Kokusundan öpesim gelir aniden

“Bir”
Rüzgarın çarpmasıyla..Neye uğradığını bilmeyen çiceklerin ne hissetiğini ilk defa bugün anlıyorum. Bugün gidişinin ilk günü. Hani parmağına kıymık batarya canın sızlar.hahh işte gidişin öyle sızlattı bugün.
Güneş ilk defa üşüttü tenimi ve bugün hissetim yaşanmışlıkların verdiği yorgunluğu.
Biliyomusun pili bittik saat gibi durakladım kenara çekildim. Kalakaldım öylece..
Gidişine el bile sallayamadım daha ilk günden keşke kaldı yanıbaşımda…

“İki”
Aşka yenildim galiba. Yenilişimin üzerinde kırk sekiz saat geçiyor.
Bir ömüre denk bana sor san. Bu içinde bulunduğum duyguları taşımak zor geldi çocuk kalbime. Geçen gün benden geçmeyen gün sahi sen benden geçtin ben sende takılıkaldım.hayallerim vardı yaşanılacak onca hayaller, ben sana doyamazken sana koşarken sen ne zaman yoruldun benden ne zaman soğudu kalbin kalbime. Neyse geçecek elbet geçecek herşey…geçmezse sen benden geçmezdin öyle değil mi?

“Üç”
“Hayallerin seni aç kılsa da…bıkma,besle umutlarını. Zira gecenin içinde karanlık yok…ışığına sırtını dönmüş bir dünya var…”
Peki ben bu hikayenin neresinde olacağım?
Daha şimdiden sakkalların ömrüme battı. sırtını bana döndün de ne oldu? karanlıkta kaldım oysa birtek sen bilirdin karanlıktan korktuğumu be adam. Çok sevmenin karşılığı bu olsa gerek! Söyle hangi çay çarptı da bize sular sızdı aramıza… canlarımızı daha mı acıttıktan sonra oturucaz yine eskisi gibi diz dize yoksa dokunmayacak mı daha dizlerim diz uçlarına..

“Dört”
Bu nasıl bir gidişti böyle apar topar havalimanına yetişir gibi… Neyin nesiydi böyle daha bir veda çayı bile içimeden hemde en koyusundan. Senden uzak olmak zoruma gidiyor beraber aldığımız nefesin her gününü sayarken böyle bir anda gidişinin kaçıncı günündeyim diye saymak zor geliyor koparamıyorum kendimi senden. Yapamıyorum senin gibi bir rürlü olamıyorum. Malesef… Bilemiyorum belkide alışırım fenada olmaz hani…

“Beş”
Gözlerin olmalıydı enine boyuna baktığım..içime çekmeye kıyamadığım kokun sarmalıydı odamın her yanını.gözlerin gönlüme can canan olmalıydı birkaç gün öncesi gibi. Şuan tam da karşımda sen olmalıydın geçen zamana inat sen olmalıydın. Yoksun sakalları ömrüme batan adam.şimdilerdedört gözle bekler oldum sensiz olmaya sensiz kalmaya…
Şimdi kapım çalınsa koşsam kapıya geri geldim desen hiç kızmazdım içim çiçek bahcesine dönerdi. Dermisin? bir gün geri geldim.

“Altı”
Kabus sadece kapalı iki çift göz arkasında yaşanmıyormuş.gidişinle bunu da anlamış yaşamış oldum…nerdesin ne yapıyorsun bilmiyorum. Bilsem ne olur onuda bilmiyorum en sevdiğim çikolatalar duruyorlar rafta enson sen almıştın yerinden oynatmaya kıyamıyorum ben sanırım deliriyorum. Saat tine karanlık gece olmuş gerçi benim içim senin gidişinle karardı.

“Yedi”
Gidişin ilmek ilmek işliyor gönlüme. Hani hiç gitmezdin hani sen başkaydın nereni rüzgarı bu çarptıda aldı seni benden.
“Sevgiyi gerçek kılan şey mücadeledir.sevdiklerini kadere bırakamazsın” benim hala bir umudum var daha her şeyin başındayız
Başındayız ayın Başındayız sevdanın ve başındayız ayrılğın elbet bir sonu olacak herşeyin yada bizim sonsuzluğumuz olacak daha herşeyin başındayız..

“Sekiz”
Konuşalım konuşmayalım ben hala seni istiyorum.
İnsan alışkanlıklarından vazgeçebilir mi? Alıştığını bırakabilir mi?
Hiçmi sahiplenmedin beni hiçmi alışmadın herşeye rağmen yaşanılan onca şeyden sonra onca yıllar üzerine alışsaydın bari birazcık sahihiplenseydin.
şu aralar rüzgarda savrulan yaprak gibiyim. Heran her yere düşüp kalabilirim.

“Dokuz”
Keşke sevmek yetse mutluluğa yetse kavuşmaya.
Vazgeçmenin erken olduğu zamanlarda teleafi etmeninde zorlaştıği görülür herzaman ben vazgeçmiycem kendimden,hayallerimden,senden ve hatta keşkelerimden bazen ağlarsın çok hemde gözyaşların batar göz uçlarına okadar çok keşke dersin ki keşkelerin artar çoğalır acıtır bazen keşkelerin gizli utanmanın hataların yanlışların kelimesidir keşke…ama hep dilindedir insanların…
Aslında boşadır elinde olmayanı kaybetmek için çabalamak özlerken kavuşamamak,severken nefretle bakmaktır bazen herşey.

“On”
Adınla uyandım bu sabah rüyqlarıma gelmiştin gitmedin bütün gece benimleydin sarmaş dolaş sım sıkydık sarılmıştik gerçek miydinki yoksa sabah uyandığimda hissettim seni taaa iliklerimde kalktım yqtaktan koştum bisikletime pedal çevirdim durmadan uzun uzun gittim usu usul hissetim seni rüzgarlarda taa ki anılarimiz canlandı bir bir her köşede burnumda tütüyor kokun kulaklarımda yankılanıyor sevgilim diyişin bugün tanıstik hatırla bu köşede bu sahilde birgün bu sayfalara denk düşersen ağla çok ağla!!
Yada tamam tamam ağlqma kıyamam ben sana ağlama sadece bu satirlardan sonra düşun ve bana yaşattıklarıni bir başkasına yaşatma seni ogün sevdim bugün olsan yine severim.ben seni hep seviyorum yine tam karşım olsan her yerde çarpıştığim olsan seviyorum ben seni ve her şeye rağmen iyiki diyorum iyiki tanımışim seni.
Ne demiş fatih şahin ışık iki dünyqm,arafım cenettim,cehennemim leylam demiş…insanlar sevmiş guzel ve içten sevmiş ve demiş orhan baba sevmek yetinebilmek demiş.ben seni sevdim nedensiz sebepsiz çıkarsız ama sen gitmeyi tercih ettin bu kadar.

“On bir”
Bu sadece bir şiir değil ki yada bir yazı okuyamazsın öylece başağrısı kalpsancısı bu hece hece kocaman bir yarım kalmışlık yanlızlık bu..aslında

“On iki”
Aşkın en güzel yerinde gidilir mi alın size güzel bir soru damı paramparça akan camı kırıktı be sevdanın bakarken gülümseten şeylere bağlanabilir insanlar güzellikten arda kalan nevarsa öldü şimdi.aslında herkez iyiydi hiç kimse yokken ve bazı gülüşler vardı ona olan sevgim vardı sonra gökyüzünden biraz fazlaca okadar.oydu kapkaranlık dünaymın rengarek kuşağı şimdi koysa elini başima gecse başağrım baksa yakından canıma geçiverse kalp sancım işte hepsi bukadardı aslında..

“On üç”
Yapacak bir şeyin olmadıği zamanlarda vardır doğruları yanlışlarla bir tutar insan işte. O an herşey kopabilir her şey karıştırılabilir ama nasipten de öteye yol yoktur bu hayatta birileri bir şeyleri mutlaka özler düşünür kendi kendini yer bitirir bazen kendi başına kurallar koyar gerkirse kendisine bazen de bazı şeyler için bir çok şeyi geride bırakır..tıpkı benim gibi ben her şeyi bıraktım senden öncem yok senden sonramda olmayacak benimiçin her şey sen içim dışim sen olmuş benim ama sen benden gitmişsin ben birazcık sende kalmışım sen olmuşum biraz hepsi bu

“On dört”
Seni anlatmak bilemedim çok zor bana sevgili seni tanırken seni keşfetmek var ve çok yakınken sana çok çok uzak olmak var birde sana ve en zoruda giden birinin ardından onu gülerek anlatmak var bu hayatta bende öyle güldüğumde içime akıyor aslinda göz yaşlarım ve ben seni hep gülerek anlatıyorum sorunda bu tamamen aslında.
Hayatta olumsuzluklara alışmalısın her anın iyi geçecek diye bir şey yok her zaman iyi olamazsın ve hayatta iyi erkek iyi kadın yok birbirine iyi geleçek çiftler var ve unutmayın ki iyilik için yakınlıga da gerk yoktur uzaktanda iyilik olur belkide aşktandır bu sahi nedir ki aşk?
Ellerinin titremesi,gözlerinin dolması,etrafının kalp atışlarının ahenkli sesiyle mi yankılanması yani bunalr bilindik şeylerdir oysaki herkezin aşk anlayışi aşik olma anlayışi bir başkadir benim için aşk mı? Hayaller kurmaktır aşkın baş figüran olduğu hayaller…durduk yere gülümsemek iki kelimeyi yan yana getirememek rezil olmak bu rezillikten mutluluk duymaktır ve aşk tektir bir kisiye duyulur onda atar kalp onunla çoğalır.aşk beklentisizce beklemektir ve sabırsızlanmaktır her konuya ve korkmaktır korkudur iki insanin arasinda duyulan ya onu kırar incitirsem diye tatlı bir telaşlanmadır aşk ufacık bir şeyle koskocaman mutlu olmaktır.aşk benim için beraber olabilmek için fırsat yaratmaktır bence en önemliside budur bence aşk benim için bir çok şey demektir aslında bazen bencillik bazen hırçınlık bir ayıp bir kusur mutlu olabilmektir ask herseye rağmen ayakta durmaktır.herşeye rağmen mutlu olabildiğin insanla olmaktır…aşk cesaret demektir doğru zamanda doğru insanla doğru hayaller kurmaktir bana gore ask asla tarif edilemeyen bir tutkudur aslında…

“On beş”
Keske hep çocuk olsaydık.
Ve oyun oynasaydık mesela evcilik bu en sevdiğim oyundur aslında seninle ve hep mutlu olsak ama adı üzerinde oyun iste hemde gerçek olmayacak kadar hayallerde bir oyun
Belkide sustuklarımdır yazdıklarım kim bilir ki!…
Ama bu saaten sonra susmak yok
Kendim için
Hayallerim için
Aşkım için
Ve en önemliside kırılan duygularım için
Artık dayanamam içime sığmıyor sessiz haykırışlarım kalbimden taşiyor sustuklarım..
Dışarıdan çok sessiz ama icerden çığlık çığlık biri duysa ya da sen duysan dokunsan dinse haykırışlarım çok bir şey değil biraz kokundan öpecek kadar…

“On altı”
Ben deli sevdim…sarhoş sevdim hızlı yürdüm derin sevdim seni sen olduğun için seven biri oldum hep.hiç kırılma hiç incinme istedim..sık sevdim seni seni sana muhtaç sevdim…bundan sonra bütün günlerim sensin seninle uyur seninle uyanırım…artık seni saklayamıyorum seni içimde…saçlarında başladı bu serüven devam etti gözlerinde ve bağladı dudakların seni bana dokundu ellerin usulca sen gelince ben benden gittim gözbebeklerimde,saçtelim,parmakuçlarımda bile hissettim aşkını dolup taştın iliklerimden.sen dokunsan bana sen seslensen sen baksan sadece bana sadece sen..benim en parlak yıldızım en asi dağım en beyaz bulutum gökkuşağımın sonsuzuncu rengi sana olan duygularım insanların suya olan bağımlılığına eşdeğer.insanlara en güzel insanlar degermiş sende bana değdin rengim değişti kalbim damarlarımda güller açtı gökyüzümde kuşlar çoğaldı umutlarıma eşlik eden kuşlar..sen bana değince ben sana karıştım ben sen oldum sevdam kokusundan öptüğüm adam..

“On yedi”
Özlüyorum hala ben seni.acaba özlüyormusun acaba sende beni.
Yağmur yağıyor usul usul ben seni hatırlıyorum her damlada sen kokuyor toprak ateş yanıyor ısınıhorum ama eksiklik var bedenimi saran ellerinin eksikliği oysa eskiden üşudüğum zaman ısıtırdı senin tenin benim her yanımı seni hissederdim derinlerimde baştan ayağa her yanimda.şimdi hayallerin var sadece buz kadar soğuk hayallerin..

“On sekiz”
Sen ki içimi parçalayan sabah Güneşi gökyüzünün en parlak yıldızı..kalpatışım..
Sen ki bilmeden aşık olduğum kimse sana benzemiyor ki tek nefeste karıştı bütün renkler sana mutluluğum artarak çoğalıyor duygularım vurmuş şimdi gökyüzüne yıldızlar adını sayıklıyor iyi dinle iyi hisset hepsi benim ağzımdan seni anlatıyor sen birini hiç insan olduğu için sevdinmi ben sevdim seni insan birini sevince işkence gibi gelen herseyi yapıyormuş haddinden fazla sevincede terkediliyormuş ama her seferde seven insan sevdiği nasıl mutlu olursa olsun diyebiliyormuş olur olmadık zamanlarda uyanıp ona dalıyormuş insan sevdikçe güzelleşiyormuş bunu anlıyormuş….

“On dokuz”
Sevgi bir dalda yetişen iki elma gibidir.aynı toprakta aynı dalda yetişir kök verir ama şekli rengi belkide tatdı bile farklı olur iki insanında sevgisi böyledir işte iki insan birlikteyken oluşan sevgi aynı kalpte büyür ama birininki digerinden biraz fazlaca yada azca belki kırar belki üzer ama seven insan acılara da gülebilir.ben bu sayfalarda gülüyorum çunkü seni düsleyerek hece hece yazıyorum içimde kalmışları..avuçlarıma değerse yüzün belki bende gün yüzü görmüs şiirler yqzarım bir gün demış şair.
Yokuşu ben çıktım yolu senin olsun senin üzerinden çıktığım her yol dilerimki uzun sürsün.ne hüzün korkutsun bizi ne bir fırtına bozsun bizi ne zaman kaçsam inadınaymış gibi sen belirirsin karşımda sızlatıyorsun her yanımı..seviyorum ama seni deli gibi çılgınca seviyorum seni

“Yirmi”
Bazen yakınlık önemli değildir sadece düşlemekte yeterlidir gülmeye ,sevmeye. Zaman zaman yaksada canı o buna değer demekte güzeldir…

“Yirm ibir”
Ve bir kitapta okudum.sevmek ice girmekmiş içi görmekmiş diyordu kitapta ben içini gördüm senin ince ince bir çizgide kaybolup gittim içinde.içimde beslediğim onca duyguyu savurdum dört bir yanına usul usul dağıldı herşeyim herşeyine.taki ben içine düsene kadar farkinda değildin hiç birşeyin gerçi farkinda olmanda birşey değiştirmiyordu aslında
Aslında zor değildi be adamım birazcık kendine gelsen ben hep ordayım zaten illaki karşılaşacktık yani illaki eminim yani ben buna.kendine gelsen ben ordayım zaten.

“Yirmi iki”
Yaban çiçekleri gibi savrulur insan bazen.
Rüzgarlara göğüs gerer bazısı bazıları çaresiz yolunda gider rüzgarların ve sığınır bir çoğu rüzgarlara aşkını verir hatta kinini verir rüzgarlara seni rüzgarlara verdim.usulca işte ben de.. dokunan odur insanın kalbine titretir,sevdirir insanı rüzgarlar sana benzettim bende rüzgarları insandır insana iyi gelen kötüde gelen.kavuşmakta çoklukta varsa huzur bazen terketmekte yanlızlıkta bulur insan huzuru mutluluğu ben seni yanlızlıkta buldum düşundüm sevdim seni özledim çok uzakken yakında hissettim seni…

“Yirmi üç”
Ellerin tenin nefesin bana bedenime uzak olunca nasıl büyürüm sen olmayınca…sen olmazsan bükülür boynum yastayım…sevgini al sakla erişemesin dokunamasın kimseler sendeki bana. Sen susma sen susarsan ışıklarım gider karanlıkta kalırım yastayım sen susarsan günesım doğmaz donarım sen hep konuş çıglık çığlık yankılansın varlığın dört bir yanımda ben sen olursan yaşarım sen varsan ben varım sen benim dünyamda kocaman mutluluksun sen huzur sen neşe sen sensin benim için herşeysin sen…bana herşey sensin tıpkı öncesi gjbi ve sonrasısda sen hiç bitmeyen büyüyen hergün damla damla çoğalan masumlaşan bazen biraz bazen bir avuç bazen koskocaman herşeysin bana…

“Yirmi dört”
artık yere bakarak yürür oldum çünkü gördüğüm sıfatlar anlamını yitirdi bende büsbütün senden sonra..
Biz yolcu etmesekte hayatımızdan birşeeyler çalan ve giden insanlar vardır sende öylesin benim için “gülsen gamzelerine gömülürdüm ağlasan yanaklarından yuvarlanırdım oyüzden hep gidecekmişsin gibi bakıp hiç gitmeyecekmişsin gibi sevdim seni”oyle tutundim beni benden alan gözlerine sevgili..seni sevmekten usanmakmı asla tahamül edemeyeceğim bir şeydir bu kendime kimselere yakıştıramam yakıştırsamda hata olur bu. Hayatın yolları uzun,kıvrımlı ve virajlıdır hata yapma payı yüksektir. Yanlış virajlarda yanlış insanlarlada çarpışmak mümkündür hayatta. Bense bu hayatta kıvrımlı bir yolum her virajı sana cıkan sana yurudum sana koştum hep birgün bile yorulmadan sevdim seni ben.
Aslında ilk yol ayrımından gitmek gerekir hayattan sesiz sessiz usul usulca geridekalmışları gözardı ederk bazende savaşmak gerkir hayatla herşeye herkeze rağmen aşk için mutluluk huzur sevgi için en önemliside kendin için…sen bana ayitsin benimsin kimseler bilmez bendeki seni seni kendimden bile saklayarak sevdim sevdikçe sen oldum acı çektim.birgün acıların geçezeğini umud ederek sevdim.alıştım senden gelen herşeye.senden acılar mutluluk verir oldu yüzüm güler oldu.

“Yirmi beş”
Dokunuşu derinden gülüşü içten bakışı samimi dokunuşu içten rastlamadi bana böyle kimse denk gelmedi ki bana böylesi hiç biryerden.yine beynimde dalgalanıyor o melodi sen bana geç geldin ben sana erken diyor tıpkı koray avcı gibi.Çok uzun zaman oldu karşılaşmayalı nasılsın iyimisin bilmiyorum ya da kimlesin niye gittin onuda anlamış değilim sahi gidenemi yoksa kalanamı daha zordurben kaldığım için kalana zordur gibi peki ya gidene geride kalmışların düşüncesi gitmekte zor keşkelerin istilası kaplar insanı geride kalmışların özlemi var bide sen gittin ben kaldım birde..hepsi bu işte…
Hani şimdi sana çıkıp gel desem gelirmisin ki ya da öp desem beni..herşey kötü gidiyor sen öpsen beni herşey geçer aslında ama boşver gitsin.

“Yirmi altı”
Dokunuşu derinden gülüşü içten bakışı samimi dokunuşu içten rastlamadi bana böyle kimse denk gelmedi ki bana böylesi hiç biryerden.yine beynimde dalgalanıyor o melodi sen bana geç geldin ben sana erken diyor tıpkı koray avcı gibi.Çok uzun zaman oldu karşılaşmayalı nasılsın iyimisin bilmiyorum ya da kimlesin niye gittin onuda anlamış değilim sahi gidenemi yoksa kalanamı daha zordurben kaldığım için kalana zordur gibi peki ya gidene geride kalmışların düşüncesi gitmekte zor keşkelerin istilası kaplar insanı geride kalmışların özlemi var bide sen gittin ben kaldım birde..hepsi bu işte…
Hani şimdi sana çıkıp gel desem gelirmisin ki ya da öp desem beni..herşey kötü gidiyor sen öpsen beni herşey geçer aslında ama boşver gitsin.

“Yirmi yedi”
Sana olan duygularım yağmur taneleri kadar damla damla düşüyorsun her seferinde çoğalıyor artıyor herşey sen oluyor gittikçe.seninle olmak güzel ama sen yoksun.

“Yirmi sekiz”
Ne yapsın bu kız şimdi? Kendisiyle derişik hayalleriyle dolaşık ve birçok şeyden bikmış hayal kırıklığı yaşiyorhergünü seni düşünürken geçiyor bu bunalım bu kıza hiç iyi gelmiyor soruyorum kendime kendimle tartışiyorum geçip aynanın karşısına bazen ve diliyorum her gece başımı yastığa koyup herşeyin geçmesini ve ekliyorum benim seni sevdiğim kadar seninde beni sevmeni.düşlüyorum öylece.Birgün çıkıp gelsen ellerimden tutsan mesela dizlerimde yatsan santim santim ölçsem yüzünün her köşesini olur olmadık tutsan elimi sımsıkı görenin dudağını ısiracak bir sevgiyle yaklaşsan bana ve bu ömür boyu böyle gitse mesela.Mutlu oluyorum gülerken buluyorum kendimi ve merak edihorum inceden inceden ne olacak bu böyle acaba unuturmuyum ben seni tıpki senin gibi koyabolirmiyim bir başkasını senin yerine işte sarıyor acabalar dört bir yanımı kalıyorum öylce.sensin hayallerimdeki. Bir başkamsın herşeyimsin sen ve acilen göresim var seni elini yüzünü görmem gerek seni yaklaşmam gerek sana bir tutam.mutlu olsam kötümü yani.

“Yirmi dokuz”
Sen ayın her hali guneşin her rengi yaprakların yeşil tonları çiceklerin mis kokusu mavi gökyüzünün mavi denizle kesiştıgi o muazzam yersin tükenmek bilmeyen tükendiğinde öldüren nefessin sen benimsin her hecemde yazdığım.

“Otuz”
Belki şiirler yazamam adına boyunca belki dünyalık zenginlikler sunamam herkez gibi değil derkezleştiremem seni güzel şiirler bahane olur adına ben seni yazdıkça senleşirim biraz daha biraz fazlaca ve sana gelmek her seferinden kendimden gitmekti benim için sadece bukadardı zaten herşey.öylesine sevdim seni sebepsiz ve sonsuz okadar senden bir parça oluverdim sen oldum herşey zaman aldı uzadı ama ben hep sendeydim mesela gülüşünün ardında her gözyaşında. Aslında biz ayni daldaydık o daldan düştükte ayrıldık biz ne yaptıysak kendimize yaptık. Sen gittin ama ben birazcık sende kaldım. Yazdıklarım sustuklarımdır kim bilir ama nekadar zor susmak içim çığlık çığlık yankılanırken susmak.

“Otuz bir”
ben seni kitaplara benzettim öyle sevdim ben seni.
Düşünsenize kütüphanede gözünüze çarpan onca kitabın içinde birini seçmek birini sevmek birini almak.hece hece okumak sayfa aralarının kokusunu içine çekmek sonunu merak etmek,telaşlanmak.her sayfanın ayrı bir heycanına kapılmak.işte tam da böyle sevdim seni.şimdi bitti o kitap başkasının ellerinde olan gördüğümde kıskandığım o kitap gerçi elimde tekrar heycanlanmam çünkü yaşadım okudum bitirdim ben o kitabı sadece hatrımda aklıma gelir oldu okadar.bazen karmaşık geliyor cümleler zorlanıyorum kendimi anlatmakta bazen. İçime düşüyor bazı şeyler zorlanıÿorum hayattan…

“Otuz iki”
Sisli buğulu bir camadan bakıyorum şu aralar hayata ve daha iyj anlıyoru eksik olanları aslında tek eksik benim çünkü sende değilim. Bu gece yıldızlar çok parlak oturdum balkonu. Bir köşesine bakındım usul usul gökyüzüne gözlerim doğuyor gecelerime diyordu nostanjik bir plakta rüzgarlar eşlik edihordu usul usul çalan şarkıya yıldızlar kayıyordu kutlama yaparcasına benim payımada dilek tutmak düşüyordu tabi. Sahi ne dilemeliyim ne dilesem mesela ağladığkm kadar gülecek üzüldüğum kadar mutlu edecek bir şey.

“Otuz üç”
Uyusam uyandığimda kabul olur mu içimden geçenlerim herşeyden önce sen geçiyorsun içimden mililm milim deyiyorsun her yanıma “dermisin bir gün inşallah çok bekletmedim seni” bıkmadan usanmadan duymak isterim sesini,seni. Dermisin bir gün beni çok sevdiğini özlediğin… kalbim tıkabasa seninle dolu sen taşıyorsun her yanımdan sen yankılanılanıyor her yanimda sen sen sen diyor herşey… Gözlerinde başlamıs ayak uçların kadar değmiş bir çok yanıma sen yapışmışsın ruhuma…
Galapokos kuşu sen zümrüdüanka ben öyle tutkulu asil özgür hırçın bir sevdaydı bizimkisi ve kaplayandı bütün gökyüzünü başlı başına bir serüvendi sevgimiz ucu bucağı gözükmeyen….
başına bir serüvendi sevgimiz ucu bucağı gözükmeyen….

“Otuz dört”
Uzaklara gidebilirsin şehir şehir kasabalar değiştirebilirsin içmediğin içkıleri icebilirsin hiç dinlemediğin şarkılar çalabilirsin çatı katı yayla kırlarında da yaşayabilirsin yada metropolin en hücra katindan da bakabilirsin dünyaya ama bu içindekilerden kaçış olaamaz kaçamazsin içindekilerden..
Ama sen kimsin
Sevdiğin bir adam vardı kim di
Hayallerin vardı neydi
Ya hedeflerin vardı uçsuz bucaksız nerdeler şimdi
Bir adam vardı bıraktı da gitti..
Sigaranı yak rakını doldur müslüm babayı çaldır.aslında bukadar mıydı herşey.
Gülümsemem vardı koskocaman düşmanları çatlatan cinsten bir sen vardın görenin dudağını ıssırdığı. Dudakların,dudaklarıma karışsın desem her şeyi silip taa en baştan falan desem…
Akışına göre değil sana göre çayı şekersiz seni sebepsiz demişler al bendende o kadar çok mu klışe oldu çaylar şekerli gidiyor bende ama sen sebepsiz değilsin. Gözlerin dokunuşun sesin var bide doya doya bolca öptüğüm kokun var hayatta herşeye rağmen.

“otuz beş”
Ben kendimi senden sonra kabullendim,sevmeye başladım..
Senden önce yarımdim yamalaktım sende tamamlandım ben..soğuktun son zamanlar anlayamadığım ve dökülüyordu gözlerimden sözcükler bende anlamı olmayan sözcükler gitmek varmıs birde geride kalmak gülen herzaman gidenmiş bide kalanlar var hep ağlayanlar.
Ahh sevmeyenim ahh…
Kaderim kaderin olsun ben baska ne diyeyeyimki sana ama yanlış anlama bedduğam değil bu sana anca duam olabilir sadece kaderimiz bir olsun bağlqnsın sonsuzluğa fenamı işte.

“Otuz altı”
Birazden gece olur
Karanlık çoker uzerimize
Yanar sokak lambaları
biraz daha sen ağla benim mecalim kalmadı
Kalmadı bende hiç bir sey
Ve bugunde gecmis bizim sokaktan.geçmış.gormedimki pencereler kapalı bizde senden sonra..
Ekmek almaya çiktigimda gördüm izlerini hissettim derinlerimde

“Otuz yedi”
Işıklar gitti içimde lambalar yanmıyor sayende simsiyah her yanıma yapışmış karalar. Tabiki senin sayende kitlenmiş kalbim ne girip yoklayan var ne de bir çıkabilen.. bozulmuş plak gibi sende dönüyor dünya bende sadece sen var..
İhtiyaçlarımın bile ihtiyacı kalmadı sana diyor beynim. Ah sevmeyenim ah.. gel bide kalbime sor.. kalbimle,beynim arasında ki ince çizgiye sıkıştırdım seni ne yankınlaşabiliyorum sana nede uzaklaşabiliyorum senden… gözlerini gördüm önce bağladı seni bana ve öyle bir yaklaştınki müptelası oldum kokunun sigara paketlerime doldurdum kokunu tutam tutam her dalda başka başka yaşayabilmek için seni.. sakkallarında kaldı parnak uçlarım ve parmaklarımda sakalların. her gece üzerine başimı koyduğum

“Otuz sekiz”
Işıklar gitti içimde lambalar yanmıyor sayende simsiyah her yanıma yapışmış karalar.
Tabiki senin sayende kitlenmiş kalbim ne girip yoklayan var ne de bir çıkabilen..
bozulmuş plak gibi sende dönüyor dünya bende sadece sen var..

“Otuz dokuz”
Gönlüm biliyor senden ötesi olmadığını. Seni ve seni yaşamak var seni kilim gibi islemek isterim hayatıma gönlüme motif yapmak var dı seni gönlümü guzelleştiren. Sen vardın ben vardım bizdik önceleri koskoca dünyaya karşı gelen.ve biz vardık birbirimizi mutlu eden sen başkalarıaly mutluğu ben ise geçmişimle mutlu olmayı seçtim.biran vardık ve biranda yok olduk.. tatlar,hisler,duygular var bizden geride kalan ve birde benim sana olan aşkım var hala kaldığı yerde duran kaybolmayan aşkım.. sayende vazgeçtiğim kendimden var ortalarda dolaşan ve ben canımı sokağa bıraktım da sana olan aşkımı hapsettim içime tıkabasa senle dolu her yanim herhücrem sen değmişsin iliklerime..

“Kırk”
Doyulmayan tatlar vardır,unutulmayan aşklar. Birde telafisiz gidişler.düşuncesiz duygular,umarsız davranışlar vardır..birde hakedilmeyen sonlar uyutmayan kabuslara ne demeli peki birde o vardır kendinden bile çok sevdiğiniz insanlar vardır.onlar sizi yarim bırakanlardır bilmezlerki giderken sizden de parçalarla gittiklerini aşk ne zor iştir düşmeden bilinmezdir..

“Kırk bir”
Kırk bir hayal olarak kaldın sanki yüreğimde; gücüme gidiyor her şey keşke kalmasaydın diyorum hayallerimde. Oysa fazlaydın sen her şeyden en çokta hayallerimden. Ve gittin işte içimden..
Herkezin içinde kalanlar vardır birde içinden gidenler tabiki..
Sorsanız herkez mutlu..ama sormayın yalan yapışmış insanlığa.mutsuzuluğu en iyi ben yaşadım mutsuzluğun duvarını kendi ellerimle kendi hayatıma ördüm ben bir gidişine ağladım bir de hiç dönmeyeceğine ben ne yaptıysam kendime yaptım…
Bir oğuz atay kitabında okumuştum” korkuyoruz düşünmekten ve sevmekten korkuyoruz insan olmaktan korkuyoruz..” okumaklada kalmadı kendimi buluverdim korkarak sevmiştim seni korkarak sen olmuştum korktuğumda başıma geldi zaten.. ve sana olan hasretim sevgimle birleşince beni kitaplara bağladı içimdeki sen eksikligi ve bir cemal süreyyya şiiri geldi şuan aklıma
Uzaktan seviyorum seni
Kokunu almadan
Boynuna sarılmadan
Yüzüne dokunamadan
Sadece seviyorum…

“Kırk iki”
Kaldırmam kafamı neden diye sorma bu aralar baktığım her gökyüzü simsiyah.senden sonra renkler anlamını yitirdi… Bu sensiz ilk gün değil belki son günde olmayacak sen unuttun belkide beni çoktandır ben unutamam insan eksikyanını unutabilirmi ki. Yarım kaldı her şeyim unutamam. Sensiz kaldı
tokat resmen yıkık bir şehir neresinden bakarsam bakayım bu şehir bizimdi hatırla ama öyle bir gidişin vardıki bölündü bu şehir benim payım yıkık ve siyah gökyüzüne tutsak kalan bir şehir…

“Kırk üç”
Kurumuş bir gözyaşıyım ben anlamını yitirmiş bir masal bu
Bilmem kaç dercedir ateşin ne kadar yanarsın bu sevdaya
Bir kalem ne zaman öptü kalbinden ne kadar yazdı seni
Bilmem ki kim sevdi seni benim kadar…
Yüreğim paramparça benim paralandımı seninde bir yerin.
Bilemedim ki sende sevdin mi benim kadar…
Yokluğun en çokta karanlık bastırınca yaktı canımı. Karanlkta aklım başımdan gittide sana takıldı seni karanlıkta aradı hep gözlerim. Sesim karanlık odalarda titredi hep hıçkırıklarıma karıştı.karanlıklarda sevdim seni. Yıldız saydım seni ve ay. Gece Çok daha güzeldin. Ve gece geceleri geldin yanıbaşıma oturdun kalbimin ortasına bastırdın senden başka her şeyi ah karabahtım,yaralı yanım,yaşanmışım,yarım kalan yanım. Özlemin hep karanlıklarda başucuma ilişti ve gundüzlerin anlamı kalmadı yokluğunda.

“Kırk dört”
çiçek kuruduktan sonra yağmur yağdı ne yağmur yağmur oldu. Ne de çiçek olabildi çiçek. Oysa ne fırtınalar kopacaktı ıslak gecelerde çiçeklerde ama bilemedi kimse bir gün anlamını yitirecektı anlamı olan herşey…Biraz geç kaldı yağmur çiçek bilemedı yağmurun geleceğini umudunu yitirdi ve gitti geç olmadan.
Sense erkenden gittin ben geç kaldım biraz sende yağmur oldum da gözlerimden taştım sensizliğe. Birgün her şey anlamını yitirir ama unutulmaz hiçbirşey..
Biradam vardı kimdi
Gitti erkenden niye ki
Neden gelmişti.
Gidecekti madem.
Neden geldi ki.
Neden gitti…
Anlayamadığım bir çok şey vardı anladıklarımın aksine…
Bir gelişi vardı kalbime,Birde gidişi tabiki anlamını da aldı da gitti son gidişi o gidiş işte. Bir tarafta kalbim kaldı bir tarafta unutamadığım aklım kaldı işte.. anlamını yitirir her şey ama unutulmaz unutulmuyor işte..

“Kırk beş”
En kötü şeyde ne biliyormusun?
Ben sana her zaman yenik düşeceğim..
Aklıma düseceksin sen
İçime düşeceksin sen
Ama ben yenik düşeceğim herzaman sana..
Bilmezler nasıl aradık birbirimizi.iki yitik bedendik bizim ruhumuz birdi.biz birbirimize yakınken hasretliydik.iki parça candık bir ruhtayken,biliyorum ki payıma düşen sensizlikti benim unutmuş bu aralar gülmeyi göz bebeklerim.. neden neden diye soraken buluyorum kendimi sürekli nedir bu üzerimde ki sis bulutları baharı kaybetmiş çiçekler gibiyim sert kışlar geçiriyorum her defasında.. ayazda kalmış kalbim aklım sende kalbim senle buz tutmuş. Buz kırıkları batıyor her defasında canıma. Sen diyorum sen ah sevmeyenim ikigözüm tarif edilemeyen soluksuz sonu olmayan yazı bu benimki senden sonra köşelere seni karalayan kız olarak kaldım ben. Bir gün oluyor ki unut onu diyorum dinsin gönlümdeki fırtına ve duruyorum sonra yaprak fırtınasız bir hiç olur. Kalıyorum yine taa en başta takılıyorum sana.. Gözümde,Gönlümde tütüyorsun hiç dinmeyen bir dumansın sen her saniye biraz daha alevlenen körüklenen bir ateşsin ve ve seni ilk gördüğüm günü birde bana sarılışını unutamıyorum..

“Kırk altı”
Hadisene ne duruyorsun kokusundan öptüğüm adam.yaklaş dokun rüzgarlara hisset içinde beni soğuk soğuk işlesin aşkım her bir hücrene dokun rüzgarlara ordan tenime dokunsun ellerin.rüzgarlarla yolla kokunu bana sarsın dört bir yanıma ve öpeyim nefesim yettikçe hadi ne duruyorsun ki gel rüzgarlarla seveyim seni ömrüm yettikçe “bizim iller sensiz bizim iller sessiz diyor dudağımda son bir türkü hala seni söylüyor “diyerkte ekliyor barış manço… sen bep böylemisin sevgili masum ve çocuksumu bakarsın hep böyle içinde ışıklarmı yanar gülümsediğinde bellirginleşen parlayan.bakışlarında beni sığlaştıran sakinleştiren bir şeyler var kıyısında gibi denizlerin köşesinde gibi kalbimin yumuş yumuş birşeyler var anlayamadığım ama çok sevdiğim..

“Kırk yedi”
Bilmem değişmişmidir bakışların göz altların,sakalların. Belkide yoktur sakkalların bir bir ömrümde kalmıştır.ya da beni hattırlattığı için kesmişsindir.parmak uçlarımın özlemine dayanamamıştır sakalların.belkide başka parmaklar vardır gezinen sakaluçlarında sevgili.
Kırk yedi kez özledim desem kırk yedi kez dokunsam sakal uçlarına tekrer sevgili gelirmisin ki ? Bir gün tekrar tekrar severmisin beni.

“Kırk sekiz”
yine sensiz doğan bir ay sensiz kayan yıldızlar.aya bakasım gelmiyor sensiz. Aynayada bakmak gelmiyor içimden yüzümde güller soldu sensiz.

“Kırk dokuz”
Eyy sevip sevip doyamadığım. Görmesemde unutamadığım her seferinde sana yaralanıp sana kanadığım.sevgili..kalbim sana dargın. Kalbim sana muhtaç sen giden benden. Ben koşan sana hep.. yoruldum artık ama seni sevmek kadar özlemekte güzel sevgili…

“Elli”
Ben şiirmiyim şairmi belli değil ama sen şiirsin hatta mısrasn.yazıp yazıp sildiğim her hecesini yazmadan yaşayıp gördüğüm.
Gözün görmediğini kalp unuturmuş.. hadi be demek geliyor içimden.
Göremiyorum,duyamıyorum,hissizleşti sana karşı hislerim Bile.ama unutamıyor kalbim. Bulamıyorum sensizliğe bir çare.

“Elli bir”
BImiyorum ne kadar sürecek bu sensizlik orucu.
Ne kadar sürünecek kalbim sensizliğe.
Ne kadar seveceğim seni,ne kadar da soğuyacak kalbim sana. İçimde bir kadın sana ağlar ne kadar da kurur kalp yaşlarım..

“Elli iki”
Beni kimse anlamıyor adam…Duvarlar suskun.odamda ki aynalar tozlu, kıyafetler buruşuk.anlamıyorlarbeni adam. Gidişinde kaldı anlaşılır yanlarım. Gece gibi olduk ben ve çevremdekiler çiçekler siyah gökyüzü siyah ellerim siyah dünyam siyah renkler de sende kalmış tıpkı kalbim gibi…

“Elli üç”
Rast geldim o kokuya sana denk geldim sanki o an da. Yüreğimi kesti byram byram sen koktum o an. En çok sana yakışan lacivert kazağın bende kalan buram buram sen yıkamaya kıyamadığım laci kazagın içinde seni hayal edip sarılmaya doyamadığım. Çıkardım bugün maziden kazagını canım adamım sığınağım sendin ama şimdi kalakaldım lacinle ben odamdaki sihah köşemde.

“Elli dört”
Sen unut beni boşver dertten başka bir şey değilim aklınına,beyninin bir köşelerine ben sana kıyamam kalbinde zaten değilim olsam gitmezdin biliyorum birakmazdın beni. Sığanacak bir köşen olmasaydı gidemezdin bırakamazdın beni.
Bundan kötüsü gelmez başıma biliyorum. Bundan ders çıkarmalıyım. Bu hikayenin neresindeyim çözmem lazım. Acilen…

“Elli beş”
Kırgın gönlümün sesini duyuramıyorum sana uzaksın biliyorum da çok uaklarda olduğunu bilmiyordum sevgili. Bana olan nefretini,soğukluğunu,bıkmışlık duygunu kaçarak geçirebilirdin ama bukadar uzakta olmana gerek varmıydı?.
Seni sevniyorum deseydin sevemiyorumdeseydin ellere gidiyorum deseydin ne biliyim bir çay içseydik. Sonra kalkardın adım adım giderdin gittini bilirdim gelmeyeceğinı bilirdim sevgili.

“Elli altı”
Sana hapis yaşıyorum şu aralar.sana hapis bakıyorum şu sıralar gökyüzüne. Senle geçen günlerimde hatıralar topluyorum şu aralar. Sensiz kaldığım günler ve hatta günlere. Soluk soluğayım hatırların kovalıyorlar beni. Bırakamıyorum ben seni sevgili uzaklaşamıyorum avuç içlerim yetiyor seni anımsamama.aklımdan çıkmayansın teksin tekilsin hala sevgili. unutmaya çalışsamda sadece ayaşşım şu aralar malesef sevgili. Sayamıyorum sensizlik kokan şişeleri.

“Elli yedi”
Alışamadım gidişinin yarasına. Parmak izlerin kanıyor damarlarımdan.
Saymayı unuttum bir kaç gün oldu dönecek diye avutuyorum aynalara mırıldanıyorm gelecek diye ama biliyorum gelmeyecek diyor aynalardaki yanlız kız sonra diyorum malesef haklıyım.

“Elli sekiz”
Bugünün yarını var sevgili. Değermi bunca yaşnmış zamanını dolmuş günlere.. Hayaller vardı ikimizin aynı olduğu catı,kapı,yastık,terlik..
Ne oldu bunca hayallere yolumuz bu kadar mı? Oysa uzunca bir hayalimiz vardı bizim. Yalan mı? oldu.. çok mu?sürdü.. yoo sana çok geldi bunca şey.

“Elli dokuz”
Bilmiyorum terk edişinin kaçıncı günündeyim.. bilmiyorum bir gidişin vardı neden? Her noktada izlerin var her noktana kadar seni hatırlatan.. bilmiyorum nasıl bir yola girdik girdim.tek bildiğim yokluğunun kördüğümündeyim… bu da beni deli ediyor…sevgili.

“Altmış”
Çektin kapıyıda gittin…
öyle bir gidiştiki gidişin ayak izlerini silmeye dermanım bile kalmadı..sevgili.
Hani hatırla camın buğusuna kalp çizerdik bir yanını sen bir yanını ben sonra birleştirirdik.
Hani çayı ben demler kurabiyeleri sen koyar koyarkende yarısını ısırırdın yarısını bana verirdin.
Hani gömeklerini ütülerdim de giymeye kıyamazďın ütüyü ben yapardım ortalığı sen toplardın.
Hani balkona geçer bir sigara yakardın bana verirdin sonra tekrar yakardın kendine her nefeste gözlerinle haykırırdın sevdiğini.
Hani gecenin bir vakti saçlarımı severdin
Peki ya şimdi…
Hani nerdesin? sevgili.. ne hallere düştüm ne hallerden.

“Altmış bir”
Bugün fark ettimde gelmeyeceksin galiba bana gelmeyeli oldu baya..içimde çocuk bir kadın var bugün farkettim de hala bir umut besliyor gelecek sevgilim diye.. ben hep burdayım senin bıraktığın yerdeyim. Bekliyorum seni öylece.. oturdum köşeme..

“Altmış iki”
Bir bakışın var kaçamak.. Bir de gidişin var kaçarak gidişin…
Elimden kayıp giden bir sen var şimdilerde tam karşımda oturuyor.. cesaretim yok yanına yaklaşmaya ya kaybolursan diye ne yspayım?Aklım başından giittide seni arıyor her tarafta.
Sana kayıyor gözlerim
Kulaklarım srni dinliyor.
Ellerim feryat ediyor Rüzgara.
hissetmek istiyor tenim seni…

“Altmıış üç”
Gündüzün kalabalığı gecenin karanlığından kaçış noktamdın sen gündüze senle karışırdım geceye senle dalardım peki ya sen!şimdi kime gündüzsun kime gece oluverdin kimler sığındı sana kimlere daldın da gelmeyi unuttun sen sevgili! Nerelerdesin?kimdesin kaç günlerdir…

Ne mi oldu rüzgar çarptı. Saçlarımı sakallarından toparladım o kadar bunu daha kaçkere söyleyim her ruzgarda aklıma çarpıyor kalbim acıyor sevgili..

“Altmış dört”
Gözümden ırak sen, yüreğimde sakladığım.
Yüreğimde saklanan sen dünyamı cennet saydığım..
Hata mıydın yosa tanrının gösterdiği bir yol.. bu bir beste değil bir roman ya da bu içim içim deki sen.
Kendimi kanıtlama şeklim..olurda gelirsen bana uğrarsan bize..
okursun içimdekileri kendini okur bilirsin diye.
Sadece dile gelmiş bir kalem… bir gece bir gündüz bir kelime belki bin asırlık tutku..

“Altmış beş’
Yağmur yetmezmiş gibi..
Kar bile yağdı gözümün önünde parmak uçlarımda kalbimi çalan gözlerin nerde sen nerdesin ? Kimsyi görmeye tahamülüm kalmamışken seni sabahtan akaşama kadar izlerim olasydın oysa şimdi bırak akaşamı sabahı günleri altmis beş asır bakardım izlerdim ben seni..
Senin için ölürüm sanma
Ölmek kolay olsagerek
Ben yaşayabilirim
Seni bekleye bekleye
Gelmeyeceğine gelecek diyerek
Yaşarım ben seni .

“Altmış altı”
Gündüzleri herkez yaşar benim zorum,kinim,yangınım,soğukluğum geceye
benim karın ağrım,kalp sancım geceye. Seni benden alan geceye
Seni hatrlatan bir gecenin ortasındayım yine. Çayım var,oturyorum öyle sığindıgım liman misalı köşemde gidişin çarpıyor gözüme aslında tam da görmemiştim bu zifiride.. sen gittin gittinde ben gittiğinle kaldım bu soğuk zifiri gecede. Bugünde ogün gibi.yagıcam bunca şeyin üstüne gündüz geçmesi dileğiyle…

“Altmış yedi”
Bugün secil oğuzun bir kitabında;
“Kimi gün yorgun ağaçlara benzesede düşlerim
Vazgeçemıyorum
Umutlarımı bir çiçek gibi
Göğsüme iliştirmekten”.
Hemen altını çizdim ve not aldım kocaman sonra yapıştırdım bazama hemen karşımda.. sonra devam ettim bana kendimi hatirlatan satırlara.
Ne güzel de demiş seçil ogüz ne güzel anlatnış vazgeçmenin zor olduğunu insanın vazgeçmememk için çabaladığnı altmış yedi kezde denesem vazgeçemiyorum senden nasıl da hatırlattı satırlar seni unmak istemediğimi.

“Altmış sekiz”
“Yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek”.
Sen gelmeyecekisin
Ben bekleyeceğim
Sen unutacaksın
Ben umutlanıcam
Senle ben biryerlerde hep kalacak.
Belki sen rastgele bulacaksın bu kitabı
Belki okuycaksın anlamayacaksın.
Ben hep yazıcam hep okuycam seni.
Anlıycam her seferinde gittini.

“Altmış dokuz”

Ben herşeyi içimde yaşatıp sonlandırmayı alışkanlık haline getirmişim. Okadar alışmışım ki her gün yıkılıpyeniden kalkıyorum her gün.
Her gece daha yorgun,her sabah daha kırgın.. her sensiz günüme bir gün daha katıyorum koşulsuz. Ozluyorum seni hergün.unutabilirmiyim seni bir gün hic bilmiyorum. Her zaman iyi davranması gereken ben değilim. Alttan almak benim görevim değil.kendimi her gün biraz daha değersiz hissediyorum kendimi.her gün daha çok özlüyorum seni.

“Yetmiş”
Sana kitap okuyanı unutma.
Sana kitap alanı..
Sana kitap yazanı aklından çıkarma.
Bu yetmiş günlük bir yas değil, yetmiş asırlık bir dava sanki benim için seni sevip özlemek,özleyip beklemek,bekleyip de gelmedini görmek artık hobim olmuş. Umarım birgün gelirsin..sevgili. ardıma bakıyorum da şöyle bir sensiz geçen yetmiş gün kendime sensizliği yediremediğim yetmişinci gün..

“Yetmiş bir”
Fark edememişim.içimde koskoca bir dağ olmuşsun.
Bır şiir dokunmuşsun tenime…
Ne güzel ki sen buna layıksın.
Çünkü sen içimde abarttığım kadarsın.
Peki şu aralar;eski tozlanmış bir rafta unutulnuş bir kitabın hic okunmamış bir aşk hikayesinin hemen ikinci paragrafında unutulmuş kuru bir çiçek gibiyiz.
Bir çiçek düşün topraktan ayrılır,öldüne mi üzülür? Yoksa sevgiliye hediye olduğunamı sevinir.
Seni bulduğuğuma sevineyim mi? sevgili.
Yoksa.
Kaybettiğime,terkedişine mi üzüleyim sevgili?
Yoksa
yetmiş bir kez unutmaya çalışıp, yetmiş bir kezde umut ettiğimemi?

“Yetmiş iki”
Unutamıyorum diye sinirleniyorum kendime.zira unutmak istemiyorum. Gözlerinde kendime yuva kurmak istiyorum.içinde sonsuza kadar yaşamak gibi hayallerim var.elinle, sesinle,nefesinle hoş geliyorsun bana ama gittin… gıtmesine de hiç hoş olmadi bu bana seviyorum ben seni neden unutmak isteyeyimki sen hep güzel geldin bana ve bir gün geleceksin hem de hoş geleceksin tekrar bana.sana sevgim artarak çoğslacak her gün biraz daha fazla.

“Yetmiş üç”
Gülüşlerin kaç dolunay eder sevgili.
Ayda bir gelir dolunay
Sen ne zaman geleceksin
Dolunayım,sevgilim.

Adresini bilsem keşke.. beni hatırlatacak beni sana tekrar sevdirecek şeyler yollasam sana tekrar dönsen bana.. tekrar otursak eskisi gibi baş başa,diz dize…

“Yetmiş dört”
Sabahın çatlak güneşi çarptı yüzüme uyuya kalmışım köşemde. Yaşıyorum işte buna yaşamak denirse.ve bu yaşamak her seferinde bir umut yetiştiriyor içimde
İcimde belirsiz bir sıkıntı var bu sıkıntının sebebi sen olsan öper başıma koyardım. Ama bu seferki bir başka sancı. Yoksa sana bir şeymi oldu sevgili.
Sakın òyle olmasın öyle bir bakardın bana can olurdun damarlarıma canım olurdun sevgili canım sevgili. Yine geleceksin can olacaksın canan olcaksın bana srvgili.

“Yetmiş beş”
Hep bekledim sevgili..
Akşam olmasını,herkezin huzurlu bir uykuya dalmasını,ayın karanlığı aydınlatmasını,yağmurların içini toprağa dökmesini. Hep bekledim sabahın ilk ışıklarında caddelerden gelen sesleri,parklardaki mutlu çocukların oyun ognamalarını,çicek tohumlarının; azimle,hırsla,sabırla koskoca toprağı geçip gümeşe el sallamalarını hep bekledim..
Ben en çokta seni bekledim sevgili..
Gelişini,bakışını,sesini bekledim..
Yanımda oluşunu gözlerini bekledim sevgili bekliyorumda gelmeyeceğini bilsemde bekliycem sevgili..

“Yetmiş altı”
En çok ne isterim biliyormuun
Sabahın ilk ışıklarında yüzüm yüzüne değsın.
Bakışlarım bakışlarına karışsın.
Saçlarımı sakallarından toparlıyım.
En çok seni isterim.

Ellerim sana dokunsa.
Mutluluktan ağlasam
Diz üçlarım diz uçlarına deyse.
Ne olurdu olsaydın.kokundan öpseydim bir parça..

“Yetmiş yedi”
Hiç bir tene dokunamıyorum senden sonra.. boşluklara sarılır oldum.. ne yaptın sen bize dönde bir ardına ben öldüm asĺında bir selam eksik kaldı şunca zaman. Şunca zamandır yazıyorum seni,sensizliği. Ve yazacağım kalemim bitene kadar.sevgili.

“Yetmiş sekiz”
Bugün sana bir şiir bırakmak istiyorum sana;.
Benden sana hatıra her mısrası…
Aşkın rengi olsa
Gözlerin derdim adam
Aşkın sesi olsa
Dudakların derdim

Aşkın anlamı olsa
Sen derdim
Bende ki sen derdim
Aşk yüzlü adamım

Ömrümün aşk rengi
Ömrümün aşk sesi
Ömrümün anlamı aşk
Aşk yüzlü adamım Sen yeterki bana dön sevmesende olur sevgili

“Yetmiş dokuz”
Yine uyandım yine yoksun…
Nerdesin, kimdesin… sen nesin?
Dert mi çile mi… nesin sen sevgili…
Yanmaya canım kalmadı benim .
Herkez bir telaş içerisinde benden başkası üzülüyor halime. Canıma gidiyor bu olaylar bu gidişin aynaya bakamıyorum nerde diyorum nerde kokusunda öptüğüm adam.. gözüm benden bıkmış bir baktım dedim kendi kendime bir dahs yağmasın yağmur kurusun göz uçlarım.

“Seksen”
Attığım her adımda aklımdasın… her yerdedin seksen günündeyim yokluğunun sensizlik yolunda sekiyorum gittin kalmadın adımı da anmıyorsun hıçkırık bile tutmuyor.. bu nasıl iş inan bilmiyorum..

“Seksen bir”
Delirdim ben..
. saç tellerimde bile sen varsın her tarayışımda sen dökülüyorsun tel teloysa önceleri dökülmezdi saçlarım…
Seni özlüyor saçlarım belliki ellerim tenim kalbim gibi…
Çektin kapıyı öylece gittin
Öylece gittin sevgili.
Bıraktın öylece herşeyi.
Herşey olmuştun oysa
Bana
Herşeyi aldın kalbimi bıraktın
Bana
Öylece gittin sevgili..

“Seksen iki”
Sevdan sarmadı beni. Ayaz vurdu aşkımıza buz tuttu kalbimiz. Bana güneş çarptı da eritti ya sen ayazlarda kaldın be sevgili..
Yine de .utlu ol sevgili ben senin yerine de üzülüyorum …. yanıyorum sevgili.

“Seksen üç”
Diyorya biŕ sanatçı..
“Seni yaşatacak neler var neler”
Ayrıldık mı? Ayrı mı ? Kaldık.. teselli edecek mi bunca geçen zaman…
Ama yine de gözlerin gözlerime bakınca hallolur her şey.. ben beklerim seni gelene kadsr sen bana yaşarım seni yaşayacaklarım seni bile aşar seni senden daha çok tanıyan bir kadınım ben.
Daha yirmi birinde bir kadın.

“Seksen dört”
Ömür kısa..seni görememektan korkuyorum.. dsha kaç basamak var sana kaç adımda bulurum. Kaç adımda soğur yangınım. Sevgim değişiyor sinirleniyorum sana bakıyorum resimlere.. daha yirmimde sevmişim seni bukadar çabuk bir zaman da herşeyim olmuşsun ömür kısa yirmi birinde bir kadın oldum ben sen hala yoksun…

“Seksen beş”
“Seni anlatıyor diye katladığım çok sayfa var kitaplarım da”.
Ne kadar da dolu bir söz üzerine koymuyorum birşey. Bana düşen katlamak bu kitabın her yanını…

“Seksen altı”
Vazgeçişinle öldüm ben.
Vazgeçişinle kırıldım..
Biliyormusun senin koşeyi dönüp gelmediğin her gün. Başka yanıyor canım.kalbime oturdu yanlızlığım.
Mart geldi sen yoksun hala nerdesin sevgilj kimdesin..

“Seksen yedi”
“Nankördür aşk ilk aşkı unutamazsa insan sonu yaşayabilir mi?”
İlkindim ben senin.ilk gözlerim değmişti gözlerine.ellerim dokunmuştü goğüs kafesine.ilk birlikte ıslanmıştık nisan yağmurlarında ilk birlikte uyumuştuk aynı yastıkta. Bugün anladım ben bu gün nankörmüş senin aşkın ilkindim ben sonu belli degıl hiçbir şeyin..

“Seksen sekiz”
Gözüme çarpmıştı… ve altını çizdim kalınca..
“Herkezin bir aynası olmalı
Olmalı ki
Neye dönüştügünü görebilsin.”

Kalktım attım kendimi dışarıya gözüme çarpan tüm aynları aldım
Mutvaktan tut balkona kadar doldurdum her yani. Ama bakmaya çekiniyorum ya kendimi tanıyamazsam diye.
Sen ne yaptın bana sevgili ne yaptn..

“Seksen dokuz”
Sen gittin ben harf harf dağıldım.. dökülüyor günden güne noktalarım..
Harflerim yamuk, cümlelerim devrik,mürekkebim soluk soluk.. sana yazmaktan sen oldum ben daha çok.. sen olsan belki güzel bakardım etrafa güzel görürdüm baktığımı.. mesafemiz ne kadar bilemem belki gülerek girip ağlayarak çıktığım koların kadar dır.. ağlasam da ben olsun ben seni seviyorum sen de bırak herşeyi beni sev ne olur ki ? Sevgili..

“Doksan”
Pencerem yine siyaha boyadı kendini böyle kalbime daha çok benzedi..
Daha çok darladı zifiri içimi. Şöyle bir bakıyorum etrafa ağaçta dal oynamıyor nisan bitti bende rüzgar bekliyorum… içim zannetim sokakları yel esiyor zannetim kalbim gibi. Dalda ki ysprak benden mutlu neden mi ? biliyor çünkü çiceğinin her sene bu mevsimde geleceğini dalları birlikte saracaklarını biliyor.. bu gecenin karanlığına perde çektim peki içimin karanlığıyla nasıl başa çıkacağım. Ne sen geliyorsun ne de bir haberin.
Neyse bu gecede geleceğin yok öpeceğin de yok ben yatıyorum..

“Doksan bir”
Bu acıyı doksan bir gündür çekiyorum taşıyorun omuzlarımda.
Ezildim çırpınışlarım boşa istemiyorum ki seni unutmayı insan davasından vaz geçer mi?
Şimdi sen söyle bana kaç saatini aldı?beni unutmak.

“Doksan iki”
Kalbim bir daha ısınmaz diye çok korkuyorum. Kalbimin ayazında üşüyor parmak uçlarım bir başkası ısıtır mı beni bir daha düşüncesi bencillik olur mu acaba ihanet etmiş olumuyum kalbimdeki sana. Koskoca beni Terk edip giden sana ayıp olurum sevgili..

“Doksan üç”
Zaman ilerliyor devam ediyor, benden bağımsız..ben durup izliyorum sadece.sanki değişmiyorim hiç hergün seni sensiz seviyorum sadece ama kendimide tanımıyorum. Geçmişi unuttum aslında sadece acılarım taze hissetiklerim taze,uzun soluklu duygulurum. Hayaf var tabi birde oda ilerliyor hergün bende içindeyim ama kendimden bulamıyorum hiç bir şey.bastığım toprak benim değil sanki yaşadığımı sorguluyorum günlerdir.

“Doksan dört”
Cezmi Ersöz’den bir dörtlük tamamladı bugün sana yazacaklarımı..
Ben yine de vazgeçemedim seni sevmekten.
Eskisi gibi değil ama
Biraz buruk, biraz küs, biraz sitemkar.

“Doksan beş”
Konu sen olunca duvarlar üzerime geliyor, kalbim tekliyor. Sana aşık saç uçlarım tek tek kırıldı..omuzlarıma batıyor.
Cumle cümle yazmak seni bir çırpıda silmek saatlerce oturup bir cümle yazmak sana herşeyi açıklayan net bir cümle koymak ortaya ne kadar da zor..
Sevmek yanlız sevmek ne hallerden ne hallere düşmek.
Beklemek nekadar zor gelmeyeceğine emin olmak
Terk edilip ayrı kalmak zor sevgili..

“Doksan altı”
Hiç hatırlamıyormusun beni? Hıç düşüyorm mu anılar aklına? Çalmıyormu şarkılarımıź sabaha kadar içtimiz çayı bıraktınmı yoksa bırakma sakın beni hatrlatsın sana her bardak.

“Doksan yedi”
Gel be adam gelme adam ihtiyacım vardı sana..olsaydın farkında, farklı olurdu belki herşey.
Belki birgün özlersin sen istemesende ayakların yollara düşürür seni. Değişmedim hiç bir şeyi senin aksine herşeyim eskusi gibi benden başka herşey bildiğın gibi sevgili..

“Doksan sekiz”

Bundan kötüsü gelemez başıma…kilometreler var sanki aramızda. Oysa santim bile yok ruhlarımızın arasında.
Yazarken bütün tramvalardan sıyrılıyorum.
Çok yanlızım
Keşke yazmaya hiç başlamasaydım
Keşke bakışlarınla gülüşünü
bana bıraksaydın…

“Doksan dokuz”

“Bazı insanlar yağmuru hisseder bazıları ise sadece ıslanır.”
Sen gitmekle hata ettin, beni kendine bağladın.. öylece gittin.
Oysa ben seni hem hissetim hemde sevdim,yaşadım ben seni kendime can ettim ..
Sen se sadece gittin sevgili beni sadece terkettin…

“Yüz”
Senin için uğruna ölmek istedim ben hep.nasıl olursa yaşamaya görmeye hazırdım.ihtiyaç olmuştun yaşamak için bana.
Ama sen sana ihtiyaç duyduğumu bile bile öylece gittin. Sen uğründa yüz yıllık değil yüz günlük uzülecek bir adam bile değilmışsin ama ben sen değilim işte bir yüz yıl daha bırakamam kalbimdeki seni.

“Yüz bir”
Ölmek nedir ölmek nefes alıp vermenin sonlanmasımı…
Ölmek bu değildir. Bazen yaşayan insanlarıda öldürürüz içimizde.
Gömeriz kalbimizin en hücra köşesine.
Biz uğurlamak istemesekte hep gidenler olur kalbimizden.
Alışmak düşer bize sadece.

“Yüz iki”
Aynı yemekleri yerdirk,aynı filmleri izler,aynı renkleri severdik,aynı şarkıları dinlerdik,aynı kitapları okurduk biz.
Biz ayrıldık artık..
Şimdilerde yemek yesem,kitap okusam,bir şarkı açsam diyorum sen geliyorsun aklıma unutmam gerek artık bunları eskidendi demem gerek
Çünkü
Biz ayrıldık artık…

“Yüz üç”
Sen yağmurları dinmeyen bir adamdın ben ise bunca yağmurunda çürüyen bir çiçek tohumu. Biz bu kadarız. Bizden ne şiir olur ne roman bizden olsa olsa gerçekleşmeyecek bir masal olur..

“Yüz dört”
Git desem faydası olurmuydu. Kal deseydim. Yan yana olamasakta yakınımda ol deseydim demeye ramak kalmıştı gittin aldın da başını hatırladım da çay bile içememiştik diz dize.. el bile sallayamamıştım gidişine.

“Yüz beş”

Yüz beş gün nedir ki unuturum gider. Yüz beş nedir elim yüzüm değişmiş. Kalbim bayatlmaış,ruhum sararmış.
Yüz beş gün nedir ki ne olacak sanki…
Daha ne kadar sürecek bu acı alıştım sanki acılardan korkmuyorum her seferinde daha ne olabilirki diyorum.
Yüz beş gün ne olacak sanki. Alt tarafı içimde mutluluk diye bir şey kalmadı.

“Yüz altı”
Yıldızları her izlediğimde yanımda olurmusun..
Vazgeçmeyi denedim yüz altı kez bak olmuyor…
Ben seni senin kadar basitleştiremiyorum. Özür dilerim sevgili.
Özür dilerim yüz altı kez..

“Yüz yedi”
Gözlerim hangi renk diye sorsalar her renk derim..
Bazen kahverengi bazen yeşil seni özleyince karanlık.
Hep düşünüyorum seni bak damladı gözümden bir kaç göz yaşı uzgünüm hastalıklı bir duygu sana harcadığım..

“Yüz sekiz”
Ne zaman üzgün olsam kırgın olsam moralim bozulsa çıkıp sana gelirdim… şimdilerde sana kırgın,üzgünüm sana. Sana bozuk moralim. Ne yapayım ben şimdi çıkıpta kime gideyim kimin omuzlarına açayım derdimi.
Ben ne olmuşum böyle yanlız,hiç,acınası. Seninle derdim çok sevgili.

“Yüz dokuz”
Beş yaşında çocuk gibiydim seninleyken. Dünyaların benim olmasına güzel gözlerin yetiyordu.sen gidince acı gerçekler olgunlaştırdı beni malesef..
Keşke şuan salıncakta sallanan çocuk olarak kalsaydım.
Keşkeler olgunlaştırdı beni. İçimdeki çocuğu keşkeler yolcu etti maziye…
Benim sevilmeye ihtiyacım var ne olacak şimdi.

“Yüz on”
“Güzel olan her şey bir rüya”.
Bundan yüz on gün önce uyandım ben bu rüyadan. Yüz on günde keşke dedim ben hep keşke kendimden çaldım yüz on gün boyunca.
Unutayım dedim yüz on kere unutamadım.
Belki gelir dedim yoksun.. gözlerim yolda ķoşeden çıkacak diyorum yüz on gündür en az yüz on kez yokluyorum köşeyi ne gelen var nede sen.

“Yüz on bir”
Hayatta aldığım en büyük derste ney biliyormusun..
Hiçbir şeyin tek taraflı yürümeyeceği. “Özlediğim biri var ama yapacak bir şeyim yok” ne yapayım özlemiyorsun beni.
Ben kalbimi de aklımıda nereye koyacağım bilmiyorum artık.

“Yüz on iki”
“Günler geçse de dünler geçmez”
O kadar çok çizmişimki altını… aklım bulanık tabi kalbim karmakarışık.. kapandım dört duvara deluriyorim galiba ben.
Bazen geçti,bitti diyorum. Hazırım diyorim. Giyiniyorum sürüp sürüştüryorum kapıya dokunuyorum sonra damlalar elmacık kemiklerimde süzülüyor geri dönüyorum yutkuna yutkuna ben beceremiyorum seni aklımdan çıkarmayı.

“Yüz on üç”
Yürüyen ölünün biriyim.
Hergün birgün gidiyor
Ömrümden
Dizlerim tutmuyor
Yüklenmişim sensizliği
Ne yapsam olmuyor
Uyusam geçmiyor
Kalksam geçmiyor
Hergün daha çok eriyorum
Sensizliğin altında
Gömülüyorum.
Birgün uğraman dileğiyle gömüldüğüm yere..

“Yüz on dört”
Ben en çok kendimi severdim on dokuzumda en çok kendim vardı…
Peki yirmimde sen oldum ben kendimden uzaklaştım adım adım terk ettim kendimi.
Tabi bu en büyük hatamdı canımı kendi ellerimle ateş vedim. Bu düpe düz suikasttı kendime uygalıdığım ulu orta göz göre göre…

“Yüz on beş”
Hayal ettim de güzel günler gelir mi? Görürmüyüm eski dostumu. Eskiden bir ben vardım birde reklamlara konu olan gülüşüm vardı…
Senleyleken donmaya hazır olan ben gidişinle yanıp tutşuyorum.
Gelde söndür yaktığın beni..

“Yüz on altı”
Yazmaz oldu kalemim.. kalem bile anladı gelmeyeceğini ama kalbim anlamıyor. Bekliyorum gelmesende ben yazıyorum sen sevmesende ben seviyorum ikimizin yerinede. Sen merak etme sevgili.

“Yüz on yedi”
Sesin kulağımda,yüzün aklımda..
Ama kokun sinmiyor birtürlü canıma.
Canım sıkılıyor sonra.. gelmeyeceksin diye ödüm kopuyor sevgili…
Herkeze,herşeye inat gelecek diyorum hala..
Gel gelde canım sıkılmasın birdaha ödüm kopmasın sevgili.

“Yüz on sekiz”
Gök yağdı yine bu gece ben kuru kaldım
Ateş gibi buz,ne bu güz? Sende ki.
Nisandayız.. ne bu tavır? Sende ki.
Nerdeyiz biz rüyadayız telleri kopmuş kalp tozlarım dökülmüş bu defterin arasındayız artık..
Dokunduk biz o saf aşka yıkldı taşları artık
ben direnendim hep sen ise direten bitti pes ettim ben de artık…
Kimbilir hangi rafta çürüyecek saf aşkımız…

“Yüz on dokuz”
Nedense bugünlerde üzerime geliyorlar önümde duruyorlar hep arkamda ses soluk yok hep karanlıkta bir yanım..
Oysa önceleri bize gelirlerdi nebilim çaya kahfeye şimdileri ise üzerime geliyolar.. boğuldumla kalıyorum birde altlarda kalmalarımla..

“Yüz yirmi”
“Öyle biriyle birlikte olunki size kızgın kalamasın.sizinle konuşmaya doyamasın ve sizi kaybetmekten korksun.”
Öyle biriyle birlikte oldum ki öylece kalakaldım
Öyle biriyle birlikte oldum ki olmayacak dediğim ne varsa yaşandı.
Öyle biriyle birlikte oldum ki öylesine oldum hayatında sadece.
Öyle biriyle birlikte oldum ki yıprandım hata ettim.
Siz böyle biriyle olmayın.

“Yüz yirmi bir”
“Güzel sevmek çok sevmekten yüzlerce adım ötede güzel seviliyorsun.”
Bende güzel sevdim kötü bitti… çekip gittin neden soramadım bile.
Kafamda kurdum günlerce acaba dedim acaba ne yaptım kafamı kurcalayan sorular saçlarıma dolaştı da gıkımı çıkarmadım.
İçimden bir ses diyor ki gelecek eninde sonunda dokunacak hayatıma. İş işten aşk benden geçmez umarım başka ne diyim.

“Yüz yirmi iki”
Gecenin bilmem kaçı… saatlerle aram yok bugünlerde…
Arayanım,soranımda yok…
Bir seni düşünüyorum bir de kendimi. Gece gece olalı böylesi düşüncelere şahit olmamıştır.
Bu karanlık ne zaman geçecek.. ne zaman aydınlanacak dünyam.

“Yüz yirmi üç”
Sokaklara attım bugün kendimi.sadece yürüdüm. Yollara bıraktım bütün ağırlımı.
Hayallerimi yolcu ettim yollara ve anılarımı gömdüm her adımda taşaların arasına sıkıştırdım hatıraları. Küçük bir çocuk gibi kuş olmak istedim kuş gibi uçmak;birde kuşbakışı görmek istedim kendimi.kafamda bitirdim galiba seni ama olmuyor işte kalbimde,içerden bir yerlerden sen taşıyorsun her fırsatta.

“Yüz yirmi dört”
Yastayım bundan tam yüz yirmi dört gün önce başladı bu hastalık.
Ne geldiyse başıma tam da yüz yirmi dört gün önce geldi.
Yastayım iki gözüm yaşta gözüm. Yüz yirmi dört gündür. Sensizlik karışmış coktan içimde.
Dolaşıyor tam yüz yirmi dört gündür. Saydım tamda yüz yirmi dört gün olmuş gelmeyişinin ardından.
Arada bir urasan ne olur?sonra istersen gidersin yine.

“Yüz yirmi beş”
Yağan yağmura inat çıkan güneşi bilirmisiniz. İşte bende güneş misali..
Güneşle kendimi bir tutmamada bakın onun inadı gökkuşağıni yola getirdi. Benim inadım sana bile uğramıyor. Ama olsun her gün seni kaybettimi bile bile uyansamda seni görecğim diye diye uyuya kalacağım her akşam üstü… bende böyle seviyorum işte belki fark edeceksin sende birgün…

“Yüz yirmi altı”
Nasır tutmuş kalbin var senin sevgili.
Taş olmuşsun sen sevgili.
Ben ne desem boş be sevgili.
Arasam yok yazsam yok
Sen yok olmuşsun sevgili.

Nasır tutmuş kalbin var senin sevgili.
Sardım seni geçmişe.
Koydum önüme.
Yok oldun sevgili.
Baktım da şöyle geçmişe
Hiç olmuşuz biz şimdilerde.
Öylece sana yazılmış bir şiiri belki bir köşede okuyacaksın belki bir radyoda duyacaksın kim bilir belkide çok seveceksin belkide kıskanacaksın bilmeyeceksin sana yazıldını..
Neyse bugünde gelmedin ben yatıyorum.

“Yüz yirmi yedi”
Ellerim avuçlarında kaldı. Ellerimi geri ver..
Gözlerim zaten gözlerinde bırak geri.
Takılı kalmış tokam bileğinde çıkar hemen.
Üçbeş kıyafetlerim çöpe at bir zahmet.
Kurtul ben geçen her şeyden..
Sar sarmama geçmişimizi bana yolla özledikçe bakarım boy boy.

“Yüz yirmi sekiz”

Dokunmuyorum artık böyle kalsın yanlızlık her gün biraz biraz çoğalsın içimde…
Vurdumduymaz bir sevgi bu karşılıksız bela gibi.
Dokunmuyorum böyle kalsın yanlızlık.
Yanlızlık yazılmış alın yazıma.
Bıraktım kalsın sevgin silmiyorum.
Benden sonra okusunlar kalsın gelecektekilere okusunlar nasıl sevilmiş desinler.

“Yüz yirmi dokuz”
Seviyorum dedim…
Hatırladımda bugün. Seviyorum seni dediğim günü..
Yakınlaşmak nefesine,yakından hissetmek tenini. Gözlerinde okumak türlerce aşk şiirleri.
İlk defa böylesi hayran hissetmek.. düşünürken bile mutlu olmak..kalp yanarken bile seviyorum seni hala demek.
İlk defa olan şeylerin ilkindeyim hala baktığım yerdesin durduğum yerdesin durduğum yerden seviyorum seni başka türlüsü gelmiyor elimden ben hala seviyorum seni.

“Yüz otuz”
Gözlerinin karasından çalmışım bahtıma…
Sen gitmişsin de benden ben karaları bağlamışım ömrümün ucuna her rüzgarda biraz daha yanmış gönlüm.
Dört mevsim çiçek açan gönlüm gözlerinin karasına kaçmış. Her bakışında karalarım karalanmış saçlarımın kırıklarını geçtim geçtim de sakalların ömrüme batışına dargın kalmışım ben sevgili.
Başka hiç bir şey umruma takılmamış…

“Yüz otuz bir”
Hatırlamak mı zor yoksa unutmak mı?
Ne zaman unutacağım seni.
Yada ne zaman hatırlayacaksın beni…

“Yüz otuz iki”
ve sonrası mı herkez gibi sende gittin ardında hiç sönmeyecek her geçen
gun daha çok yanacak bir ates bıraktın yuz otuz iki gündür yanıyor ateşin
yasta kalbim yüz otuz iki gündür. sordum canı çok yanıyor.kalbimin yazık bana kalbimdeki sana.

“Yüz otuz üç”
Senden sonra ölmeyi bile beceremiyorum. Gelde uslansın kalbim. Dinsin ağrılarım. Gel ki çiçeklensin bahçelerim. Hayat bana hep ters geldi. Kaderime küskünüm zaten birde sana küsmeyim çık gel kaderim oluverde belki barışırım kaderimele.gel ki düzene girsin hayatım.

“Yüz otuz dört”
Sana düştüm her seferinde
Kırılacağımı bile bile
Öleceğimi bile bile sana vuruldum
Sana düştüm hep
Seni sevdim ben.
Sen terk ettin ben sana vuruldum
Sen kaçtın ben sana düştüm
Seni sevdim ben hep.

“Yüz otuz beş”
Çocuk say beni. Durmadan sar sarmala beni. Gel gururu bırak ne de çok seversin sen beni aslında gel sen bırak herşeyi gel sen sevgili.

“Yüz otuz altı”
Belki bir gün gelirsin benim hala umudum var. Belki birgün aynı pencereden bakarız kainatta. Birgün belki kötü köşelerden çıkar karşılaşırız. Benim hala umudum var. Kendime sen lazım benim umudum var biliyorum ki sana da ben lazım. Belki birgün gökyüzüne birlikte bakarız. Benim umudum var belki bir gün tekrar bakışırız.

“Yüz otuz yedi”
Gece düştü yine kalbime. Karalandı ruhum. Çıkmış sokak başında bir sen arıyor.yüz otuz yedi gün önce kaybetmiş ti ruhum seni .Uzun gecelerde senin etkinde dönüyor başım. Yüz otuz yedi gün önce kaybettim seni. Yazdığım heceler var sana dair bir tek elimde seni kaybettim sevgili. Bulmam dileğiyle.

“Yüz otuz sekiz”
Dünyaya kapattım bu gece pencerelerimi. Ben güçlü biriydim. Yıkıldım sende. Iyiydim senden önc 7kmk ne olacak…

“Yüz otuz dokuz”
Az biraz huzur duyma hissi sana bakmak. Oldukça huzursuzum şu sıralar adam. Fotoğraflarına bile bakamıyorm belki az biraz unuturum seni diye. Ne kadarda çaresizim ne kadar da acınası.

“Yüz kırk”
İçimde bir parçasın! Ne kopuyor ne ölüyorsun… Hastalıklı bir duygusun sen… baştan ayağa zehirlemişsin beni.Sanki!

“Yüz kırk bir”
Sana olan kırgınlığım oyuncağı kırılmış çocuğun nefreti kadar.
Tekrar düzelemem eskiye dair kalmadi bende hic birşey lakin azıcık gelesen kırıların dallarım az batar ömür uçlarıma sevgili.

“Yüz kırk iki “
Eyy! Gönlümü buza çeviren adam…sana olan sevdam sana olan yangınım kar taneleri kadar.
Gittin de ne oldu sanki karla karışık gönlümü buza çeviriverdin. Oysa yanmaya hazırdı gönlüm sana.
Bilmem ki bilir misin her bakışınde her adımında başka yanar gönlüm.

“Yüz kırk üç”
Bilmem kaç yüz takıldı gözlerine kim bilir kaç tene kaçamak oldu gecelerin.
Nefes almamak değil de nefes almak yakıyor canımı her solukta canıma karışıyor sensizlik. Dinmeyen yangınların ortasında dinmeyen dumanlarımla boğuşuyorum camlarıma siğişmiş dumanlarımdan kararmış dünyam. Kavuşmayı özledim ey sevgiden mahrum bırakan adam…
Az bir şey ellerimden tutsan hani içime çeksem gökyüzünü sonra denizleri en çokta seni çeksem. Artık Nefes almaktan zevk almak istiyorum eyy. Adam..

“Yüz kırk dört”
Beni biraz bulsana sevgili. Ansızın sesiz yavaş..
Bul beni ıssız sessiz dokun bana bak bana uzun uzun…
Biraz sev beni az az bir ömre pay et beni bende ol bir ömür kabul sevgili kabul beni biraz biraz harca sevgili.

“Yüz kırk beş”
Bak sana bir müjdem var sevgili!BEN unutmaya karar verdim! Artık ileriye bakıyorum. Sen yok artık sensiz ben yok ben unutuyorum artık seni deli divane yok artık. Gri bulutların ardındaki güneşi çaldım da öyle başladım bugüne sana ağlayan sana söylenen yok artık. Güne başlamanın heycanı bugün yeni doğmuş gibi hissetmek duygusu ilk defa hatırladım bu sabah gülünce daha güzel olduğumu. Sen olan herşeyi çöpe atmakla başladım güne adına yazılan mektuplar adınla başlayan şiirler yanmakta gökyüzüne karıştı külleri. Sana bir müjdem var sevgili BEN unutmaya karar verdim. Seni bizi unutmaya karar verişimin adımlarını atıyorum bugün üstelik hızlı, mutlu,özgür…

Tags:
Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2021 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account