Özgürlük

Özgürlük!

Sahi ne idi özgürlük!

Bir Afrikalı için renginden dolayı sömürüye uğramamak diyebiliriz.

Bir mahkum için mahkumiyetinin sona ermesi?

Adaletin hakim olması ?

Haksızlığın sona ermesi ?

Rengin, dilin, dinin,  ırkın herhangi bir farklılığın ötekileşme olmaması?

Ölümle yüzleşen bir insanın ölümü yenmesi yahut ebediyete göçmesi ?

Özgürlük ?

Sahi ne idi özgürlük ?

İnsan, hangi muhtaçlık kulvarında dönüyorsa o ihtiyacının sona ermesi özgürlüğünün imzasıdır. Batının lanse etmeye çalıştığı gibi insanın başıboş umarsızca her türlü yozlaşmayı yaşadığı fütursuz bir serüven değildir özgürlük. Kafasına estiğini yaşarken, kaybettiği değerlerin altında ezildiğinde özgürlükten bahsetmek trajikomik olur. Ezikliği yok saymak var olmadığı anlamına gelmez. Evet batının başarılı olduğuna inandığı durumlardan biridir. Güya özgür insan yaptıklarından memnunmuşçasına altın tepside sunulur medyaya. Halbuki çağımızın sinsi hastalıklarından bir tanesi de var olan kötü durumu önce zihinde inkar etmek sonra yokmuşçasına üzerini örtmektir. Yaşanmışlıkların hayatın devamında bizleri etkisi altına almamasına çabalamak olması gereken bir durumdur. Ama onu yok saymak inkara girer. Tabi ne yazık ki öyle kötülüklere gark oluyoruz ki zihnimizin yok saymak isteyip yok sayamadığı ne anılarımız var heybelerimizde.

Gün geçmiyor ki üzücü bir haberle sarsılmış olmayalım. Hayanın kitapların sayfa aralarında okunmaktan ibaret olduğu bu coğrafyada gün olmuyor ki bir istismar haberiyle yıkılmayalım. Bu sefer iki kız çocuğunun babalarına attıkları iftira ile yüreklerimiz dağlandı. Kredi borcunun korkusuyla iki genç kızın öz babalarına attıkları taciz iftirasını bilmeyenler varsa söylemiş olalım. Evet hayvanca kendi öz kızına fuhuş yapan arsızlar var, arsız demek hafif kalır ama içimizin yangınını söndürmek için ağzımızı bozmayalım şimdi.

Bu kızlar vicdan yapıp şikayetlerini geri alıyorlar ama tutukluluğu bitmiyor babanın. Yediği damga ,mahkumluğu sürecinde yaşadıkları, çıktıktan sonra toplumun üzerinde gezdireceği bakışları. Koca bir çınarı kökünden baltalayan iki kız. Bazen ölmek canın bedenden ayrılması değildir. İnsanı kalbi atmasına rağmen yaşayan bir ölü haline getiren hadiseler vardır. İşte bu durumda öylesi bir durumdur. İnsanı ömür boyunca prangalı damgasına sahiplendirir. Bu baba her ne kadar beraat etse de ruhu çoktan prangalanmıştır.

Bir insan ömrü bu kadar basit bir şekilde karartılmamalı. Düşüncesizce bir hareketin sonucu bir ömür prangaya sebep olacaksa böylesi kötülüğün sahipleri de cezasız kalmamalı. Bedelini ödeseler bile babaya vurdukları damganın zihinlerden sıyrılması hiç kolay olmayacak.

Suçsuz yere mahkum edilen insanların hayatlarıyla ilgili filmler belgeseller izlediğimizde etkisinden kurtulmak bazen günlerini alıyor insanın. Bizler izlemeye tahammül edemezken ömürleriyle sınanan insanların yaşadıkları çok daha zor. ‘Geç gelen adalet adalet değildir’ derler. Hayattan koparılmış bir saatin bile çok kıymeti vardır.

Ülkemizde suçsuz yere mahkumiyetin insanda bıraktığı prangalığın bir diğer şekli de boşanma davaları. Evlenmek beş dakika boşanmak beş yıl, evet evet yanlış duymadınız boşanmak beş yıl. Anlaşmalı boşanmalar tek celsede biterken çekişmeli boşanma kararın Yargıtay sürecine takılmasıyla yaklaşık beş yıl sürüyor. Bu süreçte yaşadıklarınız yahut hissettikleriniz kimsenin pek umurunda değil. Çünkü seküler hayat insanlığa bencilliği de öğretti. İnsanlar kendilerini ilgilendirmediklerini düşündükleri mevzulara uzaktan sessizce izlemekle ya da sessizce yorumlayıp geçmekle yaşamaya devam ediyorlar. Davanın seyrini etkilemesi için ne kadar deliliniz olursa olsun veya ne kadar fazla para verip bir avukat tutmuş olsanız bile sistemin kurduğu düzen çerçevesinde hakimin iki dudağı arasından çıkacak kararı beklemek zorundasınız. İnsanların sabır tavsiyeleri belli bir zaman sonra tahammülünüzü zorluyor, haksızlık insanın suç işlemesine doğru bir meyallik kazandırıyor. Suça yeltenmeseniz bile alet olabiliyorsunuz. Yaşadığınız psikolojik travmaların üzerine her geçen gün, belirsizliğin eklendiği her an ömrünüzün yıpranma eforu iki katına çıkıyor. Prangalanıyorsunuz. Bıkıyorsunuz. En önemlisi veriminizi korumak zorlaşıyor. İnsanın Allah’a  olan tevekkülü olmasa delirmemek ne mümkün. Bizler mazlumun hakkının yerde kalmayacağına inanıyoruz bütün kalbimizle. Bunun yanı sıra o kadar teknolojinin ilerlediği 21. yüzyılda artık insanlığın umutla, adaletle , huzurla yaşamasını temenni ediyoruz.

Sistemin yasal sürecinin elden geçmesini ,insanca yaşamak için adaletin adliye koridorlarında, okullarda büstlerde ya da duvara yazılan sözlerde asılı kalmasını istemiyoruz. Artık gerçekten insana, insan gibi değer verilen bir dünyada nefes almak istiyoruz. İnancın ruha kattığı özgürlük duygusunun  prangalanmasını istemiyoruz. Sokaklarda insanlıktan habersiz prangalarıyla gezinen mahkumların zincirlerinden kurtulmasını umut ediyoruz. Başımıza gelen musibetlerin imtihandan ibaret olduğunu biliyoruz ama şunu da biliyoruz ki ,kader gayrete aşıktır. Rabbimiz ‘Biz her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık’ (İsra13) buyuruyor ya gasp edilen her saatimizi geri almak için elimizden geleni yapmalıyız. Eğer başımıza bir kötülük gelecekse dünya bir araya gelse bizi o kötülükten koruyamaz veya bir iyilik bize verilecekse dünya topyekun birleşse o iyiliği bizden geri alamaz. Gayret bizden inayet Allah’tandır. Rabbim başımıza gelenlerle mücadele edebilme, sabredebilme, sonuca teslim olabilme gücünü versin bizlere inşallah. Bazen kazanabilmek için kaybetmek gerekebilir, kayıpların ardındaki kazançları görebilmeyi nasip eylesin . Dünya ahretin akıbet basamaklarından , adımlarken iz bırakanlardan olabilmek duasıyla.

Artık kitap (amel defteri) ortaya konmuştur; suçluların, onda yazılı olanlardan korkuya kapılmış olarak, “Vay halimize! Bu nasıl kitapmış! Küçük-büyük hiçbir şey bırakmaksızın hepsini sayıp dökmüş!” dediklerini görürsün. Böylece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Rabbin hiç kimseye haksızlık etmez.

Kehf Süresi 49

Betül Güler

 

Tags:
Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2021 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account