Süveyda Rüya

 

Uzun zamandır uyku sorunu yaşadığı için, tüm gece uyuyamayan Süveyda kendine bir kahve yapmak  için oflayıp yerinden kalktı. Sade bir kahve ona iyi gelecekti. Bunu bilen kız kahvesini hazırladıktan sonra bilgisayarının başına geçti. Ailesinden uzak bir şehirde üniversite okuyordu.biraz ders çalışıp sıkılınca bıraktı. Aklında kurduğu senaryoyu yazmaya başladı. Kim bilir belki ilerde yazdıkları dizi yada film olurdu. Bunun hayalini kurmak bile mutlu ediyordu Süveydayı. Yazmak kadar okumayıda seviyordu. Kahvesini yudumlarken sessizliğin sesini dinliyordu.keşke ailem yanımda olsa diye iç geçirdi. Annesini babasını kardeşlerini çok özlemişti. Tüm kardeşlerin aynı yatakta yattığı günler. Sobanın üzerinde kaynayan çaydanlık. Pişirdikleri kestaneler. Hepsi anbean geçti kızın gözlerinin önünden. Ah eski günler derken yazmaya devam etti. Bir çok kitap yazıp tüm yazdıklarını kendine saklamıştı. Oysa ne çok isterdi kitabını bastırıp kokusunu içine çekmeyi. Ellerini harflerin üzerinde gezdirmeyi ne çok isterdi. Kardeşleri yazmak konusunda hep cesaretlendirmişlerdi Süveydayı Tüm cesaretini toplayıp bir kaç yayın evi ile görüştü. Hepsi anlaşmış gibi önce para diyordu. Aldığı her cevap süveydanın hayallerini yerle bir ediyordu. Yazdıkları kimsenin umrunda değildi. Herkes alacağı paranın derdine düşmüştü. Gözyaşlarıyla harmanladığı satırları kimseye yedirmezdi genç kız. Ben sesimi duyurmanın bir yolunu bulurum derken instagram hesabını kapattı. Kızmıştı genç kız. Emek hırsızlığına haddinden fazla kızmıştı. Arkadaşı zeynebin tavsiye ettiği kitabı okuyacaktı. Arama kutucuğuna Zümrüt yazıp sayfanın açılmasını bekledi. Sayfa açılınca kitaba tıklayıp okumaya başladı süveyda. Güzeller güzeli Zümrüt ile Ali’nin sevdasını ince ince işlemişti yazar. Birde çölyak diye bir hastalığı vardı Zümrüt’ün ilk defa duymuştu Süveyda. Okuduğu kitabı bırakıp hastalığı araştırmaya karar versede yapamadı. Okudukça kitabın içine çekiliyordu. Yazarın kalemi abartılardan uzak, doğal bir güzellikteydi. Bu yazarın Diğer kitaplarınıda okuyacağım derken gözlerini ovuşturdu. Ekrana uzun süre bakmak gözlerini yormuştu. Arkadaşı zeynep de bu sitede yazdığını söylemişti. Süveyda zeynebin ismini yazıp kitaplarını inceledi. Zeynebin şiir kitabından birkaç şiir okuyup siteyi incelemeye devam etti. Bir çok güzel kitap vardı. İlgisini çeken kitapların isimlerini not defterine not edip bir köşeye bıraktı. Kitap okumayı seviyordu ve bu kitapları okuyacaktı. Okumayı seven genç kız yüzlerce kitap okumuştu. Ve bu site sayesinde kolaylıkla istediği yerde kitap okuyabilecekti. En kısa zamanda Zeynep’e teşekkür edecekti. Onu böyle güzel bir site ile tanıştırdığı için. Ben de burada yazmalıyım derken hemen siteye kayıt oldu. Ve Süveyda adını verdiği kitabın ilk bölümünü paylaştı. Heyecanlandı Süveyda. Sanki bir bebeğin doğumunu izliyordu. Kendine sakladıklarını artık hiç tanımadığı insanların avuçları arasına bırakmıştı. İçini kaplayan huzurla kalktı bilgisayarının başından. Kahve fincanını yıkayıp etrafı toplamaya başladı. Yaklaşık 1 saat sonra işlerini bitirip çiçeklerini suladıktan sonra tekrar oturdu bilgisayarın başına. Kitabı okunmuşmuydu merak ediyordu. Elleri titrerken sayfayı açıp ekrana bakmaya başladı. Ve işte dokunduğu kalpler karşısındaydı. Bir bölüm daha isteyenler. Aramıza hoşgeldiniz diyenler. Birbirinden sıcak ve samimi yorumlar karşılamıştı onu. Mesaj kutusuna düşen mesajla heyecanlandı. Hiç bekletmeden açtı mesajı. Zümrüt’ün yazarı mesaj atmıştı. Yaz okur’a Hoşgeldiniz. Bu sitenin kurucusu benim. WhatsApp grubumuza bekleriz yazmıştı.mesaja cevap yazdıktan sonra  Linkin üzerine tıklayıp gruba katıldı Süveyda. Gruba dahil olduğu ilk andan itibaren sıcak ve samimi insanlar tarafından karşılanmıştı. Dünyanın heryerinden insanlar vardı bu grupta.aile olup birbirlerinin dertleriyle dertlenip. Sevinçlerine ortak olmuşlardı. Ruhunun dehlizlerinde kaybolan Süveyda aradığı huzuru bulmuş gibi hissediyordu. Yaz okur kan bağı olmayan bir çok insanı çatısı altında toplamış birbirlerine kalpten bağlanan kardeşler buldurmuştu. Herkes birbirine dost ve kardeş olmuştu. Kanatlarına mutluluk takan hayali güvercinlerini gökyüzüne salarken. Her şeyin güzel olmasını diledi Süveyda.herkes yaz okurda düzenlenecek hikaye yarışmasını konuşuyordu. Genç kız merak edip kuralları öğrendikten sonra katılmaya karar verdi. Süveyda yıllar önce kardeşi için yazdığı dostluk hikayesiyle katılacaktı. Hem hikaye yarışmasına katılacak, hem de kardeşine süpriz yapacaktı. belki oda kardeşi gibi güzel dostluklar edinirdi. Hikayeye göz atıp ufak tefek düzeltmeler yaptı. Okumaya başladığında kapısını çalmak üzere olan dostluklardan habersizdi. Hikaye şöyle başlıyordu. 

Genç kız her zaman olduğu gibi yatağına uzanıp elinde telefonu ile sosyal medyada dolaşıyordu. Facebook’ta kendisine gönderilen isteği görünce duraksadı. Çünkü kendisine gönderilen her isteği onaylamıyordu. Oldukça seçiciydi. Kabul etsem mi? Etmesem mi? Diye düşünürken kalbinin sesini dinledi ve gelen isteği onayladı az çok tanıyordu kendisini ekleyen kişiyi nasılsa. Ceylan laf arasında söz etmişti. . Yaklaşık 15 dakika sonra kendisine gelen mesajı açtı. Merhaba Songül. İsteğimi onayladığın için teşekkür ederim. Tanışalım mı? Yazıyordu mesajda Songül yüzündeki tebessüm genişlerken mesaja cevap verdi. Tabii ki tanışa biliriz. Sizi az çok tanıyorum. Kız kardeşimle görüşüyormuşsunuz. İsmim Songül.21 yaşındayım. Açık öğretimden lise okuyorum. Benim anlatacaklarım bu kadar. Siz neler yapıyorsunuz yazıp gönderdi. Çok bekletmeden geldi cevap. Memnun oldum Songül. Evet ben de seni ismen duymuştum. İstek gönderip seninle tanışmak istedim. Tanışma Faslı böylece ilerlerken iki kalp birbirlerine ısınmıştı. Songül ve Nejla ablası. O gün ve ondan sonraki günler konuşup sohbet ettiler. Songül pek kimseyle konuşup sohbet etmezdi. Dostu yok denecek kadar azdı. Yine Nejla ablasından bir mesaj gelmişti. Ve mesajda şunlar yazıyordu. Songül merhaba canım. Bizim bir WhatsApp grubumuz var. Kızlara özel. Katılmak ister misin? Genç kız önce düşündü ve kararsız kaldı. Çünkü kimseye güvenip numarasını vermek istemiyordu. Sonra düşüncelerimden sıyrılıp cevap verdi. Tabii ki. Ekleye bilirsin Nejla abla. Çok mutlu olurum yazıp gönderdi. Ve birkaç dakika sonra kendisine gelen bildirimle gruba eklendiğini gördü. Yeni bir ortam. Yeni arkadaşlar. Ama yeni bir dostluk kuracağını düşünmemişti. Kızlarla iyi anlaştı. Sürekli mesajlaşıp sohbet ediyorlardı. Artık sıkılıyordu. Kendisini anlayan. Kardeşten öte bir dostu olsun istiyordu. Ve duası kabul olacaktı. Gruba gelen yeni bir mesaj. Ve gelecek olan bir kişi daha. Merhaba kızlar. Aramıza bir kişi daha gelecek .ismi  Nurbanu. Eminim ki onu da çok seveceksiniz dedikten hemen sonra nurbanuyu gruba aldı Nejla ablaları. Nurbanu gruba gelip gruptaki kızlar ve songülle anlaşmıştı. Ama kimsenin bilmediği bir şey vardı. İki genç kız. Birbirlerinden habersiz iki yürek. Songül ve nurbanu. Birbirlerinden habersiz birbirini sevmiş. Muhabbeti ilerletmek istemişlerdi. Öyle de oldu. Özelden konuşup mesajlaşmaya başladılar. Farkında olmadan birbirlerinin kalbinde taht kurmuşlardı. Songül nurbanu için sabah güneşi. Nurbanu ise Songül için gece gökyüzünü süsleyen yıldız olmuştu. Biri kaybetmenin ne demek olduğunu yaşamış. Diğeri ise kaybetme düşüncesiyle dost bulamam korkusu yaşıyordu. Ama ikisi de korkularını aşıp kardeşlik yemini ettiler. Onlar birbirinin huzuru olacaktı. Ve bu kardeşlik sonsuza kadar sürecekti. Her saat. Hatta her dakika konuştular. İki genç kız mesafeye inat tek yürek olmuşlardı. Artık telefonda konuşmak yetmiyordu onlara. Kavuşmaları ve doyasıya hasret gidererek sarılmaları gerekiyordu. Biri İzmir’de. Biri Kütahya’da. Ama aradaki mesafeye inat onlar iki bedende tek yürek olmuşlardı. Vuslat yaklaşıyordu. Nurbanu ailesiyle konuşup onları ikna edecekti. Arkadaşı, dostu, kardeşi. Songülü ziyaret edecekti. Genç kız ailesi ile konuşup saatlerce dil döktü. Sonunda babası kıyamayıp onları buluşturmayı kabul etti.  olumlu sonuç almıştı Banu. Sıra bunu dostuna söylemeye gelmişti. Genç kız sevinçle arkadaşını arayıp ve konuşmaya başladı. Songül sana güzel bir haberim var. Ama önce otur ve sakin ol. Sakın kalp krizi geçireyim deme. Yarın yanına geliyorum. Kısa bir şok ve sevinç çığlıkları. O gece mutluluktan uyuyamayan iki genç kız sabahı iple çektiler. Sabahın ilk ışıkları nda ikisi de uykuya yenik düşüp gözlerini kapatmışlardı. Uyandıklarında vakit öğleye geliyordu. Songül kahvaltısını yapıp annesine temizlik yaparken yardım etti. Nurbanu kahvaltısını yapıp hızlı bir şekilde hazırlandıktan sonra ailesiyle yola çıktı. Saatler hızla ilerlerken. İkisi için zaman geçmek bilmiyordu. Akşam saatlerinde yolculuk bitmiş. Nurbanu ise ailesiyle birlikte İzmir’e gelmişti. Songülle buluşmak için bir gün daha beklemesi gerekiyordu. Bir gün daha bekleyecekler. Ve bu hasret bitecekti. O akşam. Ve o gece sabaha kadar telefonla konuşup sabahı beklediler. Gece yerini gündüze bırakırken. Sevinçten ne yapacaklarını bilemiyorlardı. En iyisi uyumak deyip telefonu kapattılar. Bir kaç saat uyuduktan sonra beklenen an gelmişti. Songül kahvaltısını yaparken telefonu çalmış ve nurbanu 1 saate kadar geleceğini söylemişti. Öyle de oldu. Hızla geçen 1 saat. Ve buluşma anı. Nurbanu merdivenleri çıkarken. İkisinin de mutluluktan kalpleri yerinden çıkacak gibi oluyordu. Birbirlerine sarılıp sevinçle hasret giderdiler.Bu an bitmesin. Onlar hiç ayrılmasın istiyorlardı. İkisi de birbirlerinden habersiz kalben bunu istemişlerdi. Aileler tanışıp iyi anlaşmışlardı. Songül ve nurbanunun ısrarı üzerine nurbanu o gün songüllerde kalacaktı. Öyle de oldu. Akşama kadar sohbet edip güzel vakit geçirdiler. Kavuşmayı beklerken geçmeyen zaman. Şimdi hızla ilerliyordu. Nurbanu salıncakta oturmuş. Songül ise onu sallıyordu. İkisi de içinde ukte kalan ne varsa bu gün gerçekleştireceklerdi. Songül aklına bir şey gelmiş gibi yerinden fırladı. Ne olduğunu anlamayan nurbanu ise öylece kalmıştı. Songül elindeki gelinlik ile tekrar odaya girerken. Nurbanunun sevinçle gözleri parladı. Hayali gerçek olacaktı. Uzun zamandır gelinlik giymek istiyordu. Genç kız gelinliği üzerine giyip saçlarını yaptırdı. Songül ise prensesler gibi olmuşsun canım deyip arkadaşına sarıldı. Onlarca fotoğraf çektirip gülüp eğlendiler. Saat iyice ilerlemişti. Ortalığı toplayıp yataklarına uzanan iki genç kız. Kendini uykunun kollarına teslim etmişlerdi. Göz açıp kapayıncaya kadar sabah olmuştu. İkisi de odalarına giren güneş sayesinde uyanmak zorunda kalmışlardı. Bir süre yatak keyfi yaptıktan sonra kalkıp üzerlerini giyindiler. Ayrılık vakti yaklaşmıştı. Üzgün olan iki genç kız bunu birbirlerine belli etmek istemiyorlardı. Kahvaltı yaptılar biraz daha sohbet ettikten sonra nurbanu ailesinin araması üzerine hazırlanıp onları beklemeye başladı. Ve işte ayrılık vakti. Songül nurbanu yu uğurlarken ona hasret ve yeniden kavuşmanın özlemi ile sarıldı. Nurbanu ise ayrılmanın hüznü ile arabaya binip oradan uzaklaştı. Bedenen ayrılan iki genç kız. Kalben asla ayrılmamak için birbirlerine söz verdiler… gözleri dolu dolu okudu hikayeyi Süveyda. Sanki kaleme alan kendisi değildi. Oda böyle güzel dostluklar edinmek istiyordu. Menfaat üzerine kurulu bunca dostluklar varken. Böylesi tertemiz bir kardeşlik ister istemez Süveydanın gözlerini yaşartıyordu. Öyle güzel bir dostluktu ki onlarınki.. Sanki tüm kainat bu dostluğa hizmet ediyordu. Yarışmaya katılacağı hikayeyi hazırlayıp seslendirmek için hazırlanmaya başladı genç kız. İlk defa kendi kaleminden bir hikaye seslendirecekti. Kolay olmayacaktı elbette. Her satırını İlmek ilmek işlediği hikayesi sesiyle cam bulacaktı süveyda derin bir nefes alıp kayıt işlemine başladı. Yazmasına yazıyordu da, sesi konusunda kendine pek güvenmiyordu bir taraftan şiir seslendirmenliği yapıp, türkü söyleyenlere En içten tebriklerini yollarken öbür taraftan aldığı onlarca ses kaydından en güzelini seçmeye çalışıyordu detaylı bir şekilde hepsini dinledikten sonra nihayet birinde karar kılmıştı. Hikayesine son dokunuşlarını yapıp yarışmaya katıldı. Yarışmanın sonucu ne olursa olsun Kendine ve yazdıklarına bu şansı tanıdığı için mutluydu. Kendisini bol köpüklü kahve ile ödüllendir ip bu güzel havanın tadını çıkartmak için Balkona çıktı. Mevsimlerden ilkbaharı seviyordu doyasıya içine çektiği taze çiçek kokusu, Yağmurdan sonra gelen Toprak kokusu çok başkaydı onun için. Bir süre ruhunu dinledikten sonra odasına yöneldi tam yapacak bir şeyler düşünürken masanın üzerinde titreşen telefonu çekti dikkatini. Telefonu eline alırken Zeynep’e kitabını düzenlemeye yardımcı olması için bölüm atmadığını farketti. Ayy kesin çok kızacaksın zeynebim diyerek açtı telefonu. Efendim güzeller güzeli canım arkadaşım dediğinde sesinin en şirin tonunu kullandı. Şirinlik yapma da Süveydacım. Hemen bana kitabın dosyasını gönder. Çok konuşacak vaktim yok. Daha sonra sana hesap sorarım derken gülümsedi zeynep. Hemen gönderiyorum deyip vedalaştıktan sonra telefonu kapattı iki dost. Kız kitap dosyasını gönderince. Zeynep üzerinde birkaç saat çalışıp matbaada çalışan arkadaşına gönderdi dosyayı. Süveydanın birkaç Gün sonra doğum günüydü. zeynep ona anlamlı ve unutulmaz bir hediye vermek istiyordu. Biraz uğraşmıştı ama deymişti. Süveydaya doğum gününde kendi kitabını hediye edecekti. Gülümseyerek o gün için güzel bir pasta yaptırmaya karar verdi zeynep. Arkadaşını mutlu etmek istiyordu. Sevdiği insanları mutlu etmek onu da mutlu ediyordu. Kuzeni leyla kendi pastanesini işletiyordu. Aklındaki pastayı mesaj atıp hazırlamasını rica etti. Leyla’nın en güzel pastayı yapacağından adı gibi emindi. Mutfakla arası çok iyiydi Leyla’nın. Bu sebeple okumak istemeyip kendine bir pastane açmıştı. Ders çalışmak bana göre değil diyerek kestirip atmıştı üniversite okumayı. Zeynep gelen mesaj sesiyle düşüncelerinden sıyrılıp telefonu eline alarak gelen mesaja baktı. Leyla yazmıştı. Pastayı olmuş bil. Ama karşılığında güzel bir akşam yemeği isterim. Hazırlığını yap birazdan sizdeyim. Sana en güzel yemekleri yapacağım canım yazdıktan hemen sonra kolları sıvayıp mutfağa girdi genç kız. Ne yapsam diye düşünürken etrafa göz gezdiriyordu. Önceden hazırlayıp dondurucuya kaldırdığı sarma ve börekler aklına gelince olduğu yerde sevinçle Zıpladı. Yaşasın derken. Dondurucudan çıkardığı sarma ve börekleri pişirmek için hazırladı. Dağınık mutfak sevmediği için hemen etrafı toparlamaya başladı. Hazırlık yapmaya öyle dalmıştı ki. Zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştı zeynep. Çalan zilin sesiyle kendine gelip kapıya koştu. Leyla gelmiş olmalıydı. Üstüne çeki düzen verip kapıyı açtı. Ama karşısında leyla değil. Genç bir adam duruyordu. Üzerindeki şaşkınlığı attıktan sonra. Buyrun kime bakmıştınız diye sordu zeynep. Elindeki paketi uzatan genç adam. Bunu Pelin hanım gönderdi. Size aitmiş. Umarım istediği gibi olmuştur deyip selamlarını iletti. Müsaadenizle. Genç adam müsade isterken. Zeynep teşekkür edip içeriye girdikten sonra kapıyı kapattı. Paketi hızla açıp. Göz kamaştıran kitabı gördü genç kız. Çok güzel görünüyordu. Kitabın güzel kokusunu içine çekip masanın üzerine bıraktı. Hemen Süveydayı arayıp eve davet etti. Pelin işini gücünü bırakmış. Onun için kısa bir sürede Bu kitabı bastırmıştı. Leyla’ya mesaj atıp. Elinde hazır olan pastayla hemen gelmesini istedi. Tezcanlıydı zeynep. Ve birkaç gün daha bekleyemeyecekti. Erkenden kutlayacaktı Süveydanın doğum gününü. Bu kitabı bekletmeden vermeliydi. Aklına gelen şeyle kitabı masanın üzerinden kaldırıp sakladı. Kutlamadan önce görmemeliydi Süveyda. Kutlama için ortamı hazırlarken leyla da gelmişti. Neyseki bugün şanslı günündeydi zeynep. Leyla’nın elinde çok güzel hazırlanmış bir pasta duruyordu. Onlar konuşurken kapı çalmıştı. Leyla mumları yakarken. Zeynep kapıyı açtı. İyi ki doğdun nidalarıyla karşılanan Süveyda mutluluk gözyaşları dökerken. Mumları üflemeyi ihmal etmedi. İyi ki doğdun güzel arkadaşım. Doğum gününü bekleyemedim. Erkenden kutlamak istedim. Çünkü senin için hazırladığım özel hediyeyi daha fazla bekletemezdim. Hadi sen de bekletme. Aç istersen. Bakalım beğenecekmisin. Leyla öylece durup izlerken. Süveyda zeynebin elindeki paketi alıp açmaya başladı. Zeynep çaktırmadan video çekiyordu. Arkadaşının sevincine sonsuza kadar ortak olmak için bu anı ölümsüzleştirmek istiyordu. Şöyle bir baktı kitaba. Gözleri doldu Süveydanım. Hayali gerçek olmuştu.ama bu, bu nasıl olur derken sicim gibi gözyaşları kitabın üzerine damlıyordu. Ağlama Süveyda. İstedim ki. Her zaman yüreğinde kopan fırtınalara  şahit olan sözyaşların. Şimdi de dostluğumuza şahit olsun.şahid olsun kainat sen benim kardeşim,sen benim can dostumsun. İyi ki doğurmuş annen seni iyi ki doğmuşsun. Süveyda en içten teşekkürlerini Zeynep’e iletirken. İki dost birbirlerine sımsıkı sarıldılar. Ve Süveyda yazdığı hikayeyi hatırladı. Allah songüle nurbanu yu. Süveydaya dost diye Zeynep’i göndermişti. Ve Süveyda. Yazdığı hikayeyi yaşarken bulmuştu kendini.

 

 

 

Tags:
Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2021 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account