KARANLIKTA AÇAN GONCA

 1.BÖLÜM HUZUREVİ

Elimdeki krem rengi uzun kulaklı tavşanımla oynuyor, babamın yapmayı tek bildiği yemek olan makarnanın sosunu hazırlamasını izliyordum bir taraftan da. Ara sıra arkasını dönüp bana bakıp öpücükler atıp göz kırpıyordu.

Bir ses duyuldu. Silah sesi. Babam belinde bulunan beylik silahına sarılmış aynı anda da yanıma koşuyordu. Ben çoktan ellerimi kulaklarıma kapatmıştım. Beni kucaklayıp sedirin altına geçmemi sağladı. Örtüyü örtmeden önce ” sakin ol korkma meleğim ben hemen geleceğim. Ne olursa olsun buradan çıkma kafanı dahi gösterme” deyip alnıma öpücük bırakıp örtüyü kapattıktan sonra uzaklaştı.

Tir tir titriyordum. Korkuyordum. Vücudumdan soğuk terler boşalıyor, gözlerimi sımsıkı yumup annemin bana öğrettiği duaları okuyordum.

Bir ses daha duyuldu bu sefer, ama bu farklıydı. Çok farklı. Çok daha gürültülü çok daha can yakacak türden. Her yeri sarsmıştı. Öylesine korkuyordum ki ama bu korkumun nedeni bana bir şey olmasından ziyade babama bir şey olmasıydı. Ya bir şey olursa. Kafamı sedirin sarkan örtüsünün altından hafifçe uzattım…

Nefes nefese kalmış, üzerim sırılsıklam olmuştu. Elimi boğazıma koydum. Nefes alamıyordum. Yataktan çıkıp camı açtım ve kafamı dışarı uzattım. Derin derin nefesler aldım. Neden her zaman aynı kabusla uyanıyordum? Çocukluğuma dair hatırladığım tek şey buydu. Neden daha fazla bir şey hatırlamıyordum? Beynimi milyon kez zorlamama rağmen tek hatırladığım buydu. Daha kötüsü bunun devamını da görmüyordum. Burada uyanıyordum her seferinde.

Nefes alışım kolaylaştıktan sonra kafamı kaldırıp gökyüzüne baktım. Güneş yeni yeni yüzünü göstermeye başlamıştı. Son kez derin bir nefes alıp pencereyi kapattım.

Yıllardır kabullenip tek evim bildiğim bu yerdeki odaya bir göz gezdirdim. Herkes derin uykusundaydı. Kollarımı birleştirip güneşin doğuşunu izlemeye başladım.

Aklımda deli sorular vardı. O rüyanın devamı neydi? Benim çocukluğum nasıldı? Ben nasıl buraya bırakılıp gitmiştim? Babam beni bırakmazdı ki çok severdi o beni. Peki ya annem o neredeydi?

Ceren’in seslenmesiyle daldığım okyanustan ancak çıkabilmiştim. Her seferinde her ne kadar kendimi sorgulayıp bu soruların cevabını arasam da bulamıyordum.

Kaç saattir bu camın önünde bu düşünceler içerisindeydim bilmiyorum. Odanın içerisine şöyle bir göz gezdirdim ve nerdeyse herkes uyanmıştı.

” iyi misin?” diye sorduğunda bu soruya ne cevap vereceğimi bilmiyorum. Gerçekten iyi miydim ben? Kendimde miydim? Nasıldım? Aklımdaki bunca sorunun cevabını kendim bile bulamıyorken başka birisine açıklayamazdım.

”İyiyim” demekle yetinebilmiştim. Yüzüme tebessüm yerleştirmeye çalışarak. Ceren’de anlamış üstelemeden ”yemekhaneye inip kahvaltı yapalım hadi” dediğinde itiraz etmeden kafamı onaylamak amaçlı sallayıp peşine takıldım.

Yaklaşık beş dakika sonra yetimhanenin yemekhanesindeydik. Yemek sırasına geçip tabaklarımıza yiyecek birkaç şey alıp boş bir masa bulup oturduk. On dakika sonra belki de daha az bir süre içinde benim kahvaltım bitmişti. Ceren’in de bitmek üzereydi. Ceren’de kahvaltısını bitirdikten sonra odaya çıktık. Odada herkes başka bir çabadaydı. Kimisi üzerini değiştirip okula gitmek için hazırlanıyor, kimisi okulunun olmadığı boş gününde, kimisi test çözme kitap okuma derdindeydi.

Ben de yatağıma gidip oturdum ve başucumdaki saate baktım. Dersin başlamasına yaklaşık 2 saate yakın vardı. Yatağıma uzanıp kitap okumayı seçtim.

Kitap okumayı bir ara bırakıp saate gözüm kaydığında dersin başlamasına yarım saat kadar kalmıştı. Acele etmeden kalkıp kitabımı masanın üzerine bırakıp, dolaptan bir kot pantolon ve pudra pembesi bir tişört çıkarıp giymeye koyuldum. Saçlarımı açıp düz bırakmıştım. Allah’tan saçım kıvırcık değildi de her gün düzleştirme zahmetine girmiyordum. Kısa süre içerisinde hazırdım. Çantamı alıp odadan çıktım.

Merdivenlerin başında Gülsüm teyzeyi gördüm. Gülsüm teyze bu yetimhanenin hizmetlisiydi. Ama daha çok burada ki kimsesiz bizlerin arkadaşı gibiydi.

”Günaydın Gülsüm teyze nasılsın bugün bakalım?”

”İyim benim güzeller güzeli kızım iş güç peşindeyiz yine her zaman ki gibi”

”Dikkat et” deyip el salladım.

Okul ile yetimhanenin arasın da çok mesafe yoktu biraz da zamanımın olması rahatlığıyla sallana sallana yürüyordum.

Okulun kapısından içeri girer girmez karşımda Gaye’yi görmüştüm. Benden haz ettiği pek söylenemezdi. Anlam veremiyordum, bana karşı olan kini hakkında tek bir fikrim yoktu. Gaye, ailesi zengin evin tek veliahtı her istediği her an olan zengin aile kızıydı ve bu yüzden kimseyi beğenmez ve anlaşamazdı. Yanından geçip gitmeyi planlarken o kolumdan tutmuş ve bana her zamanki iğneleyici sözlerinden bir kaçını söyleyip yanımdan uzaklaşıp gitmişti. İlk başlarda çok düşünüyor ve üzülüyordum. Ama sonraya doğru alışmıştım nasılsa insanoğlu bu hayattaki her şeye alışırdı değil mi? Sınıfa girdiğimde Miray sırada oturmuş her zaman ki haliyle yine telefonla uğraşıyordu.

”Selam” deyip yanına oturdum. Telefonundan başını kaldırıp yüzüme baktığında yüzüne samimi bir gülümseme yerleştirip sarıldı. Miray’ın her zaman yaptığı şeylerden birisi üzgün ya da çok mutlu olduğu zaman yanındaki insanların kim olduğunu umursamaksızın sarılmaktı. Buradan anladığım yüzündeki kocaman bir gülümsemeyle çok mutlu olduğuydu. Elinde ki telefonu göstererek:

”Bora’yla konuşuyordum okul çıkışı kafe de buluşacağız” derken etrafa mutluluk saçıyordu.

” Ya, çok sevindim okul çabuk bitsin o zaman” deyip göz kırptım.

Bora benim en yakın erkek arkadaşımdı. Bora’yla kafe de otururken Miray’ı da yanımıza çağırmıştım. Ve orada tanışmışlardı. Bu ilk buluşmaları olmayacaktı ama her zaman ki gibi yine Miray çok heyecanlıydı.

Daha sonra sınıf kapısı açılıp içeriye hoca girmişti. Yoklama aldıktan sonra derse geçtik dersimiz tarihti ve ben hiç sevmezdim dersin sıkıcı olması yetmezmiş gibi bir de hocanın çekilmezliği vardı. Ben dersin ne zaman biteceğini düşünürken Miray sıranın altından telefonla oynuyordu.

”Şii napıyosun? Hoca görecek şimdi”

”Aman be kızım görürse görsün Bora’yla buluşacağımız yeri ayarlıyoruz dur bi dakika”

Miray genelde böyleydi. Umursamaz. Çok takmazdı olayları kafasına. Bu konu da biraz zıttık aslında. Ben her şeyi çok düşünür kafama çok takardım. Miray da söylerdi takmaman gerektiğini bana zarar vereceğini. En iyisi takmamaktı ama elimde değildi.

Teneffüs zili çaldığında içimden şükür duaları ediyordum. Miray’a dönüp;

”Hadi kantine inelim.”

”Tamam hadi, açım zaten bende sabah kahvaltı yapmadım.”

Kantine inip boş bir masa bulup oturduk.

”Ne istersin ne alalım” diye sordu Miray

”Bilmem ki aslında çok da aç değilim ama sen ne yiyeceksin?”

”Tost alırım”

”Bana da bir tost alsan aslında fena olmaz”

”Daha demin aç değilim diyen bendim zaten demi kızım?”

”Ay ne biliyim sen öyle tost falan deyince canım çekti”

”Tamam tamam alıp geliyorum ben bekle”

”Nereye gideceğim zaten bekliyorum tabi, hadi çabuk al gel”

Miray gülümseyip giderken bende elime telefonumu aldım. İnstagram’a girdim. Herkes tatillere gitmişti. Yaz gelmişti. Bu yılda bizim son yılımızdı. Üniversite sınavına girecektim. Hedeflerim büyüktü. Güzel bir üniversite kazanıp bu hayatı arkam da bırakacaktım artık. Güzel hayallerim, hedeflerim vardı. Her birini teker teker gerçekleştirecektim.

Miray eline iki kahve ve birkaç tane de bisküvi ile geldi. Hep gülerdi benim aksime.

”Ay kızım ne sıra vardı ama ya bunları nasıl aldığımı bilemedim.”

‘’…’’

”Ee sen ne yapacaksın okuldan sonra?”

”Aynı, huzur evine giderim herhalde.”

”Bak ne diyeceğim sende gelsene bizimle eğleniriz hem”

”Yok be benim ne işim var sizin yanınız da gidin siz”

”Kızım gel işte ne olacak”

” Başka zaman be gülüm şimdi tonton nineleri dedeleri görsem daha iyi galiba”

”Bazen düşünmüyor değilim gerçekten benden daha çok seviyorsun sanıyorum o tonton arkadaşlarını”

” Kızım saçmalama onları da seviyorum ama tabi ki seni daha çok seviyorum”

”Peki bu seferlik affettim ama başka zaman okul çıkışı bir şeyler yapacağız”

Güldüm.

”Tamam tamam”

”Söz mü?”

İç çekerek

”Tamam dedim ya, söz”

O sırada ders zili çaldı bizde sınıfın yolunu tuttuk.

Dersler birbirini kovalarken son derse gelmiş çıkış ziline 5 dakika kalmıştı bile.

”Çıkışa Bora geliyor”

Diye neşeyle cıvıldadı Miray.

”Bir şey diyeyim mi?” diye sordum.

‘ De tabi”

”İyi ki tanıştırmışım sizi vallahi çok yakışıyorsunuz be” diye huzurla iç çektim.

”Ay kızım vallahi iyi ki tanıştırmışsın ya iyi ki varsın canım arkadaşım benim”

O sıra da çıkış zili çaldı. Çantalarımızı da alıp çıktık. Çıkışta Bora bekliyordu. Beraber Bora’nın yanına gittik.

‘ Selam canım” diye neşeyle cıvıldadı yine Miray

”Hoş geldin bir tanem” diye karşılık verdi Bora

” Selam Bora ne haber” diye bende selam verdim

”İyilik valla Aymira senden ne haber?”

” Aynı işte ne olsun”

”…”

”Hadi size iyi eğlenceler ben kaçar”

”Bak bizle gelmen teklifim hala geçerli”

” Evet sende gelsene bizimle hem uzun zamandır birlikte vakit geçirmiyorduk ha Aymira?” diye tekrarladı teklifi Bora da.

” Ben bugün bir halsiz gibiyim siz gidin söz başka zaman tekrarlarız” deyip elimle öpücük atıp uzaklaştım. Fazla ısrarı sevmezdim. Huzur evinin yolunu tuttum.

Nefes nefese kalmış, üzerim sırılsıklam olmuştu. Elimi boğazıma koydum. Nefes alamıyordum. Yataktan çıkıp camı açtım ve kafamı dışarı uzattım. Derin derin nefesler aldım. Neden her zaman aynı kabusla uyanıyordum. Çocukluğuma dair hatırladığım tek şey buydu. Neden daha fazla bir şey hatırlamıyordum. Beynimi milyon kez zorlamama rağmen tek hatırladığım buydu. Daha kötüsü bunun devamını da görmüyordum. Burada uyanıyordum her seferinde.

Nefes alışım kolaylaştıktan sonra kafamı kaldırıp gökyüzüne baktım. Güneş yeni yeni yüzünü göstermeye başlamıştı. Son kez derin bir nefes alıp pencereyi kapattım.

Yıllardır kabullenip tek evim bildiğim bu yerdeki odaya bir göz gezdirdim. Herkes derin uykusundaydı. Kollarımı birleştirip güneşin doğuşunu izlemeye başladım.

Aklımda deli sorular vardı. O rüyanın devamı neydi? Benim çocukluğum nasıldı? Ben nasıl buraya bırakılıp gitmiştim? Babam beni bırakmazdı ki çok severdi o beni. Peki ya annem o neredeydi?

Ceren’in seslenmesiyle daldığım okyanustan ancak çıkabilmiştim. Her seferinde her ne kadar kendimi sorgulayıp bu soruların cevabını arasam da bulamıyordum.

Kaç saattir bu camın önünde bu düşünceler içerisindeydim bilmiyorum. Odanın içerisine şöyle bir göz gezdirdim ve nerdeyse herkes uyanmıştı.

” iyi misin?” diye sorduğunda bu soruya ne cevap vereceğimi bilmiyorum. Gerçekten iyi miydim ben? Kendimde miydim? Nasıldım? Aklımdaki bunca sorunun cevabını kendim bile bulamıyorken başka birisine açıklayamazdım.

”İyiyim” demekle yetinebilmiştim. Yüzüme tebessüm yerleştirmeye çalışarak. Ceren’de anlamış üstelemeden ”yemekhaneye inip kahvaltı yapalım hadi” dediğinde itiraz etmeden kafamı onaylamak amaçlı sallayıp peşine takıldım.

Yaklaşık beş dakika sonra yetimhanenin yemekhanesindeydik. Yemek sırasına geçip tabaklarımıza yiyecek birkaç şey alıp boş bir masa bulup oturduk. On dakika sonra belki de daha az bir süre içinde benim kahvaltım bitmişti. Ceren’in de bitmek üzereydi. Ceren’de kahvaltısını bitirdikten sonra odaya çıktık. Odada herkes başka bir çabadaydı. Kimisi üzerini değiştirip okula gitmek için hazırlanıyor, kimisi okulunun olmadığı boş gününde, kimisi test çözme kitap okuma derdindeydi.

Ben de yatağıma gidip oturdum ve başucumdaki saate baktım. Dersin başlamasına yaklaşık 2 saate yakın vardı. Yatağıma uzanıp kitap okumayı seçtim.

Kitap okumayı bir ara bırakıp saate gözüm kaydığında dersin başlamasına yarım saat kadar kalmıştı. Acele etmeden kalkıp kitabımı masanın üzerine bırakıp, dolaptan bir kot pantolon ve pudra pembesi bir tişört çıkarıp giymeye koyuldum. Saçlarımı açıp düz bırakmıştım. Allah’tan saçım kıvırcık değildi de her gün düzleştirme zahmetine girmiyordum. Kısa süre içerisinde hazırdım. Çantamı alıp odadan çıktım.

Merdivenlerin başında Gülsüm teyzeyi gördüm. Gülsüm teyze bu yetimhanenin hizmetlisiydi. Ama daha çok burada ki kimsesiz bizlerin arkadaşı gibiydi.

”Günaydın Gülsüm teyze nasılsın bugün bakalım?”

”İyim benim güzeller güzeli kızım iş güç peşindeyiz yine her zaman ki gibi”

”Dikkat et” deyip el salladım.

Okul ile yetimhanenin arasın da çok mesafe yoktu biraz da zamanımın olması rahatlığıyla sallana sallana yürüyordum.

Okulun kapısından içeri girer girmez karşımda Gaye’yi görmüştüm. Benden haz ettiği pek söylenemezdi. Anlam veremiyordum, bana karşı olan kini hakkında tek bir fikrim yoktu. Gaye, ailesi zengin evin tek veliahtı her istediği her an olan zengin aile kızıydı ve bu yüzden kimseyi beğenmez ve anlaşamazdı. Yanından geçip gitmeyi planlarken o kolumdan tutmuş ve bana her zamanki iğneleyici sözlerinden bir kaçını söyleyip yanımdan uzaklaşıp gitmişti. İlk başlarda çok düşünüyor ve üzülüyordum. Ama sonraya doğru alışmıştım nasılsa insanoğlu bu hayattaki her şeye alışırdı değil mi? Sınıfa girdiğimde Miray sırada oturmuş her zaman ki haliyle yine telefonla uğraşıyordu.

”Selam” deyip yanına oturdum. Telefonundan başını kaldırıp yüzüme baktığında yüzüne samimi bir gülümseme yerleştirip sarıldı. Miray’ın her zaman yaptığı şeylerden birisi üzgün ya da çok mutlu olduğu zaman yanındaki insanların kim olduğunu umursamaksızın sarılmaktı. Buradan anladığım yüzündeki kocaman bir gülümsemeyle çok mutlu olduğuydu. Elinde ki telefonu göstererek:

”Bora’yla konuşuyordum okul çıkışı kafe de buluşacağız” derken etrafa mutluluk saçıyordu.

” Ya, çok sevindim okul çabuk bitsin o zaman” deyip göz kırptım.

Bora benim en yakın erkek arkadaşımdı. Bora’yla kafe de otururken Miray’ı da yanımıza çağırmıştım. Ve orada tanışmışlardı. Bu ilk buluşmaları olmayacaktı ama her zaman ki gibi yine Miray çok heyecanlıydı.

Daha sonra sınıf kapısı açılıp içeriye hoca girmişti. Yoklama aldıktan sonra derse geçtik dersimiz tarihti ve ben hiç sevmezdim dersin sıkıcı olması yetmezmiş gibi bir de hocanın çekilmezliği vardı. Ben dersin ne zaman biteceğini düşünürken Miray sıranın altından telefonla oynuyordu.

”Şii napıyosun? Hoca görecek şimdi”

”Aman be kızım görürse görsün Bora’yla buluşacağımız yeri ayarlıyoruz dur bi dakika”

Miray genelde böyleydi. Umursamaz. Çok takmazdı olayları kafasına. Bu konu da biraz zıttık aslında. Ben her şeyi çok düşünür kafama çok takardım. Miray da söylerdi takmaman gerektiğini bana zarar vereceğini. En iyisi takmamaktı ama elimde değildi.

Teneffüs zili çaldığında içimden şükür duaları ediyordum. Miray’a dönüp;

”Hadi kantine inelim.”

”Tamam hadi, açım zaten bende sabah kahvaltı yapmadım.”

Kantine inip boş bir masa bulup oturduk.

”Ne istersin ne alalım” diye sordu Miray

”Bilmem ki aslında çok da aç değilim ama sen ne yiyeceksin?”

”Tost alırım”

”Bana da bir tost alsan aslında fena olmaz”

”Daha demin aç değilim diyen bendim zaten demi kızım?”

”Ay ne biliyim sen öyle tost falan deyince canım çekti”

”Tamam tamam alıp geliyorum ben bekle”

”Nereye gideceğim zaten bekliyorum tabi, hadi çabuk al gel”

Miray gülümseyip giderken bende elime telefonumu aldım. İnstagram’a girdim. Herkes tatillere gitmişti. Yaz gelmişti. Bu yılda bizim son yılımızdı. Üniversite sınavına girecektim. Hedeflerim büyüktü. Güzel bir üniversite kazanıp bu hayatı arkam da bırakacaktım artık. Güzel hayallerim, hedeflerim vardı. Her birini teker teker gerçekleştirecektim.

Miray eline iki kahve ve birkaç tane de bisküvi ile geldi. Hep gülerdi benim aksime.

”Ay kızım ne sıra vardı ama ya bunları nasıl aldığımı bilemedim.”

”…”

”Ee sen ne yapacaksın okuldan sonra?”

”Aynı, huzur evine giderim herhalde.”

”Bak ne diyeceğim sende gelsene bizimle eğleniriz hem”

”Yok be benim ne işim var sizin yanınız da gidin siz”

”Kızım gel işte ne olacak”

” Başka zaman be gülüm şimdi tonton nineleri dedeleri görsem daha iyi galiba”

”Bazen düşünmüyor değilim gerçekten benden daha çok seviyorsun sanıyorum o tonton arkadaşlarını”

” Kızım saçmalama onları da seviyorum ama tabi ki seni daha çok seviyorum”

”Peki bu seferlik affettim ama başka zaman okul çıkışı bir şeyler yapacağız”

Güldüm.

”Tamam tamam”

”Söz mü?”

İç çekerek

”Tamam dedim ya, söz”

O sırada ders zili çaldı bizde sınıfın yolunu tuttuk.

Dersler birbirini kovalarken son derse gelmiş çıkış ziline 5 dakika kalmıştı bile.

”Çıkışa Bora geliyor”

Diye neşeyle cıvıldadı Miray.

”Bir şey diyeyim mi?” diye sordum.

” De tabi”

”İyi ki tanıştırmışım sizi vallahi çok yakışıyorsunuz be” diye huzurla iç çektim.

”Ay kızım vallahi iyi ki tanıştırmışsın ya iyi ki varsın canım arkadaşım benim”

O sıra da çıkış zili çaldı. Çantalarımızı da alıp çıktık. Çıkışta Bora bekliyordu. Beraber Bora’nın yanına gittik.

‘ Selam canım” diye neşeyle cıvıldadı yine Miray

”Hoş geldin bir tanem” diye karşılık verdi Bora

” Selam Bora ne haber” diye bende selam verdim

”İyilik valla Aymira senden ne haber?”

” Aynı işte ne olsun”

”…”

”Hadi size iyi eğlenceler ben kaçar”

”Bak bizle gelmen teklifim hala geçerli”

” Evet sende gelsene bizimle hem uzun zamandır birlikte vakit geçirmiyorduk ha Aymira?” diye tekrarladı teklifi Bora da.

” Ben bugün bir halsiz gibiyim siz gidin söz başka zaman tekrarlarız” deyip elimle öpücük atıp uzaklaştım. Fazla ısrarı sevmezdim. Huzur evinin yolunu tuttum.

KEYİFLİ OKUMALAR:)

Tags:

Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2021 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account