werthersbrokenheart_271819907_633316601147444_580212285924582442_n.webp

Adsız zamanların birinde başlamıştı her şey. Kimsenin kimle yaşadığı ya da neyin neden olduğu hakkında ilgilenmiyordu hiçbir yaratık. Bazıları ellerinde silahları, o paralel evrenden bu paralel evrene; bazıları kalplerinde kabloları o duygu selinden bu ruh bunalımına doğru koşmak nedir bilmezlerdi.

İşte böyle bir zamandı yine. kıyafetler? Püf, kimin umurundaydı? Ya para? evet, işte o tek geçer sermaye idi. Ama paranın kıymetini belirleyen kanun neydi peki?

Zaman!

… … …

Açın! diyorum bir hışımla kapıyı, Açın! ama ne gelen var ne giden. Daha bir sert yumrukluyorum, parmaklarımın uçları acıyor, ayaklarım artık titremeye başlıyor, midem bulanıyor. Ama hala ne gen oluyor ne de giden. rüzgar bile farklı esiyor. Deseler, asla inanmayacağım şeye, şimdi bizzat içinde yaşıyorum.

O telefon kulübesinde başlamıştı aslında her şey. evet, hatırlıyorum. Elimde antika dükkanından ucuza kapattığım o kalem ve defter seti, ile ‘Hadi be nolcak ki en çok. geldik o kadar atmosferi tamamlayalım.’ derken bu kadar da havasından soluyacağımı tahmin edemiştim. Bizim yaşadığımız evin aynısının hala yerinde olması büyük şans. peki ya içindekiler. Antikacı dükkanını kim işletiyordu peki? Mavi gözleri ile yüzündeki makyajın bu kadar ton tutturmasına ne demeli?

Ben bu kadar düşünceler arasında boğulurken, yavaş yavaş bir ses dikkatimi çekmeye başlıyor. Tak tak. Tak tak. Bir topuklu ayakkabı da olabilir duvara vurulan silah sesi de. Umudum birinciden yana. Hakikaten yıl kaç? Demeye kalmadan bir rüzgar esiyor aynı anda ve kapı açılıyor buyurgan bir çift mavi göze, baştan ayağa sımsıkı dar bir siyah döpiyes eşlik ediyor.

Hani diyorum, ister istemez içimden. Belki de bu zaman o kadar da kötü değildir. Hızlıca kavradığı kolumu, bozmuş nezaketiyle beraber, beni kapıdan içeri alıyor. Sola doğru yalpalarken sağ komodinin üstündeki takvim dikkatimi çekiyor. Aylardan Kasım, yıl 1922.

… … …

İşte böyle başlamıştı her şey. Ne antikacı dükkanından alınana o kalem ve defterle ne de telefon kulübesindekinde gizli zaman geçidiyle. Taa 2022’den 1922’ye yapılan yolculuk, çocuklar, benim o mavi ten rengine aşık olduğum annenizin ben kapı içeri alıp, işkenceye başlamadan önce, o klasik, ‘Son bir dileğin var mı?’ diye sorması ve ben de ‘Gel bu mavi gezegenden beraber kaçıp başka bir evrene gidip mutlu mesut evlenelim.” dememdi bütün bu koloninin sırrı.

Evet, farkındayım kötü bir başlangıç ama gelin siz bir de hikayenin devamını dinleyin. Hem de annenizden. Ha ne dersiniz? Hdi başlayalım mı?!.

Gusmena SN

Tags:
Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2022 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account