images

Koğuştakiler ayağa kalkıp lavaboya gittiklerinde Büşra’yı kanlar içerisinde yerde yattığını gördüler. Olanları gördükten sonra hep beraber diğer mahkûmların üzerine saldırıp bir güzel tartakladılar. O sırada gürültüleri duyan gardiyanlar koğuşun kapısını açıp içeriye girdiler ve mahkûmları ayırdılar.

Mahkûmlar ayrılınca Büşra, kanlar içerisinde yerde yatıyor, inliyordu.

Gardiyanlardan biri onun kanlar içerisinde olduğunu görünce derhal ambulansı çağırdı. Ambulans gelip onu hastaneye götürdükten sonra gardiyanlardan diğeri mahkûmlara dönerek:

     ‘Söyleyin bunu kim yaptı. Eğer söylemezseniz biz gereğini yapar, kimin ortaya çıkarırız. Biz ortaya çıkarırsak eğer sizin için daha kötü olur bilesiniz’ dedi mahkûmları tehdit edercesine.

Gardiyanın tehdidi üzerine Nalân, öne çıkarak olan biteni olduğu gibi anlattı. Gardiyan Nalân’ı dinledikten sonra Semiha ve onun yanındakilere dönerek:

      ‘Artık sizin yaptıklarınız dağı aştı. Bundan sonra derdinizi müdür beye anlatırsınız’ dedi ve onları alıp götürdü. Onlar gidince diğer mahkûmlar derin bir oh çekip bayram ettiler.

***********

Tarık, annesinin ve babasının kavgalarına artık tahammül edemez olmuştu. Bu yüzden onları dinlememek için odasına kapanıyordu. Odasında da köşeye geçip ayaklarını göğsüne doğru çekiyor, öylece düşünüyordu. Bundan dolayı da iyice bunalıma girmiş, yine intiharı düşünür olmuştu.  

Dışarı gidip nefes almaya çalıştıysa da olmuyor, sanki her şey üstüne geliyordu. Konuşamadığı için de kimseye derdini açamıyordu. Derdini içine attıkça da bunalıyor, bunalımdan kurtulmak için de intihara yöneliyordu.

O artık kararını vermişti. İntihar edecek bu dünyadan ayrılıp gidecekti. Bu niyetle kendine ip hazırladı. Kimseye görünmeden odasına geçti. Hazırladığı ipi çıkarıp tavana yerleştirdi. Ardından ipi boynuna geçirdi.

Ayağının altındaki sandalyeye bir dokunması yetecekti. O yine nefsiyle mücadele içerisindeydi. Nefsi sandalyeye vur diyordu, kalbi ‘Hayır yapma, bu yaptığın Allah Teâlâ katında çok büyük bir günahtır. Eğer o sandalyeye ayağını vurursan zarar edenlerden olursun’ diyordu.

O nefsiyle mücadele ederken dışarıdan annesinin ve babasının sesleri geliyordu. Belli ki yine kavga ediyorlardı. Onların kavgalarını duyunca nefsine yenik düştü ve sandalyeye ayağıyla dokundu ve sandalye yere düştü.

O ipte sallanırken bilgisayarından mesajın geldiğini belirten bir ses geldi. O sesi duyunca yaptığına pişman oldu ama ip boynundaydı ve neredeyse boğulmak üzereydi. O anda Allah Teâlâ’ya kendisini bu durumdan kurtarması için dua etti. Duası bitince ip bağlı olduğu yerden koptu ve yere düştü.

Tarık, kurtulmuştu. Onun kurtulmasına sebep duasıydı. Bu yüzden secdeye kapandı ve şöyle dua etti:

     ‘Ey Allah’ım! Beni affet. Yıllarca senin yasak ettiğin şeyleri işleyip durdum. Üstelik bir de az kalsın canıma kıyacaktım. Bu yüzden ne olur beni affet. Sen (c.c.) affetmez bağışlamazsan şüphesiz ki ziyan edenlerden olurum. Ya Rabbi! Bundan sonra sana layık kul olabilmem için bana yardım et. Nefsim ve şeytana karşı galip gelebilmem için yardım et. Ya Rabbi! Halim sana ayan. Geçirdiğim kazadan dolayı sesim kısıldı. Ne olur sesimi aç ki derdimi anlatabileyim. Ya Rabbi! Benim yüzümden Büşra şu an hapishanede. Ne olur onu oradan çıkar. Ya Rabbi! Annemi sana havale ediyorum. Onun yüzünden Büşra düştüğü durumdan kurtulamadı. O yüzden annemi sana havale ediyorum. Ya Rabbi! Beni tek anlayan babam, onu affet ve bağışla. Ya Rabbi! Bana az da olsa doğru yolu göstermeye çalışan o gizemli kızla karşılaştır. Zira onun kim olduğunu merak ediyorum’ dedi ve başını secdeden kaldırdı.

O başını secdeden kaldırdığında öyle rahatlamıştı ki sanki hiç bunalıma girmemiş gibi hissediyordu.

Tags:
Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2022 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account