images

Avukatın sorusu üzerine ona:

‘Selim Bey, Selma’nın kumar borçlarından bıktım artık. Böyle giderse kendisiyle beraber beni de batıracak’ dedikten sonra ona ‘Sen buraya gelmeden evvel kılıksız üç kişi geldi. Onların bellerinde silahları vardı. Bellerindeki silahları çıkarıp önüme bıraktılar. Ardından onların başı olduğu belli olan kişi cebinden senetler çıkarıp önüme bıraktı.  Senetleri bıraktıktan sonra cebinden ayrı bir kâğıt daha çıkarıp önüme bıraktı. O ikinci kâğıtta Selma’nın kumar borçları yazılıydı. O adam bir hafta içerisinde onları ödemediğim takdirde ölümlerden ölüm beğen, deyip çıkıp gitti. O yüzden Selma’dan boşanmak istiyorum. Boşanmadan kalacak mal varlığıyla ne yapacaksa yapsın, o artık beni ilgilendirmez’ dedi iç çekerek.

Avukat, onu dinledikten sonra boşanma kâğıdı hazırlayıp adalet sarayına gitti.

Avukat, boşanma kâğıdını hazırlayıp gidince Talip Bey’in içi rahatladı ve kendi kendine ‘Senin yüzünden canımdan olamam. Bundan sonra o adamlarla kendin uğraşırsın’ dedi ve sekreterinden orta şekerli kahve istedi, keyifle yudumlamak için.

********

Büşra, hapishaneye geri döndükten sonra üzgün bir vaziyette yattığı yere oturdu. Semiha ve yanındaki birkaç mahkûm onun üzgün haline kıs kıs gülüyorlardı. Onlar gülüşürken Handan onları susturdu ve ona:

‘Ne oldu kızım? Üzgün halinden belli ki işler iyi gitmemiş’ dedi, neler olduğunu anlamak için.

Büşra, tam konuşacağı sıra Semiha öne atılarak:

‘Öyle görüyorum ki suçluluğun anlaşıldı ha! Birde bize suçsuzum deyip duruyordun’ dedi tıslayarak.

Handan, onun söz söylemesine canı sıkılmıştı. Bu yüzden canının sıkıldığı anlatmak için ona öyle bir bakış attı ki Semiha, geri çekilmek zorunda kaldı.

O susunca ona:

‘Bir daha konuş demedikçe konuşursan, seni burada boğarım. Hiç kimsede seni elimden alamaz. Ayrıca bunu seve seve yapacağımı beni benden daha iyi bilirsin’ dedi, Handan tehdit edercesine. Daha sonra Büşra’ya dönerek, ‘Anlat kızım neler oldu?’ diye sordu.

Bu soru üzerine Büşra, mahkeme salonunda olan biteni olduğu gibi anlattı. Anlatılanları dinleyen Handan, eliyle çenesini sıvazladı. Ardından ona:

‘Demek bunu da yaptı ha!’ dedi. Onun ne dediğini anlamayan Büşra:

‘Ne demek istiyorsun Handan abla. Sözlerinden hiçbir şey anlamadım’ dedi, onun yüzüne saf saf bakarak.

Onun sözleri üzerine Handan:

‘Boş ver be kızım. Ben arada bir öyle şeyler konuşurum. O yüzden benim sözlerimi kafana takma’ dedi, şefkatle Büşra’nın omzundan tutarak.

Nalân, onların konuşmalarını bölerek:

‘Büşra abla, peki şimdi ne olacak. Suçsuzluğun nasıl kanıtlanacak’ dedi merak içerisinde.

Büşra, umutsuz bir şekilde:

‘Bende bilmiyorum Nalân, yalnız avukat hanımın bu konuda bir şeyler yapacağından eminim’ dedi iç çekerek.

İlk celsenin yapılmasından bu yana bir ay geçmişti. Semiha ve ona yakım mahkûmlar sürekli onu tehdit ediyorlar, dediklerini yapmadığı takdirde canının yanacağını söylüyorlardı. O bunların sataşmalarına cevap vermiyor, sadece Allah Teâlâ’ya sığınıyordu.

Yine böyle bir gün gece ihtiyacını gidermek için lavaboya gitti. O gidince Semiha yastığının altına sakladığı şişi çıkardı. Şişi eline sıkıca tutup ona bağlı olan mahkûmları sesledi. Onlar uyanınca hep beraber lavaboya gittiler.

Onlar uyanıp lavaboya doğru giderken Nalân’da uyanmış onları seyrediyordu ne yaptıklarını anlamak için. Onları seyrederken birden aklına Büşra geldi ve onun yattığı yere doğru baktı. Onu yerinde göremeyince ‘Eyvah! Onu öldürmeye gidiyorlar deyip bütün koğuşu ayağa kaldırdı.

Tags:
Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2022 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account