PicsArt_05-07-04.13.25

GİRİŞ

Ay ışığına düşmüştü gözlerimiz.

Işık semaya öyle bir yayılmıştı ki,

Bize derin bir nefes vermek kalmıştı

Ruhumuzu ecele verdiğimiz gibi.

Gökteki yıldızlar;

Yeni kırlaşmaya başlayan saçlar gibi,

Etrafa saçılmıştı.

Ruhun bedenden ayrı kaldığı gibi,

Ayda yıldızından ayrılmıştı.

 

Ay ışığına düşmüştü gözlerimiz.

Şimdi bir yıldız süzülüyordu gökyüzünden,

Yeryüzüne.

Ölüm kulağına fısıldamıştı;

Bu kadar saflık fazla,

Diye.

Gökyüzünde yanıp sönen yıldızı kendisiyle birlikte,

Bilinmezliğe sürüklemişti.

 

Ay ışığına düşmüştü gözlerimiz.

Simsiyah bir perde vardı,

Gökyüzünde.

İnsanlığın ruhuna ayna,

Geçmişine yoldaş,

Geleceğine eceldi,

Bu siyah örtü.

 

Ay ışığına düşmüştü gözlerimiz.

Dilsizliğimizden pay edinmişti yıldızlar,

Ninnilerinde.

Uyku bizi esir alırken biz ölüme,

Koşuyorduk.

Yalnızlıkla kalırken,

Ölüm kulağımızda çığlıklar atarken,

Biz ölüme gülüyorduk.

Acı bize ağlamamızı emrederken biz umutsuzluğu,

Sırtımıza aldık.

Zifiri karanlık geceyle şenlenmiş gönlümden bir ağıt koptu, içimi yakıp kül ederken o külü bile bana çok gören kader rüzgarla kopardı benden. Bir zamanlar sevinçten dökülen göz yaşlarımı hüzün esir almıştı. Sanki beni bu hale getiren hayat değilmiş gibi beni burada bırakıyordu kader, ölemezsin diyorlardı ve acizliğimle dalga geçerek gülüyorlardı. Oysaki ben sadece normal bir hayat istemiştim daha fazlasını değil. Gözlerimi kapattım neyi abartmıştım… Sevmeyi.

Bu soruyu hep sormuştum kendime ve cevabı da buydu. Biz sevgimizi çok büyütmüştük içimizde. Bu zalim hayat bizden her zaman en sevdiklerimiz uğruna ölümü bile göze aldıklarımız koparırdı bizden. Ama akıllanmazdık. Bu dünyada hep çok istediğimiz şeyler olurdu ya ve onlar uğruna sevdiklerimizi ezip geçerdik. Ama her istediğimizi elde ettikten sonra bize yetmediğini anlıyorduk, sevdiklerimizin değerini anlıyorduk. Bu seferde onları istiyorduk ama geç kalınmıştı, kader onları söküp almıştı. Biz nankör insanlar yüzünden sevdiklerimiz yanıyordu kor ateşte. Ama farkına varıp döndüğümüzde artık her şey kaybolurdu.

Sis gibiydi belki de. Etrafımızı sarıp sarmalısın isterdik ama sonra hayatı isterdik dağılıp gidince de arafta kalırdık. Nereye gideceğimizi bilmeden hayatla savaşırdık. Ama sis kaybolmuştu, yine siste olmak isterdik nasıl ki sis bizim kör olmamızı sağlıyorsa bizi sarmalıyordu da. Sevdiklerimiz gibi zarar görmememiz için bir bariyer kurarlardı ama biz yıkıp geçerdik. Bundan sonrada belki her şey için geç kalmış olurduk.

Hayat devam ediyordu ölülerden sonra ama hayatımızı da güzelleştiren yas tuttuğumuz ölülerken onlardan sonra hayatın ne manası kalırdı. Yas tutmanın bir manası yok derler bu acıyı tatmayanlar. Ne kadar kolay değil mi? İnsanların hayatlarına dışarıdan müdahale etmek yönetmek. Ama göründüğü kadar kolay olmadığını yaşamadan bilemezler.

Bir hayat, acı, sevinç, umut ve sabır bunlar oyuncak değildi. Ama hayatın oyuncağıydı. Bir insan acıyı tatmadan mutlu olmaz, mutlu olması için çabalaması gerekiyor, sabır gerekiyor, umut gerekiyor derler. Bir hayatın sonsuza kadar mutlu olması için bunlar gerekli, ne kadar kolay geliyor dile değil mi? Ama ben acıdan kaçtım. Zoru seçmedim. Çabalamadım. Sabır nedir bilmedim. Umudu seçmedim. Bir korkak gibi kaçtım. İşte benim hikayemde burada başlıyordu ya. Belki bu satırları okurken kimi zaman bıkacaksınız, üzüleceksiniz, güleceksiniz, sinirleneceksiniz, ağlayacaksınız. Ama bilin ki bu hikayenin suçlusuydum ben herkes masumken. Bir korkak olduğumu kabul ediyorum, sonsuz mutluluk varken ben kaçtım. Yapma dediler kandım. Ne kadar safmışım ben. Belki de cahildim, daha yeni hayat nedir ile karşılaşırken tek şansımı bana verdiler. Kimi çabaladı diye pişman olurken ben çabalamadım diye ölüyordum.

Bir film, dizi izlerken ya da kitap okurken birisi çıkar karşınıza bu kötü karakterdi. Tüm nefretinizin, öfkenizin kaynağı olacaklar. İşte bu öfkeyi ve nefreti belki de tüm hakaretlerin sebebi olacağım bu hikayede. Ama ben bunu hakkettim. Ama sizin öfkeniz ve nefretiniz benimkinin yanında görünür müydü bilmem. Derler ya insan herkesten önce kendisini sevmeli ama ben kendimden nefret ediyordum, iğreniyordum. Sırf acı çekmek için intihar etmiyordum. O da bunu istemezdi zaten. Ama bu sefer acıdan kaçmayacaktım.

Sonu olmasa bile. Ben ondan kalan acıyı sonsuzluk diye ömrüme pay , gönlüme esir ederdim.

Tags:

Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2021 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account