WhatsApp Image 2022-03-01 at 20.44.35

~Keyifli okumalar~

Kuzey Yıldızı – Tanıtım

•••

Kalbimde hüküm süren aydınlığın kaynağı mumların yaydığı ışık çok göze batmıştı. Birileri söndürme gereği duymuş lâkin bir şeyi hesaba katamamıştı. Sönen mumun yeniden alev alacak külü olmazdı. Benim kalbimde sönen mumlar tekrardan yanamaz; eğer yakmak isteyen olursa kendi kalbini de cayır cayır yakardı.

Ailem katledileli yalnızca 5 sene olmuştu. Acım taze, yüreğim yangın yeriydi hâlâ. Alevimi püskürtecek birini arıyordum. Onu içimdeki ateşle yakacaktım. Ona adım adım yaklaşıyor ve nefesimi ensesine üflüyordum. Çok az kalmıştı. Onun karşısına dikildiğimde soracağım çok büyük hesaplar vardı. Yalnızca benim ailemin katili değil, birçok cesedin katiliydi. Her birinin yüzü gözümün önünden geçerken yüzümdeki ifadesizlik ve adımlarımdaki kararlılıkla karşımdaki adama baktım. Bana bir emir vermesi hâlinde bütün alevler dışarı taşacak ve önüme çıkan herkesin üzerine sıçrayacaktı.

“İstediğin kişileri seç. Bu görevin başında artık sen varsın!” dedi otoriter bir sesle. Yüzüme yayılan zafer sırıtışına engel olamadım. Planım adım adım işlerken; saatteki akrep misali, sinsi ama hızlı bir şekilde avıma yaklaşıyordum. Onun kanını avuçlarımın içinde hissetmek istiyordum ve bu çok lanet bir histi.

Herkesi yakıp kül edecek bir öfke bedenimde hüküm sürüyordu. Elim belimdeki silaha hayâli bir şekilde uzandı ve sureti belli olmayan o katile namluyu doğrulttum.

3…

Ben bir katilin katili olmak için can atıyordum.

2…

Namluyu alnına dayayıp o insanların nefesini kesmesinin nedenini sormak istiyordum.

1…

Ben yaşamak için ailemin rahat uyumasını sağlamak istiyordum.

0…

Ve hesaplar soruldu, son nefes verildi; binlerce insanın intikamı alındı.

“Bana inandığını söylemiştin!” Diye bağırdığında irkildim, hıçkırıklarımı yuttum. Yapmam gerekiyordu. Canımın yanmaması, gözlerimin dolmaması gerekiyordu. Bunu yapmalıydım.

“Ben sana inanıyorum.” Dediğimde bedenini hızla bana doğru çevirdi ve kaşlarını çattı. Bakışları bakışlarımdaydı. Öyle bir bakıyordu ki, hiç affetmeyecek sandım. Kolumu kanadımı, bu bakışlarıyla kıracak sandım. Beni çaresizliğin kollarında bırakacak sandım ama…

Çatılan kaşları düz bir çizgi hâline geldi. Sert bakışları yumuşadı. Ve içimin gitmesine neden olacak son darbesini vurdu, gözleri doldu.

Onun gözlerini dolu dolu görünce bacaklarım titredi ve sendeler gibi oldum. Ama çabuk toparladım kendimi. Dik duruşumdan taviz vermedim.

“Bana inanıyorsan o elindeki ne Ahu?” Diye sormasıyla ikimizin de bakışları elime düştü. Güçlü kalabilmek için sıktığım ellerimin arasında tenime izini bırakmış kelepçe gerçekleri bir kez daha vurdu yüzüme. Benim gerçeklerim vardı ve bu gerçekler uğruna karşıma çıkan herkesi harcardım. En azından bugüne kadar bu konuda kendimden emindim.

Bakışlarımı tekrar ona çevirirken kendimden emin bir şekilde dudaklarımı araladım. “Bunu yapmam gerekiyor.” Dememle elleri bileklerimi kavradı. Bana yaklaşmasıyla derin ve titrek bir nefesi içime çektim.

“Neden yapman gerekiyor Kuzey Yıldızı’m?” Diye sormasıyla yüzüme bir tebessüm yayıldı. Burukluğu üzerinde taşıyan bir tebessüm… Bana böyle seslenmesine çok alışmıştım. Duyamayacak olmak hayatımda büyük bir boşluk olacağını hissettiriyordu.

“Senin tanıdığın kişi değilim ben. İzin ver bana, işimi yapayım. Kendim olayım…” Dememle ellerinin tutuşu sıkılaştı. Bırakmak istemiyordu. Çünkü biliyordu, ellerimi bırakırsa bir daha yan yana gelemeyeceğimizi biliyordu. Bir daha bana sarılamayacağını, bir daha bana Kuzey Yıldızı’m diyemeyeceğini biliyordu, biliyordum.

Dudaklarım ağlayacağımın habercisi olarak titremeye başladığında dişlerimi alt dudağıma geçirip titremesine engel olmaya çalıştım. Başımı hafif yere eğdiğimde bakışlarım birleşmiş ellerimize takıldı. İçim titredi bu seferde.

“En başından beri ikimiz de masum değildik Ahu! Sadece sana kırılmam, sadece seni suçlamam benim söylediğim yalanları değiştirmeyecek.” Bana bir adım daha yaklaştı ve sözlerine daha kısık bir ses tonuyla devam etti. “İkimiz de birer yalancıyız. Ama izin ver doğrularımızı gösterelim. Aslında kim olduğumuzu birbirimize göstermemize izin ver.” Dedi ve başını iki yana sallayıp isyan edercesine, hafifçe bağırdı. “Bunu bize yapma!”

Onu duymazdan geldim ve elimdeki kelepçeyi açarak bileklerine geçirmeye çalıştım. Geriye çekildi ve ellerini saçlarının arasından geçirdi. Kalbimin ayazda kalmışçasına tir tir titremesiyle gözümden bir damla yaş düştü.

“Asıl sen yapma! En başından beri Bozsoy için birlikteydik. Neden duygularını dizginlemedin? Ben sana söyledim! Duygularımız bize yalnızca ayak bağı olur dedim, değil mi? Neden yaptın bunu?” Diye bağırdığımda odanın kapısı hızlıca açıldı ve Cem odaya daldı. Soğuk ve sert bakışlarımla ona döndüm. “Çık dışarı!” Diye bağırmamla kaşlarını çatarak bana yaklaştı. “Çık dışarı!” Diye daha çok bağırdım. Ses tellerin kopar gibi hissetsem de acımı Cem buradayken haykırmayacaktım.

“Bu adam sana zarar verebilir!” Demesiyle güldüm. En başında önlem almama izin verseydi yakmazdı canımı. Ama bunu anlayamayacak kadar tıkalıydı algısı.

“Sana çık dışarı dedim!” Dememle son kez bize baktı ve çıktı. Uzatmaması benim için iyi olurken karşımdaki kahverengi gözlerle birleştirdim yeşillerimi. Ona yaklaştığımda belimdeki silaha uzanmıştım. Bana hayal kırıklığı ile baktığında gülümsedim ve silahı eline tutuşturdum. Şaşırdığını bilsem de elimdeki kelepçeyi açtım ve bakışlarını görmezden geldim.

Açık bir şekilde avucumda duran kelepçeye bakarken aklımdan yalnızca bir şey geçiyordu. Bunu yapmak benim elimde olduğu gibi yapmamak da benim elimdeydi ama aklımdan geçen gerçeklerimle yapmak için ona baktım.

“Eğer gerçekten sana bunu yapmamı istemiyorsan, beni vur ve kaç. Sana bu fırsatı vereceğim ve söz veriyorum ölmesem bile peşine düşmeyeceğim.” Dedim ve gülümsedim. Bana öyle büyük bir şaşkınlıkla bakıyordu ki. Onun bu şaşkın hâli bile benim için çok özel ve güzeldi. Ona diyordum ama bende duygularıma engel olmak için doğru düzgün çabalamamıştım ki. “Ya da bana biraz olsun güven ve yapmam gereken şeyi yaptığıma inan.” Dememle başını iki yana salladı. Bense onun aksine aşağı yukarı salladım başımı.

“Benden ne istediğinin farkında mısın sen?” Diye sormasıyla ona yaklaştım ve önce kollarımı beline sardım. Aramızda bir silah yokmuş gibi, sözlerim bıçak olup ona batmamış gibi…

Başımı göğsüne yasladım ve gözlerimi kapattım. Kalp atışları öyle hızlıydı ki, sanki kendi içimde atıyormuş gibi hissetmiştim. Onun kalbini kalbimin yanında hissediyordum. Kalp atışlarımız birbirine ayak uydurmuş, dans ediyor gibiydiler.

“Veda eder gibi sarılma! Bana veda etme! Bunun bir sonu yok, duyuyor musun? Bu hikayenin bir sonu yok!” Demesiyle gülümsemem genişledi. Geri çekilirken bir elim silahı tutan eline uzandı. Bana sarılmamıştı. Veda sarılmamızda bana eşlik etmemişti. Kollarının sıcaklığını benden esirgemişti.

Silahı tutan elini tutup bütün direnmelerine karşı havaya kaldırdığımda, namluyu kalbime yasladım ve ellerimle elini sardım. Benden vazgeçmesi gerekiyordu. Ya da özgürlüğünden…

•••

Tanıtım sonu…

Mayıs’ta yeni bölümlerle aranıza katılacağız…?

İnstagram: ceyvehikayeleri

Bölüm Yayım Tarihi: 01.03.2022

Tags:
Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2022 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account