IMG_20200322_215400_675

1

Amerikadan bugün  dönmüştüm.  Annemler dayımlara gidince kardeşimle evde kaldık.  Abimde dışarıdaydı sanırım,  elimdeki çayları sehpaya koyarken arkamdan Öykü gelip yiyecekleri getirmişti.  Birlikte oturup sohbet etmeye başladık.  Amerikada neler yaptığımı anlatırken muhabbetimiz uzamıştı.

Bu arada kendimi tanıtmadım.  Ben Vera lise son sınıfim ve istanbul’da okumaya karar vermiştim. Çünkü amerikada üç sene okudum son senemide burda okumak istiyorum.  Ailemi ve arkadaşlarımı özlemiştim. Gerçi babamı ikna etmek çok zor oldu fakat abim halletmişti.  Bende soluğu evimde aldım.  Kendimi anlatmayı fazla sevmem. Zamanla tanımanız en iyisi.

Kapı çalınca kalkıp açtım.  Abim ve arkadaşları gelmişti.  Gülerek “Geçin. ” dedim ve geri çekildim, geçmeleri için. Abim Rüzgar, İrfan Abi, Tarık Abi, Batuhan Abi ve Ateş Abi kapıdan girdiler.

“Annemler?” diye sordu abim.

” Dayımlarda. Senin haberin yok muydu?”

” Siz niye gitmediniz?”

Cevap vermeyip omuz silktim ve kapıyı kapattım.  Hepsi üstündeki ceketleri çıkarıp astılar arkamdan salona geçip oturduk. Ben onlara bakarken birinde gözlerim takıldı.  Onunda bana baktığını farkedip hemen gözlerimi kaçırdım.  Utanmıştım . Öykü sehpadakileri toplarken bende ayağa kalkıp bizimkilere ” Çay koyayım mı?” diye sordum .   Biz içtik dediklerinde başımı sallayıp elimdekileri mutfağa doğru gidip bulaşıkları makineye koyup çıktım.

Salona geçtiğmde abimlere bakarak ben ” Yol yorgunluğundan dolayı ben gidip dinlensem ayıp  olur mu? ” diye sorunca hepsi beni anlamış gibi ” Iyi geceler ” diyerek bende kafamla onaylayıp odama gidip uyusam iyi olurdu.

2

Sabah alarmin sesiyle gözlerimi zar zor açıp yatağımdan kalktım.  Uykumu almış gözlerimi ovarak banyoya gittim. Insanlar pek çoğu  sabahlari banyo yapmayı sevmez . Bende dün yoldan geldiğim için direk kendimi duşa atmıştım.

Sabahları enerjim yerindeyse güne güzel başladıysam muhakkak ilk işim duş almak olurdu. Çünkü beni rahatlatıyor.  Dün banyo yaptığım için bugün yapmama gerek yoktu.

Elimi yüzümü yıkayıp havlu ile kuruladiktan sonra banyodan çıktım. Gardolabımın kapısını  açıp dolaptan geçen sene abimle aldığım beyaz üstü çiçek desenli yazlık elbisemin boyu sadece dizimin iki parmak yukarıdaydı  ve zaten piyasada nadir ve zor bulunan ürün kolay satılmıyor ve bulunmazdı .  Hemen askılıktan çıkarıp yatağımın üzerine  koydum ve kot ceketimle beyaz spor ayakkabılarımı alıp  giyinmeye başladım.  Giyindikten sonra aynada kendime bakıp gayet hoş olmuştum.  Ve sade görünüyordum bu iyiydi.  Çantamı alıp odamdan çıktım.  Evimiz iki katlı olduğu için  merdivenlerden aşağa koşarak indim salona geçtiğimde annem masayı kurmuş ve şahane kahvaltı sofrasını Görünce ne kadar aç olduğumu fark ettim. Içimden anneme bu güzel masayı benim için yapmış olduğunu anlamıştım.

Masaya oturmadan önce abimin üstümdeki elbisemi kaşlarını çatarak beni izlediğini gördüm.

Ardından direk gözlerime bakip ” Vera bu elbise kısaldı mı?” diyip elbiseyi işaret etti

” Abi beraber aldığımız elbise ” dedim kızarak

“Yok bu elbise baya kısalmış  ” diye söylenirken çantamı yere koyup direk masaya oturdum.  Elbisemin boyu biraz kisa ve yeterince uzundu.  Bu elbiseyi severek almıştık ve bu yüzden  abimle tartışmaya girmeyecektim. Önümdeki kahvaltımla ilgilenmeye başladım.

3

Hayat zormuş. Ne yaşarsak yaşayalım ruhumuzdaki izleri silemezsiniz. Birkez canımız yandı. “

Abimi bekliyorduk. Öykü giyinip geldikten sonra aşağa inip yanıma geldi.
Annemlerden izin alıp kardeşimle dolaşmaya karar verdik. Tabiki abim evden çıkarsa o zaman gideriz. Saate baktığımda İpek ile buluşma saatine az kalmıştı. Odanın kapısı açıldığında sonunda abimin hazırlanmış bir şekilde yanımıza gelip hep birlikte evden çıktık.
Abim cebindeki arabanın anahtarını çıkarıp hemen öne bindim. Öykü’de arkaya bindiğinde abim İpekle buluşacağımız yere doğru sürmeye başladı.

Abime bakıp ” Bizi bıraktıktan sonra sen nereye gideceksin? ” demiştim.

” Sizi kızların yanına bırakıp okula geçeceğim ek derslerim var güzelim “

Bende pek ” Tamam” dedikten sonra susmuştum. Çünkü daha öncede söylemişti kaldığı derslerinden bahsetmişti. Umarım okulunu hemen bitirirdi.

Cafeye geldikten sonra Öykü hemen inmişti. Kemerimi çıkarıp abime ” Dikkatli ol ” diyip sarıldım. Babamdan önce beni hep koruyup kollayan abimdi.
Babam otoriter biri olduğu için ondan çekiniyordum.

” Abimde  ellerini belime koyup “Kendinize dikkat edin çıkışta sizi alırım birlikte yemek yeriz” dedi.

Onu onaylayıp arabadan inip Öykü ile beraber cafeden içeriye girdik. Bizimkileri görüp yanlarına doğru gitmeye  başladık.

4

” Bu hayatın bize veremediği sevgisizlikdi, evet çoğunuz sevgiye muhtaç kalıyoruz.  Sevgisiz büyümek nedemek olduğunu biliyorum. Mesela gün gelir insan insandan bile bıkar, sevgisiz ve saygısızlık yüzünden.  Geçimsizlik saygısızlık sevgisizlik üçü bir araya geldiğinde yaşanmaz. Hayatın bize kattığı bazı nedenleride bilemiyoruz malesef.”

Abim bizin bırakıp gittikten sonra Öykü ile birlikte kızların bize el salladığını görüp yanlarına doğru gitmeye başladık.
İpeğin ” Kuşum çok özledim yaa” dedi. Birbirimizi sarıp sarmaladık. Dostum kardeşim, en yakın arkadaşımdı benim.
Çocukluğumuz birlikte geçmişti.  İpekten ayrılıp diğer arkadaşlarıma sarıldım. 

Kızların bana kırgın olduğunu anlamıştım.  Babam eğitimim için göndermişti.  Kızların dedikleri gibi amerika bana yaramış ve güzelleştiğimi söylüyorlardı.  Öykü ile birlikte sandalye çekip oturduk. Kızlar  biz gelmeden sipariş vermemişti.  Hep birlikte siparişlerimizi verdikten sonra muhabbete kaldığımız yerden devam ettik.  Garson elindeki siparişlerimizi masamıza koyup gittikten sonra yemeklerimizi yiyip hesabı ödedikten sonra kalkmaya karar verdik.  Hava güzeldi.  Biraz dolaşıp evlere dağılacaktık. 

Bugün akşam yemeğimizi abimle birlikte yiyecektik. Saat geç olmaya başladığında abimi aramaya basladim.

”  Abi biz çıktık bizi almaya gelecek misin?” diye sordum.

” Beş dakikaya oradayım güzelim bekleyin beni” diyerek telefonumuzu kapattık.  Kızlarla vedalaşıp abimi beklemeye başladık.  

5

Sevmek nedir bilmem ben hiç yaşamadım. “

Dün akşam abim bizi bir restauranta götürüp yemek yiyip eğlenmiştik. Uzun zaman olmuştu . Üç kardeş eve neşeli bir şekilde gelmiştik . Arkadaşlarımla buluşup sohbet etmek ondan sonra abimle akşam yemeğimizi yiyip eve geldik ve direk odama girip uyumuştum günün sonu böyle geçmişti. Yinede keyifli bir akşamdı.

Sabah alarmın sesiyle uyanmıştım. Bugün babam ile birlikte evime yakın bir liseye kayıt yatırıcaktık. Umarım iyi bir sene geçer. Kavgasız ve başarılı eğitim sağlarız. Hemen kalkıp elimi yüzümü yıkayıp aceleyle kıyafet seçip aşağa indim. Aşağı indiğimde bizimkiler kahvaltılarını etmeye başlamışlar. Ben yine geç kaldım. Masaya oturup güzelce karnımı doyurup kalktım.

Babam odasından ceketini alıp öyle gelecekti. Bende bahçeye çıkıp beklesem daha iyi olurdu. Sanırım bugün hava esiyor ve soğuk bu yüzden kalın giyinmeyi akıl etmiştim. Babam çıktığında birlikte arabaya doğru gittik.
Babam üşüdüğümü fark ettiğinde arabanın kilitini açıp ısıtıcıyı çalıştırdı.
Arabayı okula doğru sürmeye başlamıştı. 

6

 Sevda nedemek sahi insan karşılıksız sevince mi canı yanar.”

Babam ile birlikte okul kaydını halletmiştik.  Okuldan çıktığımızda babam güzel bir öğle yemeği yiyelim dediğinde kabul etmiştim.  Ilkkez baba kız birlikte yiyecektik.  Normalde babam işine düşkün olduğu için bizi hep unuturdu.  İşkolik bir insandır.  Eğitimim daha iyi olsun diye bazen bizi zorlardı. Nefes almamız bile imkânsiz hâle gelirdi. O . ” Tahir Avşar ”  annemin ilk aşkı ,  Öykü ile bizimde ilk aşkımızdı. Mesela babam kız sohbetimiz yoktu.  Onun ve kuralları önemlidir.  Buda bizi sıkıyor.  Hayatım boyunca sevgiyi annem ve abimden öğrendim gerçek aşkın ne olduğunu bile bilmiyorum ilk emeklemem, ilk adımlarım ilk kelimem anne ve abi çıkmıştı.  Birgün gerçek sevgiyi öğreneceğim elbette.

”  Geldik tatlım ” diyerek arabadan benim inmemi beklemişti.

Demekki yine düşüncelere dalmıştım.

Hemen arabadan çantamı alıp indim.  Birlikte içeriye girip masamıza oturup menülere bakmaya başladık. 

Yemeklerimiz gelene kadar sohbet edip durduk . Yemeklerimiz geldiğinde yiyip babamın işleri olduğu için direk hesabı isteyip kalktık.  Bugün önemli toplantısı varmış akşam gecikebilir. Hesabı ödedikten sonra arabaya doğru gitmeye başladık.  Arabayı çalıştırıp eve doğru yol aldık.  Acaba bende ehliyet alsam kızar mıydı ki?  En kısa zamanda babama sorsam iyi olurdu? Kendi arabam fena olmazdı.  Sabahları kendim gidip gelirdim.  Eve geldiğimde babama teşekkür edip yanağından öptükten sonra arabadan inip eve doğru gittim.

Kapının zilini çaldıktan sonra annem açınca hemen sarılıp içeriye geçtim.  Biraz yorulmuştum.   Üzerimi değiştirmeden anne kız kahve içsek iyi olurdu. 

” Anne birlikte kahve içelim mi?” diye sordum.

” Olur kuzum ” dedi.

Bende mutfağa girip çekmeceyi açıp cezveyi alıp iki kaşık kahve iki fincan su koyup karıştırdım.  Ve ocağı yakıp pişirmeye başladım.  Bu sene eski sınıf arkadaşlarım ile aynı sınıfta olabilir miyim acaba?

Cebimdeki telefon titreyince,

Neşe’mm:

Bebeğim akşama senin için dönüş partisi yapıyoruz ok?.

Gönderen:

Ben gelmesem?

Neşe’mm

Ben gelmesem diye bir kural yok hem “Tahir” amcadan ben izni kopardım güzellik (:

Gönderen:

Tamam o zaman akşama görüşürüz.

Diyerek bitirdik. 

Kahveleri hazırlayıp annemin yanına gidip birlikte içmeye başladık. 

7

Aşk meğer gözünün gördüğünü görmezmiş.  Sevdiğini sevip beklemek ne zormuş sevmek insanın canını yakıyor bu can acısı ile kanatıyor aşk hem tehlikeli hemde imkansız gibi beklemek daha zor”

Dün ki olay aklıma geldikçe yüzüm kızarıyordu.  Eli elime değişi gözlerime derince bakmalar kalbim benden habersiz nasılda öyle atmıştı.  Bu çok yanlıştı.  O, benim abim sayılırdı. Bana yakışmazdı bu delirmeye yetiyordu . Bu kalbimin ağrımasın yol açmıştı.  Nasılda bu büyüye kapılıp giderdim olmamalı olmamalıydı.  Ama elimde değildi bu bir hayaldi geçecek biliyorum. Elimi kalbime koyduğumda çok hızlı atıyordu.  “Allah’ım kalbim neden bu kadar çok hızlı atıyor ki”  lütfen aklımdan çıksın anlık heves geçip gitsin elim ayağım titriyor bu hissin bitmesini istiyorum. Dün gece daha kötüydüm.  ” Aşk meğer gözünün gördüğünü görmezmiş.  Sevdiğini sevip beklemek ne zormuş sevmek insanın canını yakıyor bu can acısı ile kanatıyor aşk hem tehlikeli hemde imkansız gibi beklemek daha zor”

Dün ki olay aklıma geldikçe yüzüm kızarıyordu.  Eli elime değişi gözlerime derince bakmalar kalbim benden habersiz nasılda öyle atmıştı.  Bu çok yanlıştı.  O, benim abim sayılırdı. Bana yakışmazdı bu delirmeye yetiyordu . Bu kalbimin ağrımasın yol açmıştı.  Nasılda bu büyüye kapılıp giderdim olmamalı olmamalıydı.  Ama elimde değildi bu bir hayaldi geçecek biliyorum. Elimi kalbime koyduğumda çok hızlı atıyordu.  ” Yarrabbi kalbim neden bu kadar çok hızlı atıyor ki”  lütfen aklımdan çıksın anlık heves geçip gitsin elim ayağım titriyor bu hissin bitmesini istiyorum. Dün gece daha kötüydüm.  Hemen yanından ayrılıp eve gelmiştim.  Çünkü yüzüm fena hâlde kızarmıştı.  Normalde hiçbir erkekle temas edinmeyi sevmeyen ben onun yanında kendimi mutlu olmuştum.  Yanlışı ve doğruyu ayırt edemiyorum akıl gidip geliyordu. Bu aptal cesareti kendimde nasıl buldum. Onunla dans etmek gözleri gözlerime değdiğinde ilk temasımız çok yakın duruyorduk.  İnanılmaz bir durumdu.  Ve benim kendime gelmem zaman bulmasın bu hataya düşmemem gerek ve abimin ve kardeşimin abisi bu olamaz.

Hayatımda böyle karma karışıklar içerisinde kalmamıştım.  Yada ben mi kendi kendime gelin güvey olmuştum anlamadım abim ve babam bunu doğal karşılamaz en kısa zamanda toparlanmam lâzımdı.  Hayat istediğimizi vermiyor bazen ben düşüncelerle bu sabahı edeceğim sanırım.

Toparlanmam lâzımdı.  Hayat istediğimizi vermiyor bazen ben düşüncelerle bu sabahı edeceğim sanırım. 

Odamın kapısı çalındığında direk gel dedim ve gelen kişi abimdi.

”  Uyudun mu? Güzelim. “

” Hoşgeldin birtanem gelsene ” diyerek içeri girmesini bekledim.

”  Gözlerin tıpkı babama benziyor ” demesi ile kaşlarımı çattım.

” Abi babam bizi neden sevmiyor?” diyerek sordum çünkü canım yanıyordu.
Neden bizi sevmiyor seviyorsa neden hiç belli etmiyor etmedi.

” O, böyle yetişti. Bak meleğim babamız bizim için çalışıyor daha iyi olmamız için babam bizi her şeyden çok seviyor sadece fikirlerimiz uyuşmuyor ” diye söyledi yüzüne baktım.

” Sen iyiki benim abimsin ve seni kocaman seviyorum” diyip kocaman sarıldım ona.

” Bende sizi çok seviyorum canım inan bana” diyerek elini belime koyup bugun acaba? Birlikte uyusak iyi olurdu. Çünkü üç senedir ayrıydık.

” Birlikte uyuyalım mı? eski günlerde ki gibi?” tek kaşımı kaldırıp sordum

” Uyuyalım güzellik ” diye yana kayıp abime sokulup birlikte gözlerimizi kapatıp günün yorgunluğu uyumaya başladık.

Dün gece…

Annem ile küçük sohbetimizden sonra müsade isteyip odama geçtim.   Kitaplığımdan bir kitap seçip akşama kadar vakit geçsin diye okusam fena olmazdı.  Saat 18: 05 olduğunda hemen kalkıp banyoya girip güzelce bir duş alıp giysilerimi öyle seçeceğim.  Duş aldıktan sonra odama geçip dolabımın kapaklarını açıp kırmızı uzun bir elbise , deri mont ile hafif topuklu ayakkabılarım ile kombinim tamamdır.

Aynada kendime baktıktan sonra olmuştum.  Hafif makyaj ile saçlarımı dağınık topuz yapmıştım.  Aşağıya  indiğimde ise Öykü ile abimin benden önce hazır olduğunu görüp şaşırdım.  Genelde Öykü ile biz erken hazır oluyorduk abim ise bizi bekletmeyi seviyordu çünkü.

” Bu gece yanımdan ayrılmıyorsunuz hanımlar “

” Memnuniyetle abiciğim” diyerek yanağına bir buse kondurdum.

Öykü ile birlikte koluna girip birlikte kapıya doğru gittik.  

8

Gözlerine baktığımda heyecanlanıp durmuştum. Oysaki bir dansdan bu kadar etkilenmem normal değildi.  Ben onun kahve gözlerinde kalmıştım.  Büyüsüne kapılıp gitmem kalbimin heyecanı  vardı.  Dünden beri uyuyamadım onun etkisindeydim.  Elbette abim sayılırdı ve böyle düşünmem yanlıştı.  İlkdefa bir erkeği benimle temas etmesine uzun uzun bakmasına izin vermiştim.  Bu hissi unutamazdım.  Kalbimin durması ve çok hızlı atması beni geriyordu.  Abimin yüzüne bakamazdım.  Dünden beri Ateş’den sürekli kaçmam bile tuhaftı.  Bana ” Saçların şiir yazılır.  Her ayrıntısını tek tek ezberlenir” demesi beni şoka uğrattı.  Ama ona adım atmaktan korkuyordum.  Öyle bir şey bile olamazdı.

Abim yanlış anlardı. Onu üzücek hiçbirşey yapamazdım.  Onun yüzünü bu saçma hislerin yüzünden incitemezdim. Biliyorum bu zamanla büyüyüp bende etki altına alırdı. Ama onun bana yakınlaşmasına ben izin vermiştim. Ufak temaslar ve anlamlı bakışmalar bize göre yanlıştı.  Bunu kafamdan silip atmam lazımdı.  Yoksa herkese zarar verirdim. Düşüncem bile yanlıştı.  Asıl doğru olan ilkdefa bu anlamlı büyüye kapılıp gitsem kime ne zarardı ki? Şimdiye kadar ailem mutsuz etmemek için hep uğraştım.  Kendimi bile hep boş vermiştim.  Doğrularım aileme göre bile yanlış geliyordu.  Hayatım boyunca yanımda abim vardı. Onun benden başkasına “Canım ” demesi bu beni delirtmeye yeterdi. Çok düşünmek bile insanı hasta ediyordu.

Erkenden kalkmak beni şaşırtıyordu. Normalde geç kalkan birisiydim.  Gece abim uyuduktan sonra uyku tutmamıştı beni, uykusuz bir güne başlayacaktım. Madem kalkmıştım . Kendime kahve yapsam iyi olurdu.  Yanımda bir hareketlilik olunca direk kafamı oraya çevirdim. Abim uyanmıştı.  Acaba benim sesime mi uyanmıştı.  Ben dalmışken abimin kaşlarını çatıp bana baktığını hissetmiştim.  Yanına gidip

” Günaydın yakışıklı niye erken kalktın ki? dedim

” Yok güzelim uyudum. Sen erken kalkmışsın? ” diye sordu

” Uyku tutmadı beni”

”  İyi misin? Canım. ” diye bana bakıp sordu.

Utanmıştım içimdeki burukluk vardı.  Abime direk sarılıp huzursuzluğun verdiği duyguyla ağlamaya başladım.  Çok acıtmıştı beni.  Bu his beni yormaya başlayacaktı.  Yorulmuştum sürekli başkalarını mutlu olsun diye babam beni görmezden gelmişti.

Bu hisler bende yoğun olmaya başlayacak ve ben çok korkuyordum. Keşke dönmeseydim. Bu beni yaralardı. Ipek’in ve ailemin yüzüne bakamazdım. Utanmıştım ağlamam dinince abim belimde duran ellerine yüzüme koyup saçlarımı okşamaya başladı.  İyi geliyordu abimden ayrılıp banyoya gidip elimi yüzümü yıkayıp yüzüme baktım.  Gözlerim  ağlamaktan şişmişti.

Yazarın Bakış Açısı

Genç kız aynada gözlerinin şişikliğine bakıp duruyordu.  Bu hissi sevmemişti. Çünkü kendisini aciz hissediyordu.  Ve nu hissi istemiyordu. Oysa genç adam onu çocukluğundan beri yanıktı. Ama bunu sevdiği kadına hiç belli etmedi. Genç kız hislerinden ne kadar çok vazgeçmek istesede kalpler birbirlerine kaymıştı.  Genç adam ise beklemişti.  O anlamlı bakışmalar çaresiz bir şekilde genç adam ona ilk adımı atmış ona yakınlaşmak için zaman bile tanımıştı.  Çaresizlik adama yakışmamıştı.  O “Ateş Erazoğlu ” hiçbir kadın onu yıkmaz üzmezdi.  Ama söz konusu Veraydı.  Vera onu sevgiyi gerçek aşkı öğretmişti.   Çocukluk diye geçmeyin.  Zaman ikisini büyütmüştü.  O küçük yüreğinde büyük sevdası vardı adamın içinde kor olsada direnmiş sevdasını gizlemişti.  Genç kızın neler yaşadığını bilmesine rağmen onu hep korumuştu ve ikisi bu sevdaya bir kere düşmüştü.  Şimdiye kadar hayatını sevdasına adamış ve saklamış bir adamdı.  Kimseye anlatmadan bekleyiş içinde kalmıştı.  Genç kız bunu bilmesede hissetmişti.  Onun canı yandığında ağlamış Vera ağladığında ölmüştü genç adam. Onu yıkan sevdası ve Vera idi. 

Vera içindeki fırtınayı gözden gelemiyordu.  Dostuna söylese bile yüzüne bakamazdı ki anlayacak bir insan bile yoktu yanında.  Sessizce banyoda ağlamaya devam etsede elinden gelecek bir şeyi yoktu.  Anlamıştı genç kız ” Ateş Erazoğlu” gönlünü kaptırmış ve ona sevdalandığını geç olsada fark etmişti.  Yasaktı. Nasıl gizleyecekti sevgisini küçük kalbi kaldıramıyordu. 
” Allah’ım bu kalbim dayanmıyor lütfen bana yardım et.” Gözleri kan çanağına dönmüştü.  Elini fayansa koyup kapıyı kilitlemişti. Sessiz bir şekilde ağlamış sonra elini yüzünü yıkayıp banyoda çıkmıştı.  Odasına girdiğinde uykusuzdu. Uyusa iyi olurdu. Aslında kendisine gelirdi.  Yeterince ağlamış ve kötüydü dinlenmesi gerekti.

Genç adam elindeki sigara izmaritini atıp denize karşı bakmaya başladı.  Dalmıştı  O, mavi gözler onun cennetiydi.  Kendisine haramdı sevdiği bilmeden içine işlemişti.  Günaha girmiş meleği için dayanmıştı.  Ama meleği bunu anlamamaya devam etmisti.  Bunu ısrarla dile bile getirmişti anlaması için ama meleği başını kaldırıp bile bakmamıştı.  Canını yakmamış onu hep izlemişti.  İçindeki küçük kız sevgiyi beklerken ilk darbesini babasından yemişti. Bu acı tarif edilemezdi. Bunu bilmesede olurdu. Arkadaşının kardeşini sevmek pislikceydi.  Genç adam bunbunları yaşamak yerine sarıp sarmalamak isterdi.  Onu kollarına almayı öpmeyi kokusunu içine çekmeyi cok isterdi.  Sabırsız kalbi artık onu istiyordu. Sevdigim demek kalbinin atışlarını dinlemeyi dilerdi.

******* ********** ******** ********** *

Banyodan çıktıktan sonra odama geçip dinlenmeyi istiyordum. Ama uykum yoktu.  Uykusuz kalmış sabaha kadar oturmuştum.  Üzerimi değiştirip aşağa inmeye başladım.  Kahvaltı masası hazırdı iştahım yoktu.

” Günaydın ” diyerek sandalyemi çekip oturdum

” Abla İyi misin? Gözlerin şişmiş ” demişti Öykü.

” Bir şeyim yok” dedim soğuk bir sesle

”  Kızım yemeğini yemedin?” diye bana bakmıştı

” Aç değilim anne kalka bilir miyim?” diye izin istedim.

Iznimi aldıktan sonra masadan kalkıp odama doğru geçip uyusam iyi olurdu. 

9

Hayatım boyunca ailemin isteklerine göre yaşamiyaşamıştım. Kendimi unutmuş önümdeki adamın bakışlarını bile bakamamıştım. Babamdan sevgi beklerken ilk darbemi onda yemiştim. Bana kızına düşünmeden tokat atmıştı. Unutamıyordum ki bir yalan uğruna masum kızına inanmamıştı. Oysa ben hep başımı okşamaşını üzerimi örtmesini beklerken bana gelmemişti. Gök gürültüsünden korkarken abim hep gelmişti. Başımı okşamış saçlarımı öpmüş hep masalla anlatırdı. Abim benim ilk aşkımdı. Öykü doğduktan sonra abla olmuştum. Annem kardeşimin doğumu tehlikeli geçmişti. Onu kaybedebilirdim. Ama yinede şanslı sayılırdım. Babam pişmanlıklarını yaşarken ben yine eski Vera olup onu affetmiştim, annem babamın yerini aratmamaya çalışmıştı. Kocasının işkolik olduğunu bilmesine rağmen bizleri ilgisiz bırakmamıştı. Babamdı kızamıyordum. 

Bir haftadır ” Ateş’ten ” kaçıp duruyordum

Onu sevdiğimi anlayacak diye ödüm kopuyordu . Bilinmezlikler içerinde yaşamak bana ağır geliyordu. Ne olurdu sanki sevdiğiminde beni sevmesini bekliyordum. O, beni kardeşi gibi gördüğünü bilsemde sesimi çıkartamıyordum. Bazen bana bakışlarını yakaladığımda ise gözlerini gözlerimden kaçırmıyor aksine sanki bana bir şeyler anlatıyormuş gibi hissediyorum biliyorum umutlanmamam gerek ama olmuyordu. Çekmiyor inadima bana bakıp anla artık der gibiydi. Bakmasin umutlanmak istemiyorum beni üzmesine katlanamıyordum. Neden böyle yaptığını anlamamıştım. Ona kızgındım abimin yanında bile arada bana laf atıp konuyu bana çekiyordu. Bende kendimi tutup Amacın ne dermiş gibi kaşlarımı çatıp sakinleşmeye çalışıyordum olmuyordu işte beni ele geçirmesine izin veriyordum. Sevgimi görmeyen adam beni ne hâle sokuyordu? Görmesini sağlamamalıyım bu çok yanlıştı elimde değildi. Canımı hem yakıp hemde onu sevmeme bağlıyordu. Bu hislerin beni öldürüyordu. 

Küçük kalbim dayanmıyordu. Anlarsa anlasın artık istiyordum. Bazense olmayacak bir hayalin peşine düşme vazgeç desede kalbim benden habersiz gönlüme yerleştirmişti. Sevgiye muhtaçmıs gibi ondan sevgi dileniyor gibi yapamazdım. Ağır geliyordu ama ” Biz” demek elinden tutup benim diyememek beni yakıyordu. Abime ihanet edemezdim. Senin kardeşin gibi gördüğün adamı seviyorum diyemezdim. Ona bunu yapamazdım. Beni anlamasını istediğim tek kişi Ipek’i bile hayal kırıklığına uğratamazdım. Bu bana yakışmaz aksine iğrenç bir durum hâline gelirdi. Başka çarem yoktu. Unutmak bu şehirde kaldıkça onun başkasıyla görmek bana acı verecekti. Ailem ile konuşup Amerika’ya geri dönmek benim doğru seçimimdi. Çünkü içimdeki sevda büyürse onsuz yaşamayacak hâle gelemezdim. Yol yakınken bu benim gitmem bana iyi gelirdi belkide odamda oturmuş düşünüyordum. 

Odamda kalıp düşünmek bile bana yaramıyordu. Kararımı vermiştim. Gidecektim bu aşk bana ziyan edecekti. Bilmezler nasıl sevdiğimi içimdeki duygularımın kalbimdeki acıyı görmezler zehir gibi öldürmesine izin veremezdim bu beni zor duruma sokmasına katlanamam . Ama bazen habersiz onu izlemem kalbim heyecanlanıp duruyordu. Demekki buraya kadarmış ailem ve onun ailesinin yüzüne bakamazdım. Hatamdı. Keşke dönmeseydim . Belki sevmezdim. Sinirden titriyordum. Aşağa inip ailemle konuşup burası bana iyi gelmediğini ben geri gitmek istediğimi söyleyecektim. Elimi kalbime koyup gözlerim dolmuştu O, bana yasaktı. Bana yasak olan birini sevmek bu acıtmıştı. 

Aşağa inerken sesler geliyordu. Sanırım misafirler vardı. Salona geçtiğimde İpek ve ailesinin geldiğini görmüstüm. Ateş’in abimle konuştuğunu gördüm. Ona baktığımı hissetmiş gibi hemen dönüp bana baktı. Bende utanıp gözlerimi kaçırdım. Babamın yanına geçip oturdum hemen. Herkese “Hoşgeldin” faslından sonra tabikide. 

“Size bir şey söylemek istiyorum” diye dikkatlerini bana çekmesini sağladım. 

” Ne oldu? Kızım” babamın kızım demesi ile ona dönüp

” Ben Amerika’ya geri dönmek istiyorum ” diye direk konuya girdim uzatmak istemiyordum. 

Babam ise kaşlarını çatıp birden dik durup bana bakıp ” Bir daha aynı hatayı yapmayacağım tatlim” dedi

” Konu sen degilsin baba. Burda kalmak istemiyorum eğitimim için ” diye gözlerinin içine baktım 

Birden gürültü ile abime doğru baktım. Ateş sinirli bir şekilde kimseyi umursamadan dışarıya çıkmıştı .

Ne olmuştu şimdi birden sinirlenecek bir durum yoktu ortada kime kızdı acaba? 

Bende izin isteyerek hemen onun arkasından gitmeye başladım. 

Dışarıya çıkmış derin derin nefesler alıyordu. Yanına gidip

” İyi misin Ateş abi? diye sordum.

Benim sesimle birden bana dönüp bağırmaya başladı. 

” Gideceksin. Gideceksin” sayıklamaya başladı. 

Anlamamıştım niye birden bana bağırıp gideceksin dedi ki yoksa anlamış mıydı? Olamaz ben nasıl bakacaktım yüzüne lütfen anlamamış olsun diye sesimi çıkarmadan hemen içeriye girip odama doğru gittim. Eşyalarımı yerleştirip sinirle yarın gidecektim bu böyle olamazdı.

Sonumun geldiğini artık anlamıştım. Eşyalarımı yerleştirdikten sonra odami kilitleyip uyumuştum. Sabahı biraz zor etmiştim. Bunu kendim için yapmıştım. Kimseyi düşünmeden özgürce hareket etmiştim. Dün sinirle kendime engel olmayı başaramayıp gözlerine bakmayı utanmıştım. O, herşeyiyle mükemmel bir adamdı ve ben bu adama kalbimi vermiştim. Yasak ve imkânsiz birisi olsada aşıktım. Kabullendim sevdama bana yakışan ise gitmekti. Çünkü onun ateşinde yanmak beni mahvederdi. Yapamazdım kimseyi üzmeden bu sevdanın sonu olmayacaktı. Bende anlamak zorundaydım. Gönlüm onda olsada ben yakıştıramadım. Abimin dostu kardeşim gibi sevdiğim kızın abisine sevmek beni iğrençlestirirdi. Anlamadı zaten beni. Yarı uykusuz kalmış baş ağrım olmasına rağmen ayakta durmam mucizeydi. 

Düşünmeyi bırakıp yataktan kalkmam lazımdı. Bugun öğlen gidiyordum. Ayağa kalkıp biraz sendelensemde ağır, ağır banyoya doğru yürümeye başladım. 

Elimi fayansa koyup aynaya bakmaya başladım. Ne zormuş gitmek. İçimdeki savaş dinmişti. Bu sevda bana hem haram içime işlenmiş gizli aşkımdı. Hemen elimi yüzümü yıkayıp banyodan çıktım. Odama doğru geçip koltuğumun kenarında olan kıyafetlerimi alıp giyinmeye başladım. Kıyafetlerimi giydikten sonra saçlarımı toplayıp hafif makyaj ile tamamladım. Odamdan çıkıp aşağa inmeye başladım. 

Salona geçtiğimde sandalyemi çekip oturmaya başladım. Kimse ile göz teması kurmadan kahvaltımı yapmak istiyordum. Aksine kimse konuşmadan yemeklerimi yiyordu. Şaşırdım Öykü’den bile ses çıkmıyordu. Demekki gitmeme bir şey demiyorlardı. 

Sessiz bir şekilde masadan kalktığımızda abime bakıp 

” Odamdaki valizleri indirir misin ” diye bir soru yönelttim bugun kimse konuşmamış direk kafa sallamıştı. 

Abim valizlerimi indirdikten sonra annemler benimle gelmek istememişti. Aslında biraz kırılmıştım. Abim beni bırakmayı istemişti. Birilikte arabaya binip havalima’nına doğru gitmeye başladık. 

Havalimanı’na geldiğimizde abim benden önce inip valizimi indirmeye başlamıştı. 

Bende daha fazla bunu takmayıp arabadan inmiştim. Abim ile birlikte tam içeriye giriyorduk arkamdan birinin adımı seslenmesiyle dönüp baktığımda ise Ateş’in bana doğru gelmesine anlam verememiştim .

Yanıma geldiğinde ise ” Gidiyor musun?” diye kaşlarını çattı. 

” Evet gidiyorum ” diye kızgınca söyledim. Yahu adam laftan anlamıyordu. 

” Gidemezsin” diyerek beni şoke etti.

” Bana karışmazsın ” diye bağırdım sinirliydim . Anlamıyordu hâlâ 

” Hayır gerizekalı karışırım” diye oda bağırınca bende şahtellerimi arttırmıştı. 

Elimle göğsüne vurup ” Sen kimsin ki bana karışıyorsun ” diye bağırıp geri adım atmıştım. 

” Çünkü sana aşığım aptal” diye ortalığı inletince birden ” Ne” fısıltıyla söylemiştim. Anlamamıştım beni aşık mıydı? Bu nasıl olurdu ? 

” Evet seni çocukluğumdan beri seviyorum” sesi çatallı bir şekilde çıkmıştı 

Gözlerimden bir damla düştüğünde bunun bir hayal olduğunu düşünüyordum. Sevdiğim adamda beni seviyordu ” Şükürler olsun Allah’ım ” diye içimden dua etmiştim. 

” Bende” diyerek kollarımı boynuna dolayıp sımsıkı sarıldım. Sevdiğime beni seviyordu. Ne olursa olsun şuan kollarındayım ve huzurlu bir şekilde ağlamaya devam etsemde izin vermemişti. 

10

Bunların bir rüya olmasından korkuyordum. Çünkü onun beni sevmesine hâlâ inanamıyorum. Bunun kabus olmasını istemiyorum. Gözlerimi kapatmış birbirimize sarılmaya devam ediyorduk. Hayali edinmeyecek kadar güzeldik. Zamam sanki bizim için durmuştu. Dolan gözlerimden bir damla daha aktığında mutluluk göz yaşlarımdı. Allah’ıma binlerce kez şükürler olsun sevdiğimde beni seviyordu. Ayrılık ve hasreti çok derinden çekmiştik. Kalbim ilkkez acıdan değilde mutluluktandı. Gizlice gönlüme düşmüştü. Kalbim onun duası idi. Oda benim en güzel sabrımdı. Onunla sevmeyi onda öğrenmiştim aşkı bana bunu öğreten ilk adamdı.  Bana dokunan ilk erkekti.  Abimden sonra güvendiğim benim hiç ağlamama dayanamayan sevdam içimden ona teşekkür edip dururken onun varlığı bana en güzel yasağımdı.

Sevdama gönül vermiş beni sevmiş beklemiş adam’ım  O, hayatımdaki imkânsiz dediğim gönlümdü ve şimdi onun kollarında huzuru tadıyorum.  Hayatın bana verdiği en güzel hediyesiydi. Imtihanimdı. Ilk acım ilk kalp atışım sevdanın dili olsa ilk Ateş’i yazardım.  Bir öksürük sesi ile hemen Ateş’ den ayrıldım.  Abimin burda olduğunu unutmuştum.  Ve şuan çok utanmıyorum yüzüne nasıl bakardım. Burda durmuş bize bakmıştı aklıma geldikçe hâlâ yanıyordum .

” Sonunda aileler anladı.  Bi siz anlayamadınız.”

” Derken abi? anlamadım ” diye abime doğru bir adım atmıştım

”  Bak canım ben kızmadım. Aksine kardeşim dediğim adam seni gözünden sakındığına ben şahit oldum” diye sözleri söylerken yerin dibine sokmayı unutmadı.

Herkes anlamıştı. Bakışlarımız kalplerimiz birbirimiz için attığına ben nasıl anlayamadım.  Abime gidip sarıldım.  Çünkü bize kızmamıştı. Aksine mutlu olmuş gibi görünüyordu. Abimin kollarının arasına girdiğimde ağlayacak duruma gelmiştim.  Şu günlerde ne çok sulu göz oldum ben. Ailelerimiz anlamış kızmamıştı.  Bizi yakıştıranlar oluyordu mesela annesi hep benim gibi bir gelin isterdi annemde Ateş’i oğlu gibi severdi. Şimdi kafam karışmıştı.  Ben dinlensem iyi olurdu. Çünkü kafam iyice karışmıştı. Ailemin benimle birlikte neden Havaliman’ına gelmediğini şimdi anlamıştım. Abimden ayrıldıktan sonra eve gitmeye karar vermiştik.  Aptal kafam kendime kızsamda geç kalmadığıma şükürler olsun.   Düşünmekten hasta olacaktım.  Ve yeterince üzülmüştüm.  Şimdi mutlu olma zamanıydı.

Yazarın Bakış Açısı

Hayat önümüze neler seçeceğini bilemezdik. Sevda dedikleri canımızı hem yakar hem kavurur. Aşk mı? Öyle ki herkese nasip olunmazdı.   Bu aşk yolunda ölmek bile olurdu.  Gençliğimiz elimizdeyken ellerimizden tutan bir sevdaya geç kalmamak gerekir. Dilerim hepimiz hakettiğimiz sevdaları yaşarız.

Genç kız uzun uzun düşünmüştü oysaki istediği tek sevdiği idi. Seviyordu acıyı iliklerine kadar hissetmesine rağmen sevdasına tutunmuş çaresiz bir şekilde beklemeye bile razıydı.   Bazen yanlış anlaşılmalar hataları olur. Ama mühim  olan geç kalmamak .

Doğru zamanda doğru kişi ile bu yol güzel olur. Kimi cahilliğinden kimisi canından bile olmuştu.  Oysa bizler tam tersine yapmamız gerekti. Sevgi emek ister suyunu verip büyütürsen çiçeği açar. 

Genç adamın hâlinden anlayamayız.  Mesela genç adam beklemiş belki görürde anlar diye ayları senelerine rağmen beklemiş.  Şimdi iki kalp birbirlerine ait vesselam.  Nice güzel sevdalar var ki gözlerimiz kör olmuş göremiyoruz.  Sevdam diye sarılıp ağlamak ise bambaşka.  Gönül kimdeyse aşk onunla güzel olurdu.  Erkek adam ağlamaz derler mantığını ilkdefa anlamıştım.  Ateş’in gözleri dolmasına rağmen meleği gitmemiş onun kollarında bile olmuştu. Özlemi dinmiş hasretlerini gidermiş.  Melek kanatlarını açmış adamına sığınmış onun güvenli elerinden tutmuştu.  Ne yaşadıysa içinde yaşamıştı.  Kalbinde taşımış başkasına bakmamış, Vera gitmemiş onunla kalmıştı.  Sevdiği gelmiş onu almıştı. Ve hayatı düzene zamanla girmeye başlayacaktı.

Ilk adımlarını birbirlerinde atmıştı. Sözlerini kalplerinde vermişti. Onlar kavuşacak günlerini sayarken zaman onları iyileştirmeye başlayacaktı. Ikisi acılarını gizleselerde beklemiş sonunda istediği sevdayı kavuşma hayalini yaşıyordu. Hayatında zorlu günler geçirsede dayanmıştı. Babasının yaptığını bile unutamaya çalışmıştı. Çok güçlü olmuş kardeşine bile anne gibi olmuştu.  Herşey unutulmuştu eski günler geri gelmesin istiyordu. Ailesi onu hiç anlamamıştı. Babasının istediğini yapmış üzmemeye elinden geleni yapmıştı. Ama babası için bunlar yetersiz bile kalmıştı. Iyisini isterken hiç kızını düşünmemiş sormadan kırmıştı. Küçük kız degil de olgun birisiydi. Ailesini düşünmüş yasak olan sevdasından bile vazgeçecek hâle gelmişti. Abisini kaybedecek diye korkmuştu.  Küçük kalbi hep kırılmıştı. Masum olmasına rağmen susmuş hep içine atmıştı.

Kırılan kalbi defalarca kırılmış büyümüştü. Babasının sevgisini görmeden parçalanmış ayakta kalsa bile onu tutan abisiydi. Iyi bir eğitim için Amerika’ya gidip kendisini geliştirmişti . Ama yinede babası yok saymasına rağmen genç kızın gücü kalmamış bırakmıştı. Çünkü babası işkolik birisiydi. Ne yaparsa yapsın görmüyordu onu alışmıştı. Acısını belli etmeden anlatmadan geceleri yastığına baş koyduğunda ağlıyordu. Yarası kanasada direnmiş mutlu olacağına inanmıştı. Abisine düşkün olmasının nedeni babasında görmediği şefkati abisinde buluyordu. Bazen abisinin kollarında bile ağladığı oluyordu. Bir sebeple hayallerinden bile vazgeçmişti. Ama görmemiş bilmemiş pes edişine şahit olan biricik dostuda destek olmuştu. Babasının kollarını beklerken başkaları onu koruyordu. 

11

 Ateş’ den Devam

Çocukluğum’un bir kısmı onunla geçmişti.  Hayatım boyunca hiç kimseye aşık olmazdım.  Kendimce tabiki ama gel gör ki kalp ilk onun’la atmıştı.  Tabi Vera’nın haberi yok bundan aşk nedir? Bilmezdim. Masmavi gözleri kumral saçları ile karşımda oturmuş abisini dinliyordu. Up uzun saçları rüzgar’ın esmesiyle ahenk ahenk uçuşuyor. Ben ona dalmış bakarken bir öksürük sesiyle hemen bakışlarımı çekip İpek’e bakmaya başladım.  Kaş göz işareti ile ne oldu bakışı atmıştı.  Bende çitlenbiğim kaç gündür unuttuğumu sanıyordu. Oysaki o benim canım annemden sonra en kıymetlimdi. Kendisi beni kimseyle paylaşmaz kıskanç birisidir. Ahh! Ulan kardeşim dediğim adamın kız kardeşini dikizlemek tam bir iğrençlik bir durumdu. Kendimden utandım kız çok güzeldi.  Elimde olsa onu sokağa bile çıkarmazdım.  Nafile bir kalbe düştüğünde elinde olmadan O, sana haramdır.  Sevgi neydi bilemem ama onun’la öğreneceğim galiba.  Bakışlarımdan anlamaz mı? Gerçi ben kendimi tutsamda ne fayda ki beni görmeyen gözleri kalbimi hırpalamaktan başka bir şey yapmazdı. Sadece uzaktan bakıp dururum. Ayıp değil ki kalbimi alan karşımda abisine gülen kadın hiçbir zaman bana yan gözle bakmazdı.

Zaman dedikçe içimdeki boşluk dolduruyor mesele beni sevmemesi ya kimsenin görmesini istemediğim gözler başkasına bakmasın.  Küçükken peşimden koşup ” Geyta beni kovala” diyen masum sesiyle koşardı. Bende gidip onu kovalardım.  Sonra bizimle futbol oynar erkek çocuğu gibiydi. Baba sevgisini görmemiş bilmemesine rağmen çok güçlü bir kızdı.  Yanımda veya başkalarının yanında asla ağlamazdı. Kalbim onu görmeden yapamayacak hâle gelmişti.  Neydi bunun ismi aşk mi? Sahi aşk acıtıp incitirdi seni, kalp bazen sıkışıp kalırdı. Geceleri onu düşünüp öyle uyurdum.  Anılarımız aklıma geldiğimde çok masum olduğunu biliyordum. Keşkeler dilimizde olmasa yanımda olup onun ellerinden tutup iyileştirebileydim. Yaralı kendi içinde acısı tazeydi.  Mahallemizin göz bebeği idi. Tek kelime ile anlatsam yetmez kifayetsiz  kalır. Özeldi çok güzeldi.  Herkesi dinler kimseyi kırmazdı. Vazgeçilmezdi benim için kalbimi kanatsada bu durum elbette karşılığını birgun alacaktım inanmak sabrın en güçlüsüdür.  Ilk zamanlar son zamanlar derken unutuyorum.  Bana aşkı öğreten ilk küçük kadındı.  Onu sevmek yanında tuz biberi olmuştu.  Hayatım boyunca unutamayacağım.
” Sevda’ya düştüğüm ilk gecemdi.” Iyiki de düşmüşüm bu sevdaya çocukluğumdan kalan en güzel miras kalmıştı.  Geç kalmışlığım olmaz umarım.  Güzel bir kalbi olan kız herkesi sevdiren ama kendisi sevgiyi görmemiş umudunu kaybetmemiş direnmiş babası’nın her dediğini yapmıştı.  Çok güçlüydü.  Bazen acısını bizlere de göstermez saklardı. Abisine bile belli ettirmezdi.

İpek’ten Devam

Şaşkındım. Bunca zaman kardeşim’in acısını görmemiştim. Unutmuş kendimi düşünen bencildim.  Vera benim dostumdu. Üzülmüş kırılmış olmasına rağmen hep benimleydi.  Onu görmediğim için kendimden nefret ediyorum nasıl onu dinlemeyip derdine derman olamadım. Üzülmüştüm. Abimi paylaşamayan ben şimdi en yakın arkadaşım’la aklıma geldikçe mutluluğum yüzüme yansıyordu. Abim şanslı bir erkekti. Vera hayatımda tanıdığım güçlü, güzel, iyi, karakteri düzgün birisidir. Asla yanlış yapmayan doğru yolda olan kendisinden çok başkalarını düşünen biriydi. Evet bazen abisinden başka kimseye anlatmaz içine kapanırdı. Bu bizi üzsede belli etmezdik. Kırılırdım ama bende de suç vardı.  Arkadaşımı hiç neyin var diye sormamıştım. Meğer babasından aldığı darbeden sonra içine kapanıp bizi üzmemeye çalışırdı. Onun’la arkadaş olduğum için şanslıydım. Bide yakında görümce mi olacaktım ben. Bu durum garibime gitsede alışmak zorundaydım. O, mutluluğu hakeden birisi .

Abimde benden nasıl saklamış bunu benden anlamış değilim.  Kördüm görmemiştim elimde değildi. Ikisi çok yakışırdı bence,  umarım sorunlar çıkmazdı.

Vera’dan

Hayatım onun elindeydi. Ellerimi tutmuş eve gelmiştik. Babamların yanına geldiğimizde hazırdım. Bu aşk için savaşmaya elimi bırakmayan adam sorun çıkmadan umarım hallederdik. Elim ayağım titriyordu. Bizimkiler bilmesine rağmen utanıyordum. Çünkü babam karşı bile çıkardı.  Kapı açıldığında ise direk içeriye girmiştik.
Babamlar salonda bizi bekliyordu birden elimi Ateş’in elinden çekmiştim.  Ailelerin bize bakmasıyla anneme doğru gidip sarıldım titriyordum karşı çıkacaklar mı? diye annem’le sarılırken zangır zangır titriyordum. Bizi kabup edeceğine inanan kalbim içinden dualar ediyordu. Pişman olacak bir durum yaşamazdık. Umarım

” Size bir şey söylememiz gerekiyor? ” diye Ateş’in sözüyle annemden ayrılmıştım.

” Ne oldu? Abi” diye sözü İpek almıştı.

” Biz Vera ile birlikte karar verdik.” diye açıklama yapan

” Mutlu olacaksınız. Bizde sizi evlendirmeye karar verdik” bizden önce sözünü açıklayan ” Veysel” amca ile şoka uğraşmıştık ama nasıl?” 

12

Rüzgar’dan

Küçük kız kardeşimdi benim. Ne zaman birine aşık olacak kadar büyümüştü.  Benden gizlemesine bile doğru düzgün kızamamıştım.  Benden başka bir erkeği çok sevmesi beni sinir etmişti.   Babamın sevgisini görmemiştik. Öykü doğduğuna bile yüzüne bakamamıştı.  Oysa bizim suçumuz yoktu. Abileriydim ben, onlara baba oldum.  Ben büyüttüm sayılırdı. Vera benim sırdaşım herşeyimi paylaştığım benimle abla gibi dertleşir dinlerdi. Benden daha olgun bir genç kızdı.  Kıyamazdım O, doğduktan sonra abi olma fikrini sevmemiş daha alışamamıştım. Annem’in ” Bu senin kardeşin oğlum artık abi oldun” dediğinde kızmıştım ve kıskanmıştım bir daha beni sevmezler diye düşünmüştüm. Şimdi büyümüş evlenecek olması benden ayrılacaktı.  Buna izin vermezdim. Küçüktü okulu bitmemişti. Açıkçası kardeşimin birisiyle paylaşmasını eğer sevgisi ise aramıza girmesini izin vermezdim. Dostum dediğim adam gönül koymuş bizimkine vurmam gerekti biliyorum bu şerefsizlikti. Kardeşime yan gözle bakması sinirime dokunuyordu.  Ama benim küçük meleği’me yapamazdım.  Sevmişse bu yanlış olmasına rağmen dayanmış bizden gidecekti. Sırf sevdası yüzünden şoke olmuştum.  Benim canımdı.  İlkgözağrımdı. Bana sarılıp içini dökerdi genellikle gitmek çözüm değildi oysa susmuştu. Anlatmadı kırılmıştım. Bunu gözlerimden belli ediyordum.

Iki aile bir araya gelmiş kardeşime evlendirmeye karar verilmiş. Benim onayımı almadan bide gerilmiştim.

” Benim kardeşim daha küçük ” diye bağırdım

” Sesini yükseltme ” diye azarladı babam beni

Yapamazdım. Kardeşim daha küçük okuyordu. Sinirlenmeme rağmen hâlâ bu saçma evlilikten bahsederlerken kendimi zor tutmuştum. 

Öykü’ye ” Odana çık” diye uyardım genelde onun yanında sinirlenmezdim.

Öykü odasına gittikten sonra babama bakıp ” Okulu bitmeden bu evliliğe onay vermem ” diye direk söze girdim.

” Okul’u bittikten sonra evlenecek zaten ” diye kızdı .

Dost dediğima doğru bir adım atıp kaşlarımı çatıp ” Vera’yı üzersen seni kardeşim demem öldürürüm” diye tehdit ettikten sonra odama doğru gitmeye başladım sinirle uyuyamazdım ama bir duş alıp kendime gelmem lazımdı.

Öykü’den Devam

Abim’in lafından sonra odama gitmiştim.  Sinirlenmişti evlilik için oysa ablamı anlayacağını sanıyordum hepsi abime biraz fazla yüklenmişti. Mesela babam’ın beni hiç sevdiğini görmedim. Benimle oyun oynamadı. Çocukluğum berbat geçmişti. Ailem olmasına rağmen bizi seven bir baba olmamıştı hayatımızda . Okuldan çıktığımızda almaya bile gelmezdi. Baba sevgisini bize pek göstermez bize ilgi vermezdi. Açıkçası ablam babama kırgın olmasına rağmen yine de  onun hep dediğini yapmıştı. Bir zaman sonra bağımız kopmuştu. Eskisi gibi neşeli olan kız gitmiş tam tersi gelmişti. Ablam bizden ayrılınca bir daha görmeyecek miydim? Düşüncesi beni sinir etmişti.  Ablam’ın mutluluğu önemli ama ben onsuz yapamazdım. Böyle düşünmeye devam edersem okulu aksatmıştım zaten bide uykusuz kalmasam iyi olurdu.

Ateş’den Devam…

Bunun bir hayal olduğunu düşünmüştüm.  ailelerimiz bizi evlendirmeye karar vermişti.
Bu düşünce ile birden kahkaha atmıştım. Yanımdaki Meleğ’e bakıp kahkaha durmuş gülümsemiştim. Sevdiğim kadın ile evlenmek benim hayalimden daha güzeldi . Birden Rüzgar’ın yanıma gelmesi ile bakışlarımı onun üzerine çekip ” Kardeşimi üzersen seni öldürürüm ” dedikten sonra kırıldığını belli etmişti. Kendimden nefret etmiştim.

Vera hem şaşkın hem de abisinin kırıldığını anlamıştı. Birbirlerinden bir şey saklamaz söylerlerdi. Buna sebep olan bendim iki kardeşi ayırmıstım. Sevdiğim kadını üzgün görmeye dayanamıyordum.  O, mutluluğu hakedeb birisiydi. Üzülmek yakışmıyordu.  Keşke böyle olmasaydı. 

Vera’dan

Abimin gitmesi ile hemen kendime gelip bende arkasından gitmeye karar vermiştim. Bana kırılmıştı bunu gözlerinden anladım. Icimden abime özürlerimi dilerken beni affetmeyecekti.
Ama mutlu olmam gerekirken neden mutsuzum ki abimi böyle yapmaya hakkım yoktu.  O, benim abimden çok babam gibi olmuştu. Bunu saklamam onu yaralamıştı. Gözlerimden yanağıma bir damla düştüğünde kalbim kırılmıştı.  Beni anlamasını beklemem biraz saçma olurdu ama dinlememiş kızıp gitmişti. Mutsuz bir güne kaldım. Canını yakmıştım.  Insan en çok sevdiğini kırarmış demek ki ben çok sevdiğim birini kırmıştım. Ellerimde bir el hissedince gözlerimi kaçırıp abimin yanına doğru gitmeye başladım.  Beni dinlemesi lazımdı. Böyle küs kalamam canımdı. 

Abimin odasına geldiğimde kapısını çalmadan direk içeriye girip kapıyı kapattım . Banyodan su sesi geliyordu. Birazdan çıkacağını anlayıp abimi beklemeye başladım. Abim giyinmiş bir şekilde karşıma cıkmış beni görünce direk yanıma gelip ” Sana kırıldım. Vera şuan uykum var çıkar mısın? ” diye odasından çıkmamı istemişti. Kafamı iki yana sallayıp ” Beni dinlemelisin” diye bir adım sarıldım.  Ihtiyacim olan buydu.

Abim bana sarılmamıştı. Hatta beni geriye doğru çekmişti.  Gözlerimde taşmakta olan damlalar daha çok canımı yakmıştı  bana kıyamayan abimdi. İlkkez ondan son darbemi yemiştim. Üzülmüştüm. 

“Özürdilerim! kaç kere denedim olmadı. Hatalıyım ama sana bunu yapamazdım” diye kızdım

” Hatalı olman bir şeyi değiştirmez benden saklaman beni kırdı ” diye bağırdı

” Nasıl diyebilirdim. Abi en yakın arkadaşına sevdalandım diye ” senin başını şimdiye kadar eğdirmedim abi diye icimden söylendim bunu bilmesi bana zaman tanıması gerekti.

” Uyumak istiyorum. Vera odamdan çık ” diye son noktayı koymuştu.

Sinirle odasından çıkıp gözlerimdeki damlalar taşmak üzereyken kendimi bırakmıştım.  Abim bana sırtını çevirmişti.  Odama girip kapıyı kilitledim. Bugün ve diğer günler bana hep hayal kırıklığı ile bakacaktı. Ve bende buna dayanamayacağım.  Baş ağrısı ile yatağıma girip uyumaya çalıştım.  Ama uyuyamıyordum. Gözlerim ağlamaktan kızarmış başım çatlıyodu.  Mutfağa gidip bir ağrı kesici içsem iyi olurdu.  Ayağa kalkıp merdivenlerden inerken başımın dönmesi ile yuvarlanmaya başladım. 

13

Rüzgar’dan

Yaptığım hatanın bedelini kardeşimin canı ile ödüyorum. Merdivenlerden yuvarlandığını duyduğum an kan beynime sıçramıştı. Keşke dinleseydim çok pişmandım keşke onun yerinde ben olsaydım.  Elimi hastanenin duvarına vurdum sinirlerime hâkim olamıyordum  iceride benim yüzümden yatıyordu.  Eğer onu dinleyip anlayış gösterseydim şuan kollarımda olurdu. Onun küçük kalbini kırmıştım.

Sevinç Hanım’dan

Kızımın hastaneye getirdiğimizden beri kendime gelememiştim. Orda yattığını gördüğümde çığlık atıp bayılmıştım.  Hepsi “Tahir’in çocuklarıma göstermediği sevgisizlik yüzünden di” diye kendime kendime kızdım.  Ailesine düşkün bir adam değildi isleri yüzünden kendisinin sevgisini bize mahrum etmişti. Yıllardır böyleydi.  Öykü doğurduğumda beni hep tek başıma bırakmıştı.  Doğuma bile herzamanki gibi geç gelmişti. Hayatımız boyunca çocuklarıma anne baba oldum. Ama sevdiğim adam beni yine bırakmıştı.  Gözlerimi kapatıp bizi bu hâle sokan karşımda duran ilk aşkım olmasına rağmen ilgisizliğinden hep şikayet ederdim. Canımdan can alıyorlardı.  Daha çıkmamıştı.  Yüreğime iniyordu. Kalbimi söküp atmışlardı. Ellerim tirerken sinirle ayağa kalkıp “Tahir’e” doğru yürümeye başladım.

”  Senin yüzünden kızımız içeride yatıyor hiç biriniz dinlemeden üzerine gittiniz.  Vera uyandığında iki kızımı alıp babamin evine gideceğim sende kendine gel ve bu evlilikte ne istiyorsun iyi düşün ” diye bağırdım.

” Anne sakin ol” diye oğlum araya girdi. Sinirle ona dönüp  ” Kardeşin odana geldiğinde neden kızımı kovdun Rüzgar?” diye çıkışınca

Başını eğip elini duvara vuracakken hemen engel olup oğluma sarıldım.  Her şey geçecekti.  Ve biz yine güçlü olacaktık.

Saatlerce hastane koridorlarında beklemek insanı  berbat hissettirmişti.
Doktorun çıkması ile hemen ayaklanıp

” Kızınız iyi? Ama size bir şey söylemem gerek?” diye gözlerini hepimizin üzerinde gezdirdi.

” Ne oldu doktor? ” diye oğlum sormuştu. Kalbim sıkışıyordu

” Buyrun. Odama geçip orda konuşalım ” diye odasına doğru gitmeye başladık.
Korkuyordum kızım iyi miydi?

Kapıyı açıp girdikten sonra bize eli ile oturun demişti. Nezaketine karşı oturup onu dinlemeye başladık. Umarım kötü haber vermezdi.

” Uzun süredir Vera’yı konrol ediyordum. Ama hastalığı ilerlemeden ameliyat olması gerek ” diyerek başını eğdi kızım hastaydı.

” Ne ameliyatından bahsediyorsun anlamadık doktor ” diye sözünü alan eşimdi.

” Kızınız kanser ve ilerlemeden onu almamız gerekirken Vera sürekli gecistirip duruyordu” söylemişti.

Kızımın kanser kelimesini duyduğum an başımdan kaynar sular dökülmüş gibiydim. Neyin cezası bu neden kızım’dan çıkmıştı. Birden ayağa kalkmam ile bayılmam bir olmuştu.

14

Vera’dan devam

Hayatım ellerimden kayıp gidiyordu. Ömrüm yetmemiş bir kuş gibi uçacağım kaderimdi diye geçip durmuştum.  Ailem öğrenmişti. Annem bayılmış bana kırılmıştı.  Uyandığımda ise annemin bana ” Seni ellerimle toprağa koyamam” söylemişti.  Doktorumu tembihlemiştim. Ailem bilmeyecekti. Kalbim dayanmazdı.  Annem’in gözlerinde damlalar düştüğünde elimi kalbime koyduğum vakit sıkışıyordu.  Elimde olsa unuttururdum.  Babam’ın kırgın bakışları altında eziliyordum. Beni kanatları altına almamış sevgisini bile göstermemiş uzaktan sevmelere bile razıydım.  Kalbim dile gelmiyordu. Evet onu affetsem bile kalbimdeki kırıkları tamiri zor ederdi. Kalp bir kere kırıldı mı? Bir daha araya gelemezdi. Benimde kalbimi böyle kırıp bir köşeye atmıştı. Sevgi dilemem beklemem saçma olurdu. Ama insanoğlu bekliyor gözlerime bakıp kızım demesini yıllarca beklemiştim. Masmavi ondan almış olduğum gözlerine bakmadım.  Beni kırıp ondan sonra pişman olma hakkını kaybetmişti. Kendi babalık hakkını elinin tersi ile kaybetmiş bitirmişti. Içimde ona karşı hiçbir duygu kırıntısı yoktu, kariyerim, okulum, hayatımı onun isteği üzerine kurmasına izin vermiştim.  Tek başıma başarmış kazanmıştım. Elim kolum bağlı bir şekilde olanlara dayanamayıp ” Size söyleseydim. Ne olacaktı.” diye içimdekilerini dökmeye başladım.  Ben söylemediğim için suçluyken bunun üstüne abim beni odasından kovmuştu.
Burda suçlu olduğum kadarı ile kimse beni dinlememiş hep kendi dertlerinin peşlerindeydi. ” Elbette söyleyemezdim sizler beni dinlememiştiniz” lafımdan sonra baş ağrım kendini belli etmeye başlamıştı. Acımı unutmuş üzerime gelmeleri hataydı.

Ateş’den Devam…

” Seni sevmek benim suçumdu. Ama sana karşı gelmek imkânsizdı. Beni aşkın ile yakıp kül eden adamım imtihanim ağır olsa bile sevdama gönül vermeni isteyen kalbim satırlarımı yazıyorum bilmiyorsun ağrın sızın olmasına rağmen meleğim benim tutunduğum ilk dalımsın. Çiçeklerimiz açıyor açmasına solmasına izin verirsen seni affetmem güzelim bu kalbimdeki seni yok edersen ölürüm.  Yazmak, yetmez ki sevdalı adam birkez yandığında daha çok yanmaya başlar, bizi yok etmene izin vermem sevgilim hayatım senin ellerinde benim hayatımı ışığımı çalma yaşayamam. Canımı yakan kadın sen benim cennetinden mahrum etme ki sana sığınayım. Ellerim bağlı bir şekilde beklemek beni yoruyor.  Hastalığını öğrendim benden saklayıp duymama izin vermediğin içinde sana kırgınım küçük kadın..
Gözlerim gözlerinden bıkmadan izleyeceğim dudaklarından masum bir buse çalacaktım .  Parlaklarımızda iki alyans bilmezler ki biz sevdik aşkım “

Son satırlarını yazarken ellerim titremiş gözlerim dolacak kalbim çaresizdi. İlkkez sevdanın karşılığını almış mutluluğunu yaşayacaktık. Bu sonlar bize yakışmazdı. Elimdeki defterin son kelimesini yazıp kapatmıştım.  Uzun bir süre anlayamamıştım. Abisi’nin odasından çıkarken kırgındı. Sonra bayılmış soluğu hastanede almama rağmen kötü haberide tez almıştım.  Onun uyanmasını beklerken hastalığını öğrenmiştim. Bu canımı yakmıştı.  Ben evlilik teklifi için yerler ayarlarken kötü bir haber almak beni yıkmıştı.  Küçük melek sırrını bizden gizlemişti. Bizi düşünmemiş bildiğini yapmıştı. Öfkeyle ona iyi bakmalarını beni habersiz bırakmayacaklarını söyleyip hastaneden çıkmıştım.  Ölüm kelimesi kalbimin sıkışmasına neden olmuştu.  Bencillik yapmış ölümün yollarını sayıyordu. Meğer sevdiğim kadın ömrü azmış.
Elimi masaya vurup inlemiştim. Aklımda fikrimde sen olduğunu anlayamadın Vera.  Kırılan sesleri duyan ailem kapıma dayanmış ismimi söylüyorlardı. Duymuyordum bile, elim parçalanmış yerlere kan damlaları akıyor ben sinirli bir şekilde acısını bile hissetmiyordum.
Benden bunu almana izin vermeyeceğim sevgimiz için çabalayacaksın sevgilim.
Sağ elimle kapıyı açıp hissiz bir şekilde baktım.  İpek’in ” Abi elin kanıyor ” bağırması ile soğuk bir kahkaha attım. Beni çaresiz bırakan kadın hastanede yatıyordu. Ben ise burda durmuş onun ölümünü düşünüyordum acı bir şekilde annemin koluma bakmasına izin verdim. Elimi sardıktan sonra odama çıkıp uyumaya karar verdim.

Sabah lanet olası telefon sesiyle kalktım. Ağzımdan bir küfür çıkmıştı. Çünkü arayan Rüzgar’dı. Hemen açıp

” Günaydın kardeşim. Vera iyi ve tedaviyi kabul etti” demesi ile

” Hemen geliyorum” diyip kapattım yüzüne.

Ayağa kalkıp sendelemiştim. Elim sargılı hâldeyken sızlamıştı.  Kalbimin acısını bilmeyenlere açıklamam zordu. Hazırlanıp odadan çıktıktan sonra aşağa inmeye başladım. Aşağa indiğimde kimseyi göremedim.  Demek ki hâlâ uyuyorlar. Bende ani bir karar verip Vera’ya evlenme teklifini hastanede sürpiz yapacağım. Sonkez diye geçirdim içimden. 

Arabaya binip  çalıştırıp sürmeye başladım. Planını gözden geçirip hastaneye varmıştım bile.

Arabadan inip sevdiğime doğru gitmeye başladım. 

Kapıyı çalıp içeriden ” Gelin” diyen ses’le gülümseyip girdim. Yatakta hastane kıyafeti ile bana bakıyordu.  Hasretine yandığım mavi gözler beni bekliyormuş meğer.  Gidi0 sarıldım. Bir elimle sarmalayamazdım. Bunu farketmiş sorar gibi ellerimi işaret etmişti.  “Kazayla” oldu diye açıklamada bulundum.  Anlatamazdım. Kendisini suçlayıp dururdu çünkü.  Ondan ayrılıp dizimin üstüne çöküp ” Ahh! Benim sevdasına düştüğüm ilk gecem. Kalbimin ilk atışı imtihanım olan kadın, alın yazım hep gözlerine bakıp boğuldum güzelliğin başımı saçlarından şiir yazılan ahirim benim sevdama gönül veren gönülçelen’im ömür boyu benim olsana” diye teklifi yapmıştım. Cevap vermesi için gözlerine dikkatli baktığımda ağzından çıkacak cevabı bekliyordum.

Vera’dan devam

Ne cevap vereceğimi bilmiyordum. Hastanede evlenme teklifi fikri beni güldürsede tuhafıma gitmişti. Hastaydim ve bana teklif edildi. Üzücü bir durumdu. Gerilemiştim. Benden bir cevap bekliyordu. Gözlerine baktığımda kabul et diye yalvarıyordu adeta. Oysa kanserdim ve ona bunu yapamazdım. Bencillik yapmış olurdum. Ama içimden ona evet desemde ne diyeceğimi bilemiyordum . Cevabına ne demeliydim?

Final

Yazar’in bakış açısı

Yaşam ile yaşamamak arasında kaldınız mı? Hayat’ın bazen bize sunmadığı gibi yaşamak zorundayız. Kime neye göre biz seçemiyoruz ki son nefesimizi can çekişerek dünya’ya gözlerimizi kapatıp sevdiklerimizden koparılabiliyoruz buda bizim seçimimiz değil ki, elbette sevdiklerimizi arkamızdan bırakmak ne kadar kötü bir durum.  Kendi başlarının çarelerini bakamayanlar mesela hüzünlerimiz, bir damla gözyaşları bu acizlik değil ki? Kafamızdaki dönen oyunlar ellerimizden kayıp giden anılar kaybetmeyi alışılmış bir yüz bunlar acı olsada aslında sevdiklerimizi kısaca sevmeyi öğrenip onların ellerinden tutup doyasıya yaşamak varken kalplerini kırmak akıl işi değil inanın birgün pişmanlıklarını yaşamayın bence. Çünkü en ufak umutlarını kaybedebiliriz. 

Vera ile Ateş az bir süre birlikte geçirmişlerdi. Ölümün bu kadar ani geleceklerini hissetmesine rağmen sevdiğimin ellerinden tutup bırakmamaya yemini vardı sanki
Bazı insanlar sevdiklerini ölüm döşeğinde bırakırken en büyük hatasını yaptıklarında geç kalıyorlar.  Ama Ateş sevdiğini bırakmamış hastayken bile sevmeye devam etmişti.  Bu bizlere ders verilen bir hikâye olsun mesela. Bir kalbi umursamamak en kötü durumdur. Sizi seven kalpleri sevmeyi denemekten zarad gelmez aksine belki kaderinizdir. Sevmek zorunda olmadığınız bir kalbide kırmayıp bırakabilirsiniz. Zaman o kadar kısa ki bazı şeyleri geç kalmak insanoğluna zarar veriyor. Düşüncesizlik bile yoruyordur. Sevin. Bırakmayın size uzatılan elleri sımsıkı sarılıp sarmalayınız. Imtihanımız bazen ağır gelse de sonumuz sabırdır.

Vera’dan devam

Hayatın bize sunduğu güzel günlere “Allah’ıma şükürler olsun” diye geçirmiştim içimden ölümü düşünüp dururken sevdiğim adam ellerimden tutmuş beni kaldırmıştı.  Gerçekler beynime şimşek gibi çaksada canımı yakmayı başarmıştı. Yüzüme vurulan güneş’le ayağa kalkıp banyoya doğru gitmeye başladım. Elimi yüzümü yıkayıp havlu ile kuruladıktan sonra odama girdim.  Dolabımı açıp sade bir jean pantolonumu alıp beyaz tişörtü giyip saçlarımı toplayıp odamdan çıktım.  Merdivenlerden inmeye başladım.  O, gün hastaneden Ateş’in evlilik teklifini kabul edip ailemize söylemiştik. Parmağımda tek taş yüzüğe bakıp derin bir iç çektim. Evlilik kolay bir durum değil ama söz konusu biz olduktan sonra bir önemi yok onunla ilk adımı atmış birlikte sonsuzluğa doğru gidiyoruz.

Salona geçtiğimde ailemin masada yemek yediklerini gördüğümde gülümseyip ” Günaydın ” diye şakıdım. Bugün en mutlu günümdü.  Masaya oturup yemeğimi yiyip hemen kuaföre gidecektik geç kalmamam gerek.  Abimin ” Bugun son kahvaltımız ha prenses” demesiyle bakışlarımda üzüldüğümü anlamıştı.  Evet babam ile aramız düzeliyordu.  Öykü ” Abla geç kalacağız acele et .”diye  beni uyarmıştı.

Masadan kalkıp Ateş’in bizi almasını bekliyorduk.  Arabanın korna sesiyle hemen aşağa inip sevgilem doğru koştum.  Bugün evleniyorduk fazla heyecanlıydım.  Sevgilime sarılıp yanağına masum bir buse koyup arabaya geçip yerlerimize oturduk. Arabayı sürmeye başlamıştı.  Onbeş dakika sonra gelmiştik.  İpek ile Öykü bizden önce inip gitmişlerdi.  Başbaşa kalmış birbirimize bakamıyorduk. Utanmıştık.

” Bugün hayatımızın en özel günü güzelim tamamen birlikte olacağız ” diye ona dönüp bakmaya başladım.

” Hayatım boyunca hep seninle olacağım ” diyerek arabadan inip kardeşlerime doğru gitmeye başladım.

Aysel teyzen’in yanına geldiğimde beni direk gelinliğimi giymemi istemişti. Gelinliğimi giyip çıkmıştım.

Vera’nın gelinliği ve saçı

Fazla güzeldi. Ateş bunu çok beğenmişti aslında bende beğenmiştim.  Dışarıya çıktığımda Ipek’in beğeni dolu bakışları Öykü’nün ” Melek gibisin abla.” diye bana hayran olmuş bir şekilde bakıyordu.  Gerçekten olmuş mudur? diye Görümcecik’ime bakıp derin bir nefes çektim.  Anlamıştı canım arkadaşım bakışlarımı. Gülümseyip  “Harikasin tatlım” diye beni onayladı. Gözlerim dolmuştu.  Evet bugün evleniyordum.

Kuafördeki işlerimiz bittiğinde abimlerin geldiğini anlamıştık.  Uzaktan yakışıklı sevgilim geldiğinde elim ayağım titriyor gelişini izliyordum. Gözleri gözlerimde dudaklarındaki gülümseme beni daha çok heyecanlandırdı.  Yanıma gelip elini belime koyup kulağıma doğru ” Küçük melek benim olmaya hayatıma hoşgeldin kadınım” demesiyle donup kalmıştım. Bunu bu kadar açık konuşmasına beni utandırmıştı. Onu iteleyip hemen abime doğru gittim. Fazla yakışıklı olmuş bu kıskanmama neden olmuştu.  Ateş kolumu tutup arabaya bindirmişti.

Düğünün yapılacağı mekana doğru sürüyordu. Kıskanmıştı. Bu hoşuma gitmişti.  Birden kahkaham ile daha çok çattı kaşlarını ” Çok erken yaşlanacaksınız Ateş bey” diye güldüm.
“Öyle mi” diye kaşlarını kaldırdı.   Birbirimiz ile uğraşırken mekana gelmiştik.  Arabadan inmeden önce sevdiğime doğru dönüp  ” Hayatımda gördüğüm en yakışıklı damatsın” diye yanağına bir buse koyup birlikte elele inip kameralar eşliğinde yürüdük. Içeriye girip alkış sesleriyle heyecanlanmıştım.

Eylem Aktaş- YÜREĞİMDEN TUT
DANS ŞARKILARI

Ilk dans şarkımızı Ateş seçmişti. Ellerini belime koyup kollarımı boynuna koyduktan sonra herkes yokmuş sadece ikimiz varmış gibi gözleri gözlerimde dansımızı yapıyorduk.  Kulağıma doğru eğilip şarkıyı kulağıma fısıldamıstı. ” Yeter ki sen ellerimden tut” diye birbirimize söyledik.

Düğünümüz güzel bir şekilde bitmiş.  Her şeyi usulüne göre yapmıştık.  Çok güzel geçmişti.  Şimdi yeni evimize doğru gidiyorduk arabada ellerimiz birleşik rüzgar’ın esintisiyle birlikte şarkı söylerek eve gelmiştik.  Arabadan inmeden önce damat bey benden önce davranıp beni kucağına alıp öyle eve götürmek istemişti.

15 gün sonra…

Sabah baş ağrısı ve mide bulantılarımla kalkmıştı. Hemen lavaboya koşup midemi boşaltıp ağzımı çalkalayıp çıktım.  Mutfaktan iğrenç bir koku geliyordu. Aşağa inip mutfağa girip biricik eşim bana kendi elleriyle kahvaltı hazırlamıştı. Ama yumurta yiyemezdim. Geldiğimi fark eden Ateş elimi tutup sandalyemi çekip oturttu. Yumurta haricinde kahvaltımızı ettik. Masadan kalkacakken başımın dönmesiyle düştüm.

Ateş’ten devam

Eşinizin durumu iyi . Aranıza küçük biri kendisini erken belli etmiş diyerek yanımdan ayrıldı. Kafamin karışmasıyla hiçbir şey  anlamadan ailelerimizin gelmesini bekliyordum. Vera bayıldığında elim ayağıma dolaşmıştı.  Annemler geldiğinde ” Gelinimin nesi var ” diye merakla sordu.

Bende anlamadım ailenize küçük birisi kendisini belli etmiş diye zırvalayıp gitti, dediğimde kafama bir tane geçiren babam ”  Deli oğlan baba oluyorsun “diyen babam çığlık atmam bir olmuştu.

Ben baba olacaktım ahh salak kafam bugünlerde yine deliliğim başlamıştı.

Karım hamileydi. Bizim bir parçamız olacaktı.  Gözlerim dolmuştu. Büyük Melek bana küçük bir melek vermişti. Bilmeden baba olacaktım. Aramıza küçük melek ailemize katılacaktı.

Vera’nın yanına girdiğimde direk sarılıp dudaklarına küçük bir buse kondurup ” Hayatımda bütün güzelliklere sayende” oldu diye onu iyice sarmaladım.  Defalarca teşekkür ettim. Kapı çalınca bizimkilerin geldiğini anlayıp hemen Vera’dan ayrılıp bir köşeye geçip elimi bağlayıp duvara yaslandım. Onlar tebriklerini söylerken gözlerim sevdiğim kadını izliyordum..

Dokuz ay sonra.

Gecenin bir vaktinde sancımla uyanmıştım. Etimi parçalanıyordu.  Birden ağzımdan çığlık kaçtığında Ateş’in uyanmış uyku mahmuru ile ” Ne oldu” dediğinde ” suyum geldi” diyerek bir çığlık daha attım.  Aceleyle eşyalarımızı arabaya koyduğunda beni unutmuştu. Ahhh! Şapşal sinirden sancım varken hemde. Odaya girdiğinde kucakladığı gibi arabaya koymuştu.  Canım çok acıyordu gözlerimden bir damla düştüğünde daha çok bağırdım. Ailelerimize haber vermeyi aklımdan çıkmıştı.  Bunu farketmiş gibi hemen abimi arayıp hastaneye gelmelerini emretmişti.  Bugün hayatımın mucizesine kızıma “Yağmur’umuza” kavuşuyorduk.

Yazar’ın bakış açısı

Unuttuğu bir şey vardı genç kadının kızına kavuştuğu günleri sayarken kendisi hayata veda edecekti. Genç kız doğumumhaneye girdiğinde çığlıkları ile ağlamaya başladı. Çünkü bugün hem bebeğine hemde hayata gözlerini kapatacak olmas korkusu vardı. Canı çok yanarken bir kez daha ıkınırken gelen bebek ağlama sesiyle hayata gözlerini kapatmıştı.  Bir bebek annesiz nasıl büyüyecekti. Bu çok kötü bir durumdu. Bir mucizeyi dünya’ya getirirken en çok anneye ihtiyacı vardı.  Büyük melek giderken küçük melek hayat olacaktı.  Hayatının aşkını toprağa koyarken küçük aşkı daima yanında olacaktı.  Bu yüzden kızının ismini
” Yağmur Vera Erazoğlu” koydu. Annesinin ismini taşımasını onun gibi ışık olup bütün güzellikleri yaşamasını isteyen bir babaydı.

Sevgilerle Kalin🦋

Tags:
Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2021 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account