20201114_185320_0000

BÖLÜM 1 ✍

Yenildim…

Yirmi iki yıl boyunca hep yenildim…

Ben her şeyimi kaybettim…

Bir daha gülümseyemedim…

Bir daha sevinemedim…

Bir daha en ufak bir şeye bile ısınamadım…

Ben bütün duygularımı yok ettim…
Ve bu yenilgi ile ruhumu enkaza çevirdim…

Bir insanın yenilgisi, kaybedişi, hayata eksi ile başlamasının en büyük sebebi annesizliktir.

Bu hayattaki en büyük yenilgimi de doğarken aldım. Sana yapılan kötü sözleri ve davranışları hak ettiğini savunurlar bu yüzden her şeye katlanmak durumunda kalırsın. Çünkü sen annesizsin, sen öldürdün anneni bu nedenle de ilk önce seni katil diye damgalarlar ve öyle seslenirler.

En kötüsü de sen bunu bir süre sonra kabul edersin. Birde bakarsın ki kendini katil diye kabul eder ve hatta içinden öyle seslenmeye başlarsın.
Ama bu söylemler ve davranışlar kalbinde hep yumruk olarak kalırken boğazından da hep bir düğüm oluşturur.

Bu hayatta nasıl ki en masumu çocuklarsa en acımasızları da yine çocuklardır. Çünkü ailesinden duyduklarını size söyler ve bunu acımasızca yaparlar, ya onların duyguları daha gelişmediğinden ya da bu tür duyguları öğretilmemesinden kaynaklıdır.

Yani bazı şeylerin insanları kırıp, üzebileceğini düşünemezler bu yüzden her şeyden önce çocuklara bu duygular öğretilmelidir. Bir insanı yıkabilecek duruma getirebilirler. Tamamen hayattan sizi koparırlar ve artık nefes bile almak çok zor bir hale gelir.

Anne…

Ben bu kelimenin anlamını hiçbir zaman bilemedim. Anne kokusunun nasıl olduğunu bilemedim. En ağırı ise anne katili olarak anılmak. Annem doğumdan sağ çıkamayınca babam kendini toparlayamamış.

Bana anneannem bakmış kızının kokusunu buluyormuş bende ama büyümeye başlayınca sanırım benden nefret etmeye başladı.

Anlatılana göre ilk önce olanların farkına varamamış ama olayları idrak ettiği zaman bana karşı bir nefret oluşmuş. 5 yaşımda anneannemin gözlerindeki nefreti ve tiksinmesini görüyordum.

Çocuk aklıyla bunu algılayabilir mi insan diye sorabilirsiniz. Buna cevabım ise evet anlayabilirsiniz olurdu çünkü bir insanın gözünden tiksinme, nefret gibi duyguları anlayabilirsiniz.

Bende sadece gözlerine baktığımda anlayabildim. Tabi büyüdükçe size seslenilen hitaplar, kötü davranış ve sözlerle bunu daha iyi kavrayabilirsiniz. Etrafımda anneannelerin, dedelerin, babaların ve annelerin çocuklarına olan davranışlarını gördükçe olayları daha iyi kavrayabiliyor insan ve hep o sevginin eksikliğiyle yaşarsın.

Anneannemin gözlerinde saf tiksinti ve nefret vardı. İlk başta hiçbir şey anlamıyordum fakat bir gün küflü ve kurtlu yiyecek yerken aynada iğrendiğim yüzümü görene kadar bu duyguları bilmiyordum.

Sanırım bu nefreti ve tiksinmeyi anneannemin fark etmeksizin her türlü konuda sinirlendiğinde beni dövmesiyle giderirdi. Sadece 4 yaşımdan birkaç kare aklıma geliyor. Elinde merdaneyle bana vurmasını ve benim elimde kan izini hatırlıyordum.

Her dayaktan sonra sabaha kadar acı içinde kıvranır hatta anneannem uyanıp da beni tekrar dövmesin diye yorganı başıma kadar çekip o küçük elimle ağzımı kapatarak sessizce ağlıyordum.

Keşke babam bırakmasaydı diye çok dua etmiştim. Doğumda annemle ölmeyi ya da annem yerine benim ölmemi çok istemiştim. Bu yüzden korkak bir kızdım. Hiçbir şeye ses çıkarmazdım ya da çıkaramazdım.

Hayatta her ne kadar korkak birisi olsam da ölümü kollarım açık bir şekilde bekleyenlerdenim.

Anneannem bana eziyet ettikçe rahatlardı; fakat her eziyet ruhumda büyük yaralar açardı. Anneannem ne zaman kuzenlerim gelse onlar dışarıda oyun oynarken benim dışarıya çıkmamam için tehdit ederek oynamamı yasaklardı. Hatta bazen bahçenin bir köşesinde bekleterek onların oyunlarını izletir ve yoruldukları zaman onlara içecek bir şeyler götürürdüm.

Hiç unutmadım o anılarımı meselâ Arda’nın meyve suyunu kendi üzerine döküp anneanneme benim üzerime meyve suyu döktü diye ağladığında anneannem saçlarımın kökünden çekip hortumla bana vurmasını hayatta unutmadım, unutamam.

Beni odada dövüp kapıyı üstüme kilitlemiş tabi ben bunu güneşin yüzüme vururken kendimi zorlayarak canımın acısıyla kalkmaya çalıştığımda, sürünerek kapıyı açıp tuvalete gitmek istediğimde açamadığımda anladım. Arda’nın neden öyle yaptığını hiç anlamamıştım. Şu zamanlarda anlıyorum ki taklit ediyordu. Büyüklerinden gördüğü davranışları taklit ediyordu.

Her ne kadar küçükken bu davranışları taklit etse de yalan söylemesini ya da üniversite okumak için gittiği başka şehirde bile benimle uğraşmayı bırakmaması insanın aklına gerçeği öğrenemedi mi? İyi ve köyü ayırt edemedi de bu davranışlarını devam ettiriyordu sorusunu akıllara getiriyordu. Bu davranışlarını devam ettirmesinin açıklamasını yapamıyorum.

O dayaktan sonra odadan çıkamayınca yatağa kendimi attığımda acımın geçmesini ve babamın bir an önce yanıma gelmesi için Allaha dualar ederdim. Ama duam hiç kabul olmadı ve babamın gelmeyeceğini çok sonra anladım.

Anneannemin neden böyle yaptığını hiç anlamamıştım çünkü anneannem sesimi duymaya bile tahammül edemiyordu ama yine de bana bakıyordu. Tabi ne kadar bakıldığı ise düşündüren bir başka konudur.

Bunun nedenini de Arda’dan öğrendim bana “Eğer anneni sen öldürmeseydin babaannem sana bunu yapmazdı. Bak annem beni doğurduğun da ölmedi, ben annemi öldürmedim ama sen bir katilsin anneni öldürdün. Bunlar senin cezan sen her şeyi hak ediyorsun baban da artık bir daha dönmeyecek seni istemeyecek çünkü onun yeni karısı var ve çocukları olacak sende hep babaannemin yanında kalıp cezanı çekeceksin anne katili.” diye bağırarak yanımda ayrılmıştı.

Tabi o zaman anneannemler konuşurken her şeyi duymuş ama bu konuşmanın olduğu zaman yerimden hiç yerimden kıpırdamadan oturmuştum. Ben ölümü bilmiyordum ki hem annemi nasıl öldürdüğümü de anlamamıştım. Ama Ardalar gittikten sonra anneannem tarafından daha kötü dövülmüştüm. Anneannemin sadece birkaç cümlesine takılmıştım.

“Senin yüzünden kızım öldü ve kocasını terk etti. Bak şimdi baban bir oruspu bulmuş senin yüzünden, kızımın mutluluğunu çaldın.” dediğinde hepsinin benim yüzümden olduğunu işte o zaman anladım ve beni dövmesine hiç sesimi çıkarmadım. Çünkü hak etmiştim annem benim yüzümden ölmüştü ve babam beni bir daha almayacaktı işte o zaman her şeyi kabul etmiştim. O günden sonra bir daha dua etmedim çünkü bu benim cezamdı. O günden sonra her zaman şiddet vardı ve dozu da artmıştı. Daha kötü dövülmeme de hep Arda sebep olmuştu.

Arda benden 3 yaş büyüktü ve ben 18 yaşıma kadar onun yüzünden sürekli dayak yerdim; fakat bu şiddete maruz kalmadım anlamında değil fiziksel şiddet tam son bulmasa da psikolojik şiddet daha da artmaya başladı. Bu yüzden asla onunla konuşmazdım aslında ben kimseyle konuşmazdım. Benden aldıkları yüzünden asla onu affetmedim. Onu ve bu şiddete göz yumanları asla affetmedim.

6 yaşım benim dönüm noktamdı. Bu hayatta ki ikinci büyük yenilgimi aldığım zaman, hayatımı kâbusa çeviren ve benim çok fazla acı çektiğim zaman…

Kâbuslarımdan bir an olsun çıkmayan o karanlık gün Arda’nın yere düşüp dizini kanattığında anneanneme ve annesine benim onu ittiğim yalanı söylediğinde Sevil yenge ayrı, anneannemden ayrı dayak yemiştim daha sonra beni dışarıya atmışlardı.

Dayak yediğim için her yerim ağrıyordu zaten sonra da üşümeye başladım. Aslında ben hep üşürdüm. O günde çok üşüyordum ve kimse yardım etmezdi çünkü anneannemden herkes korkardı bu yüzden karışmazlardı.

Ama o gün bir adam gelmişti ve bana “Üşüyor musun? Acıktın mı?” diye soruyordu ama cevap vermedim hatta korkup geri çekildim. Daha sonra “İstersen gel bizim eve hem benimde kızım var. Bir şeyler yer ve azıcık ısınırsın yoksa hasta olursun sonra tekrar seni bırakırım.” dediğinde acıkmış ve üşüdüğüm için kabul edip elinden tuttum.

Hem onunda kızı vardı bana zarar vermezdi diye düşündüm. Sanki daha önce soğuğa ve açlığa maruz kalmamış gibi o gün katilimle birlikte adım adım canlı canlı mezarıma doğru yürüdüm. O günün meğerse üzerimden atamadığım bir iz bırakacağını hiç düşünmedim.

O gün o adamın evine gittiğimde hiç istemediğim şeyler oldu. Aslında benim öldüğüm gün o gündü, yalnız olduğumu ve daima yalnız kalacağımı kabul ettiğim gündü. Gözlerimi hastane de açtığımda her yerimin ağrıdı için ağlamıştım. Odaya doktorlar girdiğinde korkup kaçmaya çalışıyordum onlarda bana zarar vereceğini düşünüyordum.

Hareket ettikçe ağrımda artıyordu ama kimse durduramıyordu. Ta ki anneannemin kapının orada bana tebessümle baktığını gördüğümde onun gözlerine bakıp durmuştum.

Aklımda sadece o gece ki görüntüler ve anneannemin gülümseyen yüzü vardı. Daha sonra etrafım hep karanlık olmuştu. Gözlerimi açmadan sesler geliyordu ve birileri konuşuyordu tam duyamasam da “Yazık bir bebekten ne ister o şerefsiz, nasıl çırpındı gördün mü? İçim parçalandı doktorların bile gözleri dolmuştu.” dediğinde bir başka ses gelmiş ve ben korkuyordum.

“Nasıl bulmuşlar biliyor musun?” diye sorduğunda hemen yanıtlamıştı “Şerefsiz çöpe atacakmış ölmüş zannetmiş. O kadar kötü ki Aylin o şerefsiz bağırmasını önlemesi için ağzını kapatmış bir kulağı duymada çok daha zayıf ve bu durum büyüdüğünde bile kalıcı olacak acıdan bayılmasa kulak zarı patlayacakmış. Hele vajinası çok kötü yırtılmış. İçine boşaldığı için iç organlarında iltihap vardı. Sanırım boynundan tuttuğu için boyun ve omurgasına zarar vermiş hele ki kaburgalarında kırık varmış. Yüzünü öyle bir darp etmiş hastaneye geldiğinde akrabaları tanıyamadı çok kötüydü hala o günkü hali gözümün önüne geldiğinde tüylerim diken diken oluyor. Zaten iki ay komada kaldı. Daha yeni uyandı inşallah bir an önce iyileşir. Bu travmayı bir an önce atlatır kesinlikle bir psikologdan yardım alması gerekir. ” dediğin de o zaman kimin hakkında konuştuklarını bilmiyordum ve ben anneannemde dayak yiyeceğim diye korkuyordum sadece dayak yememek için dua ediyordum.

İçimden dua ederken tekrar uykum geldiği için uyumuştum. O gün konuşmalarının hiçbirini anlamamıştım ama o günü ve görüntüleri bir daha unutamadım. Hastanede geçirdiğim süre çok zordu. Anneannem yanımda kalıyordu fakat hastanede sürekli birileri geldiğinden anneannemin beni dövemediği için seviniyordum.

Ama bir gün anneannem kulağıma “Yaşadığın her şeyi hak ettin. Senin yaşadığın çaresizlik benim çok hoşuma gitti biliyor musun? O hallerini her gün izleyebilirim her aklıma geldiğinde içim rahatlayacak fakat her ne kadar bu çaresizliği tekrar yaşamanı istesem de bunu yapamam sonuçta suçlu ben çıkarım kimse senin gibi bir katilin onu hak ettiğine inanmaz. Bu yüzden yaşadığın her an bu olayı hatırlatacağım ve seni kıvranırken izlemek bana çok büyük zevk verecek katil.” dediğinde ilk önce anlamadım ne dediğini daha sonra 16 yıl boyunca bu durumu hep yüzüme vurmasıyla ne dediğini sonraki zamanda anladım.

Hastanede sancılı sürecim bittiğinde eve gönderirlerken içimden bir şey olsun da hiç eve gitmeyelim diye çok dua ediyorum. Hastane de ilk defa sevginin ne olduğunu anlamıştım ve kalbim hep bu sevgiyi tatmak için hastaneye gelmeye bile razıydı.

Oradaki hemşirelerin beni sevmesi ve bana pamuk şeker, kâğıt helva, elma şekeri gibi bir sürü şeyler alıp bana vermeleri saçlarımın okşanması, sevgi sözcüklerini çok sevmiştim.

Yatmadan önce hep o anları düşünüp mutlu ve huzurlu yatardım. Her ne kadar o süreç bitse de ben erkeklere bir daha hiç yaklaşamadım. Hep korktum ve bunun üzerine anneannem ceza olarak beni erkek olan herkesin yanında bırakırdı. Benim korkum onun zevk almasını sağlıyordu.

O gün tanımadığım bir insanla gitmek benim en büyük hatamdı ve ben bu yüzden kendimi de affetmedim. Ama en çok da beni o saatte dışarıya atan anneannemi, bunlara göz yuman Sevil yengeyi ve bunların en büyük sorumlusu olan Arda’yı bir daha affetmedim.

Anneannemin sanırım tek iyiliği beni erkeklere alıştırması yoksa ben asla bu durumu üstümden atamazdım. Sanırım tek iyiliği demek biraz az olur uyguladığı şiddetle fiziksel olarak acı eşiğimi yükselterek kolay kolay bir daha acılar içinde uyumazdım.

Tabii o mahalleden taşınmışız sanırım bunun suçlusu olarak anneannemi görmüşler ve birkaç münakaşaları olmuş ve daha fazla orada duramamış. Aslında başka yerde olmamız beni rahatlatmıştı. O yere dönmek kâbus gibi olurdu ve anneannemin yaptığı bu iyilikleri sayesinde bu durumu birazda olsa rahat nefes almamı sağlardı. Yaptığı iyilikleri ona hiç söylemedim.

Çünkü elimden almasından korktum. Babam o zamanda da gelmemişti. Ne acı değil mi babanı yolda görsen bile tanımamak ama artık çok etkilenmiyorum. Sonuçta bir paylaşım olmadığı için özledim gibi duygularında olmuyor. Ama bir aile özlemi hep içimde var ve benim tek istediğim güzel bir ailede yaşamak.

16 yaşımda artık dayaklarının daha azaldığı dönemdi. Çünkü Arda o sıra üniversiteye gidiyordu ve İzmir’de okuyordu. Hayatımda en sevdiğim zaman Arda’nın olmadığı zamandı. Üniversite okumadım zaten o olay yüzünden bir yıl geç başlamıştım okula liseye bile zorunlu olduğu için gitmiştim.
Üniversiteye gitmeyi hiç hayal etmediğim için okumamak beni çok da yaralamamıştı.

Her ne kadar hayal etmesem de onu da engelleyen Arda’ydı. Onun yerine halk eğitimin bir sürü kursuna gittim. Bol bol da kitap okuyarak kendimi geliştiriyordum. Bir insan kendisini geliştirmesi sadece okulla olmadığını düşünüyordum.

Arda’nın gidişle birlikte düşünecek çok zamanım oldu ve tek sonuca vardım. Bana yapılan bu kötülüklerin çoğu Arda’nın yüzündenmiş. Oysaki ben hep kendimi suçlamıştım hatta o olaydan bile kendimi suçlu çıkartmıştım ta ki Arda’nın yokluğuyla düşünecek zamanım olduğu için insanın aklına bu detaylar daha sonra geliyor.

Evet, benim tanımadığım bir adamla gitmem yanlıştı fakat o sokağa atılmam, sürekli dövülmem Arda’nın sebep olduğu olaylardı.

Anneannem beni çok aç bırakırdı bu yüzden 3 gün boyunca yemek yemesem bile sıkıntı olmazdı. Hatta 9 yaşıma kadar kuru ekmek, küflü yiyecek ve en ağırı da anneannemim ya da başkalarının bıraktığı artıkları yerdim. Bu yüzden bünyem zayıftı ve çabuk hastalanır ve hastalığı ağır atlatırdım.

Arda’nın yaptığı başka kötülük ise haftada 5 gün eve gelmeyi seven kişiler olarak yine bir gün geldiğinde Arda’nın elinde çikolata vardı. Bende o çikolataya içim giderek baksam bile hiç konuşmazdım; çünkü bilirdim ki sonu ceza olur ve bu yüzden de ben susardım.

O sırada Arda gizlice çikolatayı bana vermişti almamıştım ama o kadar iyi konuşuyordu ki canımda çekmişti bir kez olsun poşeti ya da içinde kalan kırıntıları yemek yerine hepsini yemek istemiştim. Ben en sonunda alıp yerken Arda’nın gittiğini görmemiştim sonra saçım çekilmesi ve dayak yerken bile ne olduğunu ilk anlamamıştım.

Ama sonra anlamıştım ki Arda anneanneme gidip elinden çikolatayı zorla alıp yemişim gibi söylemişti. O gün dayak yesem bile mutluydum çünkü merak ettiğim bir şeyin en sonunda tadına bakmıştım. Ama o günden sonra bir daha Arda’nın elinden hiçbir şeyi almadım.

Hatta öyle bir şey ki artık ben Arda’ya dair hayatımda hiçbir duygu beslemedim. Sadece bana bulaşmaması için dua ederdim ne nefret ne başka bir duygu hiç hissetmedim. Aklımda ve kalbimde o kötü biri olarak kaldı. Ve bir de asla affetmedim bana yaptıklarından ötürü 9 yaşımdan beri ev işlerine zorlandığım için elimi keserek ya da yakarak yemek yapmasını da öğrendim.

10 yaşından beri tam olarak yemek yapmayı bildiğim için yemek yaptığımda en azından bir tabak yemek yerdim hatta bu yüzden de bir sürü tarif biliyordum bazen de bazı tariflere kendim bir şeyler katıyordum hatta tarif defterim bile var. Yaptığım her şey çok beğeniliyordu tabi bunu da anneannemin gün komşuları söylüyordu.

Ben belki çok yara aldım fakat en sonunda öğrendiğim şeyin faydasını görmüştüm o yüzden artık istediğim şeyi yiyebiliyordum. Bakkala gidip ihtiyaçları alırken kendime de gizlice bir tane bir şey alabiliyordum. Bir tane almam yakalanmamak için ve artık en azından canımın çektiği şeyi yiyebiliyordum.
Tabii ki bu yapılanlar altın gününde yine kimseyle çok konuşmazdım bazen hiç konuşmazdım. En azından bana bir soru sorulduğunda kısa cevap verirdim. Herkes bunu ne kadar hanım bir kız, çok ağırbaşlı olarak algılasa da aslında kimse susturulmuş olduğumu bilmiyordu.

Bu durumdan kimsenin haberi yoktu. En azından anneannem bu sefer komşularının bir şey öğrenmemesi için her şeyi gizli yapardı. Şuanda kimse bilmese bile susturulmuş bir kişi var ve bu durumu çok acı bir şekilde yaşamış biri olarak hayata devam ediyordum.

Bu hayattan beni kurtaracak bir beyaz atlı prens beklemiyorum. Sonuçta 22 yaşıma kadar her ne kadar tükendiğimi hissetsem de gücüm sayesinde hayatta kaldım. Benim bir kişiden umut beklemem ne kadar saçma bir şey olduğunu biliyordum.

Ve benim beklediğim tek şey bu hayatı acı çekmeden sonlandırmak…

Arkadaşlar ilk hikayem olduğu için bu hikayemin üzerinde çok durdum. Yayınlayıp yayınlamamayı çok düşündüm ve hikayeyi buraya yazdığım an yanlışlıkla yayınladım. Bu yüzden düzenlemeleri yapıyorum ki bu konuda acemiyim bundan dolayı yanlışları mı yorum olarak dile getirirseniz çok sevinirim. Beğendiğinizde de bunu belirtmenizi çok isterim. ?😊

Tags:

Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2021 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account