sanatntarihi_271495852_1151737332027823_2411624811267657814_n

YA HAYAT KONUŞSAYDI?! – GUSMENA SN – ÖYKÜ (ÇOK KISA)

Sağ elinde tuttuğu çay tabağına baktı bir süre. Sol elindeki orta boy yarısına kadar dolu çaya düşen ışıklar, ikindi vakti olmasına rağmen, gözlerini alıyordu. Aslında bunlar sadece ara ara maviliğe ve güneşe yer açan sonbahar bulutlarıydı. Çok mu olmuştu bu işe başlayalı? Zannetmiyordu. Son kez baktı çay bardağına. Ve bir nefeste içti hepsini. Hemen diplerinde, neredeyse, zebella denilse yerini bulacak, binanın sahibi duruyordu.

Gökyüzü, çok güzel. Çay, ılık. Elinde kürek, yeniden, yeni taşlarla döşenecek bahçeye baktı. Aslında dinlenmese iyiydi. Bak elindeki nasırlara, nasıl da irkiltiyordu onu bir anlığına. Bir kürek, bir miktar toprak. Bir o yana bir bu yana. Ah! Pantolonuna toprak değmişti işte. Hoş, her taraftan ıpıl ıpıl toz yağıyordu ya, neyse. Mecbur, yine her gün yaptığı gibi, banyo yapacaktı. İş, eşittir para demekti. Paraya bağlı olan su, elektrik, gıda, giyim, kuşam, nefes, hayat vardı. Evet, nefes almak bile paraylaydı. İş arkadaşı, aslında mecburi tanışıklık diyelim, denge ayarlaması için ipin bir ucuna geçti. Çömeldi, sabitledi. O’da eline küreği alıp ip boyunca yeri düzeltmeye başladı.

‘Niye yapıyorum ki ben bunu? Hepsi, hep boşa değil mi?!’

# # #

Zor, galiba çok zor. Niye yapıyorum? Ev. Evet, eve. Evde ne var? Eş, torun. Torun?! Ah evet, çocuklarım öldü, ondan. Araba mıydı? Ama ışık, kesinlikle vardı. Ben de yanlarındaydım. Yan koltukta ben oturuyorken. Nasıl oluyor da sadece arabanın sadece sol tarafı zor görebiliyordu acaba?!  İşte, sağ gözümde yine bir sızı. Bıçak gibi. Bıçak acısını nereden mi biliyorum? O gün, giren…

‘’Ha, kürek mi? Tamam geliyorum. Sen süpürgeye başla.’’

Küreğin yetmediği ince işçiliklerde, başımızın tacı (Yalan!) sopası ayrı ağır, kılları ayrı bir ağır olan uzun, ince ve kalın süpürge imdadımıza yetişiyor. Üç beş çarpı bilmem kaç tane irili ufaklı, küçük, küçük-cük tablet taşlar. Nasıl da bu kadar zor kaldırılabiliyor yerlerinden, derken sabahın nurunda bu işe başladığım aklıma geliyor.

Bir kürek, bir süpürge. Kumları süzgeçten geçir, kumları incelt, ya! Gömleğimin kenarı yırtılmış! Derin bir nefes ciğerlerimin içinde şimdi. Ve derin bir nefes ciğerlerimin dışında şimdi. Aman Allah’ım! Ne büyük olay! Yorgunluk, kesinlikle değil! Ellerimin karıncalanması, ayaklarımın titremesi, gözlerimi açık tutmakta zorlanmam, kollarımda kas bile birikmemesi, yağın zaten olmaması, benim artık bu hayattan da, topraklardan da, kendimden de bıkmış olmam hiç önemli değil! Tabi canım! Ben kim köpek, bunları kafaya (Kafa nedir ki?), kalbe (Kalp kimmiş?), ruhuma (Ruh! Ne!) sığdıramamış olmam hiç ama HİÇ ÖNEMLİ DEĞİL!!!

Buradan alacak olduğum karınca kadar paranın kaç gündür doğru düzgün yemek girmeyen eve; suyu gıdı gıddığına kullansak bile her ne hikmetse çok gelen faturaya; gündüzü geçtim, gece bile karanlıkta yaşadığımız eve yetmeyeceğini bilmek, anlamak, duymak İSTEMİYORUM!

‘’Tamam, sen hortumu getir, suyu aç, ben sularım.’’

Evet, en münasip ve en olabilir şekilde nasıl olacaksa, o şekilde oluyor. Koca, kaba taşlar, gereksiz otlardan (Ki hoş sonra yine aralardan bitecekler ama…) da temizlendikten sonra havada asılı duran olağan tozu yatıştırmak ve o muhteşem tablet taşları, desenleriyle zerre ilgilenmek istemesem de, mükemmel bir harmoni, enfes bir ahenk ile dizim işlemine başlıyoruz. Gelen, gideni aratmıyor. Hepsi bir. Mekânın sahibi geliyor. Yanında üç beş teranesi ile beraber. Omzunun üstünde kafası olan herkesten bir fikir, herkesten bir düzen ama icraat yok. Neden? Çünkü biz bu işten para alıyoruz. Ha bir de para verdiğim işe ‘El mi atacağım?!’ Tabi canım.

Toprak bu. Herkesten ve her şeyden azade.

Arkadaş. Gözaltları çökmüş, yorgun ve derin kırışıklıklarıyla taşları halletmeye bakıyor.

Ben elimde hortum, toprağın altı ile üstü arasında sıkışmış kalmış, karşımda duran sallanan kelebeği izlemeye dalıyorum. Gök mavi, yer kahve. Salıncağın üstünde bir kelebek. Bir o yanda. Bir bu yanda. Bir orada. Bir burada.

SON

Tags:
Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2022 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account