dedim hepsi konuşmadan bana bakarken yusuf dayanamayarak

“Ne yapacağız?” Diye sordu bu soruyu elbet bir askerimden beklerdim ben emir vermeden hiçbirşey yapmazlardı. Onu cevapsız bırakmayarak  derin bir nefes vererek verdim ve ayağa kalkarak

“Hazırlanın operasyon’a  gidiyoruz”   dedim onların beklediği cevap  buydu beni yanıtmadan  hepsi ayağa kalkarak

“Emredersiniz komutan’ım” dediler ateş hazırlanmak için odasına giderken bizde kapıya giderek ayakkabılarımızı giymeye başladık daha evlere gidip hazırlanacakrık. Ezgi yanımıza gelince ona baktım bakışları bende olsada hepimize hitaben

“Dikkat edin” dedi onu başımızla onaylamış dışarı çıkmıştık.

“Senin için dikkat edeceğim” demiştim kendi kendime ezgiyi gördüğümden beri onu düşünür olmuştum bu hiç normal bir durum değildi benim açımdan ama umursamıyordum ne olacaksa zamanı gelince olurdu. Evime girer girmez odama çıkarak hazırlandım evden çıktığımda ateşte hazırlanmış bir şekilde yanıma geliyordu.

“Diğerleri hazır mı?” Diye sordum cevap veriyordu ki gelen askerleri görünce sustu. Emrimde neredeyse 10 15 asker vardı.

“Plan nedir komutan’ım” dedi yusuf onun sorusuyla bütün askerlere bakarak

“Elebaşları kalasıya kadar hiç birini sağ bırakmayacaksınız kendinizde dikkat edeceksiniz hiçbir askerimi kaybetmek istemiyorum gitmedikleri  tek bir köy kaldı oraya pusu kuracağız ateş sen iyi bir yere geçip onların geldiklerini haber vereceksin ve benim emrimle vuracaksın birimiz zor durumda kalırsak emrimi beklemeden vur serefsizi” dedim hepsi aynı anda

“Emredersiniz komutan’ım ” değince gülümsedi bu şerefsizleri yok etmeden ölmeyecektim. 

“Komutan’ım “diye seslenen ateşle bakışlarım onu buldu.

“Söyle asker” dedim eğer bana birşey diyecek olmasa seslenmezdi.

“Biliyorsunuz ben kolumdan yaralıyım kolumdan dolayı ıskalama olasılığım var o şerefsizleri ben sizinle çatışırım benim yerime başka biri keskin nişancı olsun komutan’ım” dedi ona bakıp başımı olumsuz olarak iki yana salladım. Askeriyede ateşten ve keremden başka keskin nişancı yoktu. Kerem bazı nedenlerden dolayı cezalı olduğu için görev’e  çıkmıyordu.

“Yapacak birşey yok ateş senden sonra kerem var biliyorsun ama oda cezalı albay onun gelmesine izin vermez” dedim benim sözlerimle başını salladı onun niyetini biliyordum o ıskalama olasılığını kabul etmezdi onun için vurduğu kesinlikle  ölecekti  aklına gelenle bakışlarını yerden kaldırarak bana baktı ve şaşıracağım o kelimeleri söyledi.

“Ezgi de keskin nişancıdır ben eğitimini alırken oda benimle çalışırdı o olabilir ” dedi….

Ezgi’nin anlatımıyla

 masayı toplayıp salon’a geçtiğimde aklım abim ve diğerlerindeydi inşallah sağsalim gelirlerdi kapı’nın alacaklı gibi  calınmasıyla düşencelerimden  çıkarak ayağa kalktım bu saatte kim gelir ve kapımı böyle çalardı ki kapıyı açtığımda karşımda abim’i görmeyi beklemiyordum   bu görev’ e gitmemişmiydi abim benim şaşkın bakışlarıma  aldanmadan konuşmaya başladı

“Ezgi benim odama git dolapta benim yedek üniformam var onu giy gel ” dedi söyledikleriyle daha çok şaşırmıştım.

“Neden?” Diye sordum o bu halime gözlerini devirsede yanıtsız bırakmadı beni

“Benim kolumdan dolayı o şerefizleri ıskalama olasılığım var  ben erayla şeref sizlere karşı çatışırken sende bize keskin nişancı olacaksın” dedi

“Ama abi” diyordum ki hemen sözümü keserek

“Oyalanma ezgi eray’a   bahsettim iyi nişancı  olduğunu oda albayla konuşmaya gitti git hazırlan” dedi onu başıyla onaylayıp yukarı odasında çıktım dolabı açtığımda üniforma karşımda duruyordu hemen alıp giyindim odada işim bitince çıktım aynada bu halime bakmak isterdim ama şimdi sırası değildi. Aşağıya indiğimde Eray’ da salonda abimle beraber bekliyordu beni ben salona girdiğimde ikisinin bakışlarıda beni buldu. Abim gülümserken eray şaşkınca inceliyordu onun bu hali hoşuma gitsede belli etmedim.

“Hazırım ben ” dediğimde kendine gelmiş olacak ki

“Gidelim ” diyerek evden çıktı. Bizde arkasından çıkınca askerlerin olduğu araç’ın yanına geldik eray bana bakarak planlarını anlattı.

“Anlaşıldı mı?” Dedi onu başımla onaylayıp

“Evet komutan’ım ” dedim bu dediğimle askerler gülerken o gülümsedi.

“Araçla mı gideceğiz?” Diye sordum.

“Evet buraya yakın bir köy var oraya gidecekleri’nin  bilgisini aldık oraya gidip onları bekleyeceğiz ” dedi onu onaylayınca hepimiz araç’a bindik…

Köye geldiğimizde etrafı incelemeye başladım araç’ın bir köylü’nün depo dediği yere koyduk eray’ ın komutuyla hepimiz yerlerimizi almak için dağıldık ben bir evin damına çıkarak kanazla etrafı inceliyordum onların köye girdiklerini ben haber verecektim sağ tarafimda görülen haraketle o tarafa baktım işte şerefsizler gelmişti.  Saydığımda yirmi  civarı varlardı. Kulağımda ki kulaklıkla fısıldayarak konuşmaya başladım.

“Gece kuşundan anka’ya  şerefsizler geldiler “dedim eray onlarla ilk operasyonum gece olduğu için bana gece kuşu lakabını vermişti.

“Ankadan gece kuşuna tamam” onun cevabıyla beklemeye başladım teröristler etrafa bakarak ilerlerken gelen sesle oldukları yerde kaldılar kulaklıktan gelen sesle bende kaşlarımı çatmıştım

“Pardon komutan’ım silahımı düşürdüm ” dedi adil allah için nasıl düşürmeyi başarmıştı. Bakışlarım teroristlerde kulağım eraydan gelecek  emirdeydi. Tam tekrar yürüyorlardı ki gökhan’ın sesiyle elebaşları bağırdı.

“Askerler burada saklanın” ah  be gökhan ne vardı sessiz şekilde

“Oğlum manyak mısın şerefsizlere yerimizi mi belli edeceksin” desen sanki boğazına hoparlör takmış gibi ne bağırıyorsun kulağıma gelen sesle bismillah çektim

“Ezgi elebaşları hariç hepsini vur” dedi eray ve onun silahından çıkan sesle çatışma başladı ben gördüğüm her teröristi vururken diğerleri de geri kalanlarla ilgileniyordu öldürürken birazcık bile üzülmüyordum onlar nice askerleri öldürüyor nice annelerimizi evlat açısıyla ağlatıyorlardı. Tam birine daha nişan almıştım ki başıma değen soğuk bir şeyle öylece kaldım

“Yakaladım seni asker son duanı etsen iyi olacak” dedi arkamda ki ses seni o silahı başıma dayadığına pişman etmezsem bana da ezgi karaaslan demesinler çabuk bir hareketle arkamı dönerek karşımda ki şerefsize bir tekme attım karşımda ki benim tekmemle biraz geri gidersek elinde ki silahı yere düşürünce silaha tekme atarak uzaklaştırdım attığım tekme’nin etkisinden çıkmış olacak ki üzerime gelerek yumruk attı yumruğun etkisiyle biraz geriye  gitsemde kendimi   çabuk toplayarak bende yumruk attım seni beni öldür diye yalvartmazsam ezgi değilim yumruğumu kolaylıkla savurup tekme atacakken ayağından tutarak yere düşmesini sağladım üstüne çıkıp yumruklarımı arka arkaya yüzüne indirirken hiçbir karşılık veremiyordu

“Seni öldürmemem için bir sebeb yok şerefsiz ” dedim ama enseme değen soğuklukla  öylece kaldım

“Benimde seni öldürmemem için bir sebeb yok asker” dedi arkamda ki elebaşları….

   4. Bölüm 

Başıma dayanan silahla yumruk olan elim havada kalırken altımda ki şerefsiz bayılmıştı. Ben hala öylece dururken arkamda ki silah’ı başımdan çekmeden beni sertçe  ayağa kaldırdı

“Sen benim buradan kurtulma biletimsin asker ” dedi onun yüzünü görmesemde kaşlarımı çatarak yanıtldım onu

“Sen öyle san bu lafını sonra hatırlatırım sana ” dedim benim sözlerimle silah’ ı biraz daha bastırdı.

” göreceğiz onu asker bakalım gölge komutan askerine karşılık gitmeme izin verecek mi? Yoksa askerine veda mı edecek” dedi gölge komutan mı? Demişti o gölge de kimdi. Beni öte kalka evden çıkardı dışarı cıktığımızda etrafına bakarak konuşmaya başladı

“Gölge komutan askerin elimde ya gitmeme izin verirsin yada asker ölür “dedi itici bir sesiyle

“Hass”diye bir ses duymuştum bu abim’ in sesiydi serefsizin seslenmesinden beş dakika sonra bütün tim açığa çıkarak bize yaklaşmaya başladı aramızda 30 adımlık mesafe kaldığı zaman şerefsiz tekrar konuşmaya başladı.

“Yaklaşma gölge komutan ” dedi başıma daha fazla dayadığı silahla

“Tamam cavit yaklaşmıyorum bırak silah’ı ve teslim ol” dedi eray demek lakabı gölgeydi. Iyiymiş be. Şerefsiz kahkaha atıp

“Benim ne zaman teslim olduğumu gördün gölge komutan ya siz bırakın yada askerinize veda edin ” diye yanıtladı eray’ı şerefsiz anladı tabi bütün itleri öldü canını kurtarma peşindeydi.

“Ezgi kanka korkma seni o şerefsizin elinde bırakmayız” dedi gökhan allah için oradan korkuyor gibi mi görünüyorum? 

“Korkma kardeşim” dedi abim ya korkan yoktu ki bunlar neyin kafasındaydı.

“Ezgi mi? Ezgi adında erkek mi olur?” Dedi şerefsiz eray’ a baktım

“Gözlerimden anla eray” dedim içimden sanki gözlerimden ne yapacağımı anlamış gibi başını aşağı yukarı sallayarak beni onayladı onun onayı ile bir adım öne giderek hızlı hareketle arkamı dönerek şerefsize kafa attım şerefsiz dengesini kaybedip yere düşerken silahını elinden alarak ona doğru tuttum

“Erkek değilim şerefsiz ama erkek gücüne sahibim” dedim gökhan ve yusuf onu kollarından tutup kaldırınca göz göze geldik benden böyle bir atak beklemediği için şaşkınlıkla bana bakarken kafamda ki asker şapkasını çıkarıp ona baktım.

“İlk defa düşmanlarımdan olan bir kadına hayran kaldım” dedi şerefsiz
Abim onun sözüyle ona doğru bir adım atsa da onu murat ve adını bilmediğim başka bir asker durdurmuştu.  

“Bakalım sorguya da hayran kalacakmısın cavit” dedi eray kaşları çatık bir şekilde

“Sorguyu da bu asker yapacaksa neden olmasın” dedi şerefsiz bakışlarıyla beni gösterirken eray

“Şerefsiz” diyerek bir yumruk attı gökhan ve yusuf tutmuyor olsaydı çoktan yeri boylamıştı. 

“Ateş arabayı getir” dedi eray bakışlarını şerefsizden abime çevirerek abim onu başıyla onaylayıp yanımızdan ayrılınca bizde onun arkasından ilerledik

“Seni sorguda bak nasıl konuşturcam şerefsiz”  dedi yusuf

“Acaba sorgudan sonra dansöz kıyafeti giydiripte mi cezaevine göndersek kimutan’ım” diye sordu gökhan onun bu önerisi hepimize komik gelmiş olacak ki kahkaha attık abim arabayı getirince ilk şerefizle gökhan ve yusuf bindi arkasından da diğer askerler en sona eray ve ben kalınca gülümseyerek yol verdi ben adil’ in yanına oda benim yanıma oturunca askeriye’ye doğru gitmeye başladık…

1 hafta sonra

  O günün üstünden bir hafta geçmişti bu bir haftada hiç görev’e gitmemişlerdi onlarda bu duruma şaşırsada yapacak birşey yoktu o gün yemeğimiz yarıda kalınca abim hepsini bugün yemeğe çağırmıştı sabahtan beri temizliktir yemektir derken akşam olmuştu şimdi bir taraftan şarkı dinleyip diğer taraftan masayı kuruyordum.

“Şak şuka şak şuka şak şuda  şakada şuka doyamadım tadamadım yiyemedim şakada şuka”   elimde ekmek sepetini masaya bırakıp oynayarak şarkıya eşlik ettim çıkalı çok olsada ben hala dinliyordum bu şarkıyı ben oynamaya devam ederken abim eray ve diğerleri çoktan gelmiş beni izliyorlardı saçma hareketler ederken erayla göz göze gelince birden durdum allah beni kahretmesin adama yakalandığım duruma bak ben onlara şirince gülerken şarkı tekrar başlamıştı gökhan bir anda yanıma gelerek

“Ezgi kanka ne duruyorsun oynamaya devam et” dedi oynarken onun bu haline kahkaha atarak bende kaldığım yerden devam ettim oynamaya biz kendimize gülerken diğerleri bunlardan olmaz diyerek masaya oturdular.  Gökhanla birbirimize bakarak kahkaha attık o masaya otururken bende mutfağa girerek yemekleri getirdim en son kendi tabağıma yemek katarak Bende oturdum

“Afiyet olsun” diyerek yemeğe başladım çatal bıçak seslerinden başka ses yoktu masada hepimiz acıkmış olacağız ki tabaklarımızdan başka bir şeye  bakmıyorduk…

Yemekler yenmiş çay faslına geçilmişti.

“Ellerine sağlık ezgi ” dedi murat cay’ından bir yudum alırken onu gülümseyerek yanıtladım

“Afiyet olsun” dedim

“Maşallah kankamın elinden herbirşey geliyor kızım o nasıl kafa atmaktı öyle” dedi gökhan bininci kez operasyondan geldiğimizden beri hep ağzındaydı evin damında yaptıklarımı bilse ölünceye kadar anar dururdu
“Oğlum yeter artık kız kafa attığına pişman oldu”diye yanıtladı onu adil hala kendini suçluyordu bir haftadır

“Ben silah’ı düşürüp gökhan’ın söylenmesine neden olmasaydım çatışma erken başlamaz ezgi  bacımda o duruma düşmezdi ” diyordu ne kadar olacağı varmış desemde adil hala aynı düşüncedeydi.

“Onu bunu geçince bir haftadır operasyon olmadı “dedi abim eray’ı bakarak eray cevap verecekti ki çalan tekefonuyla susmak zorunda kaldı telefonu açarak konuşmaya başladı

“Emredin komutan’ım ” dediğinde tuğran albayla konuştuğunu anlamıştık dikkatle ona bakıyorken o konuşmaya devam etti.

“Tamam komutan’ım hemen geliyoruz”dedi telefonu kapatırken hepimiz ona baktığımızda

“Tuğran albay hepimizi karargaha bekliyor” dedi hepsi onu onaylayıp ayağa kalktığında eray bana bakarak

” senide bekliyor” dedi

“Benide mi? Niye?” Diye sordum ayağa kalkarken

“Bilmiyorum ezgi karaaslanda gelsin dedi”diye yanıt verdi bana bakarak onu başımla onaylayıp evden çıktım. Karargaha geldiğimizde askerlere selam vererek tuğran albay’ın odasına  doğru ilerledik

“Ne oldu acaba ?” Dedi abim

“Belki benim utra yakışıklılığımı korkusuzluğumu  cesurluğumu   fark etti tabi albay’ım  beni sizin yerinize komutan yapacak komutan’ım” dedi gökhan eray sinirle kafasına vurunca kıkırdadım

“Çok konuşmayında içeri girelim” dedim kapıyı tıklayarak iceriden

“Gel”sesi gelince kapıyı açarak içeri girdik.

“Üsteğmen eray kaya istanbul emret komutanım”

“Teğmen ateş karaaslan istanbul emret komutanım”  

“Uzman onbaşı murat tepe izmir emret komutanım”

“Onbaşı yusuf koca antalya emret komutanım”

“Uzman çavuş adil sönmez ankara emret komutanım”      

“Asteğmen gökhan çetin konya emret komutanım”dediler sırayla bir  tek ben kalmıştım gülümseyerek

“Ezgi karaaslan emret komutanım” dedim tuğran albay dediğimle gülsede  konuşmaya başladı.

“Sizi buraya hakkari sınırına yollayacağımı söylemek için cağırdım orada ki birlik pusuya düşmüş dört şehit iki yaralımız var onlara desteğe gideceksiniz” hepsi onu onaylayarak

“Emredersiniz komutanım” dediler tugran albay bana baktı

“Artık sende bizdensin eray anlattı operasyonda yaptıklarını senin sayende yakalandı o it bundan sonra sende eray’ ın timindesin askeriyede sana bir oda verildi üniforman orada”dedi onu onaylayınca odadan cıktık

” hepinizi on dakika sonra anka’nın yanında bekliyorum geciken’e acımam”dedi eray hepimize tek tek bakarak hepimiz

“Emredersiniz komutanım” diyerek ayrıldık ben bir askere sorarak odamı buldum dolaptan uniformamı alarak giyindim saçlarımı at kuyruğu yapınca öbür dolaptan kücüğünden büyüğüne iki tane silah alarak alt cekmecesinden her ihtimale karşı bıçakla alarak odadan çıktım anka’nın(helikopter) oraya gittiğimde ki herkes oradaydı önceki öperasyonda ki askerlerden sadece üç tanesi vardı yanlarına gittiğimde eray onları gösterip

“Bunlar ömer haluk ve levent” dedi sonra beni gösterip

“Buda cömezimiz ezgi” dedi ona gözlerimi devirip tek tek ellerini sıktım

“Memnun oldum”dedim hepsine hitaben onlarda bana gülümseyerek

“Bizde memnun olduk cömez”diyerek yanıtladılar beni eray ve diğerleri kahkaha atsa da ben gözlerimi devirerek anka’ya   oturdum. Arkamdan gökhan yusuf haluk levent abim eray adil ömer ve muratta binince havalandık eray hepimize bakarak “orada dikkatli olun hiçbirine acımayın başka şehit vermek istemiyorum” dedi onu başımızla onaylayıp dağları izlemeye başladım kar dün yağmıştı soğuk içimize işlesede vatanımız için herşey’e katlanırdık. Hakkari sınırına yaklaşınca boş bir arazide inerken sınır’a kadar koşmaya başladık çatışma sesleri bize kadar geliyordu sınır’a yaklaşınca eray konuşmaya başladı.

“Gökhan adil yusuf ve haluk siz sağ tarafa orada görduklerinizi indirin levent ateş murat ömer ve ben biz sol tarafa gideceğiz orada ki şerefsizler bizde ezgi sen düz ilerle şerefsizleri gördüğün an uygun bir yere geç ve ateş et hepimiz iletişim halinde olacağız yardıma ihtiyacımız olduğu an birimizin yanına gel olmadığında keskin nişancılığını kullan” dedi hepimiz onu onaylayarak dağıldık düz ilerlerken etrafıma da bakmayı ihmal etmiyordum bu itlerin nereden çıkacağı belli olmazdı. Biraz ilerledikten sonra görüş acıma ilk askerler girdi bunlar yardıma geldiğimiz askerler olmalıydı biraz ileri bakınca şerefsizleri gördüm hemen sağ tarafımda ki büyük taşın arkasına  girerek silahımı ayarladım askerlere baktığımda durumları pek iyi değildi yaralı sayısı dört’e  çıkmıştı geri kalan sekiz asker çalışıyordu.

“Ya Bismillah” diyerek başladım atışlarda önümde ki askerin çatıştığı teroristi tam kafadan vurunca gülümsedim asker ne olduğunu anlamak için arkaya bakınca olduğum yerden biraz çıkarak selam verdim yardımın geldiğini anlayınca gülümsedi ve çatışma ya devam etti bende etrafıma bakarak karşıma çıkan her teröristi öldürmeye başladım tam birini daha vurmuştum ki telsizden gelen sesle öylece kaldım

“Komutanım adil vuruldu adil kardeşim kendine gel adil ” bu gökhan’ın sesiydi adil vurulmuştu Allah’ım veren de sensin alanda ama ne olur adil’e birşey olmasın derin bir nefes vererek devam ettim önüme çıkan bütün teröristleri vurmaya ama aklım adildeydi yeni tanışmıştık tanışmasına ama iyi bir çocuktu evin tek çocuğuymuş o şehit olunca ailesine  nasıl derdik oğlunuz canınız ciğeriniz şehit oldu diye birini daha tam alnından vurmuştum ki telsizden o can alıcı sözleri duydum

“Komutanım adil şehit oldu komutanım” gökhan hıckiriklarının arasında konuşuyordu gözlerimden damlalar boşalırken devam ettim çatışma ya bir aileyi daha evlat acısıyla yakmışlardı başka aileleri yakmayacaklardı izin vermeyecektim önüme çıkan hepsini vururken geriye kalanlar kaçmaya başlamışlardı kacanların bazılarını vururken bana doğru attıkları bombayı fark edince hızlıca kendimi başka bir yöne attığımda on metre öteme düşen bombayla kulaklarım cınlasada kendime gelerek ayağa kalktım etrafıma baktığımda silah sesleri kesilmiş  şerefsizler kaçmıştı kendime baktığımda allah’a şükür birşeyim yoktu askerlerin yanına gittiğimde bakışları beni buldu

“Iyi misiniz?”diye sordum

“Biz iyiyiz ama yaralılarımız ne kadar dayanır bilemiyoruz” diye yanıtladı beni asker bakışlarım yerde ki yaralıları buldu

“Bizimkiler helikopter istemiştir birazdan gelecektir ” dedim beni başıyla onayladı sol tarafan gelen hareketle o tarafa baktım gelenler bizimkinlerdi abim ve yusuf adil’ in kollarının altına girerek getiriyorlardı. Onu görünce gözlerimden yaşlar akarken  ağzımdan bir hıçkırık koptu diğerlerine baktığımda hepsi’nin gözleri yaşlıydı yanıma geldiklerinde adil’ i yavaşça yere yatırdılar şimdi annesine nasıl diyecektik…

Askere dediğim gibi eray helikopter getirtmişti birine şehitlerimiz ve yaralılarımız binerken diğerine de geri kalanımız bindi. Haklarıdır ki askeriye’ye  gittiğimizde yaralılar hastaneye şehitlerimizde son görevleri için baba ocaklarına yollandı biz daha fazla oyalanmadan ığdır’a geldik tuğran albay’la beraber adil’in  ailesine haber vermek için ankara’ya gittik adil’ in evinin önüne geldiğimizde

Akşam olur hasret  büyür dağ olur bu dağlarda kurşun atsan çığ olur

Balkonda al bayrak asılıydı benim duyun oğlum asker der gibiydi hepimiz arabadan çıktığımızda eray’la göz göze geldik şimdi bir anne’ye nasıl  oğlun şehit oldu diyecektik.

Sen oğlunu geri dönmez say annem ben ölünce belki vatan sağ olur

Hepimiz derin bir nefes vererek eve doğru adımladık tuğran albay önümüzde kapıyı çalınca ağlamamak için kendimi tuttum

Sen oğlunu geri dönmez say annem ben ölünce belki vatan sağ olur

Kapıyı elinde tenceresiyle bir kadın açtı adil’ in annesi olduğu belliydi adil tıpkı annesiydi.Annesi’nin gözleri ilk tuğran albay’a sonra bize döndü elinde ki tencere yere düşerken kadın acıyla bağırdı

“Oğluuuuum”

Belki dağlar duman duman savrulur belki sesim çığlık çığlık duyulur

Kadın’ ın feryadına koşarak gelen adam ve kız bizi görünce oldukları yerde durdular kız ağlayarak

“Adiliiiiim” diyerek yere düşerken adam sessizce göz yaşlarını döküyordu.

Belki oğlun bir tabut’a koyulur üzülme anne…

Tags:

Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2022 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account