131939723_680335502628588_5320096783951530872_n

Kaç hayat sığdırır bir kadın, bir anne ömrüne? Bir kadın hayatında ne kadar yük taşır? O yükün altında kalmak için daha ne kadar çırpınır?

Kaç cephede savaşmak zorunda kalır? Girdiği hangi savaşlardan yara bere içinde, yıkık dökük hatta bedenen yaşıyor olsa da ruhu ölmüş olarak çıkar.

Hayatı için verdiği tüm savaşlar nasıl biterse bitsin tıpkı bir Anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğarak, kimseye boyu eğmeden yaşadığı her şeye herkese inat dimdik yaşamaya devam ederler. Kadınsanız ve bir anne iseniz yıkılmaya hakkınız yoktur. Hayatları size emanet edilen canlarınız varsa eğer yaşadığınız dünyayı ayakta tutmak zorundasınızdır.

Çünkü yaşadığınız dünya yıkılırsa şayet o enkazın altında yalnız olmayacağınızı bilirsiniz. Tıpkı Elif gibi…

Eşinden ayrıldıktan sonra rahmetli babasından kalan emekli aylığı, boşanırken sadece çocukları için talep ettiği nafaka ile kimseye muhtaç olmadan yepyeni, zor ama rengârenk bir hayat kurdu Elif kendi ile birlikte yaşadığı üç cana. Kuru fasülye, pilav ve cacık üçlüsü… İlkokula giden büyük oğlu kuru fasülyesi Dua, bu sene kreşe başlayan pilavı Yuşa ve evlerinin en büyük neşesi golden cinsi köpekleri cacık…

Evinde, üç erkek tarafından delice sevilen, işten dönüşü cama yapışarak beklenen anneleri Elif. Diğer adıyla turşuları. Adından aldığı güçle dimdik ayakta duran, ne yaşarsa yaşasın asla isyan etmeyen, keşke demeyen keşkelere sığınmayan etrafındaki insanlar tarafından inatçı ve dik başlı olarak yargılanan, kendine zararı olan insanları bile kendi içinde aklayarak “vardır elbet bi sebebi”diyecek kadar yüreği güzel bir kadın işte Elif. Ben iyi olmazsam bana emanet edilen canlarda iyi olmaz diyerek, Rabbi ’ne sığınan ondan başka kimseye muhtaç olmadan el açmadan eyvallah etmeden kurduğu, huzurum dediği evinde hayallerinden asla vazgeçmeyerek canlarına sıkı sıkı sarılıp her güne şükür ederek açıyordu gözlerini…

Her gün tekrarlanan sabah rutinleri ile yepyeni bir güne daha başlıyordu Elif. Gece yalnız girdiği yatağına ne hikmetse sabahları asla yalnız uyanamayan Elif daha gözünü açmadan nefesine nefes olan diğer nefeslerin varlığını anlayıp gözlerini açmadan derin derin soluyor kokularını… Varlıklarına hiç bıkmadan usanmadan yine şükür ediyor Rabb’ine.

Gözünü açtığı anda göz göze geldiği cacığı selamlıyor önce onu. İki yanında uyuyan canlarını uyandırmadan yavaşça kalkıp, cacığın tuvalet ihtiyacı için pijamalarını çıkarıp, eşofmanlarını giyerek odadan sessizce çıktı. Lavaboda kendi ihtiyaçlarını giderdikten sonra kulağına dolan ezan sesiyle birlikte hazırlıklarını yapıp,  huzur kapısında gönlünü doyurduktan sonra minik canını alarak evden çıktı.

Asansöre bindiğinde yine bu evi bulduğu güne şükür etti. Yalnız yaşamaktan ilk başlarda biraz çekindiği için ev ararken ilk kriteri güvenlikli bir site olmuştu. İçi biraz daha rahattı çocukları için ki en büyük şansım dediği ikinci ailesi olan komşudan öte kendisine kardeş olan insanlarla da burada kesişti yolları.

Hayatı boyunca ondan esirgenen her şeyin bu evle birlikte kendisine verildiğini düşünüyordu artık. Yaradan sanki Elif için hepsini tek tek oraya yerleştirmişti. İstanbul’dan gelen kendisi mimar eşi psikiyatrist olan kardeşim dediği Özlem, eşi Hakan kızı Bade oğlu Burak,  Trabzon’lu annesi ile birlikte yaşayan hiç evlenmemiş gıda mühendisi laz kızı Bahar. Eşinden ayrılıp üç oğlu ile hayat mücadelesi veren emekli öğretmen Gül, kız kardeşim dediği Sivaslı atama bekleyen ilkokul öğretmeni Zeynep, aşktan en büyük darbesini yiyip aşka tövbe eden muhasebeci Meliha ve Bolu’dan gelen çocuk doktoru Ahsen, bankacı eşi Murat. Kızı Mira oğlu Demir. Elif’e yeni bir dünya, kardeş, dost abi olan, kan bağı olmadan da can olan insanlar…

Asansörün sesiyle kendine gelip inerken yine dalıp gittiğini fark etti Elif. Apartmandan çıkıp güvenlik görevlisi Ali abiye selam verip siteden cacık beyin ihtiyaçlarını gidermek için çıktılar ve dönüş yolunda fırına uğrayıp ekmeklerini alarak geri döndüler. Eve girmeden cacığın partilerini silmeyi ihmal etmedi Elif. Ne kadar çok severse sevsin temizlik konusunda verecek tavizi yoktu.

Kapıdan girip kuyruğunu sallaya sallaya mama kaplarını koydukları yere koşan cacığın arkasından gülerek bakarken kilerden mamayı alıp, kabına boşalttıktan sonra mutfağa girip kahvaltı hazırlığına başladı.

Çocuklarına uzun uğraşlar sonucu sevdirdiği tarçınlı ballı sütlerini kaşarlı tostlarını rafadan yumurtalarını hazırladı. Sabahın erken saatinde kahvaltı etmeyi sevmediği için kendisi içinde aynı sütten hazırlayıp içerken masayı hazırlayıp mutfaktan çocukları uyandırmak için çıktığında cacığın o işi yine kendisine bırakmadan yaptığını görüp odaya girdiğinde yine o bilindik manzara ile karşılaştı. Cacığı ortalarına almış deliren çocuklarının gülerek yanlarına gidip oda katıldı sabah sevgi yumağı hallerine. Her birini öperek koklayarak günaydın dedikten sonra, acele etmelerini söyleyip kendi odasına hazırlanmak için girdi.

Çalışma saatlerinden işlerin yoğunluğundan ne kadar yorulursa yorulsun işini çok seviyordu Elif ve hiç şikâyet etmeden çalışıyordu. Turizm lisesinden mezun olan Elif, eşinden ayrıldıktan sonra yıllar önce hem stajyer olarak hem de okuldan mezun olduktan sonra çalıştığı otele başvuru yaptıktan kısa süre sonra kabul edilip işe başladı. Aradan uzun yıllar geçse de ilk günkü heyecanla çok severek çalışıyordu. Tek sıkıntısı 4/12 vardiyasında çalışırken akşam yemeklerinde ve gece uyurken yanlarında olamadığı çocuklarının haklı isyanı oluyordu ki onuda bazen anneanneleri gelip onlar da kalıyor bazen de komşudan öte kardeş dediği canlarına emanet ediyordu üç canını.

Camını açıp, içeriye yazı müjdeleyen o mis gibi hava içeri dolarken hazırlanmaya başladı. Yaz kış hangi durum olursa olsun asla vazgeçemediği elbiselerinden olan fakir kol spor elbisesini, altına giyeceği renkli çoraplarını çıkarıp çabucak hazırlandı. Makyaj yapmayı sevmediği ama işi gereği bakımlı olmak zorunda olduğundan iş yerine gittiği zaman üzerini değiştirirken çok hafif makyajını yapıyordu. 37 yaşında iki çocuk annesi olsa bile yapısı gereği yaşını hiç göstermiyordu Elif. Çevresindeki insanlar,  onu yirmili yaşların sonunda ve bekâr zannediyorlardı. Çoğu insan onun iki çocuk annesi olduğuna inanmıyorlardı ve içten içe hoşuna gidiyordu bu durum. Odasını toplayıp açtığı camı örterek süper üçlünün yanına gitmek için odasından çıkıp mutfağa gitti. Kahvaltı faslını bitirmiş olan çocuklarını okul için hazırlayıp her zaman ki gibi koşturarak mutfağını toparlayıp evden çıkmak için hazır hale geldiler.

Her anne gibi kapıdan çıkarken binbir tembihle darlama seansına başlayan Elif karşı kapıda onların halini gülerek izleyen Özlem ile Hakan’ı gördü ve kendilerini beklediklerini anlayıp gülümseyerek “günaydın” dedi. En büyük şansı çocukların okulu, hatta Elif’in iş yeri bile Pınar’ın iş yerinin yolunun üzerinde olması bulunmaz bi nimetti. Her gün hep birlikte çıkıyorlardı evden. O kısacık anda yine şükür etti Elif bir kez daha hayatında olan bu güzel insanlar için…

Hakan amcasına hayran olan Yuşa koşarak boynuna atladı yine her zamanki gibi. Aralarında kimsenin anlamadığı acayip bir bağları vardı Yuşa ve Hakan’ın. Gerçi bir tek Elif anlıyordu Yuşa’nın Hakan’a neden bu kadar düşkün olduğunu ama yine susuyordu uzun zamandır yaptığı gibi gerçi konuşsa ne olacak ne değişecekti ki zaten… Babasından ayrı olmayı az da olsa hala kabullenemeyen Yuşa’nın erkek olarak başka bir düşkünlüğü vardı Hakan’a. Mesleği gereği desteğini ne çocuklarından nede kendisinden hiç esirgemeyen Hakan’a minnetini asla ödeyemezdi Elif.

Elif’in hayatının en zor zamanlarında mesleğinin tecrübeleri ile hem çocuklarına hem kendisine verdiği sonsuz destek sayesinde en az hasarla atlatmışlardı o günleri. Neler neler yaşamışlardı o zor günlerde. Babalarına çok düşkün olan iki erkek çocuğuna

“biz babanızla ayrılıyoruz ve bundan sonra aynı evde yaşamayacaksınız” demenin onların hayatında adeta bi deprem etkisi yarattığını görmek, günlerce süren ağlama krizlerine, öfke nöbetleriyle başa çıkmak, “neden böyle yapıyorsunuz ki” sorularına ne cevap vereceğini bilemeden suçluluk içinde kıvranarak “acaba yanlış mı yaptım” diye düşünmekten kendini yiyip bitirmişti Elif.

Kendi içinde mutsuzlukla kıvranırken sırf çocukları için nasıl devam ederdi ki evliliğine. Ayrılmaya karar verdikten sonra yıllarca kendi içinde ne savaşlar verdiğini bir kendi bir Allah biliyordu. Bu kararını eşine söylemesi tam bir yılını almıştı Elif’in. Oysaki karar vermesi sadece bir gece sürmüştü ama maalesef bunu dile getirmek ve sonraki yaşayacağı süreci düşünmek onu öylesi bir çıkmaza sürüklemişti ki kendini çoğu zaman duvarlarına çarpa çarpa ne zaman dibe vuracağını bilmeden dipsiz bir kuyuya düştüğünü düşünüyordu. Nasıl düşmesindi ki… Anne olmanın, eş olmanın hatta gelin olmanın verdiği onca sorumluluk varken arkasını dönüp o kapıdan bir türlü çıkamadı. Çıkamadıkça da kendi çıkmazında kaybolup gitti. Tek sığınağı olan Rabb’ine sığındı. Sabır etti. Dua etti. Bir yıl boyunca her gün aynı dua döküldü dudaklarından “hakkımda hayırlı olanı gönlüme düşür, gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle Rabb’im”

Yuşa’nın neşeli sesiyle kafasını kaldıran Elif can dostunun “yine hangi dipsiz kuyulara düştün acaba” diyen bakışlarıyla karşılaştı. Ahhh nasıl sevmesindi bu kadını. Konuşmadan bir bakışıyla anlıyordu işte onu. Buruk bir tebessüm ederek kapıdan çıkan Hakan ve çocuklarına baktı. Arkadaşını içinde bulunduğu duygudan kurtarmak isteyen Özlem, gözerinde muzip pırıltılarla “ hangi çocuğuna yediremediğin sebzeyi düşünüyorsun acaba” diye sordu. Özlem’in yapmak istediğini anlayan Elif ona uyarak “akşam çocuklarla beraber sana mis gibi yoğurtlu baklayı nasıl yapsam da yedirsem diye düşünüyordum haklısın canım” diye karşılık veren Elif’le, sanki zehir yiyeceğini düşünen Özlem dehşete düşmüş bir surat ifadesi ile koşarak çıktı apartmandan.

Arkasından gülerek bakan Elif vestiyerden kot ceketini alıp cacığını öpüp,  spor ayakkabılarını giyerek evden çıktı. Sağ olsun kızlar, kendi aralarında anlaşarak her gün biri cacığın hem mama hemde tuvalet ihtiyacıyla seve seve ilgileniyorlardı da aklı en büyük sırdaşım dediği cacığında kalmadan gönül rahatlığıyla işe gidebiliyordu. Kapıdan çıktığında Özlem’in çocukları çoktan arabaya bindirdiğini görüp koşarak arabaya bindi. Kısa süren yolculuk sonrası önce Dua’yı okula bırakıp, Yuşa’nın kreşine gittiler. Arabadan inen Elif arka kapıyı açarak Yuşa’nın inmesine yardımcı oldu. Elinden tutarak kreşin girişine doğru yürüdüler ve her an yüzünden eksik olmayan Seda öğretmenleri kapıda karşıladı onları. Tek katlı,  müstakil kocaman bir oyun bahçesine sahip olan bu kreşi bulduğu için çok mutluydu Elif. Hem yöneticileri,  hem de öğretmenleri öyle iyi öyle yüreği güzel insanlardı ki aklı hiç arkada kalmadan gönül rahatlığıyla annesinin pilavını emanet edip işe gidebiliyordu. Yuşa’nın içinde bulunduğu özel durumu en başında anlattığı için hem Seda Hanım,  hem kreşin psikoloğu Melek hanım çok yardımcı olmuşlardı Yuşa’nın bu durumu en az hasarla atlatması için. Hani demişti ya Allah sanki bu güzel insanların hepsini Elif için hazırlamış diye buda öyle bir şeydi işte.

Yuşa’yı, Seda hanıma teslim etmeden dizlerinin üzerine çökerek mis kokulu miniğini öpüp “seni çok seviyorum pilavım” diyerek sıkı sıkı sarıldı. Aynı karşılığı alan Elif,  gülerek ayağa tekrar kalkarken “akşam yemeğinde beraberiz dimi anne”

Diyerek kendisine beklenti dolu gözlerle bakan oğluyla bi an içi sızlasa da hemen topladı kendini ve “evet bebeğim akşam yemeğini hep beraber yiyeceğiz” diyerek oğluna dünyaları verip, öğretmenine teslim edip arabaya bindi.

Biner binmez Özlemin “bunu kendine yapma gamlı baykuşum, bu kadar yüklenme kendine ne olur,  annesin diye üzülmeye hakkın yokmuş gibi davranmaktan vazgeç artık” diyen arkadaşına bakışlarıyla “yapma” dercesine bakınca yine susmak zorunda kaldı Özlem. Yol boyu sessizlik içinde geçerken Elif’in yine dalgın dalgın dışarıyı seyrederken gözünden akan o tek damla yaşı kendisine farkettirmeden silmesine ne desin ne yapsın bilemedi ama böyle eli kolu bağlı olmak çok üzüyordu Özlem’i. İçinde kopan fırtınalara rağmen nasıl bu kadar dik durup her şeyle mücadele ettiğine şaşırmadan edemiyordu. Düşüncelere dalmışken Elif’in çalıştığı otelin önüne geldiklerini anlayınca hiçbir şey olmamış gibi kendisine gülerek bakıp veda eden arkadaşına “sen iflah olmazsın” der gibi kafasını iki yana sallayarak, arabadan inen arkadaşına eliyle selam verip kendi iş yerine gitmek için yola koyuldu.

Personel girişinden koşarak girip güvenliğe selam verdikten sonra soyunma odasına girerek hemen üzerini değiştirdi. Süper makyaj üçlüsü rimeli, şeftali tonundaki allığı ve nüde rujunu sürüp saçlarını sıkı bir atkuyruğu yaparak siyah stiletto tarzı ayakkabılarını giyip, çıkardığı eşyalarını toplayıp dolabına kitlemeden önce parfüm kullanmayı sevmediği için vanilya yağlı olan karışımdan ellerine sıkıp boyun bölgesine sürdükten sonra sabah vardiyasında çalıştığı lobi bara çıktı.

Personel girişinden içeriye giren Elif, bar şefleri Ercan beyin haftalık şiftleri hazırladığını gördü. Kimin geldiğine bakmak için kafasını kaldıran Ercan Bey Elif’i görünce her zaman ki o babacan tavrı ve gülüşüyle “günaydın Elif” dedi. Çok seviyor ve sayıyordu bu adamı Elif. Normalde çatık kaşlı olan bu adam, Elif’in kendi kızının yaşadığı zorlukların aynısını yaşadığını bildiğinden yalnız oldukları zaman baba şefkati ile yaklaşıyordu hep Elif’e. İki erkek çocuğu ile tek başına “dul kadın” sıfatıyla nasıl bir hayat mücadelesi verdiğini çok iyi biliyor ve onun bu kimseye boyun eğmez, dik duruşuna gıptayla bakıyordu. Kendisine gülen yüzüyle bakan adama aynı şekilde gülerek “günaydın şefim” diyerek yanına geldi.

Kaşlarıyla karşısındaki sandalyeyi işaret ederek oturmasını istediğinde itiraz edecek gibi olunca çatılan kaşlarla hemen vazgeçti belli ki konuşulacak önemli bir konu vardı. Hiç uzatmadan “sizi dinliyorum şefim” deyince bıyık altından gülerek yerinde dikleşerek konuşmaya başladı.

“Bu konunun canını sıkacağını biliyorum ama benden duymanı istedim” diyen Ercan beyle yerinde huzursuzca kıpırdandı Elif. Kızı gibi sevdiği Elif’in değişen suratından yanlış giriş yaptığını anlayan adam “Hey korkma! O kadar kötü bir şey değil” diye uyarıda bulundu. Bunun üzerine derin nefes alarak gözlerini tekrar şefine çevirdi.

“Önümüzdeki hafta bir ay sürecek olan 100 kişilik kongre grubu otele giriş yapacak” dediği anda Elif şefinin ne demek istediğini daha o an anladı.

Elif normalde otelin çatı katında bulunan” Lokum Bar “adı verilen, akşam yemeklerinden sonra canlı müzik yapılan yerde çalışıyordu 4/12 vardiyasında. Gündüzleri kapalı olan bu mekân akşam 4 de hazırlık yapılmaya başlanıp saat 7 de her şey hazır olarak çift kanatlı büyük kapılarını açardı.

Yemek sonrası canlı müzik eşliğinde içecek içmek isteyen otel misafirleri için mükemmel bir dekorasyona sahip çok şık bir mekândı. Elif en çok burada çalışmayı seviyordu ama gel gör ki çalışma saatleri evdeki üçlünün hiç hoşuna gitmiyordu. Ercan beyin canını sıkacak dediği konu tam olarak buydu işte. Akşam ve gece otel yoğun olacağı için bu bir aylık süreçte Elif 4/12 vardiyasında çalışacaktı. Anlayışla içten gülümsemesi ile şefine bakarken;

“sorun değil şefim seve seve çalışacağımı biliyorsunuz rahat olun sıkıntı yok” diye karşısındaki adamın kendisi için üzüldüğünü bildiğinden onu rahatlamak için bu şekilde cevap verdi ama daha şimdiden bunu kuru-pilav ikilisine nasıl anlatıp oluşacak krizi en az hasarla nasıl atlatırız diye düşünmeye başlamıştı bile. Kendisine şüphe ile bakan adama sorun yok dercesine gülünce günlük program hakkında konuşurken diğer mesai arkadaşları da geldi ve görev dağılımı yapıldı. Otel misafirlerinin yavaş yavaş kahvaltı için indiklerini görünce aklındaki düşünceleri; “daha düşünecek bir hafta var bir ay için ikna ederim” diye düşünürken yaşayacağı o bir ayın hayatının tüm taşlarını yerinden oynatacağını, çaresizliği yaşamanın ne kadar berbat bir duygu olduğunu ve en önemlisi de sevmenin, sevilmenin bu kadar can yakıcı olacağını henüz bilmiyordu. Ama hayat öğretecekti…

Tags:

Paylaş
134 Yorum
  1. 27emine 3 ay önce

    Yeni bölüm ne zaman gelicek meraktan ölüyorum 🤗

  2. Ozlemmm 3 ay önce

    Umarım bu güzel hikaye yarım kalmaz uzun zaman oldu bölüm gelmiyor

    • Yazar
      Sivritopukk 3 ay önce

      Merak etmeyin elbette yarım kalmayacak kısa bir süre ara verdim sadece kişisel durumdan dolayı. En kısa sürede kaldığımız yerden devam edeceğiz inşallah. Ayrıca beğenmenize de çok sevindim🙏🏻

  3. Ozlemmm 4 ay önce

    Uzun zamandır bölüm gelmiyor yazarcım en azından bilgi verseniz bundan sonrası için sıkıntılı bir durum yoktur inşallah

  4. Ozlemmm 5 ay önce

    Yeni bölüm neden gelmiyor yazarcım aksatmazdınız hiç bir problem yoktur inşallah

  5. ldyaprak 5 ay önce

    Ben bu dokunmadan sevme işini anlamadım. Arkadaşlarıda Alp Timura bunu soruyor. Yani neden Elifin travması mı var. Yoksa bu adam zaten gönül eğlendirecek değil evlenmek istediği bariz.

  6. glracr07 5 ay önce

    Şuan şoktayım ben 😇Elif nasıl oldu da AlpTimurun bu davetini kabul etti hala inanamıyorum. Ama çok mutluyum. Bence bu buluşma çok güzel olacak❤️

  7. 27emine 5 ay önce

    Alp timur ne güzel konuştun seni okurken ağladım.Şu bir hafta nasıl geçecek😍😍

Bir Cevap Bırakın

© 2021 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account