IMG-20211224-WA0022

ÇARPIŞMA

Yoğun trafik nedeniyle işe 15 dakika geç kalmıştım. Hastalarımı bekletmeyi hiç sevmiyordum. Keyfi olunca hastaya bakan doktorlardan da değildim. Bu yüzden de yetişmek için acele ediyordum. Elimde laptopumla koştura koştura polikinliğe giderken hiç fark etmeden adamın birine çarptım. Nefes nefese arkama dönüp ” Çok özür dilerim beyfendi. “dedim. Adam biraz sinirli biraz da dalgın bir şekilde bana bakıp ” Önemli değil.” Diyerek yoluna devam etti. Hastane ortamı olduğu için adamın bu halini yadırgamadım. Çünkü burada genelde insanlar ya dalgın ya düşünceli ya da üzüntülü olurdu. Sonunda odamın önüne geldim. Kapının önünde bekleyen hastaları çok beklettiğimi düşünerek kendime hayıflandım ve onlara tebessüm ederek içeri girdim. Hemen ellerimi yıkayıp önlüğümü giyinip steteskopumu boynuma takarak ilk hastamı içeriye aldım. Yaka kartımda da yazdığı üzere ben Kalp Uzmanı Nisa Nur DÖNMEZ. Gerçi arkadaşlarım genelde bana Nisa derlerdi. Annem de bazı zamanlar bana takılırdı Nur ismini boşuna mı koydum niye tam söylemiyorlar şu ismini diye. Annemin söyledikleri aklıma gelince tebessüm ettim. Özlemle canım annem diye içimden geçirip sıradaki hastayı çağırarak işime kaldığım yerden devam ettim. 1.70 boyunda dalgalı saçlı, kahverengi gözlü, 27 yasında enerjik bir doktordum. Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesini okuyup Antalya Devlet Hastanesine atanmıştım. Babam polis emeklisi olduğu için ailem de benimle gelmiş ve artık burada yaşamaya başlamıştık. Ailemle yaşıyordum çünkü onlarla ne kadar zaman geçirsem kâr sayıyordum kendime. Bekar iken ayrı yaşamak düşüncesi zaten bana göre değildi.

Yoğun geçen günün ardından hastaneden çıktığımda yağmur çiselemeye başlamıştı. Toprak kokusu eşliğinde arabama doğru yol aldım. Şemsiyem yanımda olmadığı için de hafiften ıslandım.
Yolda Annemi aradığımda ” Misafirlerimiz var kızım gelirken ekmek ve tatlı al. ” demişti. Dörtlüleri yakarak arabayı Fırın Diyarı’ nın önüne çektim. Burada pasta ve tatlı çeşitleri de bulunuyordu. 1 kilo soğuk baklava ve mis gibi kokan 3 ekmek aldım. Ekmek sıcacıktı cazibesine daha fazla dayanamayıp çıtır ucundan alıp ağzıma attım ve hızla arabama geri bindim. Evin sokağına gireceğim sırada sağanak yağmurun bastırmasıyla tam silecekleri çalıştırmıştım ki köşeyi dönerken güm diye bir ses duydum.

Bir şeye çarptım ama neye? diye düşünürken kısa bir an şok yaşadım ve kendime gelir gelmez aşağı indim. Yerde omuzunu ve bacağını tutmuş halde acıyla inleyen bir adam vardı. Allahtan köşeyi dönerken hızım yavaştı. Hemen eğilip panikle
“Beyfendi iyi misiniz? bir şey oldu mu? ” diye sorarken adam eliyle kendini işaret ederek “Araba çarpmış kadar iyiyim” dedi. Bu cevap karşısında ne yapacağımı bilemedim. Yağmur olanca gücüyle yağmaya devam ediyordu. Annem bu halde olduğum için bana kızacak, eve almadan önce sarı bezi gibi sıkacaktı. “Arabam çarpınca olmayan espri yeteneğinizi mi keşfettiniz? ” diye sorarken adamın yüzünü görmem ile şaşkınlığım daha da arttı. Bu… bu adam sabah hastanede yürürken çarptığım adamdı.
“Eyvaaah! “dedim içimden. Adamın omuzuna ve ayağına bakarken ona belli etmesem de telaşlanmıştım. Hemen beni tanımaması için yüzümü saklamaya çalıştım. Yağmurdan da istifade ederim düşüncesiyle kendimce saklanbaç oyunu oynuyordum ama artık çok geç kalmıştım çünkü adam beni tanıyıp ” Siz sabah bana çarpan kadın değil misiniz? ” diye sordu. ” Be…. ben sanırım oyum. ” dedim utanarak. Adamın dudakları kıvrıldı. O yağmurun altında bile görmüştüm. Gülmek bu kadar mı yakışırdı birine? “Çarpmanızla meşhursunuz sanırım. Eliniz de bu kadar ağır mı? ” dedi adam. Ben söyledikleriyle kızarırken ” Hadi tutunun da kaldırayım sizi kırık çıkık görünmüyor şanslısınız. Evim hemen şurada isterseniz biz de biraz dinlenin. Ben doktorum ciddi bir şey olduğunu düşünmediğim için hastaneye gitmeyi teklif etmedim. Ama yine de isterseniz gidebiliriz. ” dedim. ” Hayır gerek yok iyi hissediyorum kendimi hatta eskisinden daha iyi. ” dedi gülerek ve konuşmasına devam etti. ” İlginizden dolayı teşekkür ederim. Bu arada benim adım Tarık. Sizin adınız?” Diye sorarken cevap vermemi beklemeden konuşmasına devam etti. ” Bu arada çok ıslandınız hasta olmanızı istemem. ” dedi. Çok da düşünceli dedim içimden. ” Dilerseniz gideceğiniz yere bırakayım sizi. ” dedim. “Gerek yok benim de arabam ilerde. ” dedi. İkimiz de su içinde kalmıştık. Kirpiklerimizden bile su damlarken öyle ıslak ıslak bakışırken elini tokalaşmak üzere uzattığında,” Nisa. ” dedim.
” Efendim? ” Dedi anlamayarak.
“Adım diyorum Nisa. Hani sormuştunuz ya. ” dediğimde Tarık tebessüm etti. Su geçirmez kartımı uzatıp, ” Olur da sağlıkla ilgili bir sıkıntınız olursa çekinmeden arayabilirsiniz.” dedim. O an başka hiç bir şey düşünmedim ve iyi günler diyerek yanından ayrıldım. Arkamda ben gözden kaybolana kadar bana bakmayı bırakmayan bir adam bırakarak.
Eve geldiğimde annem beni ıslak görünce hemen paniklemeye başladı. ” Ne oldu kızım sana? Neden bu kadar ıslandın? Çabuk çabuk üstünü çıkar hasta olacaksın. “diye söylenmeye başladı. ” Tamam anne sakin ol altı üstü su. ” dedim gülerek. “Bu arada misafirler geldi mi? Birazdan burada olurlar sen hazırlan gel sofra hazır zaten.” dedi. Hamarat annem deyip bu sefer gerçekten yanağına sulu bir öpücük kondurup yukarı odama çıktım. Sıcak bir duşun ardından, saçlarımı kurutup rahat edeceğim kıyafetler giyinip annemin yanına geldim.
” Annemm! ” diyip sarılıp öptüm annemi. Bu sefer kuru şekilde tabi. ” Öpmeyi bırak da söyle kızım sen neden o kadar ıslandın? ” dedi. Ben de olanları anlattım. Önce panik yaptı adama bir şey oldu sandı, sonra adama birşey olmadığını öğrendiğinde rahat bir nefes aldı. ” Off kızım ya kalbime inecekti. ” dedi. ” Merak etme burada kalp doktoru kızın var. Adama birşey olmasına asla izin vermezdim. ” dedim gülerek. Annem 52 yaşında, koyu kumral saçlı, normal kiloda çünkü kiloyu hiç sevmez ve espiri yapmayı seven pozitif bir kadındı.
” Anne, babam ve Emrah nerde?” dedim. “Balığa gittiler yarın hafta sonu diye.” dedi. Çok severlerdi baba oğul balık tutmayı. ” İnşallah eli boş gelmezler.” dedim annemde gülümsedi. ” Balığa gidip balık tutamayan bir baban var deyince ikimizde kıkırdadık.
O sırada zil çaldı gelen komşularımız Fadime teyze ve Hayriye teyzeydi. Hoş geldin ettikten sonra direk sofraya geçtik. Ben çorbaları koydum ve güzel bir sohbet eşliğinde yemeğimizi yedik. Çaylarımızı içip tatlılarımızı da yedikten sonra ben bulaşıkları makineye yerleştirip işimi bitirip geldiğimde Hayriye teyzeler de gitmek üzere ayaklandılar. Görüşürüz Saliha Hanım her şey için teşekkür ederiz deyip beni de öptükten sonra şallarını da omuzlarına alarak evden çıktılar.
Annem “Ben yatsıyı kılayım. ” dedi. Ben de ” Allah kabul etsin annem ben yatıyorum. ” deyip yanağından öpüp odama geçtim. Sade renkleri sevdiğimden oda takımım beyazdı. Odamın sol tarafında gardrobum karşıda yatağım ve sağ tarafta da üzerinde laptopumun bulunduğu çalışma masam vardı. Duvarda da annem, babam, kardeşim ve benim olduğumuz çevçevelenmiş resmimiz asılıydı. Pijamalarımı giyinip banyoda işimi bitirdikten sonra yatağıma girdim. O anda aklıma niyeyse bugün çarptığım adamın yani Tarık’ın yaptığı espriler geldi ve kendi kendime sesli güldüm. Tarık 30 yaşlarında, kaslı, kömür gözlü ve yakışıklı bir adamdı. Yanağındaki gamzeye ise sadece pes denirdi. En son tavandaki led lambaya bakıp aklımdakilere tebessüm ederken uyuduğumu hatırlıyorum.

Tags:

Paylaş
2 Yorum
  1. Aslhnyks 1 ay önce

    Canım ablam çok eğlenceli, harika bir hikâye olmuş. Emrğine sağlık.❤❤❤❤❤

Bir Cevap Bırakın

© 2022 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account