TANITIM

Narin parmakları piyanonun tuşlarında dans ederken çıkan müzik büyülüyordu adeta insanı. Müziğin her bir notasında kaybolurken Arya, Nihat da yeniden yaşama dönmüş gibi hissederdi her defasında. Son bir dokunuşla bitirdiğinde Arya muziği Nihat da eğilip kulağına fısıldadı aşk sözcüklerini.

“Bana yaşadığımı hissettiriyorsun Arya. Ruhumu okşuyorsun.”

Ruhunu sevdiği bir adama yaşadığını hissettirebilmiş olması mutlu etmişti, yüreği yaralı kadını. Arya mest olurken bu sözlerden, arkasına dönüp uzun uzun bakmak istedi Nihat’a. Sadece adını bildiği, resimlerine baktığı ve yaşarken bir kez bile olsun görmediği, kokusunu bile bilmediği, kalbini çalan tek adama. Sarılmak istedi ona, sımsıkı sarılmak ve o karanlık ruhunda kaybolmak istedi. Ama yapamadı ve biliyordu ki asla da yapamayacaktı. Sarılmak soyut bir kavramdı onlar için. Varlığına alıştığı ruhun, yokluğuna sarılabiliyordu sadece.

“Sana güzel birşeyler hissettirebildiğime seviniyorum Nihat” diye fısıldadı sessizce. O kadar sessizdi ki, odada başka biri daha olsa Nihat duymazdı belki de, sevdiğinin dudaklarından kendisi için dökülen sözleri. Bir damla yaş süzülürken gözlerinden

“Lütfen yine gel. Seni şimdiden özledim.” diyebildi sadece.

“Geleceğimi biliyorsun müzik perisi.”

Arya onun için müzik perisiydi. Evine ilk geldiği gün çaldığı müzikle, atmayan kalbine değil belki, ama esir olan ruhuna da umudu getirmişti. Nihat’ın bir dahaki gelişine kadar son sözleriydi bunlar. Kayboldu sonra. Arya aniden arkasına döndüğünde artık yoktu Nihat. Zaten olmayan bir adamın kaybolması tuhaftı belki, ama Arya’nın onu sevmesi kadar tuhaf değildi hiçbir şey. Bir yokluğa sevdalıydı yüreği. Kalbine zehirli bir hançer saplanmış gibi acı çekiyordu Arya. Çığlıklarını sadece Nihat duyar ve anlardı. Ama ne tuhaftır ki, hiç engel de olmazdı attığı çığlıklara. Sevdiği kadar sevildiğini bilmek, yeniden doğmuş olması gibi birşeydi çünkü. Onun gidişinin ardından hiç ağlamazdı Arya. Sessiz çığlıklar atmayı öğretmişti Nihat ona. Arya’ya yaşama sebebi olan ruh, bir gün ölüm sebebi de olacaktı. Ölümü annesini bekleyen çocuk gibi, kollarını açarak bekliyordu. Nihat için ölmek istiyordu ve zamanı geldiğinde ölecekti de. Nihat’a kavuşmak için tek şansıydı bu. Zira, aşık olduğu adam bir ölüydü. Nihat beş yıl önce ölmüş bir adamdı.

Arya Nihat’ı ölümü sevecek kadar, Nihat Arya’yı ölmesini isteyecek kadar, ona kavuşmak için bütün günahları işleyecek, cehenneme giden bütün kapıları kendisi için açacak ve sevdiğini o cehennemin içine alacak kadar çok seviyordu. Bütün karanlık sıfatları taşıyabilecek olan aşkları, sadece masumiyeti taşıyamazdı, zira onların aşkında masumiyetin esamesi bile bulunamazdı. Birbirlerine kavuşmak için dünyaya ateşe vermeye hazır olan ve aşkla harmanlanmış iki ruh vardı, ama ikisinin de bilmediği büyük bir sır onların en büyük sınavı olacaktı.

☆☆☆

Ölüm kadar gerçek bir aşk…

“Ölüler sevemez çünkü kalpleri yoktur.”

“Ama ruhları vardır Arya. Kalp ölür, ruh ise sonsuza kadar yaşar. Ben seni ruhumla seviyorum.”

 

Tags:
Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2021 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account