1.BÖLÜM

          Boş bakışlarımı henüz açılmamış kolilerle dolu odada gezdirdim. Bu ortam beni boğuyordu resmen. Odadan çıkıp annemlere dışarı çıkacağımı söyledim ve sokak kapısını açtığım gibi kendimi dışarı attım. Apartmanın önündeki basamaklardan ilkine oturup kollarımı dizlerime yasladım. Sokakta koşuşturan çocuklara diktim gözlerimi. Nasıl da mutlulardı. Hiçbir şey umurlarında değildi. Şen kahkahaları çınlatıyordu tüm sokağı. Sıkıntıyla nefes alıp iç geçirdim. Mutlu değildim ki ben. Buraya gelmek istememiştim. Eski evimizi seviyordum. Hatta okula bile alışmıştım. Şimdi yeniden alışma sürecini yaşamak beni tedirgin ediyordu. Burada kalmak istemiyordum.

        Oturduğum basamaktan kalktığım gibi kapşonumu saçlarımın üzerine örttüm. Bileklerime kadar gelen kollarımı çekme gereği görmeden ceplerime soktum ve yokuş aşağı inmeye başladım. Yokuşun hemen sonunda görünen masmavi denize doğru adımlarımı attım. Biraz deniz havası iyi gelecekti. Kesinlikle burada olmak istemiyordum.

        Sahile indiğimde boş banklardan birine oturdum ve düşünmeye başladım. Nassıl alışacaktım yeni bir yere? Zaten sürekli taşınıyorduk. Tam bir yere alıştım derken yeniden olan bu değişiklik benim için hiç iyi değildi. Saat ilerledikçe daha da soğuyan hava ile son kez dönüp karşıya baktım. Güneş tüm kızıllığını gökyüzüne armağan edip yerini aya devretmek için vedalaşırken gökyüzüyle, ayaklandım. Ağır adımlarla geldiğim yoldan geri döndüm ve yokuşu çıkmaya başladım. Zaten bildiği pek bir yer yoktu bu şehirde. O eve hiç gidesim yoktu. Ayaklarım geri geri gitse de mecburen ilerlettim ayaklarımı. Evin önüne gelene kadar attığım adımları saydım başımı kaldırmadan. Apartmanın basamakları görüş açıma girdiğinde ise kapşonumu açıp başımı kaldırdım. Saçlarım yüzüme yayıldığında sıkıntıyla nefesimi üfleyip saçlarımı yüzümden çekmeye çalıştım ama inat edip yüzüme yayılmaya devam ettiğinde saçlarımı parmaklarıma dolayıp kulağımın arkasına sıkıştırdım. Sonunda başımı kaldırdığımda ise olduğum yerde kalakaldım. İki apartmanın merdivenlerine yayılarak oturmuş bir grup genç eğleniyor, gülüşüyorlardı. Bir iki adım daha ilerlediğimde onların görüş açısına girmiş olmalıyım ki hepsinin gözleri bana dönmüştü. İnsanların gözlerinin üzerimde olmasından hoşlanmıyordum. Yine de merak dört bir yanımı sarınca ben de gözlerimi onların üzerinde gezdirdim. Hepsi gülmeyi, konuşmayı kesmiş bana bakıyorlardı. Kendimi tedirgin hissettiğim anlardan biriydi. Kalbimdeki tuhaf hızlanma ile elimi kalbime götürmemek için zor tuttum kendimi. Çekingen biri değildim ama insanlarla çok fazla zaman da geçirmezdim. Şimdi ise gözlerimi kaçırmak istiyordum. Gözlerimi son kez üzerlerinde gezdirip hiçbiri ile göz göze gelmeden gözlerimi çekerken bir çift gözde takılı kaldım. Hafif uzun, kumral saçlı çocuk sırtını duvara yaslamış, ellerini siyah kotunun ceplerine sokmuştu. Beyaz tişörtün üzerine giydiği kot gömleğinin kollarını kıvırmıştı. Bileğinde siyah, ince şeritten deri bileklik vardı ve boynundan sarkan gümüş renk plakalar. Direk babamı anımsatmıştı bu plakalar ve moralim bozulmuştu iyice.Çocuğun kirli sakallı yüzünde keskin bir ifade vardı. Gözlerimi zar zor parlak gözlerden utanarak çekip aceleyle zili çaldım. Delicesine atan kalbim göğsümde bir ağrıya sebep oluyordu. Kimdi bu adam?

          Evden içeri girdiğim gibi kapıyı kapatıp sırtımı kapıya yasladım. Elimi kalbime götürüp biraz olsun sakinleşmeyi denedim. Gümbür gümbür atan kalbime birinin dur demesi gerekiyordu. Çünkü dur desem de  nankör kalbim beni dinlemiyor ve bana acı veriyordu. Apartmanın merdivenlerini elim kalbimde usulca çıktım. Annemlere bir şey belli etmeden yeni odama geçtim. Henüz açmadığım kolilerin arasından geçip kendimi yatağa bıraktım. Canım yanıyordu yine de annemlere bunu belli etmek istemiyordum. Yatağıma uzanıp rahatlamaya ve sakinleşmeye çalıştım. Kalbim biraz durulduğunda kendimi uykunun kollarına bıraktım yorgun düşen bedenimi. 

            Bütün gece rüyama giren gözler yüzünden dönüp durmuştum. Yıllar sonra kalbimin varlığını ilk kez hissetmiştim. Bir et parçasından farkı olmayan kalbim ilk kez bu kadar delicesine atıyordu. Bana acı vermesine rağmen bu acının bağımlısı olmak isteyecek kadar heyecanlandırıyordu beni. Bana ait olmayan bir kalp beni nasıl böyle heyecanlandırabiliyordu ki? Düşünceler zihnimi talan etmeye devam ederken daha fazla yatamayacağımı anlayıp yataktan kalktım ve hazırlanıp evden çıktım. Sabahın bu erken saatinde kimsecikler yoktu sokakta. Apartmanın girişine koyduğumuz mavi bisikletimi iki basamaktan indirip bindim ve yokuşun hemen yukarısındaki bakkala gitmek iin pedallara asıldım. Kalbim zonklasa da, kendimi zorlasam da hızla çevirmeye devam ettim. Bakkaldan kahvaltılık bir şeyler aldıktan sonra tekrar bisikletime bindim. Bu kez yokuş aşağı inerken kendimi özgür hissediyordum. Saçlarım rüzgarda uçuşurken yüzümde güzel bir tebessüm olduğuna emindim. Bisikletin hızı yokuş aşağı artarken köşeyi dönmek için gidonu kırmam ile karşıma çıkan beden ile korku her tarafımı sardı. Hızla gidonu kırdığımda karşımdaki kişiye çarpmasam da düşmüştüm. Korku kalbimi sıkıştırırken zar zor nefes alıp veriyordum.Ciğerlerimdeki nefes çekilmişti sanki. Aldığım şeyler poşetiyle yere düşmüş bisikletim yana devrilmişti. Dizim kanıyordu ama şuan göğüs kafesimde hissettiğim yanma daha önemliydi. Canım yanıyordu.

         Önümde uzanan el ile bakışlarımı yukarı kaldırdım ve bütün gece aklımdan çıkmayan gözlerle karşılaşınca yeterince hızlı atmıyormuş gibi kalp atışlarım iyice hızlandı. Dört nala koşan bir attan farkı yoktu kalbimin. Bana uzanan ele titrekçe uzandığımda sert eli ile sıkıca kavramıştı elimi. Uzun, kemikli parmakları vardı. Beni kaldırıp kaldırıma oturttu. Dökülen poşetleri toparlamaya başladığında ona farkettirmeden elimi kalbime koydum. Biraz daha bu kadar atmaya devam ederse bayılacaktım. Adam bisikletimi de kaldırdığında elimi acelece kalbimden çekip başımı eğdim.  Yanıma geri geldiğinde bana baktığını hissetsem de kaldırmadım bakışlarımı. Önümde diz çöküp kanayan dizime peçete bastırdığında irkilerek ona baktım. Yaptığı işe öyle çok odaklanmıştı ki bakışları bana değmiyordu. Pantalonumun yırtılan dizini biraz daha çekiştirip yarayı iyice ortaya çıkardı. Cebinden çıkardığı yarabandını dizime yapıştırdı ve gözlerini aniden gözlerime çevirdiğinde gözlerimi kaçırmaya fırsat bulamayıp yakalanmıştım. Yüzünde serseri bir gülüş oluştuğunda utançla gözlerimi kaçırdım. Kalbim artık dayanmıyordu. Aniden ayağa kalkıp elimden tuttuğu gibi beni de kaldırdı ve dönüp bisikletimi tuttuğu gibi ilerletti. Arkasından şaşkınca baksam da kısa sürede kendimi toparlayıp peşinden ilerledim. Apartmanın önüne geldiğimizde bisikleti bırakıp emniyeti açtı ve bana hiç bakmadan yoluna devam etti. Bense canımı yakan kalbimle arkasından bakakaldım.

*** *** ***


Tags:

Paylaş
6 Yorum
  1. LEYLA ADAR 8 ay önce

    Cok beğendim sıkılmadan okudum emeğine kalemine saglik.Başarın daim olsun canim😇

  2. LEYLA ADAR 8 ay önce

    sanirim finale yaklaşıyoruz. Insanin hayalinde olmasini istediği şeyler ne güzel anlatiliyor yaşanıyor. Okurken bile mutlu oluyoruz yasayabilseydik nasil olurdu acaba. Darısı bekarlar başına 🤗

    • Yazar
      -ebrum- 8 ay önce

      Amin ablacım. Allah herkese hayırlısını nasip etsin. Ve evet 50. bölüm final olacak. Umarım beğendiğiniz bir hikaye olmuştur.

  3. LEYLA ADAR 9 ay önce

    Çok guzel yazmissin. Birinin yaşamasının birinin ölümüne bağlı olması çok üzücü 🙁

    • Yazar
      -ebrum- 9 ay önce

      Teşekkür ederim ablacım. MAalesef bu hayatta çok hem de çok daha kötüleri var. İnsanlar bazen gerçekten çok çaresiz 🙁

Bir Cevap Bırakın

© 2021 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account