43133232_176464829930443_6005180177565351936_n
  1. Bölüm

Yeni hikayeme hepinizi bekliyorum. Keyifli okumalar…

***

Yatağının üzerinde ki kıyafetleri temiz ve kirli olarak ayıran genç adam dışarıdan gelen sesleri keyifle dinlemeye başladı. Anne ve babası yine kız kardeşiyle bahçede oynuyordu. Üniversite sınavına girmesine az kalmıştı. Yaşıtlarından daha ileri bir seviyede IQ’ya sahip olan genç adam üstün yetenekliler için eğitim veren özel bir okulda okuyordu. Mezun olup sınav için ailesinin yanına geldiğinde onu görenler şaşırmıştı. Hocaları ona yetişemediği için bir yıl erken mezun olmuştu. Reşit olması için bir kaç ay daha beklemek zorunda olan genç adam derin bir iç çekti. Sonunda kıyafetlerini ayıran Erem dolabını yerleştirmeye başladı. İşini bitirdiğinde kıyafetlerini renklerine göre ayırarak yıkanması için kirli sepetine atmıştı. Annesi onun bu huyunu sevmese de yatılı okulda kalmak genç adama kendi işini yapmayı alışkanlık haline getirmişti.

“Erem, oğlum nerede kaldın?” Erem kendisine seslenen annesine cevap vermek için odasının penceresinden bakmıştı.

“Geliyorum anne, işim bitti sayılır.” Genç adam pencereden ayrılmadan önce bahçe kapısının açılan sesini duymuştu. Bakışları gelen kişiye kaydığında dudakları kıvrıldı. Anlaşılan küçük Hanım yine ıspanaklı börek getirmişti. İşini hızla bitirerek odasından çıkarken koridorda seri attığı adımlarına inat bahçeye çıkarken yavaş bir şekilde ilerlemişti.

“Zeynep yenge, annem Erem’in geldiğini söyledi. Sever diye börek getirdim.” Erem başını iki yana sallayarak amcasının kızına bakmıştı. Kendisini henüz görmeyen genç kızın yüzü masumiyet akıyordu. Uzun sarı saçlarına nazaran koyu renk gözlerinin tam olarak belli bir rengi yoktu. Bir süre daha annesi ve kız kardeşi ile ilgilenen kıza bakarken gözüne takılan şeyle kaşları çatılmıştı.

“Anne abim geldi!” küçük kız kardeşi kendisini görünce koşmaya başlamıştı. Sabah geldiğinde Sude uyuyordu ve sonradan da odasını düzenlediği için kardeşini görmemişti. Kollarına zıplayan küçük kızı etrafında bir tur döndürdükten sonra öperek yere bıraktı. Aralarında on yaş vardı ve bu durum her zaman Erem’in hayıflanmasına neden oluyordu. En azından kendi yaşına yakın yaşlarda olsaydı kardeşi ile daha çok aktivite yapabilirdi.

“Hoş geldin Hüzün, nasılsın?” genç kız kızararak Erem’e cevap vermişti.

“Hoş buldum, sende hoş geldin.”

“Elindeki ne? Börek mi getirdin?” Erem az önce duymasına rağmen genç kızı konuşturabilmek için sormuştu. Hüzün başını sallarken annesi araya girerek konuşmuştu.

“Erem baban mangal yapacaktı, hadi sen ona yardım et.” Hüzün yanlarından ayrılan adamın ardından bakarken Zeynep genç kıza iç çekerek gülümsemişti. Henüz genç olan ikilinin duygularını anlamamak imkansızdı. Kendi oğlu ne kadar ketum olsa da Hüzün duygularını hemen ele veriyordu.

“Hüzün, kızım gel seninle konuşalım biraz.” Genç kız kadının karşısına otururken bakışları arada Erem’in gittiği yöne kayıyordu.

“O arka bahçede olacak, gözlerin ve aklın bende olsun.” Hüzün utanarak bakışlarını çekerken Zeynep Hanım anlayışla genç kızın elini tutmuştu.

“Senden bir şey isteyeceğim canım, ama bu aramızda sır olarak kalacak.”

“Zeynep yenge?”

“Sus ve beni dinle. Sude çok küçük biliyorsun. Erem de bugün var yarın yok. Üniversiteye gideceği kesin. Biz olmadığımızda Sude sana emanet canım. Sakın onu yalnız bırakma. Birkaç gün sonra bir iş için şehir dışına çıkacağız. Sude’yi sana emanet etmek istiyorum ama anne ve baban ne der bilmiyorum.”

“Ben onu yanımdan ayırmam Zeynep yenge.”

“Biliyorum kızım. Senin de okulun var biliyorum ama Sude senden başkası ile de durmuyor.” Hüzün yengesine gülümseyerek bakarken adı geçen küçük kız koşarak onların yanına gelmişti.

“Hüzün abla, annem dedi ki ben seninle kalacakmışım.”

“Evet hayatım, sevindin mi?” Sude başını hızla sallarken arka bahçeden gelen seslenme ile üçü de iki adamın yanına varmıştı.

“Anne salatayı yapayım mı?” Erem’in sorusuyla Hüzün hemen hareketlenmişti.

“Sen otur ben yaparım salatayı.” Genç kızın sözleri Erem ve annesini gülümsetirken Erem genç kıza göz kırpmıştı. Onun ileri atılacağını biliyordu.

“Bende öyle düşünmüştüm zaten.” Hüzün oyuna geldiğini anlayınca yüzünü asmıştı. Her defasında genç adamın oyununa geliyordu. Arkasını dönüp eve doğru yürürken Sude de peşine takılmıştı.

“Anne, yarın gitmek zorunda mıyız? Ben daha yeni gelmiştim.”

“Biliyorum oğlum ama araziye bakmamız gerekiyor. Hem baban bu iş için çok uğraştı.”

“Keşke vazgeçseydi, o araziyi sevdiğimi biliyorsunuz. İleride farklı bir şey yapabilirdik arazide.” Kadın başını iki yana sallarken babadan kalma arazi üzerine kocası veya oğlu ne yapmak isterse istesin umurunda değildi.

“Neyse, yarın tapu için gitmemiz gerekiyor.” Erem daha fazla konuşmadan babasının kendisine seslenmesi ile ona doğru ilerlemişti. Ahmet Bey oğluna dönerek mangalı yellemesini istemişti. Arada karısına bakan adamın durgunluğu genç adamın gözünden kaçmamıştı. Endişeli bir şekilde sürekli etrafına bakınıyordu.

“Baba, bir sorun mu var?” Ahmet Bey oğlunun sorusu ile bakışlarını ona çevirmişti. Birkaç saniye duraksadıktan sonra oğluna cevap vermişti.

“Ne sorunu olacak, yorgunum sadece.”

“Baba, bana yalan söyleme. Seni iyi tanırım, ne olduğunu bana söyleyecek misin?”

“Senden saklayamayacağım değil mi?” Erem başını iki yana sallarken zeki bakışları babası gibi etrafı süzmeye başlamıştı.

“Baba birini mi bekliyorsun? Sürekli etrafına bakınıp duruyorsun.”

“Bak oğlum, annene söylemedim ama şu arazi işi oldukça karışık bir durum. Satılığa çıkaracağımızı kimse bilmiyordu, buna rağmen şimdiden araziyi almak için sıraya girdiler.”

“Ee ne var bunda, zaten satmayacak mısınız?”

“Evet ama bu şirkette köstebek olduğunu gösterir. Üstelik satmaman için de tehdit almaya başladım.”

“Anlamadım!” Erem’in sesi yüksek çıkınca Zeynep Hanım onlara doğru bakmıştı. Erem annesine gülümseyerek yeninden babasına döndü.

“Sen ne diyorsun baba, ne tehdidinden bahsediyorsun?”

“Sesini alçalt Erem, annen duyacak. Kim olduklarını bilmiyorum ama ciddiler. Ne zamandır tehdit ediyorlar. Annen şüpheleniyor ama ona söylemedim.”

“Polise haber verdin mi?” Ahmet Bey başını iki yana sallayarak oğluna cevap vermişti. Erem itiraz edecekken adam cebinden çıkardığı telefonda ki mesajları genç adama göstermişti. Her bir mesajda aileden bir üyenin resmi ve altında yazan tehdit dolu mesajlara bakınca kanının çekildiğini hissetti. Özellikle kız kardeşinin okulun önünde çekilmiş olan resmi gördüğünde.

“Baba bunları görmezden gelemezsin. Neden polise gitmiyorsun?”

“Gidemem, sürekli izleniyoruz. Sizi tehlikeye atamam.”

“Ama baba…” Ahmet Bey araya girerek oğlunu susturmuştu.

“Bak Erem, bu durumu sen ve Orhan amcandan başka kimse bilmiyor.”

“Orhan amcamı? O kim baba?” Erem ilk kez duyduğu isim ile şaşırmıştı. Babasının daha önce o adamdan bahsettiğini hiç duymamıştı.

“Orhan benim kardeşim. Yıllar önce aileden ayrıldığı için onu görmediniz. Askeriyede görev yapıyor. Olurda bir şey olursa onun yanına göndereceğim sizi. Ne olursa olsun ondan başka kimseye güvenme.” Mangaldan gelen kokular ile dikkati dağılan ikili Zeynep hanımın sitemiyle konuşmayı kesmişti.

“Etleri yaktınız, aklınız nerede sizin?” Ahmet Bey oğluna bakarak yüzünün ifadesini hemen değiştirmişti.

“Ama karıcım, etler biraz yanmadan lezzetli olmaz.”

“Ahmet, bu söylediğini aklın alıyor mu? Zehirleyeceksiniz bizi.” Kadın kocasının sözlerine gülümserken ikilinin yerine geçerek mangaldaki etleri tabağa koymaya başlamıştı. o sırada içeriden elinde salata tabağıyla çıkan kız gözüne takılmıştı. Erem genç kızı göz hapsine tutarken babasının sözlerini hatırlamıştı. Acaba o da tehlike altında mıydı? Ahmet Bey oğlunun baktığı tarafa gözlerini çevirince Hüzün’ü görmüştü. Erem’in ne düşündüğünü anlayan adam oğlunun dikkatini çekmeye çalışarak ona seslendi.

“O değil, en azından onunla alakalı mesaj yok.” Erem rahat bir nefes alırken aklı karma karışıktı. Hüzün kendi evinden çok bu evde vakit geçiriyordu. Bu yüzden yengesi sürekli söylenip duruyordu. Derin bir iç çekerken Hüzün ile göz göze geldi. Genç kız utanarak bakışlarını çekerken Erem babası ile işine devam etmişti. Sonunda hep birlikte masaya toplanan aile neşeli bir şekilde yemeklerini yemeye başlamıştı. Erem okulda olanları anlatırken Ahmet Bey tedirginliğini ailesine belli etmemeye çalışıyordu.

“Ee kızım senin okul nasıl gidiyor?” Hüzün gülümseyerek Ahmet beye bakmıştı.

“Seneye mezun olacağım Ahmet amca, inşallah üniversiteyi kazanırım.” Ahmet Bey ve Zeynep Hanım genç kızın duasına amin derken Erem sessizdi. Hüzün ile aynı yaşta olmasına rağmen ondan bir sınıf önde devam edecekti okuluna.

“Abi sen gitmeyeceksin değil mi? artık hep bizimle olacaksın.”

“Şimdilik buradayım canım, sonra okula gitmem gerekecek.”

“Ama ben seni özlüyorum.” Sude’nin sözleri onları güldürürken Ahmet Bey sessizliğini koruyordu. Erem babasına seslenerek onun dikkatini çekmeye çalıştı. Bir gariplik vardı babasında. Birden sessizliğe gömülmüştü.

“Baba sana anlatmam gereken önemli bir mesele var, çalışma odasına gidelim mi?” oğlunun isteğine uyan adam onunla birlikte masadan kalkmıştı. Zeynep Hanım içinde sıkıntıyla kocası ve oğlunun ardından bakarken Hüzün onun asılan yüzüne hafif gülümsemişti.

“Zeynep yenge, neden yüzün asıldı. Bir yere gitmiyorlar, eve girdiler.” Kadın genç kıza gülümserken başını iki yana sallamıştı.

“Annenler nasıl, evde bir sıkıntı yok değil mi?” Zeynep sorusunu sorarken bile diline gelen siteme engel olamamıştı. Sesinde ki tedirginlik Hüzün’ün dikkatinden kaçmamıştı.

“Aslında birkaç gündür garip davranıyorlar. Yenge sana sormak istediğim bir şey var ama nasıl soracağımı bilmiyorum.” Zeynep Hanım merakla genç kıza bakmıştı. Onun sorusunu beklerken yükselen sesle hızla yerinden kalkmıştı. Evin dışında büyük bir patlama olmuştu.

“Neler oluyor, Sude hemen yanıma gel.” Zeynep kızını ve Hüzün’ü yanına alarak masanın altına doğru saklanmaya çalışmıştı. Sesler hala devam ediyordu. Evden dışarıya çıkan kocası ve oğlunu görünce tiz bir çığlık atmıştı.

“Ahmet, Erem hemen eve girin.” Adam karısı ve kızının yanına koşarken yüzündeki korku yaşadığı dehşetin bir göstergesiydi. Erem babasının ardından onlara doğru koşarken babasının kardeşini kucağına alıp eve doğru koşmasını ve annesinin de onu takip etmesini sis perdesi arasında izlemişti. Geri döneceği anda masanın altında donmuş bir şekilde etrafına bakınan kızı görünce ona doğru koşmaya başlamıştı. Sonunda Hüzün’e ulaştığında onun dikkatini çekmeye çalışmış ama başarılı olamamıştı.

“Hüzün bana bak, hadi buradan çıkalım.” Genç kızdan bir tepki alamayınca elini tutarak masanın altından çıkarmaya çalışmıştı. Silah sesleri iyice azalsa da burada açık hedef halindeydiler. Çekiştirerek transa girmiş olan kızı masanın altından çıkarıp koşarak eve sokmuştu. Hüzün hala tepki vermiyordu. Erem onu salona götürerek pencereden en uzak köşeye yaslamıştı. Kendisi dışarıya bakmak için dikkatli bir şekilde pencereye yaklaşırken birden duyduğu çığlıkla hızla arkasını dönmüştü. Hüzün elleri kulaklarında yere çökmüş çığlık atıyordu. Erem genç kıza ulaştığında Hüzün çoktan kendinden geçmişti.

“Oğlum ne oluyor?”

“Bilmiyorum anne, birden çığlık atmaya başladı. Sonrada kendinden geçti.”

“Ah kuzum, çok korktu olanlardan.” Zeynep Hanım genç kıza sevgiyle bakarken, Erem endişeliydi. Hüzün’ü kucağına alarak üst kata kendi odasına götürüp yatağa yatırmıştı. Annesi onu ayıltmaya çalışırken, genç adam elleri saçlarında odada dönmeye başlamıştı.

“Anne, kardeşim nerede?”

“Babanın yanında, sen gidip onlara bak oğlum. Ben Hüzün’ün yanına kalacağım.” Erem annesinin dediğini yaparken Zeynep Hanım baygın yatan kızın saçlarını okşamaya başlamıştı.

“Ah kızım, ne oldu sana.” Gözünden aşağıya akan yaşı hızla silen kadın kolonya ile genç kızın bileklerini ovmaya başlamıştı.

***

“Baba, bunlar kimdi?” Adam oğluna kızını göstererek ses tonunu düşürmesini işaret etmişti.

“Baba, adamlar eve silahla saldırdılar, nasıl sakin kalabiliyorsun?” Adam üzgün bir şekilde oğluna bakarken odada ki masanın çekmecesinden çıkardığı kağıtları Erem’e uzatmıştı.

“Bunlar ne baba?”

“Bunlar ikinizin hayatta kalma sigortası. Olurda bize bir şey olursa bunları Orhan amcana götür. Onun haberi var bu durumlardan.” Erem içinden ‘yine Orhan’ diye düşünürken kardeşi yanına gelerek dizlerine sarılmıştı. Kardeşini kucağına alan genç adam babası ile göz göze gelince adam üzgünce bakışlarını kaçırmıştı. Babasını ilk kez bu kadar çaresiz gören Erem ne söyleyeceğini bilmiyordu. Elinde ki kağıtları okumadan cebine koyarken babasına baktı yeniden.

“Ne yapmayı düşünüyorsun baba? Adamlar oldukça ciddi görünüyor.”

“Bilmiyorum. Bu kadar ileri gideceklerini düşünmemiştim. Henüz kimse bilmiyor araziyi satışa çıkardığımı. Ne yapacağımı bilmiyorum.”

“Anneme ne söyleyeceksin? Bu olanlardan sonra annem soracak…” Adam başını iki yana sallarken evin içinde yankılanan çığlık sesi ile iki adamda kapıya koşmuştu. Bundan sonra hayatları daha da çıkmaza girecekti.

************

Fikirlerinizi yorum yaparak bildirirseniz sevinirim. Şimdiden pamuk parmaklarınıza sağlık. 

Tags:
Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2021 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account