Screenshot_20210426-013324_Wattpad

Yıllar önce dünyaya kaos hüküm sürüyordu. Ülkeler daha fazla toprak için masumların kanını dökmeyi bırakmıştı ama zalimliğe devam ediyorlardı. Biyolojik silahları o kadar korkutucu ve güçlüydü ki insanların korkudan titremesini sağlıyordu.

2029 yılında ise kısa süreli kıyamet kopmuştu. Atom bombasından 10.000 kat güçlü bir bomba. Milyonları saniyeler içinde yok edebilen dünyayı tehdit eden bir bomba. Bu bombaların öldürmek dışında bir etkisi daha vardı. İnsanların DNA’larını değiştiriyordu. 

Bomba atılan iki şehir İstanbul ve New York. Oraya giden kameralar ya bozuluyordu ya da parçalanmış şekilde sınırda bulunuyordu. Orayı kontrol altına almak isteyen yöneticiler ise üstün güçlere sahip ve radyasyona dayanaklı insanlar yaratmak için çalışmalara başladı  Anne karnındaki çocukların DNA’larıyla oynadı ve binlerce çocuk içinde 10 şanssız  çocuk istedikleri güce ulaştı.

Onları farklı şehirlerde farklı tesislerde farklı ortamlarda eğitim görüyorlardı. Hepsi birbirinden oldukça farklıydı. Bu farklılıklar onarın hayatta kalma süresini uzatmak ve başarı oranını arttırmak isteniyordu.

02/08/2029

“Efendim şuan sistemimizi çökertmeye çalışıyor-” etrafta duyulan siren sesiyle herkes telaş içinde koşmaya başlamıştı. 

Yapılamaz denilen şey yapılmış ve Epoch’ın dünyadaki en güçlü devletin sistemini çökertmişti. Ekranda görülen bildirimle odadaki sesler birkaç saniyeliğine durmuştu. Fakat ardından daha büyük bir kargaşa oluştu.

Bombanın yollandığı tüm şehir isimleri  bilgisayarın ekranında  tek tek geçiyordu. Odada olan herkes bilgisayar başında bombaları  imha etmeye çalışıyordu. 

“Hemen şu bombaları durdurun! dünyadaki yaşamın bitmesine neden olmak istemiyorsanız  çabuk olun!” Dakikalarca süren uğraş 198 bombanın etkisiz olmasıyla son bulmuştu ama geri kalan o 2 bombayı kimse durduramamıştı ve  2 Ağustos da New york ve İstanbul kıyametin tadına bakmıştı.

9/11/2155

Eğitimin sonuna gelen gençleri toplayan yönetici 30 günlük seviye belirleme sınavına sokarken onları gizlice izliyor aralarından hangisinin lider olmalı ona karar vermeye çalışıyordu.

Alesya göğsüne yediği darbeyle daha da sinirlenirken yerden kalktı. Karşısındaki kıza baktı. Sarı saçları yaptığı topuzdan çıkmıştı. Dudağı ve kaşı patlamıştı fakat mavi gözleri meydan okurcasına bakmaya devam ediyordu. Pes etmeyeceğini çoktan anlamıştı Alesya. Enerjisini bu kıza harcamak istemiyordu yapacak önemli işleri vardı.  Sıktığı yumruğunu en beklemediği anda sertçe yüzüne geçirdi. Gücünü kullanmaması gerektiğini biliyordu en azından bu kadar fazla. Yere düşerken gözleri kapanan kızın yanına çöktü ve hafifçe dürttü. 

“Şanslı günündesin sadece bayıldın.” Sağlık görevlileri kızı alırken eğitim öğretmenin o sinir bozucu sesini duydu.

“Takımınızdan  olan kişi düşmanınız  değil Alesya hanım. Lütfen kendinize hakim olun.” Sıkıntıyla nefesini verdi

“Aklımda bulundururum.”  Cümlesini bitirir bitirmez yeni rakibine baktı. Adlarını dahi ezberleme gereği duymamıştı. 

 Yüzüne gelen yumruktan son anda kaçarken yere eğildi. Ayağına sertçe vururken yere düşmesini sağlamış ardından bir bacağını boğazına bastırırken diğer ayağını göğsüne bastırdı elleriyle kolunu kavrayıp arkaya yaslanırken canını acıttığından emin oldu.

“Pes et.” Alesya asla kaybetmezdi. Kaybedemezdi. Ona öğretilen ilk şey buydu. 

“Asla.” Nefesini bıkkınca bırakırken bacağını biraz daha bastırdı Alesya. Yerdeki siyah saçlı çocuk sonunda ondan kurtulduğunda ikisi de ayağa kalktı. Bir süre çocuğun ona saldırmasına izin verdi Alesya. En ufak bir boşlukta ise arkasına geçti ayağıyla dizlerinin arkasına sertçe yumruk attı. Dizlerinin üstüne düşer düşmez boğazını koluyla sardı ve sıktı. Bir süre çırpındı Alesya’nın elinden kurtulamayacağını anladığında son kalan nefesiyle “Pes. Pes ediyorum, bırak” dedi. Alesya boğazını bırakır bırakmaz yere serildi ve bir süre sadece öksürdü.  

“Bugünlük bu kadar eğitim yeter! Herkes 1 saat sonra B120 sınıfına gelsin!” Eğitmenin bunu demesiyle herkes eşyalarını alıp eğitim odasından çıktı. Alesya eline suyunu aldı ve bir kaç yudumda içti. Bom boş kalan odada gözlerini dolaştırdı. Gri duvarlarında bir tane bile pencere yoktu odanın. Yerdeki minderler ise kullanılmaktan aşınmıştı. Buraya kısa süre önce gelmişti ve fazla durmayacağını da biliyordu. Onun gibi olan diğer askerle burada bir süre eğitim alcaklardı ardından aralarından biri lider seçilecekti. Belirli bir yerden sonrası ise tamamen belirsizdi fakat bildiği bir kaç şey vardı. Liderliği alacak bu grubu kendisi yönetecekti ve yıllardır eğitim almasına neden olan bu görevi yerine getirecekti. 

Odasına ilerlerken ona atılan ürkek bakışların farkındaydı ve oldukça hoşuna gidiyordu. Soğuk duşa girer girmez vücudunun rahatladığını hissetti. Saçlarını sıkıca örüp lastik tokayı ucuna bağladı. Deri ceketini üstüne geçiren Alesya yüzüğünü parmağına geçirdi. Dudaklarına götürüp öperken güçlü durmaya devam edeceğini bunu ona borçlu olduğunu kendine tekrar hatırlattı.

Tags:
Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2021 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account