oKfSHLXFtNT_1_original_oKfSHLXFtNT

1.Mart 2018 – Orta Doğu’da Bir Başkent

Gizlendiği yıkık dökük harabenin yerin 4 kat altındaki mahzeninde, tek bir yudum gün ışığı göremeyecek halde mahsur kalmıştı Adsız. Bulamadığı tek şey gün ışığı olsa iyiydi. Yiyeceği ve suyu da tükenmiş, telsizinin şarjı biteli 4 gün olmuştu. Yakaladığı fare ve böcekleri yiyip, çamurlu ve paslı kanalizasyon suyu içmişti hayatta kalmak için. Yaralıydı ve kendi kendine yaptığı pansuman ve attığı dikişlere rağmen yarası enfeksiyon kapmıştı. Yani ölmek üzereydi.

 

“Biz seni alana kadar o delikten çıkma!” diye emredilmişti. Nasıl çıksın? Yabancı bir ülkenin diktatör devlet başkanına suikasttan aranıyordu. Tüm dünyanın gündemindeydi 1 haftadır. Artık haber eskimeye bile başlamıştı. Suikastı kendine mal etmek isteyen bir terörist örgüt üstlenmişti, gerçi bulunduğu o ücra delikte bundan da haberi yoktu. Ne yazık ki “Adsız” bir kahraman olarak kendi kendine yok olup gidecekti.

 

2 yıldır Orta Doğu topraklarında, Türkiye Cumhuriyeti Milli İstihbarat Teşkilatı adına özel kuvvetler gizli subayı olarak görev yapıyordu. Diktatörün özel kuvvetlerine sızmayı başarmış ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başlattığı askeri harekâta dek, titizlikle istihbarat sağlamıştı diktatörün başkentinden, Türk ordusuna. Harekâtın zafere ulaşmasına az kala, son ve en önemli emir gelmişti Ankara’dan: Diktatörü öldür!

Öldürdü.

 

Son görevi olacağını hissederek kıvrıldığı rutubetli taşın üstünde mırıl mırıl Kur’an okuyordu ezberinden. Şehit sayılır mıyım diye düşünüyordu bu kuyunun dibinde açlıktan ya da enfeksiyondan ölüp gitse acaba?

 

Kaç can almıştı Adsız? Profesyonel bir suikastçıydı edindiği birçok misyonun en başında. Sayamayacağı kadar çok can almıştı. Bayrak sağ olsundu ama… Kendisi sağ kalabilecek miydi o kutsal bayrak için? (Daha çok gencim.)

 

8. günün gece yarısı olduğunu tahmin ediyordu, artık yüksek ateşten bilincini ve zaman kavramını yitirmeye başlamıştı. Ölmeye epey niyetli ve hatta hevesli halde gücünün son damlasını fare avlamak yerine, bir parça kuru kalmış kumla teyemmüm alıp, 2 rekât namaz kılmakla harcadı. Secde ettiği yerden kalkamadı. Alnı toprakta, elleri ve tırnaklarının arası kendi kanıyla toprağa bulanmış halde son duasını etti.

“Rabbim günahlarımı affetmeyip şehitlik mertebesine iltica ettirmesen de… Şu aciz bedenimin… Cesedimin… Bulunup… Al bayrağa sarılıp selayla defnedilmesine izin ver Ya Rabbi… Âmin!”

Bitmişti…

 

Geldi!

 

Rutubetli ve çürümüş toprağa başını yaslayıp, ölümü beklediği yerden başını nazikçe kaldırıp, yan çevirerek ağzına bir matara dayayan siyah kar maskeli adamın bileğini, ölmek üzere olan bir adamdan beklenmeyecek kuvvetle kavradı. Arapça hırladı,

“Kimsin?”

Arapça soruya Türkçe karşılık geldi. Matarayı uzatan gülerek,

“Ağababan yiğidim, iç!” Dedi.

 

O karanlık sığınaktan 2 güçlü omuzda taşınarak çıkarılıp zırhlı araçlarla Türk üssüne götürüldü, orada bir jet uçağına bindirildi. 2 Türk F-16’sının eskortluk ettiği askeri ambulans jetle Ankara’ya getirildi. Uçaktaki doktor yarasına geçici pansuman yaparken koluna kan ve serum bağlandı. Yattığı sedyeden inleyerek kıpırdandı,

“Doktooorrr? Dalgalar sağlam mı? Ah!”

Kasıklarına saçma isabet etmişti kaçarken. Doktor şaşırdı, kendisini alan komutan maskesini nihayet sıyırıp güldü bu soruya,

“Lan devletimiz seni yetiştirmek için milyon dolarlar harcamış, sen canını düşüneceğine hala karı-kız düşünüyon hergele!”

“Hah? Sen kimsin lan?”

“Kahramanın!”

 

 

Suikast yerinden kaçarken yüzlerce kişinin arasında çıkan korku ve kargaşada birçok silah ateşlenmişti ve Adsız, kasığının birkaç santim yukarısına isabet eden eski tip av tüfeği saçmasıyla yaralanmıştı. Diktatörü öldürmek için tüm halkın meydanlara döküleceği ve diktatörün gövde gösterisi yapmak için her yıl olduğu gibi meydanda kurulan büyük sahneye çıkacağı yerel bayram kutlamalarını seçmişti. Çıkan karışıklıkta panik olan halk, askerler, muhafızlar, gerillalar herkese ve her yere ateş açmıştı bir anda. Cehennem gibi bir kaostu. Yoksa vurulmazdı Adsız. Vurdurmazdı kendini. ‘Şans işte’ dedi.

 

“La doktor! Harbiden diyom! Daha çocuk yapacam ben, benim çoğalmam lazım! Bu vatana benim genlerim lazım! 10dil biliyom lan valla! TC’de bi İlber Ortaylı, bi ben! Üstün zekâlıyım oğlum ben, komandoyum, ajanım, suikastçıların piriyim! Adımı tarihe altın harflerle yazdırdım bilmem anlatabiliyor muyum?” Diye şişindi.

 

“Çenen de düşük!” Dedi kaba saba komutan.

Adsız Ona dönüp tekrar, “Sen kimsin ağababa?” Diye sordu.

 

“Nabacan arslan parçası, üzümünü ye bağını sorma! Bende senin gibi Adsız’ın biriyim. Sahi, hangi adını tarihe altın harflerle yazdırdın?” Deyip alaycı bir gülüş attı komutan.

 

Kaşlarını çatarak düşünceli halde baktı sedyedeki Adsız. Normalde hazırcevap biriydi ve hiç bir lafın altında kalmazdı! Buna verecek cevabı ise yoktu… Kuvveti olsa ve yeri zamanı olsa adamın ümüğünü sıkıverirdi!

Adsızlığı ile alay edilmesi yumuşak karnıydı.

Dişlerini gacırdattı ters ters bakarak.

 

(Kim ola ki? Baya da yaşlı. Bende senin gibi Adsız’ın biriyim derken? İstihbarattan olmalı?)

 

Adsız’ı, Adsız olarak bilenler genelde teşkilatçıydı. İstihbarat teşkilatındaki üst düzey bir grup ve kendi ekibindekiler hariç; polis, savcı, hâkim, doktor hatta bakan, başbakan dahi olsa herkese karşı farklı kimliklerle bildirilirdi. Dünyanın en iyi gizlenen adamlarından biriydi.

 

Uçaktan inip zırhlı bir askeri ambulansta askeri hastaneye giderken de kahramanı onunlaydı. Her kimse, kendisini sağ salim teslim etmeden görevini yerine getirmiş sayılmayacağını anlıyordu, yaşlı adamın gözünü üstünden ayırmayan korumacı tavrından. Zeki kara gözlerini, adamın yaşlı, kara kavruk ve epeyce derin kırışıklarla bezeli yüzünden ayırmıyordu.

 

“Tanıdım seni ağababa!” Dedi keyifle aniden.

 

Yaşlı istihbaratçı dudaklarını büzerek ‘şşşş’ dedi. Adsız gülerek boştaki elini kaldırıp bir saniye ensesini sıvazlayarak bir işaret verdi adama. Adamın sert yüzünden kısacık bir şaşkınlık geçti ve ardından gözlerini belli belirsiz yumarak tanındığını kabullendi. Adsız gözleri ışıl ışıl parlayarak, elini sol göğsüne götürüp saygıyla Pîrini selamladı. Öldü sanılıyordu O efsane! Kurbanlarının ensesinden yakın mesafe tek kurşunla öldürmek gibi bir imzası vardı, suikast görevlerinde. Ve Adsız’ın Canını kurtarmıştı!

 

(Kimlere emanetmişim! En iyisine heyt be! Ya O, ya ben gebermeden kara cemalini görmek de varmış kısmette!)

Derin devletin efsanesi, kara kutusu nam-ı diyar; KARA! Adsız’ın idolüydü.

 

Hastanede bir odaya alınırken birim amiri de koşarak geldi “Şükürler olsun arslan parçam! Evladım!” diyerek sarıldı Adsız’a.

“Biraz daha gecikeydin Saygın Efe’m? Cenazemize sarılırdın artık! ” diye sitem etti ve haykırdı “Ölüyodum laaan!!!”

 

“Ne desen haklısın aslanım civanım! Ne söylesen! İyi misin? İyi olacaksın! Sen bu vatana daha çok lazımsın! Yaralanmışsın? Nasıl oldu bu iş?”

“Maganda kurşunu isabet etti kargaşada.”

“Tüh! Olacak iş değil. Emin misin fark edilmediğine? Başka bir keskin nişancı olmasın?”

“Orda başka bir keskin nişancı vardı ama beni fark etmedi. Hem O olsa helvamı kavururdun şimdi! Saçma yarası bu. Şimdilik sadece hadım ya da kısır kalacaz. Of!”

 

Saygın Efe yaralıya bir göz attı geri çekilip,

“O kadar aşağıda mı?” dedi endişeyle.

 

“Bilmem.” derken ameliyatını yapacak olan doktor geldi odaya beyaz önlüğüyle.

“Merhaba geçmiş olsun. Pilot Yüzbaşı Cihan Arslan değil mi?”

“E- evet?” dedi nadiren şaşıran tiplerden olsa da ağzı açık bakakaldı doktora.

 

“Çok geçmiş olsun Gazi’m. Uzanın yaranıza bakayım.”

“Siz mi?”

“Evet, ben Ürolog Ece Sermiyan. Müsaade edin.” diye mırıldandı doktor huzursuzca. Saygın Efe kır sakallarını sıvazlayarak, Adsız’ın huyunu iyi bildiği için sırıtıp arkasını dönerken Adsız, uzanıp yarasını açtı.

 

“Kadın ürolog? Askeri hastanede? Pardon ama nedeeeeen, Ece Hanım?” dedi şakaya vurarak şaşkınlığını. Her zaman haddinden fazla açık sözlüydü…

 

Doktor Ece cevap vermeden, pansuman bantlarını nazikçe çözdü gaziye hürmetinden ve böyle tepkilere alışık olduğundan, dikkatlice muayenesini yaptı. Sonra,

“Erkekler jinekolog olunca da şaşırıyor musunuz Pilot Bey? Cinsiyet ayrımcılığı gökyüzünde uçan birine yakışmadı” deyip hasta dosyasını eline aldı.

Adsız bir kahkaha attı, “Pardon çok haklısınız.”

 

“Ameliyatı kim yaptı saçmaları çıkarmak için?”

“Ben” dedi Adsız, sonra Saygın Efeyle göz göze geldi, müdürü kaşlarını havaya kaldırmıştı, zaten kadın doktor da bu şakacı gaziye şüpheyle bakıyordu. “Şaka şaka, şey, bir köy baytarı.”

“Baytar? Gayet profesyonel dikilmiş ama enfeksiyon kaptığı için yarayı tekrar açıp dikeceğiz ve antibiyotik tedavisine başlayacağız. “

“Sakat kalır mıyım Ece Hanım?”

“Yürüyebilirsiniz. “

“Onu sormuyorum, çocuğum olur mu? Daha hiç olmadı, malum pilot mesaisi çok yoğun. Evliliğe vakit bulamadık. Artık inşallah en tez vakitte. Siz bekar mısınız Ece Hanım?”

 

Son soruyu duymazdan geldi doktoru ve

“Tabi bu yara sizde infertilite yaratmaz fakat bir süre çocuk yapabilecek teknik beceriden uzak kalabilirsiniz. Biz buna istirahat dönemi diyelim?”

“Ne tatlısınız! Duydun mu Saygın? Çok tüh! Teknik becerilerimi seviyordum hâlbuki!”

 

Genç ve alımlı bayan doktor hala odada ve Adsız’a arkası dönük halde hasta dosyasını yazarken, Ona bakmadan güldü adamın sözlerine. Adsız güzel kadının parmağında yüzük veya yüzük izi olmadığını derhal tespit etmişti.

 

İçinden (Ben sana gösterirdim teknik beceriyi de şükret yaralıyım! Sonra… Borcum olsun Ürolog Ece!)

 

                                      ***

 

 

Tags:
Paylaş
6 Yorum
  1. @Gulnyvz.21 6 ay önce

    Adsız burdada okuyacak olmak çok güzel. Kaleminizi cok beğeniyorum kurgunuz harika

  2. Sultan güleç 10 ay önce

    Ayy başlangıcı çok iyi çok keyif aldım en kısa zamanda diğer bölümlerinde okuyacagim inşallah

  3. alsennn 12 ay önce

    Eserlerinizi bu platformda da okumak ayrica bir keyif. Emeginize saglik teskkurler.

  4. Öznur İlter 1 sene önce

    Methini çok duyduğum hikayenin burada da yolu açık olsun inşallah ? İlk yorum yapan olmak da ayrıca bir mutluluk ❤️

Bir Cevap Bırakın

© 2021 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account