PicsArt_02-15-09.50.56

” Aşk kirpik uçlarındaki bir yaşa benzer. Onu düşürmek istemezsin ama bedenin de bu savaşına tüm kuvvet karşı koyar.”

 

/ BİRİNCİ BÖLÜM

Bu gece, her gece olduğundan farklı bir rüzgar esiyordu sanki. Yapraklar farklı dans ediyor, uğultusu farklı çıkıyordu… tıpkı çığlık atan bir kadın gibi.

Adımlarım da bu geceye uygun yavaşça ilerliyor, sanki eve gitmek istemiyordu. Üzerimdeki kalın pardesümün yakasını güzelce kapattıktan sonra, çantamı son bir kez omzuma yerleştirdim ve ellerimi ceplerime koyup sokak boyunca adım seslerimi dinleyerek ilerlemeye başladım. Şu an ürkütücü bir şey olmasa da kalbim delicesine çarpmaya başlamıştı.

Üzerimdeki her ne kadar pantolon olsa da montumu daha fazla uzatmak için çekiştirdim ve artık uzamayacağını anladığımda bıraktım. Kadın olmak zordu, bu sokakta, bu şehirde, bu ülkede ve bu dünyada. Her an tetikte olman gerekiyordu. Bende etrafımdaki sesleri dinleyerek ilerlemeye devam ediyordum.

Bu kocaman sokakta yalnızca benim ayak sesimin olduğunu bilerek bir nebze de olsa rahatça yürüyordum. Elime telefonumu aldım ve annemin numarasını bulup aradım. Şu an bu ıssız sokakta tek duymak istediğim onun sesiydi.

Telefon uzunca çaldıktan sonra kimse açmamış ve arama sona ermişti. Bende tekrardan aramak yerine telefonumu cebime koymuş hızlıca eve doğru ilerlemeye devam etmiştim. İki sokak ötede olan evimin mesafesi şu an gözümde o kadar büyümüştü ki sanki başka bir şehirde oturuyordum.

Ayağımdaki hafif topuklu çizmelerim yaşımı biraz büyütse de kendime yakıştırıp giyiyordum ama bugün giydiğime lanet edecek raddeye gelmiştim. Tüm sokak boyunca sadece ayağımdaki ayakkabının kaldırımda bıraktığı o tok sesi duyuyordum.

Aradan kaç dakika geçmişti bilemesem de sokağın başında bir araba belirmiş ve öylece beklemeye başlamıştı. Farları o kadar parlaktı ki bu sokağı boydan boya aydınlatmaya yetmişti. Ben ellerim ile acıyan gözlerimi ovuşturmuş ardından da bir elimi gözüme siper ederek yürümeye devam etmiştim. Araba birisini bekliyor gibi görünüyordu. Israrla çalmaya başlayan kornası da bunu belli edercesine tüm sokak boyunca yankılanıyordu.

Ben adımlarımı hızlandırmış yürümeye devam ederken birden gök gürültüsü duyulmuş ardından da şiddetli bir yağmur yağmaya başlamıştı. Montumun açıkta bıraktığı yerleri kapatmaya çalışarak koşar adımlarla yoluma devam etmeye başlamıştım. Hava giderek soğumuş kar yağacakmış gibi bir hal almıştı.

Bizim sokağın başına doğru ilerlemeye başlamıştım ki ardımda duyduğum birkaç erkek sesi ile korkudan yerimde çakılı kalmıştım.

“Hey güzellik nereye böyle?”

Tekrardan yürümeye hatta koşmaya başlamıştım.

“Ama böyle koşarak bir yere varamazsın ki sen tek biz ise üç kişiyiz.”

Kalbim delicesine çarpmaya devam ediyordu belkide daha fazla. Ardıma baktığımda pek tekin kişiler olmadıkları her hallerinden belli olan adamlar giderek bana yaklaşmaya devam ediyorlardı.

“Hadi ama bekle bizi.”

Korkmuştum ilk defa böylesine korkmuştum. Babam yanımda olsaydı bunlara dersini verirdi ama o da yurt dışına iş seyahatine çıkmıştı.

“Yardım edin ne olur !” dilimden sadece bunlar dökülebilmişti.

“Biz sana yardım edeceğiz korkma sen.” diyen iğrenç sesli adam arkadaşlarına da; ” önce ben.” demişti.

Ben ardıma bakarak son bir hamle ile koşmaya başlamıştım. Şu an bacaklarım hiç olmadığı kadar acıyor hatta ağrıyordu. Vücudum hiç üretmediği kadar adrenalin üretmişti. Adımlarım ilerledikçe birbirine dolaşıyor zor da olsa devam etmeye çalışıyordum.

“Kaç kaç güzelim eninde sonunda bizim olacaksın.”

Duyduklarım beni iyice telaşa sürüklemiş daha hızlı koşmaya başlamıştım ama bu bir çare de değildi aynı zamanda. Ayaklarım daha fazla bu yükü kaldıramamış yeniden birbirine dolaşmıştı ardından da yolun ortasına düşüvermiştim.

Adamlar düştüğümü görünce son bir hamle ile koşmuş yanıma gelmişlerdi. Bir tanesi montumu açmaya çalışırken bir tanesi de ellerimi tutup ağzımı kapatıyordu. Artık sona gelmiştim elimden ne geliyorsa yapmış hala da yapmaya devam ediyordum. Debeleniyordum şu an sadece bunu yapabiliyordum ama işe yaramıyordu.
Ben gözümü kapatıp her şeyin bir kabus olmasını dilerken birden duyduğum ses ile yeniden hayata döndüm.

“Çekilin kızın üzerinden !”

Adamlar duyduğu ses ile o tarafa dönmüş bir an baktıktan sonra bana geri dönmüşlerdi.

“Size kızın üzerinden çekilin dedim!”
Adamın sesi tehditkâr bir tonda çıkıyordu.

“Çekilmezsek ne olucak bizi mi döveceksin süt çocuğu.” Yine o iğrenç sesli adam cevap vermişti.

“Hemen göstereyim.” diyen adam elindeki çantayı hemen yanında duran arabanın üzerine koydu ve ceketini de çıkarıp bu tarafa doğru yürümeye başladı.

Benim üzerimde duran o adam da kalkıp ona doğru yürümeye başladı diğerleri de merakla onları izlemeye koyulmuştu.
Ben kurtulmaya çalışsam da fayda etmiyor sıkıca kollarımı tutuyorlardı.

Zengin birisi olduğu her halinden belli olan adam kutuptan da keskin olan buz mavisi gözleri ile adeta geceyi aydınlatıyordu. O adam yanına gelen iğrenç adamı tek vuruşta yere sermiş ardından da el hareketi ile diğerlerini de yanına çağırmıştı.

Ellerimi tutan adamlar önce ona sonra da birbirlerine bakmış ardından da koşarak yanımdan uzaklaşmışlardı. Ben yavaşça yerimden kalkmaya çalışıyor bir an önce eve gitmek istiyordum.

Yerimden usulca kalkıp bir adım atmıştım ki korkudan olsa gerek başım dönmüş ve birden bire her şey zifiri karanlık olmuştu.

“Saye!”

 

 

Tags:
Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2021 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account