215428868-256-k814174

Bölüm ꧁1꧂Pamir Kala

***

Gözlerim kapalı, çaldığım parça yüreğime dokunurken, akıttığım göz yaşlarım Kemanıma damlıyordu. Arada gözümü açtığımda, insanların karınca gibi hızlı hızlı geçtiklerini görüyorum.

Tek dinleyicim olan, mendil satan on iki yaşlarında bir çocuk. Arada keman çantama atılan paralar. Kişiye özel çaldığımdan değil, kendime özel çaldığımdan bu yüzden bitmek bilmeyen göz yaşları.

Çocukken babamın doğum günümde hediye ettiği, bu kemanla yazıldı kaderim. Çok küçük yaşlarda çalmayı öğreti babam bana. Kırmadım onu çaldım, her bir notasını ezberledim. Beste yapardı babam çalmam için. Bu yüzdendir adımı Beste koyması.

Beste’m güzel kızım, umarım hayallerimizi gerçekleştirirsin.” Hayalimdi en çok da babamın hayali. Keman çalarak çok ünlü bir orkestra takımında çalmaktı hayallerimiz. Lakin babamı kaybettiğimden beri orkestra takımı hayal oldu. “Huzur içinde yat babacığım hayallerimizi gerçekleştireceğim. Söz veriyorum”

Bileğimde ki saatin alarmı kulaklarıma ulaştığında, çaldığım parçayı son verdiğimde, göz yaşlarım da parça gibi son buldu. Kemanı mı çantasına koymadan önce, içinde ki beş, on TL ve kuruşları aldığım gibi cebime sıkıştırdım. Keman çantamı kucakladığım gibi, yola koyuldum. Nereye gideceğimi biliyordum, gitmek istemesem bile ayaklarıma yön veren ben değildim, ilerliyordum.

Karşı caddede durduğum da, büyük ezbere bildiğim yazıyı okudum KALA HOLDİNG. Bileğimde ki saate baktığımda, “Birkaç dakika daha” diye mırıldandım. Her gün aynı saate çıkardı nereye gittiğini bilmiyordum. Takip etme gibi bir dürtü içimde dolaşsa da, bu kadar ileri gitmemek için dizginledim kendimi.

Birkaç dakika bekledikten sonra, holding büyük kapısından birkaç korumayla çıktığını gördüm. İşte geliyordu üzerinde ki siyah takım taktığı siyah gözlük. Pamir Kala. Genç yakışıklı ünlü iş adamı. Kalbim hızla çarptığında soluğum kesiliyordu. Üç ay önce göz yaşlarımı azda olsa azaltan adam.

ÜÇ AY ÖNCE

Orkestra takımının bulunduğu, büyük binaya geldiğimde, elimde ki keman ve katılım belgesini sıkı sıkıya tutuyordum. Yağmurdan ıslanan parçalarımı ve saçlarımı umursamadan hayallerime adım atım.

İçeri girdiğimde, masa başında oturan adama yöneldim. “Bakar mısınız?” Adam yorgun bir suratla bana baktı.

“Evet, ne istemiştiniz?” Giderek kucağımda ki keman çantama daha çok sarıldım. Gergin olduğum belliydi, ve ben keman çantama sığınıyordum.

Cevap vermeden elimde ki katılım belgesini adama uzattım. Adam bana üst katı tarif ettiğinde asansör yerine merdivenleri kullandım. Bir çok fobim vardı benim. Asansör gibi insanlara yakın olmama gibi.

Tarif edildiği yere geldiğimde, kapıyı yavaşça aralayarak içeri girdim. Benim girmemle öğrenciler çalmayı bırakmıştı. m gözler bana döndüğünde aldığım derin nefesi bıraktım, şef bildiğim adama doğru ilerledim.

Geniş bir mesafeden katılım belgesini uzattığım da incelemeye başlamıştı. “Nerede eğitim aldın?” Sorusu sorulduğunda, hala gergin bir şekilde keman çantamı sıkı sıkıya tutuyordum.

“Ben… Ben hiç bir yerde. Babam çalmayı öğretti” dediğimde kağıdımı tutan Şef gülmeye başladı. Diğer öğrencilere baktığında.

“Çocuklar görüyor musunuz babası çalmayı öğretmiş ve bize katılmak istiyor” iki kişi hariç herkes tek bir ağızdan gülmeye başladı. Gözlerimin yavaş yavaş nemlendiğini hissettim. Tekrar bana baktığında, gülmeye son verip konuşmaya başladı.

“Sen benimle dalga mı geçiyorsun. Bu takıma girmek için çok iyi eğitim görmüş öğrenciler var ve sen sadece babandan gördüğün eğitime eğitim deyip bu takıma mı katılmak istiyorsun. Kılık kıyafetine bakılırsa dilenci gibi bir halin var” giderek gülmeler kahkahaya karıştı. Tutamadığım göz yaşlarım akmaya başladı.

“Ben..” dediğimde boğazım düğümlendi, konuşamadım. Ablam insanlar acımasızdır derdi ve karşımda ki şef canlı kanıtıydı.

“Yeter” dediğinde herkes susmuştu. “Çık dışarı değerli vaktimi senin için harcayamam. Başka kapıda dilencilik yap!” Katılım belgemi yüzüme fırlatmıştıYığıldığımı güçsüz olduğumu göstermeden elimin tersiyle göz yaşlarımı sildiğim de, yerde ki belgelerimi topladım.

“Şef bu kadar acımasız olmayın” genç bir adamın sesini duyduğumda ona doğru baktım. Elinde keman vardı, bu takımda keman çaldığı belliydi.

“Kes sesini Eymen. Bu kızın yerinde sen de olabilirdin. Ailenin hatırı için buradasın. Nereden geldiğini unutma!” Genç adam sustuğunda, yere dağılan kağıtlarımı toplamaya koyuldum. Yanıma bir kız geldiğinde toplamama yardımcı olmuştu.

Çıkış kapısına kadar eşlik etmişti bana. “Şefin kusuruna bakma sert bir adamdır” demişti. Sert olmanın yanı sıra çok acımasız bir adamdı.

Kafamı sallamakla yetinmiştim. Akmasını istemediğim yaşlar rızam olmadan akıyordu. “Ne zamandan beri çalıyorsun?” Sıcacık bir gülümsemesi vardı. Sanki uzun süredir arkadaşımmış gibi hissettim.

“Çocukluğumdan beri çalıyorum” elini omuzuma atmak istediğinde, kendimi geri çekmiştim. Çok fazla yakınlık kuramıyordum kimseyle. Şaşkın bir ifadeyle elini çektiğinde, hızlı toparladı.

“A, pardon kendimi tanıtmadım Masal,” adını söylediğinde elini uzattı. Fobim olduğu için elini havada bırakmak zorunda kalmıştım.

“Beste” dediğimde gülümsedi. Acaba benim gibi keman mı çalıyor diye düşündüğümde, aklımı okumuş gibi ne çaldığını söylemişti.

“Sen keman mı çalıyorsun? Ne güzel bende piyano çalıyorum.” Dediğinde onun gibi hafif gülümsedim.

“Abi, buradayım” arkama bakıp seslendiği de işte onu gördüğüm ilk andı Pamir. Yanımıza yaklaştığında Masalın kafasına bir öpücük kondurmuştu.

N’aber ufaklık” Masal kollarını doladığı abisinin belinden ayrılıp sinirle koluna vurmuştu.

“Bana ufaklık demeyi keser misin utanıyorum” kardeşinin saçlarını karıştırıp gülmüştü. Gülmesi içime işlemişti ve tuhaf bir biçimde gözlerimi alamıyordum ondan.

“Abi, bu arkadaşım Beste, kendisi keman çalıyor” abisi bana baktığında elini uzatmıştı kardeşi gibi.

“Pamir,” dediğinde kalbime adının temeli atılmıştı ve benim bundan haberim bile yoktu. Yine elini havada bırakmıştım. Giderek keman çantama daha da sıkı sarılmıştım kucağımda parçalanma riski yüksek gibiydi.

Pamir’in gece karası gözlerinde gördüğüm ışıltı, boğazımı düğüm düğüm yapmıştı. Adını söyleyişi bile bir melodi gibi gelmişti kulağıma.

“Ama bizim takımda çalamayacak, şef çok kötü da-” Masal az önce yaşananları tekrar hatırlatınca, gözlerim doldu ve abisinin bunu duymasını istememiştim.

“Ben artık gidiyim tanıştığıma memnun oldum” der demez arkamı dönüp ilerlemiştim. Konuşmalarını bile beklemeden büyük adımlarla uzaklaştım.

Kendimi dışarı atığım gibi, derin derin nefes almaya başladım. Her zaman keman çaldığım caddeye gelmiştim. Kemanımı çantasından çıkarıp boynuma hizaladığım gibi çalmaya başladım.

Ezbere bildiğim fon müziklerini çaldığımda, gözlerimi kapatıp sessizce akıtmasına izin verdim. “Başka kapıda dilencilik yap!” demesi kafamda daireler çizmişti. Yaklaşık yarım saat durmadan keman çalmış, şefin dediklerini düşünür olmuştum.

Gözlerimi açtığımda Pamir, karşımda beni izliyordu. Olduğum yerde irkilmiştim. Gözlerine dalıp gitmemek için kafamı önüme eğmiştim.

“Çok güzel çalıyorsun etkilendim” demesi bakışlarımı geri o gece karası bakışlara bırakmıştı kendini. Etkilenmişti ilk defa biri güzel çaldığımı böyle dile getirmişti. Hala cevap vermediğimin farkına varınca boğazımı temizledim.

“Teşekkür ederim,” keman çantamın içinde ki kuruşları almadan, kemanı yerleştirdiğim gibi kucağıma almıştım. Pamir, beni pür dikkat izlediğinde, içimi bir ürperti sarmadı değil. Benimi takip etmişti.

Ayağa kalkıp başımla onayladım. Ondan uzaklaşıp evime doğru ilerliyor bir yandan arkama dönüp bakıyordum. Üzerinde ki siyah takım çok güzel durmuş, çekici bir hava katmıştı. Bunları düşünmem canımı sıkarken kafamı salladım, düşünmemek imkânsızmış gibi.

Düşünceli bir şekilde ilerliyor arada arkama bakıyordum. Hiç bir yerde onu görmemek rahatlatmıştı. Aniden korna sesi geldiğinde, yolun ortasında dikili kaldım. Hareket edemiyor yanı sıra kornanın sesi kulaklarıma işkence ediyordu.

Titrek bir şekilde, geri geri adım attığımda aniden karnımda iki elin sert bir şekilde dolanmasıylahavalanmıştımBuğulanan gözlerim yeni yeni netleşince Pamir, sıcak avuç içleri yüzümdeydi. Gözlerinde endişe görmüştüm, benim için endişelenmişti.

“İyi misin?” sesini yeni yeni duyarken, aklım başımda değildi. İlk defa birinin dokunmasından rahatsız olmamıştım. Kollarımı bir birine sararken tek tesellim olan kemanın varlığını hissetmemiştim.

Hızla Pamir den uzaklaşıp, çevreme bakındım kaldırımın üzerinde benden biraz uzakta olduğunu görünce koşar adımla yerden alıp sıkı sıkı sarıldım. Kendimi sakinleştirmeye çalışırken tekrar “iyi misin?” dediğinde başımla sadece onaylamakla kaldım.

•••

İşte o gün Pamir Kala yüreğimde bir yerlerde tahtını dikmişti. Arabaya binip gittiğini gördüğümde, bende evin yolunu tutum. Bir birimizi gördüğümüzden bu yana üç ay geçmişti. Aklımda bir dolu soru vardı. Neden gelmişti? Neden öyle derin derin ben çalarken izlemişti?

Sorularımın cevapları ondaydı, ama karşısına çıkacak kadar cesaretli değildim. O gün ‘beni takip mi ediyorsun?’ diye sorduğumda cevap vermemişti. İyi olduğumu anladığında, o farklı yöne ben farklı yöne gitmiştim. Eve geldiğim ilk an onu araştırmıştım. Böylelikle holding ve iş adamı olduğunu öğrenmiştim.

İç çektiğimde, neden bu kadar düşündüğümü anlamış değildim. Ayrıca sapık gibi her gün holding kapısında çıkışını izliyordum.

Eve geldiğimde, çantamdan evin anahtarını çıkardım. Eve girdiğimde ablam oturma odasından, yanıma gelmesi bir olmuştu.

“Nerede kaldın?” Diye sormuştu. Kesin okul işi yada yanında çalışmamı isteyecekti.

“Biraz geç kaldım üzgünüm,” çantamı ve kemanı mı vestiyere asıp terliklerimi giymiştim. Yaptıklarımı izleyen ablam yine canımı sıkacaktı.

“Senin için yanımda bir iş ayarladım,” ablam beni hiç yanıltmıyordu.

“Abla lütfen bunu konuşmuştuk,” kalbini kırmak istemediğim için yanından geçip oturma odasına geçtim.

“Sokaklarda daha ne kadar keman çalmayı düşünüyorsun Beste?”

“Ben böyle iyim beni okula veya yanında çalışmaya zorlama.”

Ablamla birlikte yaşıyoruz. Kendisi avukat anne babamız olmadığı için, bir birimize destek oluyoruz. Gelip yanıma oturduğu gibi saçımı sevmeye başlamıştı, bundan rahatsız olsam da belli etmemeye çalıştım.

“Canım biliyorum babamıza bir söz verdin, ama olmadı geleceğin için gel yanımda çalış, arkadaşın da olur, hem birkaç gündür başka bir holdingin de çalışıyorum iyi bir avukat olduğum için senden bahsettim sıkıntı olmadıklarını söylediler.” Ablamın art arda söyledikleri, mantıklı düşünmeme bile izin vermiyordu.

“Hadi kardeşim evet de kış da geldi, soğuk havalarda sokaklarda keman çalmaktan hasta olursun” havalarda iyice soğumuştu, keman çalmak zorlaşıyordu benim için.

“Peki tamam. Ama bir şartım var?” Ablam bir şartım var dememe rağmen yinede mutluluktan gözleri parladı.

“Kabul!” demesi şaşırtmıştı beni, daha ne isteyeceğimi bile bilmiyordu.

“Daha şartlarımı söylemedim?”

“Olsun, yinede yanımda çalışmayı kabul etin ya daha ne isteye bilirim ki.” gerçekten yanında çalışmama neden bu kadar sevindiğini anlamış değilim.

Şartlarım şu. Sıkılırsam veya boğulursam işi bırakırım. Ve iş çıkışı birazda olsun dışarıda keman çalmak istiyorum. Ayrıca ben açık havaya alışık biriyim, kalacağım yer kapalı boğucuysa çalışmam ona göre bide kemanımı da getireceğim, onsuz yapamadığımı biliyorsun.”

“Oh başka şartın yoktur umarım,” ablam kıkırdadığın da, elimde olmadan bende ayak uydurdum ona.

“Orayı gördükten sonra başka şartlarım sonra söylerim,” yarın bir holding de çalışmak, içimi şimdiden sıkıntı kaplamıştı. İş çıkışı tabi keman çalmak gibi bir şeyim var ama Pamir’i de görmem gerekliydi. Elimde olmadan bağlanmıştım. Bugün onu gördüğüm günü yine düşünmüştüm. Keşke o gözlükleri olmasaydı da gece karası gözlerini görseydim.

“Aç mısın?” Ablamın sorusuna daldığım hayallerden çıktım.

“Evet,” demek zorunda kalmıştım, yoksa aksi taktirde bunu tartışmasını da yapacaktık. Ayağa kalktığı gibi ellerimden tutup beni kaldırdı.

“Hadi o zaman sofrayı kuralım, en sevdiğin yemeği yaptım.” evet, annem ölmeden önce en sevdiğim yemekti.

Hafif gülümseyip peşinden gitmiştim, iyi ki vardı o olmasaydı annem ve babamın ölümünü nasıl atlatırdım bilmiyorum.

•••

“Beste kalk hadi geç kalacağız!” gözlerimi açmakta zorlanmıştım. Şimdiden pişman olmuştum ablamın teklifini kabul ettiğime. “Beste hadi!” oflayarak yataktan çıktığımda saat 8:25 gösteriyordu.

“Geliyorum!” zombi gibi salına salına banyoya atım kendimi. Yüzümü yıkayıp salaş bir örgü yaptım, odama geri döndüğümde kıyafet olarak kot tulum ve altına bordo boğazlı bir triko giydim. Keman çantamı aldığım gibi evden çıkmıştık.

Taksi çevirip bindiğimizde, ablam kadar heyecanlı değildim. İş kadını olmak bana göre değildi. Benim işim notalar ve müzikti.

Arabayla ilerlerken o kadar dalmıştım ki, tanıdık gelen sokaklar bile dikkatimden kaçmıştı. Bitmek bilmeyen mırıltılarım, kafamda parmaklarımla tek tek geçtiğim notalar. Bana huzur veren şeylerdi.

“Beste geldik” ablamın uyarmasıyla, yan tarafımda çantamı keman gibi kucakladım. Ablam tutan taksimetreyi ödedikten sonra kafasıyla gidelim işareti yaptı. Çantamı omuzuma takarken yukarıda ki yazıyla buz kestim.

KALA HOLDİNG

Devam edecek

Bölüm sonu ?

Sana gözükmek istemesemde, bütün yolum sana gözüküyordu.

Instagram efranurada?

Tags:

Paylaş
1 Yorum
  1. Dead_Pool 3 ay önce

    DEVAM!!!!

Bir Cevap Bırakın

© 2021 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account