Screenshot_20210529-201337_Wattpad

Üşüyorum,
Her sarı yaprağı alıp götüren rüzgar gibi,
Her zerreme işleyen yok olan soğuk nefesinde,
Her saç telim döküldü ardından,
Sarı yapraklar gibi, senin yokluğuna dayanamadı ….

Hadi kalk! Yağan yağmurda yürüyelim el ele,
Hadi karnımı okşa! Boş karnım içimi üşütmesin,
Yağmur tanelerinden, sarı yaprakları koruyan rüzgar gibi Rüzgar’ım, nefesim, her şeyim… Isıt beni sevginle..

Delirdim biliyorum.
İkinizde bırakıp gittiniz beni tek başıma,
Bak ne mutlu dalından kopan sarı yaprak,
Sizde mutlu musunuz bensiz?

İyi bak bebeğime,
Onun kokusunu içime çekemedim doya doya,
Hep kokladım Sonbaharın pişmanlık göz yaşlarının ardından kokan ölüm kokusunu…

Eylül ayı öksüz kaldı, adını koyamadığım adaşı olacak kızımsız,
Rüzgar senin yokluğunda mahçup,
Hani hep katilini anlatıyorum, ben diğer mevsimleri bilmiyorum;
Güneşin sıcaklığını, çiçeklerin kokusunu, çocukların sevinç çığlıklarını…
Ben bir tek bu mevsimi biliyorum, Sonbaharın soğuğunu, yuvasından ayrılmış sarı yaprakların hüznünü, ölüm kokusunu, ağlayan yağmur seslerini biliyorum…

Keşke öpseydim seni doya doya,
Tıpkı susuz kalan yaz toprağının Son Baharının yağmurunu içine çekmesi gibi,
Keşke hiç konuşmasaydım baksaydım doya doya sana,
Hesap sormazdım, unuttuğum için kendim yerine, dertlerinden sararmış yapraklara….

Küfretmezdim, katil olsada yoldaşım olan tek mevsim Sonbahara,
Geçtiğim kaldırımdaki çaresizlik kokusu olmasa, benim içimi yakan soğuk gözyaşlarım olmasa,
Kızmazdım kendime aşermeseydim Son Baharda, yağmazdı kaygan zemine,
Hasret kalacağımı bilseydim kiraz dudaklarında dindirirdim, canımı yakan tad kızımın vücudunda iz olsaydı da kalbime kazınmasaydı…

Seni özledim, Son Baharın tek iyi yanı, Rüzgar, senin kaslı kolların yerine beni sarması, Eylül adı kimlik yerine duvarımda yazılı olması ultrason resminin üstünde,
Sana kızardım, kokunu doya doya içime çekemiyorum içme sigarayı diğe,
Kokunu unuttum affet, sigarayı içiyorum kokusu üstüme siniyor, sanki aşkla sen geçmişsin üstümden, göz yaşlarım dindiğinde hediye, tıpkı toprak kokusu gibi ….

Yarın Eylül’ün Ölüm Günü,
Sen Rüzgar’ım kanlarının yağmurla yok olduğu,
Eylülümün rüzgarla savrulduğu günün bilmem kaçıncı yıl dönümü,
Üstümde büyük ceketin, ağzımda küllüğünde tam bitmemiş sigaran,
Bitmedi, bitemedi senin son hatıran, küllük yerine mezarda,
Kızma kızımın mezarında içmiyeceğim, onun saçının teline zarar gelirse dünyayı yıkacak olan ben, sözde anne feda ettim Eylül’ümü, Eylül Yağmur’una….

Elimde hayaliyle heyecandan deliye döndüğüm takım elbisen,
Tek iş gününde alabildiğimiz mavi ve pembe ayakkabılar,
Hep kız istiyordun, onu iyi koru Rüzgar’ım korkmasın, anne sütünü bile tadamayan kızım aç kalmasın,
Sen sıkma canını, artık ye rahatça yemeğini, ben yokum mutlu etmek istedeğin karın yok…

Alır mı Sonbahar benim ruhumu, sizin gibi?
Kavuşturur mu ? Sarı yaprağı toprağıma,
Kavuşturur mu kuru toprağımı yağmurumla,
Ben çatısı tamir edilmeyi bekleyen evin içinde sizleri çook özledim, hadi kavuştur beni Sonbahar yarime ve kızıma, affedeceğim seni hiç yaşanmamış gibi…

Tags:
Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2021 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account