yalnızlık

Kente yalnızlık yağıyordu.O ise sıcak evinde ayazda bırakılmış yüreğiyle üşüyordu alabildiğine.Sessizce odasına doğru yürüyüp aynaya baktı.Yüzünde birikmiş düş kırıntılarını sildi eliyle.Ve rüyalarına astığı paltosunu sırtına geçirip kentin kalabalık sokaklarına vurdu kendini.Yolda gördüğü mendilci çocuktan tüm kentin yaşlarını silmeye yetecek kadar mendil satın aldı.Sonra adımlarını hızla karanlığa doğru savurup şehrin ışıltılı caddelerinden uzaklaştı.İçine ayışığı karışmış bir su birikintisine rastladı daha sonra.Tabanı delik ayakkabılarının yardımıyla çoraplarını ıslattı.Ve ordan suya vurmuş visalini seyredip ayrıldı…

Yol ikiye ayrılmıştı önünde.O her zamanki gibi sağ tarafı seçip yürüdü usulca.Kıvrım kıvrım uzanan cumbalı evlere baktı bir süre.Pencerelerin buğusuna yazılan sevda nağmelerini okudu.Gözleriyle parmak izi tahlili yapmak istedi.Ama vazgeçti.Çünkü buğusuna acılarını yazacağı bir penceresi dahi yoktu onun.Zindansı ömrünü bir film şeridi gibi gözlerinin önüne getirip yanaklarından süzülen kanlı yaşları sildi elleriyle.Ve gecenin zemheri rüzgârlarına nefesiyle karşılık verip sustu…

Başını kaldırıp önüne baktı daha sonra.Kırmızı gölgeli minaresiyle yüreğine manevi bir hüzün katan camiyi gördü.Bildiği tüm duaları cebine koyup üzerine hat desenleri çizilmiş kapıdan içeri girdi.Hava çok soğuk olmasına rağmen cami avlusunun asûde bir sıcaklıkla misafirini karşılamasına şaşırmadı.Çünkü manevi huzurun ne demek olduğunu herkesten daha iyi biliyordu o.Derken kulağına nihavend mûsikisini andıran bir ses geldi.Gölgesinin ters tarafına doğru baktığında bu sesin şadırvandan sıçrayan rahmet zerrecikleri olduğunu farketti.Hemen büyük bir heyecanla oraya gitti.Şadırvanın üstündeki mermerde kalan güvercin tüylerini musluktan akan bir damla suyla yıkayıp saçlarına iliştirdi.Ve sonra hayatının belkide en coşkulu abdestini alıp her zamanki gibi sağ ayağıyla camiye girdi…

İlk önce duvardaki motifleri hayranlıkla izleyip gözbebeklerine kazıdı.Işıkların ahenginde ruhunun kararmış aksisedasını aydınlattı.Ve sonra meleklerin şahitliğinde saatlerce namaz kıldı.Secde ettiği seccadenin kıvrımlarında kalan gözyaşlarını avcuna alıp mendilci çocuktan satın aldığı mendillerden biriyle hepsini yıkadı.Ve onları en temiz halleriyle caminin içinde usulca yanan mor renkli kandilin üzerine dökerek eritti.Ardından ellerini semaya kaldırıp Rabbine şükretti.Çünkü o,şehrin en yalnız adamı olmasına rağmen bu kadar kalabalık yaşayabileceğini ilk kez o gece fark etmişti.Bu huzurla çıktı camiden ve cesur adımlarla şehrin titrek ışıklarına doğru yürümeye başladı tekrar…

Tags:

Paylaş
1 Yorum
  1. spesifik 6 ay önce

    Yürek kalemine bereket, kayıp kentin yitik çocuğu =))

Bir Cevap Bırakın

© 2021 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account