217952880-288-k423453

Ve hep olduğu gibi aşk en kurak topraklarda bile yeşerdi.
                           yazmayausenenyazar00

/ BİRİNCİ BÖLÜM

Günün en işlek saatiydi, herkes ya sokaklarda ya da iş yerlerindeydi.
Bizim mahallenin dedikoducusu Fatma Teyze de her zaman ki enerjisi ile oturmuş camın önüne, eline de almış çekirdeğini bir güzel çitliyor ve onun bunun dedikodusunu yapıp kendini mutlu etmeye çalışıyordu.

“Kız Asiye, annengil senin turşunu mu kuracak kaç yaşına geldin. Bak evde kalacaksın evlen artık.”

Bu kadın onun bunun hayatına burnunu sokmaya bayılıyordu, benden de sayısız kez azar işitmesine rağmen aldırış bile etmiyordu.

“Senin gibi 4 koca eskiteceğime evde kalmayı tercih ederim ben Fatma Teyze.” dedim ve yoluma devam ettim. Arkamdan Fatma Teyzenin homurdanmaları duyuluyordu lakin her şeyi başlatan da oydu.

Babamın ufak bir hırdavat dükkanı vardı, her zaman günün en erken saatinde kalkıp ilk o dükkanını açardı. Onun dükkanını açtığını gören diğer esnaf ise hiç vakit kaybetmeden koşarak kendi dükkanlarını açarlardı. Oysa ki herkesin kendine göre müşterisi, kendince de bir kazancı vardı.

Ben her zaman yaptığım gibi öğle saatinde gidip babamın yerine dükkanda kalacaktım, babam ise öğle olduğu için eve yemek yemeye gidecekti.
Dükkandan içeri girdim ve kocaman gülümsemem ile babama; “Günaydın hatta tünaydın babacığım. Annem seni bekliyor karnıyarık ve ezogelin çorbası yaptı.” dedim ve yanağına kocaman bir öpücük bıraktım.

Babam da ellerini ovuşturarak koltuktan kalktı ve; “O zaman ben daha fazla karnıyarığı ve ezogelin çorbasını pardon anneni bekletmeyeyim.” dedi kahkaha atarak ve ağır adımlarla eve gitti. Bende koltuğa bir güzel yayılıp müşteri beklemeye başladım.

Biraz sonra içeriye koşarak benim yaşlarımda ya da en fazla bir iki yaş büyük bir çocuk girdi ve ne olduğunu anlamadan masanın altına girip saklanmaya başladı.

Bir kaç dakika geçmişti ki onun ardından iki tane iri yarı adam içeri girdi ve bana bakmadan etrafı tarayarak konuşmaya başladılar.

“Buraya az önce senin yaşlarında bir delikanlı geldi mi? Eğer geldi ise söyle senin de basın yanmasın.” dediler ve etrafı araştırmaya devam ettiler.

Bu arada masanın altında saklanan çocuk, işaret parmağı ile sus işareti yaparak yalvarırcasına bana bakmaya başladı.

Adam bir kaç adım atıp yanıma geldi ve yine o tehditkar sözlerini söylemeye başladı.
“Bak sen iyi birisine benziyorsun, eğer çocuğu gördüysen söyle biz de onu alıp gidelim senin başını ağrıtmayalım.” dedi sanki mahallenin sahte kabadayısıydı.

Anlaşılan bunlar ya çocuğu öldürecek ya da döveceklerdi.

Ben çocuk falan görmedim hemen dükkanımdan çıkın yoksa bu levyeyi yersiniz kafanıza.” dedim masanın altındaki levyeyi çıkarırken.

Adamlar ise benim bu tavrım karşısında afallamış “Deli lan bu kız hadi gidelim yoksa bizi öldürecek.” dediler ve kaçmaya başladılar.

Adamlar gözden kaybolduktan sonra çocuk masanın altından çıkıp; “Teşekkür ederim hakkını nasıl öderim bilmiyorum.” dedi ve yavaşça kapıya doğru yürümeye başladı.

Hooop sen bir dur bakalım. Ne yaptın da bu adamlar seni yakalamaya çalışıyor?” dedim sorgularcasına.

Hiiiiç hiçbir şey, sadece düğünden kaçtım.” dedi ve yoluna devam etti.

Bende koşarak yanına gittim ve önünde durup “Bir insan nasıl düğününden kaçar aptal mısın oğlum sen.” dedim ve yüzüne bakmaya başladım.

“Sevmediğin birisi ile evlendirilsen sen de kaçarsın.” dedi üzgün çıkan ses tonuyla.

Sonrasında etrafta aval aval yürümeye başladı. “Hey kibarcık senin gidecek bir yerin var mı? ”

“Hayır yok.” dedi gözlerinin içi parlıyordu. Biraz sonra babam geldiğinde nasıl açıklayacaktım pek bilemesem de; ” Bizim dükkanda biraz kalabilirsin.” dedim.

Çocuk sevinçle bana sarıldı ve etrafında döndürmeye başladı.
Ben zor da olsa çırpınarak kollarından kurtulmuş suratına da okkalı bir tokadı yapıştırmıştım.

“Sen ne yapmaya çalışıyorsun. Eğer bana bir daha dokunursan bu adamların yapamadığını yapar seni öldürür onlara veririm.” dedim ve hızla dükkana girip koltuğa oturdum.

Çocuk ise koşarak yanıma geldi ve;” sen ne aksi bir kızsın böyle, sadece sevindiğimden yaptım ama sana bir daha dokunmam söz.” dedi ve karşıda duran tabureyi çekip tam karşımda oturmaya başladı.

Biraz sonra telefonum çaldı cebimden çıkarıp baktığımda arayanın annem olduğunu görüp telaşla çocuğa döndüm ve;” Sakın konuşma yoksa kendini kapının önünde bulursun.” dedim ve telefonu açtım.

“Alo efendim anneciğim.”

“Kızım baban yemeği fazla kaçırdı dükkanı sen kapatırsın o biraz uyusun dinlensin.” dedi sessizce.

“Peki anneciğim olur öptüm.” dedim ve telefonu kapattım.

“Ne oldu?” dedi çocuk merakla.

“Sanane” diye cevapladım sorusunu. Çok meraklıydı aynı zamanda biraz Fatma Teyzeye de benziyordu. Acaba Fatma Teyzenin kayıp oğlu falan mıydı.

Ben düşüncelere dalıp gitmişken o çocuk yanıma gelmiş elini uzatmış bir cevap bekliyordu.

“Eee benim adım Doğu senin adını söylemeyecek misin?”dedi ısrarla.

“Benim adım da git başımdan.” Memnun oldum dedim yalancı bir gülümseme ile.

“Bende memnun oldum git başımdan.” dedi ve kahkaha atmaya başladı.

Şşşşşt sus şimdi birisi görecek seni.” dedim azarlarcasına.

Doğu denilen çocuk susup yerine iyice yayılıp beklemeye başladı.

Biraz sonra koşarken çok yorulmuş olacak ki uyuya kaldı.

Yerimden kalkıp hem üzerine örtmek için bir şeyler bakınmaya hem de babamın dağıttığı yerleri toparlamaya başladım.

4 SAAT SONRA

“Hadi git artık bak akşam oldu dükkanı kapatacağım.”

“Sen kapat ben burada kalırım söz para falan çalmayacağım sadece bu akşam burada kalayım.” dedi Doğu ve yanıma gelip;” sana söz veriyorum.” diye de ekledi.

“Sabah dükkanı babam açıyor seni görürse önce döver sonra vurur.” dedim onu ikna etmek istercesine.

“Vursun umrumda değil ama ne olur burada kalayım.” dedi.

“Bir kaç dakika bekle.” dedim ve karşıda bulunan marketten ekmek,peynir, zeytin alıp geri döndüm.

“Al bunları yersin gece. Bak sabah olunca babama görünmeden dükkandan çık yoksa ne ben seni tanımış olurum ne de sen beni gerisine karışmam.” dedim ve dükkanın kapısını kilitleyip eve doğru yürümeye başladım.

Sabah ne olacaktı ne bitecekti merak içerisinde bekliyordum.” inşallah babama görünmeden çıkıp gider.”
diye iç geçirdim.

Kapının önüne geldiğimde anahtarı gediğine oturttum ve yavaşça çevirip açtım.
İçeriden annem ve babamın konuşma sesleri geliyordu. Ayakkabımı çıkarıp hemen annemlerin yanına geçtim ve;” Merhaba benim biricik çekirdek ailem.” dedim.

Annem ve babam tuhaf bir şekilde bana bakıyorlardı bu bakışma daha fazla sürmeden annem lafa girdi; “ooo hoş gelmiş benim prensesim, bu ne neşe sanırsın sanki dükkandaki her şeyi satmış parasını da babasına getirmiş.”

Hızlıca annemin ve babamın ortasına geçip oturdum ve konuşmaya başladım.” Baba bundan sonra sana daha çok yardım edeceğim senin yorulmana artık gerek kalmayacak.” dedim ve kollarımı açarak ikisine de sarıldım.

Annem pek inanmamış olsa da inanmış gibi yaparak; “Güzel kızım benim .” dedi ve sonrasında da ekledi; “Yemekleri ısıtayım sana açsındır.”

“Yok anneciğim aç değilim çok yoruldum uykum var ben yatayım size iyi akşamlar.” dedim ve odama çıkıp kendimi yatağın üzerine bıraktım.

Ben yarın için düşünüp dururken yataktan kalktım ve elime çizim defterimi gelişi güzel bir şeyler karalamaya başladım.

Sonunda çizimimi bitirdiğimde saat neredeyse gece yarısına geliyordu hemen defterimi yatağın altına her zaman ki yerine saklayıp yatağıma yattım. Unutmadan da telefonumun alarmını sabah 6 ya kurmuştum. Ne olur ne olmaz babamla birlikte gidecek Doğu denilen çocuğu babam görmeden dükkandan dışarı çıkaracaktım.

Güzel bir uyku çekmek için yatağıma bir güzel kıvrıldım ve o güzelim uykunun kollarına kendimi bıraktım.

( Asiyenin Çizimi )

Sabah alarmımın sesi ile yerimden fırladım ve ne giyindiğime bakmadan üzerime bir şeyler geçirip hızlıca aşağıya indim. Babam da kalkmış kahvaltı yapıyordu onu gitmeden yakalamıştım.

“Günaydın babacığım.” dedim gülümseyerek o ise şaşkın şaşkın bana bakıyordu.

Annem mutfaktan bir tane daha bardak getirip masaya koyarken; “günaydın meleğim, bu neyin heyecanı böyle.” deyip gülmeye başladı.

Ben ne olduğunu anlamamiş onlara bakarken annem konuşmaya devam etti. ” Aşık mısın kızım sen, gömleğinin düğmelerini yanlış iliklemişsin.” dedi ve masaya oturup kahvaltısını yapmaya devam etti.

Bende hemen düğmelerimi düzeltip masaya geçtim ve babama ayak uydurarak kahvaltımı hızlıca yapıp onunla birlikte dışarı çıktım .

Annem tam ayakkabımı giymiş dışarı çıkacağım esnada eğilip kulağıma fısıldayarak konuşmaya başladı.

“Kızım bir şey mi oldu? Sen bu saatlerde uyanmazdın. Babana mi bir şey oldu yoksa .” dedi endişe ile.

Annemi daha fazla meraklandırmamak için olan biten her şeyi kısaca anlatmış onun vereceği tepkiyi bekliyordum.

“Kızım sen deli misin, ya baban görürse o çocuğu çabuk koş da yetiş ona yoksa vallahi vurur çocuğu.”

Koşarak babama yetiştim ve koluna girdim. Dükkana varmamıza çok az kalmıştı . Babama dönüp; “Babacığım istersen bugün ben açayım sen biraz uyu.” dedim.

Babam ise Nuh diyor peygamber demiyordu. Dükkana vardığımızda bağırarak.” Babacığım illa sen mi açacaksın dükkanı şimdi.”dedim.

“Kızım ne bağırıyorsun kulağımın dibinde evet ben açarım sen git eve uyu.” dedi babam ve kapıyı açıp içeri girdi.

Etrafta kimse görünmüyordu, babam kapı ile uğraşırken bende koşarak arkaya gittim ve Doğuyu aramaya başladım.

Biraz sonra korkudan bembeyaz olmuş, kutuların arkasına bir kedi gibi saklanmış Doğu ile karşılaştım.

“Hadi hemen toparlan da seni dışarı çıkaralım.” dedim ve babama bakınmaya başladım.

“Kızım … Asi sana sesleniyorum duymuyor musun beni?”

Babamın sesi yakından geliyordu.”Babacığım elimi yıkıyorum birazdan gelirim.” dedim ve Doğuya bakarak.”hadi hadi.” diye de ekledim.

Doğu hazırlanmış çıkmayı beklerken babam da yerinden kalkmış bize doğru geliyordu. Telaşla ne yapacağımı düşünürken babamın sesini ensemde duymamla birlikte dizlerimin bağı çözülüvermişti.

“Ne oluyor burada?”

Tags:

Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2021 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account