IMG_20220217_005358

Bölüm 1: Geçmiş Daima Acı Mıdır?

4 Kasım 2003 

Kadın korkuyordu ikiz kızları dünyaya gelirken canının yanması bir yana kocası yanında değildi. En yakın arkadaşının elini sımsıkı tutarken bir yandan da ıkınıyordu. Çok güzel bir kadındı Nesil. İyilik meleği derlerdi ona, yardıma muhtaç kim varsa koşardı ama işte bu dünyada insanların bilmemesi gereken bir varlıktı Nesil.

 Nesil dünyadaki binlerce vampirden biri olmasına karşın bir de güçlü ve köklü bir ailedendi. Sonsuz yaşamı olan bir varlığa köklü bir aile diyorsam bizim gibi yüz yıllardan bahsetmiyorum. Nesil’in babası ilk vampirlerdi. Sahi vampirler dünyamıza nasıl gelmişti? Bu da artık başka bir hikayenin konusu olsun. Biz şimdi Nesil’e dönelim.

 Kadın bir yandan ıkınmaya devam ediyor bir yandan da aşık olduğu adamı deli gibi merak ediyordu. Tabii böyle bir kadının sevdiği adam da normal bir insan değildi. Alaz kadını görür görmez vurulmuştu üstün koku alma gücü sayesinde kadının kokusunu alır almaz sapsarı gözlerini dikmişti evet sapsarı gözler ama düşündüğünüz gibi Alaz bir vampir değildi. Hatta ona bu düşüncenizi söylerseniz size karşı tutumu bile sertleşebilirdi adamın. Alaz güçlü bir adamdı bakışıyla bir dağ devirir derler ya o da tam olarak bu sözün vücut bulmuş haliydi. Alaz bir kurtadamdı. Birçok hikayede vampir ve kurtadamları hep düşman olarak gösterseler de açıkcası bunun gerçekliği biraz farklıydı.

 Her vampir her kurtadamdan nefret etmiyordu birbirlerinin zıttı olarak sayılsalar bile. Ama her şeyde olduğu gibi bunun da istisnaları vardı. Maalesef Alaz da bu istisna kabilelerden birinin veliahtıydı. Doğumundan beri nefret ettiği varlıklardan birine aşık olmuştu Alaz. Pişman mıydı? Asla! Güzel gözlüsü için canını verirdi. Peki şuan nerede miydi? Tam da bahsettiğimiz istisna kabilelerden birine karşı daha doğmamış çocuklarını korumaya çalışıyordu.

                                                      *      *     *     *      *      *      *     *      *      *

Öfkeliydi adam can parçalarını öldürmek isteyen insanlara karşı başka ne hissedebilirdi ki? Çocukları dünyaya geliyordu eşi acı çekiyordu ama adam burada bu dallamalarla uğraşıyordu. Aralarında en yaşlı olan adam – kendisi ben bu topluluğun lideriyim diyordu adeta – öne çıkıp:

 -Alaz! Seni severim bilirsin ama bu kan emicilerin çoğalmasına izin veremeyiz. Sende biliyorsun bunu.

 Alaz adamın söylediği ”kan emiciler” kısmına takılmıştı. Sevdiği kadın ve kızlarına mı diyordu bu bunak zaten sinirine hakim olmakta zorlanırken kendini tutamayıp:

 -Kanını emmeye ben geleceğim senin bunak bekle sen! diye gürledi Alaz.

 Arkasındaki arkadaşları her ne kadar gülmemeyi deneseler de adamın takıldığı konu komik gelmişti onlara ya da o an ki gerginlikleriyle de alakalı olabilirdi bu. Açıkçası kimsenin umurunda değildi şuan çünkü buradan sağ çıksalardı yeterdi. Alazın hemen sol yanında duran ve ona göre yaşlılara daha saygılı olan dostu Emir, Alaz’ın yanına gidip elini omzuna koydu , yaşlı adama doğru dönerek:

 -Amca sen de bende biliyoruz ki asla Nesil’e bir şey olmasına izin vermeyiz ne ona ne de kızlarına. Bence bunu düzgünce oturarak halledebiliriz eski günlerdeki gibi ha?

Adam çocukluklarını bildiği adamlara baktı. Onlarla kavga etmek hiç istemiyordu ama o kan emiciler çok güçlü olacaktı. O cadılar işini bir an önce bitirse yeriydi Alaz’ı daha fazla oyalamazlardı.

                                             *     *     *     *     *     *      *     *      *      *      *      *

 Bu sırada ormanın derinliklerinde olan evden bir çığlık sesleri artıyordu.Kadın ıkındıkça ıkınıyor fakat güzel kızları inatla gelmiyordu. Kadın pes etmeye yaklaşırken arkadaşı olan Mete’den gelen ses ile umudu tekrar canlandı:

 -Birinin kafasını gördüm geliyorlar hadi güzelim biraz daha ıkın az kaldı geliyor kızların. Hadi bebeğim hadi güzelim.

 Genç kadın aldığı son güçle bir kez daha ıkındı tam o sırada bir ağlama sesi geldi Nesil bu melek sesi gibi olan sese ne tepki vereceğini bilememişti. Arkadaşının sesiyle kendine geldi:

 -Aman Allah’ım sen nasıl güzel bir şeysin böyle? diyip Nesil’e tam bebeğin suratını gösterecek iken Nesil’den gelen bir çığlıkla ikinci bebeğin de geldiğini gördü kucağındaki meleği onlara heyecanla bakan Selin’e uzatıp tekrar Nesil’in ayağının ucuna geldi diğer meleğin de kafasının çıkmaya yakın olduğunu gören adam :

 -Bak geliyor hadi son kez senden sadece son bir ıkınma istiyorum güzelim. Tüm gücünle son bir kez ıkın. Kadın derin bir nefes alıp son gücüyle bir kez daha ıkındı tam bu sırada ormanın bile öteki ucundan duyulacak bir çığlık koptu kadının ağzından kulağı ne kadar hassas olsa da bebeğe zarar vermemek için acıya dayandı Mete ve sakince bebeğin gelmesini bekledi. Kucağına aldığı bebeğin gözlerinde kayboldu bir an diğer kız gibi değil daha çok Nesil’e benziyordu bu kız saçları simsiyah pamuk gibi teni vardı. Yavaş ve dikkatli hareketlerle kondomunu kesip sıkıca tuttu bebeği. Nesil artık bitmiş bir şekilde duruyordu fakat bir eksiklik sezdi. İkinci doğan bebeği ağlamıyordu aniden kafasını kaldırdı ve Mete’nin kucağında duran bebeğine baktı. Kadın ani bir kalkış ile bağırdı:

-A-ağlamıyor!Mete bir an ne yapacağını şaşırdı kucağındaki meleğe fısıldadı:

-Hadi aşk hadi…

Herkes suspus bir şekilde ikiliyi izlerken birden bir haykırış koptu. Bebek laciverte yakın gözlerini kısmış bağırarak ağlıyordu. Odadaki herkes rahatlamıştı iki bebekte sağlıklı bir şekilde doğmuştu , Nesil iyiydi daha ne olsun derken birden bebeklerin yüzü mosmor kesildi. Nesil bebeklerin nefes almadığını fark ettiği an bir çığlık kopardı ki bu ilkinin yanında baya güçlüydü. Bunu gerçek anlamda ormandaki herkes duydu. Ormanın en derinlerinde olan Alazlar bile…

                                                         *         *       *         *       *       *          *

Alaz sevdiği kadının sesini duyunca aklına ilk gelen şeyin olmamasını diledi. Karşısındaki bunağın sırıttığını görünce oyuna geldiklerini anlayıp:

-Senin zaten az kalan hayatını ben karartacağım. Duyuyor musun beni! Sevdiklerinle vedalaş. Çünkü ilk onları kaybedeceksin.

 Sarı gözleri sinirken kanlanırken bu sözleri oldukça keskin ve acımasızca söylemişti. Arkasını dönüp eve doğru koşmaya başladı. Arkadaşları Bora , Ece , Melih ve nicesiyle birlikte eve girip koşa koşa üst kata çıktı ortalama 10 saniye süren bu yolda adamın aklına neler gelmişti bir kendi birde Allah bilirdi. Odaya girdiklerinde herkes telaş içindeydi.Buse hemen kucağındaki bebeği Nesil’e verdi ve Mete’deki bebeği de alarak Nesil’in kucağına bırakmıştı. Hemen çantasından bunun olacağını bildiği için getirdiği bir kavanoz toprağı yatağın sol tarafına, baş ucunun sağ tarafına hava taşını koyup üfledi ayak ucunun sağ tarafına getirdiği mumu yaktı ve en son sol tarafa da suyu döküp ardından geri çekilerek ezbere bildiği ve uzun süre üzerinde çalışarak kendini geliştirdiği büyüyü yapmaya başlamıştı bile:

 -Vires naturae praecipio tibi! Esse terra, petra. Aqua, esse cover. Tempestas, sit ignis esse flamma et tueri. Ego, in mediocris naturae, semper mandamus vobis, quod haec duo sorores sunt credita sunt tibi! (Doğanın güçleri sana emrediyorum! Toprak , kaya ol. Su , örtü ol. Hava, fırtına ol ve ateş alev ol ,koru. Ben doğanın perisi sana emrediyorum bu iki kız kardeş senin korumanda!)

Busenin her söylediği elementte baş ve ayakucuna koyduğu şeyler parıldamaya başlamıştı büyü bittikten sonra iki bebekte nefes almaya başlamış hatta etrafa gülücük saçmaya şimdiden başlamışlardı. Buse iki kıza da bakıp tutanacak bir yer ararken birden sevgilisi Bora onu yakaladı:

 -İyi misin bebeğim? Buse ne zaman geldiğini bilmediği sevgilisinin koluna sımsıkı tutundu:

 -Bebekler… Onlar iyi mi?

 Bora sevgilisinin halini görüp onu kendisine yasladı kızın başına çenesini yaslayıp bir yandan bebeklerini seven dostuna baktı sonrada kızı başından öpüp:

 -Gayet iyiler sevgilim sayende gayet iyiler…

                                                                       *       *       *     *        *      *        *

 Başarısızlığım verdiği sinir ile oda boyunca gidip gelen adama baktı kadın eğittiği kızın onun yaptığı büyüyü engellemesi yetmiyormuş gibi bir de bu yaşlı kurt başına bela olmuştu. Yaşlı adam kadına dönmeden sert bir sesle konuştu:

 -Senin eğittiğin küçük bir cadı nasıl olurda seni geçebiliyor? Benimle dalga mı geçiyorsun sen! Güçlü bir vampir ve karanlık kurt soyundan bir kurtadam bunun ne demek olduğunu biliyor musun sen kadın!

 Kadın ayağa kalkıp sinirden kızarmış adamın yanına gitti elini omzuna koyarak:

 -Kara büyü yapmama izin verseydiniz şimdiye Alaz ve Nesil o iki canavarın mezarını kazıyor olurdu. O küçük kendine cadı diyen velet ise benimle karşılaşamaz bile eminim birilerinden yardım almıştır.Adam yaşına göre hala heybetli bir vücuda sahipti bu kasları her dolunayda kemiklerinin kırılmasına borçlu olmalıydı. Kadına döndü kendinden beklenmeyecek cümleleri kurarken kapıdan kendilerini dinleyen eşinden habersizdi:

 -Başka şansımız yok kara büyü kullanmamız lazım sana ne lazımsa söyle adamlarım getirsin.

 Kadın duyduklarına sevinmişti sonunda gücünü gösterebileceği zaman gelmişti hemen büyü kitabına giderken o an ki mutluluğu ile kapıyı dinleyen kadını bile fark edememişti. Kadın duydukları karşısında donup kalmıştı bu adamın kulakları ne dediğini duyuyor muydu? Hemen oradan çıkıp Alaz’a haber vermeliydi o çocuklar tehlikeli olabilirdi ama doğa ana onların doğmasını istemeseydi doğmazdı. Kara büyü daha büyük bir tehlikeydi. Eli hemen telefonuna giderken etrafındakilere bakıp eğer telefonla konuşursa buradaki çoğu kişinin onu duyabileceğini fark ettiği an hemen mesaj kısmına geçti Alaz’a durumu özetleyen bir mesaj gönderdi. İki kızın hayatını değiştirecek o iki cümleyi yazıp gönder tuşuna dokundu artık gerisi onlardaydı.

                                                      *         *     *      *       *       *

 Alaz kucağında kızına bakarken büyülenmişti. Kız kardeşine tezat olan sarı saçları parıldıyordu kızına dalmış giderken cebinde titreyen telefonunu hissetti. Kızıyla ilgilenirken tabii ki telefonuyla ilgilenmeyecekti. O sırada kapıdan Ela bir elinde küçük oğlu diğer elinde koca bir çanta ile odaya girdi yanında Savaş yayını sırtına asarken:

 -Kardeşim hayırlı olsun artık birini benim Cankut’a alırız değil mi? diyerek Alaz’ın omzuna vurdu. Alaz’ın yüzünün aldığı ifade herkesi güldürmüştü. Selin Alaz’ın kucağından bebeği alarak :

 -Evet beyler biraz çıkın ki bu iki melek biraz dinlensin.

 Alaz Savaş’a kötü kötü bakarken Nesil’in alnından öpüp Selin’in kucağındaki bebeğe hayranlıkla bakan Cankut’un ensesinden tutarak kapıya yönlendirdi. Kadınların kapı ardındaki kıkırtılarını duyabiliyorlardı. Adam homurdanmaya başladı içinden bir tanesini kıskandığımı saklamaya çalışıyordum şimdi başıma üç tane oldular diye düşünüyordu. O sırada ona sinsi sırıtmalarla bakan bu adamlara daha fazla katlanamayacağını düşünüp cebinden telefonunu çıkardı. Gördüğü bildirim ile kaşları çatıldı. Mesaj şurada neredeyse 1 saat önce az daha boğazlayacağı adamın eşi olan Oya teyzedendi. Az önce tartıştığı amcasının eşiydi Oya teyze. Buradaki çoğu kişinin çocukluğunu bilirdi. Gençliğinde yaptığı hatalarda az arkasını toplamamıştı bu kadın bir alfanın eşi olması yanı sıra şöyle bir dursun doğaüstü yaşamda bir insandı. Okuduğu mesajla anlamaya başladığı şey adamın kaşlarını sanki olabilirmiş gibi daha fazla çattırıyordu. Savaş bir şey olduğunu hemen anlayıp diğerlerini dürtüp Alaz’ı gösterdi. Alaz arkasını dönüp çocukluktan beri tanıdığı insanlara baktı ne yapacağını ne diyeceğini bilmediğini hissetti. Tehlike geçmişti şimdi sıra daha büyük bir tehlikedeydi.

                                                              *        *        *         *        *      *

Gönderen: Oya Teyze

Mesaj: Kara büyü. İkizleri koru. Kanlıtahta ağacı!!

Ortalama 15 dakikadır herkes Alaz’ın telefonundaki mesajın ne anlama geldiğini sorguluyordu. İkizler uyumuş Cankut bir kenarda annesinin verdiği boyama kitabını boyuyordu. Buse kitaplarını karıştırmaya başlamıştı Nesil uyanmış ancak diğerlerinin zoru ile yataktan kalkmamıştı. Diğerleri ise kara kara düşünüyorlardı. Bu sessizliği bozan Mete oldu:

 -Ya bir tuzaksa ikizleri Buse korumadı mı onlara ne yapabilirler ki?Buse kafasını kitaptan ayırmadan :

 -Yaptığım şey anlık bir büyüydü o anki saldırıdan korumak için ayrıca şanslıydık kara büyü değildi. Kara büyünün işleyişi daha farklıdır. Eğer o mesaj bize gerçek bir uyarıysa artık gözlerini karartmışlar demektir. Alaz avcunu alnına dayamış bir şekilde :

 -Oya teyze yalan söylemez. Mete alaycı bir gülüşle:

 -Kadının eşi ikizleri öldürmek için kapına dayandı insanlar değişebilir Alaz bunu anlamış olman gerekirdi.

 Alaz zaten çok sevdiği söylenemediği bu şahsın ima ettiği şeyi Oya teyzesine yakıştıramıyordu ama sevmese bile bu iblis doğruyu söylüyor olabilirdi. Emir Alaz’ın sinirlendiğini anlayınca daha fazla uzatmadan:

 -Bu insanlar sadece korkuyor onların ne olduğunu ya da neler yapabileceklerini bilmiyorlar. İnsan bilmediği şeyden korkar bu doğanın kanunu.Mete bu konuşmaya dayanamıyormuş gibi oturduğu yerden kalktı :

 -Biz korkmadık ayrıca en küçük bir riski bile alamayız. Buse kara büyüyle en fazla ne yapabilirler?

-Her şey.

Alaz kaşlarını çatıp oturduğu yerde dikleşti:

 -Her şey derken?

-Öldürmek başta olmak üzere her şey öldürmeye cesaret edemez ancak mesajda kanlıtahta ağacı demiş o zaman tahminimce kızlara işkence büyüsü yapacaktır.

 Nesil yataktan çıkmak için ayaklandı bir yandan da:

 -O eski cadıyı toprağın diğer tarafına yollayınca bakalım buna cesaret edebilecek mi?

Mete hemen Nesil’in elini tutup yatağa geri oturtturdu. Buse’ye dönüp :

 -İşkence derken?

 Buse kitaptan başını kaldırıp ona soran gözle bakan arkadaşlarına baktı , derin bir nefes alıp:

 -Kanlıtahta ağacını kestiğiniz zaman kan damlar insanlar bunun sadece bir reaksiyon olduğunu düşünselerde aslında o ağaçlar ormanların can damarını temsil eder ormandaki yaşam enerjilerinin temelidir. Birkaç damlası ile yapılan tek bir kara büyü var. Bu büyüyü yaparlarsa ikizler güçlerini herkesten daha fazla yaşayacaklardır ki elimizdeki bebekler hem vampir hem kurt olduğu varsayılırsa aile geçmişindeki kökenleri ve cadıları saymıyorum bile yenidoğan bir vampirin kan istemesini düşünelim ikizler bunu 5 katı daha ağır yaşayacaklar kurtadam dönüşümlerinde de kemiklerini tek sefer değil 5 kere kırılıyormuş gibi hissedecekler.

 Nesil’in gözleri dolmaya başlamıştı çocukları dünyaya geleli birkaç saat olmasına rağmen şimdiden acı çekmeye başlamışlardı. Savaş can dostunun perişan haline dayanamıyordu. Herkesin aklından milyonlarca şey geçiyordu en son Emre bu sessizliğe dayanamamış olacak ki :

 -Şimdi ne yapabiliriz peki ses yalıtımlı özel odalar ayarlasak acıyla baş ettirmeye çalışsak dönüşürken hiçbirimiz buna hazır olmuyoruz ama küçük büyülerle acılarını alamaz mısın?

 Buse suspus olmuştu. Aklına sadece tek bir cevap geliyordu ve buradaki çoğu kişi bu cevaptan hoşlanmayacaktı. Elinin sıkıldığını hissedince sağ tarafına döndü sevgilisi ona güven dolu gözlerle bakıyordu. Genç kız sevgilisinin elini sıktı ve arkadaşlarına döndü:

-Bir yol var ama hoşunuza gitmeyecek. Önce araya girmeden dinleyin bu büyü zamanında doğaüstü bir canlının tek kalıp avlanmasını kolaylaştırmak için yapılıyormuş. Kanlıtahta ağacının kanı sadece 18 yıl boyunca etki edecektir bu büyüyü yapmak için tek şansları var kara büyü beraberinde bedelini de getirir. Eğer kızlar güçlerini 18 yıl boyunca kullanmaz ise büyünün etkisi geçecektir.

Herkes kafası karışmış bir şekilde Buse’ye bakıyordu kurtadam laneti birini öldürmedikleri sürece etki etmezdi ; fakat vampir tarafları ne olacaktı? Herkes bilirdi ki vampir çocuklar en doyumsuz ve güçlü olanlarıydı ki çok nadir olsalar bile yaşamak için kana ihtiyaçları vardı. Bora sevgilisine dönerek:

-Kurtadam lanetini etkinleştirmediler diyelim vampir tarafı nasıl olacak? Mete :

-Vampir çocukların daima beslenmesi gerekir bir insan yaşam enerjisini nasıl yemekten alıyorsa vampirlerde kandan alır eğer kan içmezlerse zaten yaşayamazlar. Nesil gözünü yerden kaldırmadan:

 -Mutatio (Değişim) büyüsü ile mi karşılık vereceksin?

 Buse gözlerini dolmuş bir şekilde yerden ayırmayan arkadaşına baktı:

 -Evet eğer 18 yaşlarına kadar kan içmezlerse vampir tarafı uyutabilirim.

Alaz anlamadığını belli eder bir ses tonu ile:

 -Mutato falan ne büyüsü o?

 Başka bir zamanda bu telaffuza gülecek olsalar bile şuan kimsenin gülecek hali yoktu. Buse sakince çantasındaki şişe suyunu çıkardı ve bir yudum aldı :

 -Mutatio yani değişim büyüsü kızların yaşam enerjisi Mete’nin de dediği gibi kana bağlı olacak illaki beslenecekler ve yapılan kara büyü onlara işkenceye başlayacak. Eğer bu büyüyü yaparsam güçlerini başka bir güçlü cisimle değiştireceğim , kızlar doğaüstü bir şeyle karşılaşmadıkları sürece güçlerini kullanamayacaklar kana ihtiyaçları olmayacak ya da laneti etkinleştirebilecek genleri uykuda olacak.

Ela :

 -Annesi vampir babası kurtadam olan ikizler mi doğaüstü bir şeyle karşılaşmayacak? Sen bir cadısın , Emir ve Bora da kurtadam.Nesil gözünü daldığı yerden kaldırıp Ela’ya döndü:

-Ama sen ve Savaş insansınız. Avcı olsanız bile güçlerinizin çoğu birkaç bitki ve tılsımdan geliyor ki bu doğaüstü değil.

Savaş yaslandığı yerden dikleşti:

-Bizi bu kadar güçsüz görmen gözlerimi yaşarttı Nesil az daha seni avlayacağım gerçeğini hep unutuyorsun.

 Nesil derin bir nefes alıp :

 -Kanımda o kadar mine çiçeği özü olmasaydı beni tanıyabileceğini bile sanmıyorum ama konumuz bu değil şuan Savaş.

 Ela , Savaş’a uyarır bir şekilde baktı:

 -Yani bebekleri biz mi alacağız?

 Buse elindeki telefonla biraz uğraştıktan sonra :

 -Evet ama sadece bir bebeği diğerini şuan burada olmayıp ormanın güvenliğini sağlayan bir diğer avcı arkadaşımız Buğra’ya teslim edebiliriz mesaj attım buraya geliyor.

 Alaz hüzünlü bir ses tonu ile:

 -Yani çocuklarımı ben büyütemeyecek miyim?

 Nesil ayağa kalkıp Alaz’ın yanına gitti yere çöküp ellerini tuttu ve alınlarını yasladı:

-Sadece birkaç yıl her türlü haberi alırız yaşamaları şuan daha önemli değil mi? 18 yıl sonra kızlarımızı geri alacağız hem ikizimiz de yaşlanacak mıyız sanki hem onlarla geçireceğimiz daha onca yıl varken Alaz bu son şansımız.

Alaz sevdiği kadını sakince dinledi haklıydı hemen kendini toparlayıp silkelendi karısının ellerini sıkarak ondan güç aldı. Sakince ayağa kalktı Nesil de beraberinde kalktı kolunu eşinin beline sardı ve Savaş’a döndü:

 -Kardeşim.

 -Emanetine gözüm gibi bakacağımı bil kardeşim.

 -Şüphem olduğunu kim söyledi lan.

 Nesil eşinin belindeki eli çekti ki eşi ve eski dostu sarılabilsin.

 Mete Buse’nin yanına giderek:

-Yaşam enerjilerini hangi cisimden karşılayacaksın?

 Bir de bu problem vardı değil mi? Nesil hemen aşağı salona indi ve babasının ona verdiği kutsanmış kolyeleri çıkardı. Yukarı koşarak geri çıktı. Vampir olmanın iyi yanlarından biri doğum yapsanız bile yaralarınız olağanüstü bir hızla kapanıyordu. Elindeki kolyeleri Buse’ye vererek:

 -Babam bunları özel olarak en güçlü cadıların ruhu sayesinde yaptırmıştı. Belki bunları kullanabilirsin. Buse elindeki kolyeleri avucunda sıkarak gözlerini kapattı bir kolyeden masmavi bir ışık gelirken diğeri ise kıpkırmızı bir ışık saçıyordu. Buse gözünü açtığında gülümseyerek:

 -İnan bana buradaki güç değil ikisinin gücünü saklamaya bu odadaki herkesin gücünü saklar.

 Alaz kısık bir sesle:

 -İhtiyar sonunda bir işe yaradı. Diye mırıldandı.

Nesil göz devirerek Alaz’a döndü:

 -Babamı sevmediğini biliyorum ama bari şimdi yapma.

Alaz sevdiği kadının yanına gitti ve elini tuttu:

 -Tamam bir şey demiyorum.

Buse’ye dönerek:

-Ne zaman yapacaksın büyüyü?

 Buse kitabını masaya koyarak arkasındaki rafa yöneldi arkadaşının ailesinin kökenli olması sayesinde büyü için gerekli çoğu şey bulunuyordu:

-Siz kızlarınızla ilgilenin bende büyüyü hazırlayacağım hem kızlarınızın ismini doğduklarında söyleyeceksiniz o kadar şey oldu ki duyamadık.

 Tam bu sırada kapı güçlü bir şekilde açıldı. Buğra gelmişti bebeklerin uyuduğunu bilmeyen adam yüksek sesle:

-Herkes iyi mi? Bir şey mi oldu beni acil çağırdınız?

 Tabii onun bu yüksek sesine huzurlu bir şekilde uyuyan iki kız uyanıp çığlık çığlığa ağlamaya başlamıştı. Nesil ve Alaz hemen kızlarını kucaklarına aldı Savaş yeni gelen arkadaşının ensesine bir tane geçirip:

 -Hayvan herif bebekler uyuyordu sessizce girsene.

 Buğra ensesini tutarken:

-Kardeşim ne bilebilirim Buse acil gel yazmış sonra attığım mesajlara cevap vermeyince de haliyle bir şey oldu sandım.

 Nesil:

 -Neyse sorun değil Buğra hem iyi oldu diyebiliriz kızlara kara büyü yapılacağından şüpheleniyoruz. Eğer düşündüğümüz büyüyü yaparlarsa çocukları biz büyütemeyeceğiz. O nedenle seni çağırdık.

 -Siz büyütemeyecek misiniz? O zaman kim büyütecek?

Buse:

-Sen ve Savaş ama sizin de birbirinizden uzaklaşıp kızları 18 yaşına kadar büyütmeniz gerekecek.

 Buğra alnını kaşıyıp:

 -Mutatio büyüsünü mü yapacaksın?

 Buse eline aldığı kurumuş bitkileri bir kapta ezerken:

 -Evet ama elimizi hızlı tutmalıyız hepinizden bir damla kan almalıyım kızların da saçlarından birer tel büyüyü tek elden yapacağım ki bir şeyler ters giderse bile birbirlerine olan bağları aynı kalsın.

 Alaz kucağındaki bebeğine baktı sapsarı saçları adeta güneş gibi parlıyordu:

-Kızlarımızın ismini söyleyelim o zaman kucağımdaki sarışın meleğimizin ismi Arya.

Nesil gülümseyerek kocasını dinledikten sonra kendi söze atıldı:

 -Benim kucağımdaki gece saçlı meleğimiz ise Asena.

Alaz ve Nesil birbirine aşkla bakıyordu isimleri çok önceden koymuşlardı. Arkadaşları aşık çifte baktı yaşadıkları ve atlattıkları engeller az değilmiş gibi birde bu çıkmıştı. Buse bebeklere yaklaşıp ikisinin de tüy gibi olan saçından kopardı ve ikisinin başına birer öpücük bıraktı hazırladığı karışıma ekledi ve elinde kolyeleri aldı. Kolyeler iki tane taşın üzerine sarılmış bir ip şeklindeydi Buse hazırladığı tozu taşlara sürdü ve taşlardan biri mavi bir ışık saçmaya başlarken bir diğeri kırmızı bir ışık saçıyordu. Mavi renkte havaya çıkıp Nesil’in kucağındaki bebeğe doğru ilerlerken kırmızı olan ise Alaz’ın kucağındaki bebeğe ilerledi. Buse ağzında bir şeyler mırıldanarak elinde küçük bir çakı ile Alaz’ın eline uzanıp bir damla kanın bıçağın üzerine damlamasını sağladı ardından Nesil’e uzandı ve aynı işlemi ona da uyguladı çakıdaki iki damla kanı sırasıyla kolyelerdeki taşa sürdü ve bebeklerin boynuna kolyeyi bağladı bu işlemleri yaparken bir yandan hala bir şeyler mırıldanıyordu. Bebekler bir anda kıpkırmızı kesildiler ve gözleri sarı ve kırmızı renk değişimlerine başlamıştı. Nesil:

 -Buse hızlı ol kara büyüyü yapmaya başladılar. Lütfen arkadaşım hızlı ol.

Buse bir anda gözlerini kapadı ve sözleri daha hızlı mırıldanmaya başladı. Odadaki camlar bir anda açıldı ve rüzgar esmeye başladı. Odadaki herkes korkmaya başlamıştı. Küçük Cankut bile annesinin yanına gitmişti. Buse hızlı bir şekilde Savaş, Ela ve Buğra’dan kan alıp ilk yaptığı baharat karışımına ekledi eline aldığı baharat karışımına karıştırdı ve çamur haline getirdi. Bebeklerin kolyesine yapıştırdı ardından kendi parmağını dokundurdu çakıyı akan kanı iki bebeğin de alnına değdirdi kızlar susmuşlardı ve uyumuşlardı. Buse mırıldanmayı bırakıp:

 -Götürmeleri gerekenleri hemen hazırlayın fazla zamanımız yok Nesil senden çok güçlü bir çığlık sesi istiyorum kızların güçlerini kestiğimi fark ettireceğim ki kızların öldüklerini düşünsünler. Mete olağanüstü hızıyla hazırladığı iki koca çantayı ortalama 35 –40 saniyede getirdi. Alaz ona bakarken omuz silkerek:

-Alışverişi beraber yapmıştık neler nerede iyi biliyorum sığdırabildiğim kadarını aldım. Biz bunları yerleştirelim sizde vedalaşın.

 Alaz ve Nesil dışındaki herkes dışarı çıkmıştı. Savaş ve Buğra araçlarını garajdan çıkardı. Eşyaları yerleştirdiler. Bu süre içerisinde bebekleri ile vedalaşan çift hiçbir şey konuşmamıştı sadece bebeklerine sarıldılar. Artık daha fazla kalamayacaklarını anladıkları an kalktılar ve aşağı indiler. Arkadaşları hüzünlü bir şekilde onlara bakıyordu. Nesil kucağındaki Asena’nın alnını öptü yanı başındaki Alaz’a uzattı Alaz da Asena’nın başına uzun bir öpücük bıraktıktan sonra Nesil onu ne hayallerle aldığı araba koltuğuna yerleştirdi. Son bir kere daha kızının kokusunu içine çekti ve kulağına fısıldadı:

 -Annen ve baban seni ve kardeşini bekleyecek. Unutma kalbindeyim.

 Arkasını döndüğünde gözünden bir damla düşmüştü. Alaz’ın kucağındaki kızının da başını öpüp aynı sözleri söyledi. Arkadaşları ile vedalaşırken Ela:

 -Kızlarına gözümüz gibi bakacağız Buğra’yı da ben sürekli kontrol ederim. Aklın asla arkada kalmasın olur mu?

Nesil daha sıkıca sarıldı dostuna:

 -Size güvenim tam zaten sadece zor.

 Ela anlayışlı bir şekilde kafasını salladı diğer herkes ile vedalaştı. Kapıları kontrol ettikten sonra beraber iki araba ormandan ayrıldı. Ela arkadan Asena’ya baktı. Bu sırada oğlu Cankut:

-Anne Asena bizimle niye geliyor? Annesi Nesil teyze değil mi?

Savaş oğluna ve Asena’ya aynadan bakıp:

 -Evet ama Asena artık senin kardeşin tamam mı aslanım? O da öyle bilecek.

Cankut zaten yorulmuşken kafasını tamam anlamında salladı ve gözlerini kapattı. Ela Savaş’a dönüp:

-5 yaşında ama kafası her şeye eriyor.Bu sırada Buğra kendi arabasında öndeki arkadaşını takip ediyordu arkadaki bebeğe baktı ve:

 -Evet Arya’cım artık sen ve ben varız. Bakalım bu seferki macera nasıl sonlanacak.

Giden iki arabaya gözleri yaşlı bir şekilde bakan 6 arkadaş arasında ölüm sessizliği vardı. Buse gözlerini silip arkadaşına gitti göz yaşlarını dikkatli bir şekilde eline aldı ve gitmeden önce kızların kolyelerine sürdüğü çamurla karıştırdı arkadaşına dönüp:

 -Şimdi senden olabildiğince güçlü bir çığlık istiyorum Nesil.Nesil zaten acı çekiyorken bir anda yere çöktü ve hıçkırarak çığlık atıp ağlamaya devam etti. Buse elindeki çamurlara bir şeyler fısıldadı ve yere fırlattı. Birden sert bir rüzgar ormanda esti en yaşlı ağaçlar bile nasibini aldı.

                                                       *        *       *       *      *      *   *   *   *

 Rüzgarı hisseden cadı sinsi bir gülümseme ile yaşlı kurt adama döndü:

 -Bebekler gitti. Sana söylemiştim Nesil’in acı dolu çığlıklarını buradan bile duyabiliyorum. Ayrıca doğanın seçeceği tek bir can kaldı.

 Yaşlı adam yerde yatan üç evladına baktı her kara büyüde olduğu gibi bunda da bir bedel ödenmişti üç evladının canı ile ödemişti sadece tek bir can kalmıştı umarım o benimdir diye içinden geçirdi. Aniden gelen çığlık sesi ile kendine geldi. Bu ses… Bu ses eşiydi hayır diye bağırmak istedi adam hemen sesin geldiği tarafa koştu eşi, Oya’sı yerde yatmış kan kusuyordu. Adam eşinin yanına gitti. Elini tuttu:

 -Özür dilerim. Ben… Oya’m bende kal. Oya! Hayır hayır ben böyle olsun istemedim.

 Tam arkasını dönüp cadıdan yardım isteyecekken cadının çoktan gittiğini gördü geri eşine döndüğünde ise acı gerçek ile karşılaştı. Eşi nefes almayı kesmişti. Adamın gözünden bir damla yaş düştü. Atalarımızın da dediği gibi ne ektiyse onu biçmişti.

                                                            *     *       *       *       *        *

 O gün herkes altı can bu dünyadan ayrıldı diye bildi. O gün yas günü ilan edildi. Alaz ve Nesil uzun süreler evlerinden çıkmadı. Yaşlı adam sürünün önderliğini Emir’e vermişti. Günler sonra ise Alaz ve Nesil’e yazdığı bir özür mektubu ile canına kıymıştı. Alaz ve Nesil özel bir telefondan aldıkları videolar ve fotoğraflar ile özlemlerini azaltmaya çalıştılar. Yıllar boyunca kızlar büyüdü oldukları evleri kendi evleri sandılar. Başındaki insanları ise aile… Ama sırların açığa çıkmak gibi huyu vardı ve hayatın en sevdiği şey bunun en yanlış zamana denk gelmesiydi. Çünkü yerin kulağı vardı ve insan gücü seven bir canlıydı. Kızların uzak şehirlere doğaüstü canlılara denk gelmemek için gitmesine rağmen orada doğaüstü canlılar ile karşılaşması ise sadece bir tesadüftü. Yoksa değil miydi?

Tags:

Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2022 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account