PicsArt_04-24-08.18.18

1. BÖLÜM: Karşılaşma

Keyifli okumalar oylarınızı ve yorumlarınızı eksik etmeyin. Beğenmediğiniz yerler varsa lütfen söyleyin 💜

Acı kalbe işleyince ne yaparsan yap olmuyordu. Hiçbir şey düzelmiyor her şey bir kabusa dönüyordu. Benim hayatım da tam bir kabus olacaktı. Sevmediğim tanımadığım biriyle evlenmek zorunda kalıyordum. O günü hatırladım, hayatıma girdiğin yüzüme gerçekleri haykırdığın o gün. Baran Karahan sen karşıma çıktın ve benim hayatım beklemediğim bir şekilde değişti.

Ve ben o güne geri döndüm. İçime kasvet eken adam, sen karşıma çıktın ve hayatımdaki güzel olan her şeyi bir çırpıda bitirdin. Güzel günlerim, küçük bir çocuğun elindeki balonu alıp patlatır gibiydi. İçimdeki çocuğu öldürdün, neşemi sevincimi aldın benden. Senden sonra hayatıma giren tek şey nefret ve istemediğim bir hayatı yaşamak oldu. Hayata umutla bakan bir genç kızın tüm umutlarını söküp almıştın sen. Ruhum virane çığlıklara esir olmuştu sayende. Ve sen gelip en güzel günlerimi bir ölümle bitirmiştin. Geçmişte kalan bir mesele beni sana mecbur bırakmıştı.

***********

Her zamanki keyifli halimle Adıyaman’ın Temmuz sıcağında deli gibi çarşıya çıkmıştım. Yanımda arkadaşlarım Elif ve Pınar vardı. Arada birbirimizle konuşup gezmeye devam ediyoruz işte. Üçümüz de gülümseyerek yürüyor ve elimizde tuttuğumuz karlambaçı pipetle içmeye çalışıyorduk. Ya bunu içmek ne zormuş böyle? Ses çıkarmamak adına yavaş içsem de Pınar sesli şekilde içince Elif ile kahkahayı patlattım. Pınar taktığı gözlüğünü eşarbın üstüne koyup asılan yüzüyle bize döndü.

“Gülmeyin be hainler. ” dediğinde elimizde olmadan tekrar güldük.

Kocaman kız olmuştuk ama çocuk gibi birbirimize takılıyorduk. Çok seviyordum onları can dostlarım benim. Yürümeye devam ederken Pınar konuşmaya başladı. ” Hadi şu kafeye girelim mi? Hava çok sıcak biraz vakit geçiririz. “

Ben ve Elif başımızı sallayıp kafeden içeri geçtik. Fazla kalabalık olmasa da küçük ferah bir mekandı. Masalardan birine geçip oturduk. Biz masaya geçtiğimizde garson geldi, biz de soğuk bir şeyler istedik. Geçen hafta çalıştığım kafeden babamın isteği üzerine çıkmıştım. Şimdi ise kendime tatil verip geziyordum arkadaşlarımla. Tabi buna tatil denilirse. Neyse işte benim için mutlu olduğum anlar her şeyden üstündü. Soğuk meyve suyum geldiğinde yudumlamaya başladım. Elif ve Pınar da içeceklerini içmeye başladı. Biz oturuyorken tam karşıma geçip oturan biri vardı. Bakmamıştım ama karşıma oturunca dikkatimi çekmişti. Pınar yanımda oturduğu için fark etmiş olacak ki başladı söze.

“Allah’ım bu insansa burdaki erkekler ne?”

Şaşkın şekilde baktım ona, aynı şekilde Elif de baktı Pınar’a . Onun baktığı noktaya dönüp karşıma oturan gence baktı ve eliyle ağzını kapattı.

“Off kız haklısın ya çok yakışıklı hatta fazla karizmatik.” dediğinde gülümsedim. Ah bu kızlar kimseye yüz vermezlerdi ama bu adamı beğenmişlerdi. Gülümseyip ikisine de kızdırmak iyi fikirdi bence.

“Çok beğendiyseniz gidip numarasını alın.” dedim hain bir gülüş takınarak.

İkisinin de kızgın bakışlarının altında kaldım. Elif kaşlarını çatıp önüne düşen şalını düzeltti. Eh aralarındaki tek başı açık tek kız bendim ikisi de başörtülüydü.

“Kanka haram haram.” dediğinde gülmeye başladım.

Tamam doğruyu söylüyordu ama herkesin hayatında karşısına çıkan ilk erkek evlendiği kişi olmuyordu. Üstelik ben birini tanımadan görücü usulü olan evliliğe karşıydım. Ya sonu mutsuzlukla biterse değil mi yani?

“Tamam haklısın da birini tanımadan nasıl evleneceksin? Hem haramsa ne diye bakıp yakışıklı diyorsunuz size ne kızlar?”

Tavrıma bozulmuş gibi dursalar da Elif önce ofladı ardından ağzını aralayıp konuşmaya başladı.

“İnşallah kalbi temiz iyi bir insan çıkar karşıma, aynı şekilde size de.” dediğinde ben Pınar ‘la birlikte “Amin.” dedim.

İçeceklerimiz bittiğinde biraz daha oturup gitmeye karar verdik. Bir süredir görüştüğüm Selim ‘den konu açıldığında ikisinin de suratı asıldı. Nedenini bilmiyorum ama ikisi de onu sevmiyordu ve aramızda bir evlilik olacağını düşüncesi içerisinde değillerdi. Gerçeği söylemek gerekirse aşık değildim, bu nasıl bir duygu bilmiyorum sadece seviyorum ya da sevdiğimi sanıyordum. Sadece güzel bir yuva kurmak istiyorum her genç kız gibi. Selim’in de beni sevdiği açıkça ortadaydı. Yalnızca telefonda bile görüşsek yetiyordu bana. Bir yere gidip buluşma fikri uzaktı bize. Küçük yerdi burası gören olursa adım çıkardı. Ailemi zor durumda bırakmamak adına telefonda konuşuyorduk. Zaten üniversitede son bir kaç ayda başlamıştı her şey. Şimdi ise hâlâ sürüyordu. Belki evlenince aşık olurdum kim bilir?

Elif ara ara arkasına dönüyor o erkeğe bakıyordu. Çok mu beğenmişti acaba diye geçirdim içimden? Ben pek bakmıyordum çünkü zaten hayatımda biri vardı. Acaba karşıdaki de Elif’e bakıyor mu diye baktığımda koyu kahverengi hareleri benim mavilerimle buluştu. Nedenini bilmediğim biçimde içimde bir sıcaklık hissettim. Kimdi bu tanıyordum sanki ? Elif ‘e değil de bana baktığını fark ettiğimde bakışlarımı çevirdim. Elif bana döndü, benim de bu durumu fark ettiğimi anlamış olmalıydı.

“Hazan karşı masadaki geldiğimizden beri seni izliyor. “

Çok fark etmemiştim aslında, masaya baktım ve sanki daha önce gördüğüm biri diye düşündüm. Fakat kim olduğunu çıkaramadım. Anlamsızca ona bakıyordum o da bana bakıyordu. Koyu hareleri benim harelerimle buluşuyordu. Bakışlarında farklı bir şey vardı, daha önce kimse bana böyle bakmamıştı. Elif tekrar başladı söze.

“Hazan hani sen kafede çalışıyordun ya, bir hafta önce işi bıraktın. Ben sanki bu adamı orda gördüm. Yani öyle hatırlıyorum. “

Aklımı yokladım bir süre düşündüm. Doğruydu bu adam her kimse daha önce çalıştığım yere arada sırada geliyordu ama ben işime baktığım için umursamamıştım. Eğer daha fazla bakmaya devam ederse gidip ağzının payını verecektim.

Pınar başladı söze bu sefer.

” Yalnız Hazan bu sana fena bakıyor ayrıca çok yakışıklı böyle bir yere göre.” Hayranlıkla onu izliyor oluşu nedense sinir etmişti beni.

” Saçma sapan konuşma Pınar sanki yaşadığımız ilde herkes çirkin de bir o yakışıklı. “

” Ay yalan mı söyledim yakışıklı yani, hem ben bizim burdaki erkekler çirkin demedim buralara göre fazla yakışıklı biri dedim. ” diye devam etti.

Hâlâ bakmaya devam ediyordu. Kimdi bu ne hakla bana böyle bakıyordu bilmiyorum ki? Bela mıdır nedir şimdi kalkıp kafasını gözünü yarsam be olurdu ki?

Elif beni kızdıracak şekilde hafifçe gülümseyip elini omzuma attı. “Yerinde olsam gider numarasını alırdım da sen yine atarlısın.”

Bu kız ayarlarımla oynamaya bayılıyordu ama cevabını da alacaktı elbette.”Elif biliyorsun benim sevdiğim var yapamam öyle şeyler. Allah sahibine bağışlasın der susarım.” diyerek elimle ağzıma fermuar çektim.

“Ayy yemişim sevdiğini! Selim de bir şey olsa sana yakışmıyor bile.”

” Neden öyle söylüyorsun Elif ya? Biz birbirimizi seviyoruz hem ciddi olduğunu söyledi.”

“Tabi canım öyledir herkes başta öyle söyler sonra başkasıyla evlenir.”

Uzatmak istemiyordum bu konuyu, Elif oldum olası Selim’i sevmemişti. “Sen çok güzelsin o sana yakışmıyor.” diyordu. Kafeden kalkıp eve gidecektim ama o adam yine bana bakıyordu.

Dayanamayıp kalktım artık birinin bu adama haddini bildirmesi gerekiyordu ve bunun tam sırasıydı. “Kızlar sonra görüşürüz ben şuna bir haddini bildireyim bakalım.” diyerek onlara veda edip yanlarından ayrıldım.

Oturduğu masaya geldim ve ciddi ve sert bir tavır takınıp, bana çevirdiği insanı içine çeken koyu kahvelerine baktım. “Senin derdin ne sapık mısın ne bakıyorsun?” diye adeta gürledimm

Güldü ve yüzündeki çarpık gülümsemeyle bana baktı. Fazla mı yakışıklı olmuştu gülümserken? Aynen iyke olmuştu aman bana ne dekinin teki işte diye geçirdim içimden. “Derdim sensin Hazan. ” dedi erkeksi sesiyle. Kimdi bu, adımı nerden biliyordu, beni nereden tanıyordu? Şaşırmış bir edayla ona bakarken gözlerim istemsizce büyüdüm

“Adımı nerden biliyorsun, kimsin sen bak git yoksa seni rezil ederim? “

Ayağa kalkıp karşımda durdu. Tavrı ve duruşu meydan okur gibiydi. “Hiçbir şey yapamazsın çünkü sen benimle evleneceksin.”

Ne evliligi ne diyordu bu manyak böyle?Ciddi miydi şaka mi yapıyordu diye kısa bir süre düşünsem de gayet ciddi görünüyordu. Yüzünde en ufak bir şaka ibaresi yoktu. Haddini fazlasıyla aşmıştı bana bakması bakışlarıyla rahatsız etmesi yetmiyormuş gibi bir de kendisiyle evleneceğim hükmüne varmıştı öyle mi? Kaşlarımı çatıp oldukça sert ve meydan okur tavrımla karşılık verdim sözlerimle.

“Sen kimsin ki seninle evleneceğim? Seni tanımıyorum bile. Hem benim sevdiğim biri var zaten, senin hiç şansın yok hadi git bir daha da karşıma çıkma. ” diye çıkıştım tanıdık biri görür diye korkuyordum bu yüzden bağırmadım.

Hafifçe gülümsedi sanki ben boşuna konuşmuşum gibiydi tavrı.
“Sevdiğini de hallederiz merak etme. Mecbursun onu terk etmeye. Benimle geliyorsun seni evine bırakacağım.”

Yok yok kesin kafayı sıyırmıştı. Tanımadığım bir adamın sözüne inanıp bir de onunla gitmek mi asla yapmazdım bunu. Sinirden dişlerimi sıkarken karşımdaki yakışıklı ama umursamaz tavrıyla gülümseyip duran adamın göğsüne yumruğumu indirip geri çekildim. Biliyordum ki bu onun canını yakmayacaktı sadece sinirimi çıkarıyordum ve onun tepkisi umurumda değildi.

“Delirdin herhalde seni tanımıyorum seninle bir yere gelmem ben.” diye bağırıp arkamı döndüm daha fazla burada kalıp delinin teki yüzünden sinirlerimi bozamazdım.

Arkamı döndüğüm anda bileğimden tutup beni kendisini doğru çevirdi. Çığlık atmama ramak kala eliyle ağzımı kapatıp diğer eliyle sus işareti yaptı. Ardından elini çekti ve “Bekle.” dedi . Telefonunu eline aldığında birini aradığını fark etmiştim umursamadım sonunda ne olacaktı bilmesem de garip hislerle dolmuştum. Telefonu kısa süre sonra açıldığında elime verdi telefonu konuşmam gerekiyordu peki kiminle? Telefonu kulağıma götürdüğümde yüzümü şaşkınlık kapladı, annemin sesiydi bu .

“Baran oğlum konuştun mu Hazan’la?”

Annemin haberi var mıydı yani? Baran mı demişti annem, Baran da kimdi benimle alakası neydi? Evlilik saçmalığı yüzünden miydi bu karşılaşma diye bir sürü tilki beynimde dolaşıp durdu. Aklım iyice karışıkken annemle konuşmaya başladım.

“Anne ne oluyor kim bu adam? Beni eve getirmek istiyor olmaz dedim.”

“Korkma kızım bizim köyden Gülseren teyzen var ya, Baran onun oğlu güvenebilirsin ona kızım. Getirsin seni eve.”

Annem ne diyordu öyle ya? Evet Gülseren teyzeyi tanıyordum çok iyi ve sevecen bir kadındı bana da devamlı alıcı gözle bakar bu ise dikkatimden hiç kaçmazdı. Babam kızmaz mıydı? Nasıl gelirdim evime bir adamla sırf aynı köydeniz diye?

“Annem, babam kızmaz mı?”

” Yok kızmaz kızım, neyse sen gel konuşmamız lazım. “

” Tamam geliyorum.” dedim ve telefonu kapatıp yanıbaşında duran adama uzattım.

Telefonu alıp bileğimde gevşek şekilde duran elini çekti. “Demek adın Baran ve Gülseren teyzenin oğlusun.”

Çok şaşkındım yüzüne şöyle bir bakınca tanıdık geldiğini inkar edemezdim. Baran kaş işareti yapıp çıkalım dediğinde ona uymaktan baska çarem yoktu. Onaylar biçimde başımı salladım. Baran önden giderken ben geriden gidiyordum arkasını dönüp ifadesiz bir tavırla adeta emir verdi. “Gelsene neyi bekliyorsun çabuk ol!” dedi hiddetli bir ses tonuyla. Neden bu kadar kabaydı acaba?

Bende omuz silkip cevapladım onu. “Biri görürse yanlış anlar gelemem oyoe senin ardından. İlla bir yerden tanıdık biri çıkar.”

Gelip elimden tutup kahvelerini mavilerime dikti. “Görürlerse görsünler umurumda değil.” deyip elimi tuttuğu gibi beni adeta sürüklemeye başladı. Onun elini tutmak istemiyordum ama bırakmıyordu beni. Kafeden çıkıp yürümeye başladık hâlâ elimi tutuyordu. Çarşıdaydık ve eminim ki biri bizi görür aileme yetirtirirdi bunu. Bu adam adımı çıkaracaktı herkes kötü bir kız olduğumu düşünüp kötü bakışlarıyla ve sözleriyle ezecekti.

Elimi kurtarmaya çalışıp rezil olmaktan kurtulmalıydım yoksa sonum kötü olacaktı küçük yerdi burası. ” Bırak elimi tamam seninle geleceğim. Anneni, babanı tanıyorum zaten, hem annem güvenebilirsin dedi. Bırak elimi artık. “

Koyu harelerini üzerime dikip elimi yavaşça bıraktı. “Kaçmak yok seni eve bırakacağım korkma sana zarar vermem.” Ondan korkmuştum aslında bunu anlamış mıydı?

Çarşıda ilerliyorduk ve biri bizi görecek diye ödüm kopuyordu. Burası çok büyük bir yer değildi. Herkes birbirini tanırdı ya da eski toprak mı desem benim gibi gençler herkesi tanımazdı. Baran önde ilerlerken birden durdu ben de durdum. Bir araba geldi ve kapıyı açtı Baran kaşlarıyla hadi der gibi işaret etti. Annem olmasa binmezdim bu arabaya fakat annemin de bildiği bir şey olmalıydı beni bile bile ateşe atmazdı. Somurtarak arka koltuğa geçip oturdum. Baran da ön koltuğa geçti.

Direksiyondaki kişiyi görmemiştim beni gördüğünde konuşmaya başladı. “Nasılsın Hazan iyi misin ? ” sesi tanıdık gelmişti. Bana hafif dönüp baktı ve yola döndü tekrar.

“Tanımadın mı beni Baran’ın abisi Mustafa’yım ben. “

Şimdi hatırlamıştım onu, ne garip herkesi hatırlayan beynim Baran’ı anımsamıyordu.

“Mustafa abi şimdi hatırladım sesin tanıdık gelmişti iyiyim sağol sen nasılsın eşin çocukların nasıl?”

“Hepsi iyi cok şükür. Biz de sizin işin resmiyeti için Baran’ı bekliyorduk yarın gelip seni isteyeceğiz inşallah. Ailemize gelin geleceksin hayırlı olsun ben çok sevindim adınıza.” dediğinde donup kaldım.

Baran sanki bunu abisinden beklemiyormuş gibi şaşırıp kısa süreli bakışlarını bana çevirip abisine döndü. “Abi daha konuşmadım niye söyledin?” diye ona bozulmuş gibi tavır alır bir tonda konuştu.

Baran bana dönüp kendini açıklama gereği duydu. “Abime bakma, eve gidince annenle konuş sana olanları anlatır. “

Sesi yumuşak olsa da ben ağlamamak için kendimi sıkıyordum. Yol bitsin ve ben evime gideyim diye kıvranıyordum âdeta . Sonunda mahallemize geldiğimizde tedirginliğim iyice arttı.

“Eve kadar gelmenize gerek yok yakın bir yerde inebilirim.” dedim ama Mustafa abi beni dinlemeyip evin önüne kadar geldi .

“Görüşürüz.” diyerek bana dönen ve gülümseyen Mustafa abiye tebessüm edip arabadan indim.

Hızla eve doğru gidip kapıyı çaldım. Annem fazla beklemeden açtı kapıyı Baran ve abisini görünce beklemeden onları davet etti eve aman çok da lazımdı zaten.

“Oğlum gelsenize durmayın öyle. “

Sonra bana dönüp sessizce uyarır tonda konuştu. “Kız niye davet etmiyorsun ayıp oluyor bak. Hem artık akraba oluyoruz.” dediğinde kan beynime sıçradı.

Sinirle oflayıp çıkardığım ayakkabılarımı elime alıp eve doğru adım attım. Ayakkabılarımı yerine indirip kendimi solona attım hızla koltuğa oturdum sinirle . Baran da gitmişti sanırım arabanın motor sesi gelmişti.

Annem de burnundan soluyarak yanıma gelip oturdu. Beklemek istemiyordum.

“Anne ne oluyor beni istemeye geleceklermiş benim bundan haberim bile yok. Üstelik ben istemiyorum, tanımıyorum onu ara Gülseren teyzeyi gelmesinler.”

Annem başını olumsuz anlamda salladı. ” Olmaz kızım sizin kaderiniz bir yazıldı. Ne ben, ne baban bu evliliğe engel olamayız. ” dedi gözleri dolmuş halde. Annemde bir haller vardı göz yaşları akmaya başlayınca yine sordum.

” Neden anne biz neden evlenmek zorundayız anlatsana artık?” diye çıkıştım. Sabrım kalmamıştı birden bire bu evlilik de nerden çıkmıştı?

Annem göz yaşlarını silip bana baktı dudakları aralandı. ” Kızım yıllar önce sen daha bir yaşında bir bebekken biz köyde oturuyorduk o zamanlar.” Durdu derin bir nefes çekti ciğerlerine.

“Sen çok kötü hastalandın, biz komşudan arabayı alıp yola çıktık. Yolda kaza oldu ve bir çocuğa çarptık. ” Yine durdu o anları hatırlayınca tekrar yaşamış gibi oluyor ve ağlıyordu.

” Gülseren teyzen ve Mehmet amcanı biliyorsun, bizim köylümüz onlar. İşte onların büyük bir oğlu vardı adı Osman ‘dı ve zihinsel engelliydi nasıl olduğunu anlamadık, biz yoldan geçerken onlar da yolun ilerisinde kendi tarlalarında çalışıyorlardı. O çocuk birden bire yola attı kendini ve baban arabayla çarptı. Mehmet delirdi tabi acele edip hastaneye gittik ama…” dedi acı kokan sesiyle. O çocuk ölmüştü. Annem bana bakıp saçlarımı okşadı.

” Kızım Mehmet oğlunun ölüm haberini alınca delirdi, babanı hastanede dövecekti zor tuttuk . Sonra konuştular ve bir anlaşma yaptılar kızlarımızdan birini kendine gelin alacaktı.”

Duyduğum şeyle şok oldum. Ne yani kaza sonucu ölen bir çocuk için beni kurban mı edeceklerdi?

“Babam bunu kasten yapmadı ki kazaydı bu ne evliliği ” diye çıkıştım tekrar çok sinirliydim .

Annem derin bir nefes çekip geçmişin izleriyle yüzleşti. “Sen onunla evlenmek zorundasın kızım, baban onunla anlaşma yapmasaydı hapse girecekti . Mehmet şikayetçi olmadı neden mi bu anlaşma yüzünden.”

Kafam karma karışık olmuştu. Saçlarımı karıştırıp ayağa kalktım. “Baran’ın numarası var mı sende? Onunla konuşmam lazım belki o bu işi halleder de evlenmek zorunda kalmayız. ” diye bir fikir yürüttüm.

Annem beklemeden telefonunu verdi numarasını alıp kaydettim. Annem Baran ile konuşmamın faydasız olacağını düşünüyor gibi görünüyordu.

“Boşuna uğraşma ne yaparsan yap onunla evleneceksin. Git konuş, o da aynı şeyleri söyleyecek.”

Bir umut kabul ederim sanıyordu. Yapamazdım, tanımadığım biriyle evlenenezdim ben. Hayat normal seyrinde giderken bu nerden çıkmıştı böyle? Başıma ne gelecekti, bana ne olacaktı? Bunu Baran ile konuşup açıklığa kavuşturmalıydım.

Tags:

Paylaş
5 Yorum
  1. Sofuoglu 1 sene önce

    Alev Erdoğanı seviyor biraz zor kurtulur Aslı ondan

  2. İltimat 1 sene önce

    Bedelin yeni ne zaman gelir hemen gelsin kitap çok güzel güzel

  3. M A H Z A 1 sene önce

    Başarılar dilerim canım~

Bir Cevap Bırakın

© 2022 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account