05C2D11A-F489-482F-82DB-59208671A6AE

•1

“Dikkat edin lütfen!” Taşımacılara verdiğim direktifler duyulmuyordu adeta. Söylediklerimin aksine çarpa çarpa çıkarıyorlardı paketleri tabi sinirden devrelerim kavruluyordu. “Abicim az dikkat! Kırılacak var içinde!” Dediklerimi duymuyorlar mıydı yoksa duymamazlıktan mı geliyorlardı?Taşımacılardan ayrılıp evde dolandım. Sıradan bir apartman dairesiydi 3 odası ve 1 adet balkonuyla bana yeter ve hatta artardı bile.

Aydın’a henüz taşınmıştım. İşim sebebiyle pek çok defa şehir değişikliği yapmam gerekiyordu ama bu defaki beni en çok yoran yer olmuştu. Bir önceki çalıştığım şehire uzak olması sebebiyle gelip gitmem zor olmuştu ve internetten bulduğum bu evi direk kiralamıştım. Görüntüdeki gibi ve emniyete yakın olması sevindiğim tek noktalardı. Kilis’ten her ne kadar mecbur da olsam üzülerek ayrılmıştım.

Ev sahibinden edindiğim bilgilere göre öğrenciler ve öğretmen, doktor gibi çalışanlar yaşıyormuş apartmanda. Aile apartmanı olmamasını tercih ettim. Kilis’te öyle bir hata yapmış ve pişman olmuştum. Sürekli kapı komşum olan kadın kocasını ayartacakmışım gibi kötümser bakıyordu. Buraya geldiğim için sevinçten havalara uçtuğuna eminim.

Saatler sonra taşıma işlemleri bitti ve eşyaları yerleştirmeye başladım. Evim boştu, çoğunu önceki evimden getirdim. Başkasının kullandığı eşyaları kullanamama gibi iyi bir huyum var. Türlü türlü hastalıklar varken tanımadığım etmediğim insanın oturduğu koltuğa oturamazdım onun kullandığı herhangi bir şeyi kullanamam. Bu yüzden hiç üşenmeden ne var ne yok toplayıp getirdim. Hava hafiften kararmaya başlayınca evde açık bir yerin olup olmadığını kontrol ettikten sonra cüzdanımı alarak yakın bir market aramak için evden çıktım. Evimin olduğu sokaktan çıkmıştım ki az ileride, diğer köşe başında ışıldayan market tabelasıyla sevinç çığlıkları attım. Kaybolmadan bulabilmiştim.

Kenardan market arabasını alarak almam gerekenleri zihnimde liste oluşturup kısa sürede tamamladım. Yiyecek, içecek ev için temizlik malzemelerinden oluşuyordu listem. Bugün polis evinde geceleyeceğim yarın birkaç bayan evi temizleyecek. Aylardır kullanılmayan evin ağır bir temizliğe ihtiyacı var. Her yerde is oluşmuş, eski kiracılardan kalma bazı pisliklerle doluydu ve eve kötü bir koku hakim olmuştu. 

Köklü bir temizlik şart olduğu için mecbur kalmıştım yoksa temizlik konusunda takıntılı olduğumu biliyorsunuz. Temizlik malzemesini eve bırakırken arabama geçip konumdan polis evinin adresini buldum. Kulaklığı telefonuma takıp Rüzgar’ı aradım. Kendisi benim gibi polis olur. Ben onu yakın arkadaşım olarak görsem de çevremdekilerin dediğine göre bana karşı hisleri varmış bunları takmayıp arkadaşlığımızı devam ettiriyorum kendisi bir şey söylemeden ona karşı tavır takınmam yanlış olur. Hem onun arkadaşlığı bana çok iyi geliyor.

“Güzellik? Ben de beni unuttun sanmıştım” alaylı çıkan sesinden aramama şaşırmış olduğu belliydi. 

“Hayırsız olan sen aramıyorken benden beklemem gözlerimden yaş akıtmadı değil” şuh kahkahası kulağıma dolduğunda gözlerimin dolduğunu hissettim. Güne onun şen şakrak halleriyle başlamayacak olmak büyük kayıptı benim için. 

“Senin mavişlerine kıyamam güzelim yapma sakın. Nasıl oralar?” Burası nasıl mıydı? Tek kelimeyle berbat! Kendimi dilini anlamayan yabancıların arasında kaybolan yabancı gibi hissediyorum. Evden ayrıldığım ilk geceki gibi çaresiz ve yalnız.

“Güzel. Tek eksik sensin, onu da başkalarını yerine koyunca tamamlanır gibi” şimdi parlayacak az kaldı. 

“Ne?! Fıstık senin iki gözünü oymam için zorluyorsun beni dikkat et. O herifinde gelmişini geçmişi-” 

“Hey hey küfür yoktu!”

“Ah bir an unutmuşum. Özür dilerim güzellik. Beni her gün arayıp rapor vereceksin yoksa hiç üşenmem yollara düşer gelirim oraya” Rüzgar’ın sevdiği insanlara aşırı değer veren korumacı tavırları ağır basıyordu.  Özgürlüğüme kısıt yapmadığı sürece benim için sorun yaratmıyordu. 

“Tabi yüzbaşım siz hiç merak etmeyin” konuşmak çok iyi gelmişti. Sevdiğim birinin varlığıni hissetmek güvende olmamı sağlamıştı.

“Güzelim senle konuşmak çok iyi geldi ama Haluk abi çağırıyor sonra tekrar araşırız öptüm” telefonu kapattığında adrese varmak üzere olduğumu fark ettim. Biraz daha gittikten sonra 10 katlı binanın az ilerisinde arabayı durdurdum girişte kimlik kontrolü yapılıyor. 

Arabamı uygun bulduğum bir yere park ettim. Geniş bahçenin ortasında kocaman polis teşkilatı amblemi vardı, gururla göğsüm kabardı. Öylesine bir sevda taşıyordum ki mesleğime karşı kelimelere dahi sığdıramaz oluyorum. Benim bu dünyadaki en güvendiğim sığınağım olmuştu. Beni ayakta tutan tek şey de denebilir aslında.

Girişteki personeller kayıt işlemimi tamamladıktan sonra kalacağım odanın anahtarını verdi daha doğrusu kartını. Sırtımdaki küçük çantamla asansörün gelmesini bekledim. Ne yavaştı öyle?

Odamı geniş ve sonu gelmeyen koridorda güç bela bulduktan sonra banyoya girip temiz bir duş aldım. Saat akşam yediye gelirken midemden hafif hafif seslenmeler geliyordu. Kahvaltı dışında tek lokma almadığından cırlamakta haklıydı. Yemek yemeyi çok sevsem de metabolizmam hızlı erittiği için kilo almazdım. Yıllardır 51 kilodayım bu yüzden kilom ve 1.69 olan boyumdan memnunum. 

Saçlarımı banyodaki kurutma makinesiyle kuruttuktan sonra toplayıp çantamdaki çamaşır ve üstleri giyindim. Cüzdanımı ve hiç işlevi olmayan telefonumu alarak yemekhaneyi aramaya koyuldum. Koridorun ne başında ne de sonunda merdiven vardı. Yalnızca yukarı çıkmak için kullandığım asansör vardı. Peki bu asansörler bozulduğunda ne olacaktı? Kafamda yine deli sorular. 

Asansörün içinde fark etmediğim kat yönergesinde yemekhanenin 1. katta olduğu yazıyordu bense 9. kattayım. Harika! 

Aynadan çenemde ne zaman çıktığını fark etmediğim sivilcemi inceliyorken asansör durmasın mı? Amanın ben bunu fark etmezken asansöre yapılı vücutlarından anladığım kadarıyla özel harekatçı iki polis girmesin mi? Üstelik benim onları fark etmediğimi zannederek birbirlerine bakıp kıkır kıkır gülüştüler. Yine bir şekilde rezil olmayı başarmıştım ya helal olsun bana!

Asansör zemin katta durduğunda hiç ardıma bakmadan yürüyerek yemekhanenin önüne geldim. Büyük şans ki bir daha rezil olmadan kolayca bulabilmiştim.

Kenardaki tepsilerden olabildiğince temiz olanından alıp çatal ve kaşıklardan da aynı titizlikle seçtikten sonra açık büfe olan yemeklerden tabağıma doldurmaya başladım. Çok işlek olmalı ki baya çeşit vardı. En son ne zaman yediğimi unuttuğum sarma bile vardı. Yemeklerle resmen aşk yaşıyorken rahatsız edici bir ses doluştu kulaklarıma. 

“Hanımefendi müsade edecek misiniz artık acaba?” Ha?

“Pardon da sizi bağladım da benim haberim mi yok? Geçin önüme doldurun tabağınızı!” Sertçe verdiğim karşılığı bekliyor olmalı ki şaşkınlıktan kocaman açtığı gözleri az kaldı yuvalarından çıkacak.

“Deli midir nedir” diye söylene söylene gidecekken engel oldum. Asansörde rezil olmuş olabilirdim ama şuan ben haklıydım. 

“Siz ilk önce bir kadınla nasıl konuşulacağını öğrenin!” Bana bakıp o koca kahvelerini devirip bir şeyler mırıldandı. Bana mı saydırıyordu bu?

“Tamam bacım haklısın. İyi günler” deyip tabağı ve gereksiz gülmesiyle sinir bozan arkadaşıyla uzaklaştı. Arkalarından bende aynı şekilde göz devirmekle yetindim. Tabağımı kaldığım yerden doldurmaya devam ettim. Yeterince doldurduğuma kanaat getirdikten sonra kenarda bir yerde gözüme kestirdiğim masaya ilerlemeye başladım. Tam oturuyorken az önce tartıştığım sinir bozucu ikili oturmasın mı?

Ben bugün gerçekten sınanıyordum.

“Beyefendi ilk ben oturuyordum”

Sahte üzüntüyle karşılık vererek “Tüh neyseki ilk ben oturdum”

“Bak kardeşim sınırlarımı zorlama hiç iyi olmaz!” Umarım umarım karşımdaki adamın seni katlayabileceğinden haberin vardır Leyan! 

“Ne o dövecek misin bayan yer cücesi?” Bak sinirime dokunma hiç iyi olmaz demedi deme. 

“Gerekirse evet ve bayan değil kadın!” tabağımı masaya bırakmış üzerine yürümeye başlamışken yanındaki arkadaşı aramıza girip engel olmasıyla başlamak üzere olan kavga son bulmuştu. 

“Hey hey! Abi çocuk değilsiniz uslu uslu oturun şu masaya ve yemeğinizi yiyin” ben cevap vermek için ağzımı aralayacakken kas yığını “Onun oturduğu masaya oturmam” deyince ayrı bir keyiflendim. 

“Bak bakayım umrumda mı?” Diyerek masaya oturup önüme çektiğim tabaktan yemeğime başladım. Keyiften dört köşeyim valla billa.

Tags:
Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2021 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account