Screenshot_20210602-201116~3

1. BÖLÜM

“Adellan buraya gel prensesim?” bana her prenses dediğinde midem ağzıma geliyordu. O iğrenç ses tonuyla beni yanına çağırırken ayaklarım isteksizce hareket etti. Tam burnunun dibinde dururken kusmamak için kendimi zorladım. Pis pis bakışları yüzümde gezinirken ona bakmamak için direndim.

Eli yüzüme yaklaşırken gözlerimi sımsıkı kapattım. İğrenç kokan nefesi bana daha da yaklaşırken bedenim titredi. Boşta kalan eli ise saçlarımda değince derin bir soluk bıraktım.

“Gözlerini aç Adellan. Sana yeni bir görev vereceğim. Hazır mısın?” dediğinde bir kez daha iğrenç nefesi bana değmişti. Bana dokunan ellerini kırmak istesem de gözlerimi yavaşlıkla açtım. Benden bir iki adım uzaklaşıp eliyle burun kemerini kaşıdı.

Yeni bir görev… Bu sefer ne yapacaktım? Başımı isteksizce salladım.

“Dünyadan bir adamı seçip onu vampir yapacaksın. Yirmi beş ya da bir iki yaş küçükte olabilir. O adam benim yenilmez ve ölümsüz yanım olacak.” Dediğinde keyifli bir gülümseme bahşetmişti dudaklarının arasına.

Başımı hızla ona doğru hizalarken şaşkınlıkla dudaklarım aralandı. Bu çok zor bir görevdi. Öncekilerinden daha zor bir görev… Ona baktığımı fark ettiğinde sevinçli tavrını bozmadan gülümsemeye başladı.

“Çok zor mu geldi sana prenses? Oysaki bir tek sana güveniyordum, güvenimi boşa mı çıkacaksın Adellan?” üzülmüş gibi dudaklarını yalandan büzdüğünde daha çok tiksinmeme sebep oldu. Yüzümü buruşturduğumda sert bir tavırla “Çok iğrençsin biliyor musun? Sen kendine bile güvenemezken bana mı güveneceksin? Güldürme beni, daha önce ne yaptıklarını unuttun sanırım? Ayrıca neden dünyadaki bir adamı vampir yapıyorsun? Bizde vampir bile yokken nasıl onu vampire çevireceksin? Bu imkânsız…” diye tısladım. Ondan nefret ediyorum!

Onaylamaz bir edayla bu seferde gür bir şekilde kahkaha atarken birden yüz ifadesi değişti. Ardından da bana kötü bir ifadeyle baktığında “Ben hiçbir zaman önlemi almadığım bir işe kalkışmam! Bunu en iyi sen biliyorsun Adellan! Vampir zehriyle dolu bir mahzenim var. Oradan bir tanesini sana vereceğim ve sende dünyadan seçtiğin bir adamı öldürmeye kalkışıp ardından da bunu içireceksin!” dediğinde şokla yüzüne bakmaya devam ettim.

Bu kalpsiz ne diyordu böyle? Adam öldürmek bu kadar basit miydi onun için? Ben Adellan, hayatımın iki yaşımdan sonrasını buraya hapsedildim. Vartos denilen kötü kalplinin bana işkenceler çektirdiği yerde onu dinliyordum. Daha doğrusu ona itaat etmemek için direniyordum. Bu zamana kadar verdiği görevlerde bir canlıya dair zararı olmadı ama şimdi benden bir adamı öldürüp onu vampire çevirmemi istiyordu.

Sesim titrekçe çıksa da en sonunda sesimi kontrol altına alıp nefret dolu bakışlar attım. “Bunu asla yapmayacağım Vartos! Bana bunu yaptıramayacaksın! Sana itaat etmek zorunda değilim!”

Vartos’un yüzü bozarıp, kızarınca gözlerinden ateş çıkarmıştı. Bildiğiniz ateş… Ateş her yere sıçrasa da tek benim olduğum alana sıçramamıştı. Her yer alevlenince bana öfkelice baktı. “Bana itaat edeceksin Adellan! Sen benim en güçlü silahımsın! Sen o görevi yapacaksın yoksa seni yeniden korktuğun boşlukta nefessiz bırakırım!” diye tehditçe konuştu. Gözlerindeki alev sönmek yerine daha da körüklenince beni en savunmasız yerimden vurmuştu.

Ondan tiksinsem de yanına yaklaştım kendimden emin adımlarla. Gözlerine dikçe bakıp her lafın üzerine bastırarak gürledim.

“Vartos, ben senden korkmuyorum! Sana tahammül dahi edemiyorum. Beni boşlukta nefessiz mi bırakacaksın, bırak! Yine de sana itaat etmeyeceğim!”

Vartos bu güçlü tavırlarımı gördüğünde hayranca bakmaya başladı. Korkunç bir kahkaha atıp “Prensesim, Adellan. Bunlardan korkmadığını senden daha iyi biliyorum. Hiçbir zaman da bana itaat etmedin zaten ama istedim. Seni iki yaşında yanıma aldım. Çöplüğe bırakılmış ekmekten farkın yoktu. Aldım seni gezegenin en güçlüsü yaptım. Prenseslerden daha güzel yaşattım seni. Karşılığında hiçbir şey istemedim ama şimdi o karşılığı istiyorum Adellan. Bu görev benim için paha biçilemez.” Dedikleri, geçmişi hatırlatırken vücudum kaşınmaya başlamıştı yine. O günler hafızamdan silinmiyordu.

Hatıralar güzel anılardır ama benim hatıralarım kötü geçmişten ibaretti. Gözlerim kaşınınca alevler daha büyüdü gözlerimin içinde. İşte en zayıf noktamdan vurmuştu. Beni geçmişimle boğuşturarak itaat etmemi sağlıyordu.

Kafamın içinde yine o sesler… Babamın beni çöpün yanına atılan ekmek gibi atmıştı. Farklı tonlarda binlerce ses…her şey yine birbirine karışırken tahammül edemeyerek bağırdım. Ellerim kulaklarımda bulunurken yere çöktüm. Bir nevi psikoloji baskıyla beni öldürmeye çalışıyordu, süründürüyordu.

“Tamam, tamam! Yapacağım tamam, yeter ki sus. Sus! Buna dayanamıyorum.” Diye inlediğimde, Vartos zaferle gülümsedi. Gözlerindeki alevler sönerken yere doğru eğilip elini uzattı kalkmam için. Elini yakarak acı çekmesini salladım. Acı içinde bağırınca az da olsa öfkemi azaltıyordu.

“Seni…” diye tısladı. Elini yakmayı bırakarak ayağa kalktım. O da doğrulunca bana görevimi anlattı.

**************

“Parker, ben bir süreliğine Dünya da olacağım. Yeni bir görev aldım. Şu görünmez yapan ilaçtan bana verir misin?” dediğimde, Parker bana anlamsızca baktı. Kaşlarındaki çizikler kırışırken kolumdan tutup kendine döndürdü. “Ne görevi verdi yine o kötü soysuzu?” diye kızgınca sorunca elimle ağzını kapattım hızlıca.

“Duyarsa yine yapacak yapacağını sana. Ona böyle seslenmeyi kes! Senin canını yakmasını kaldıramıyorum kardeşim. Bu sefer çok zor bir görev verdi. Dünyadaki bir adamı vampir yapacakmışım. Hoş bunu nasıl yapacaksam?” kendi kendime söylenirken, Parker’in ağzından elimi çekmişim. Bana dilini yutmuşçasına bakıp “Bu demek oluyor ki bir adamı öldürmek anlamına geliyor? Bunu neden istiyor?”

O bile bu kadarını beklemiyordu. Bilmiyorum dercesine dudak büktüğümde elim kolum bağlanmış gibi hissediyordum. “Bana görünmezlik ilacını verecek misin Parker?” diye yeniden sorunca bana kararsız bir tavırla baktı.

Öyle bakmasına hak veriyordum çünkü ondan imkânsız gibi bir şey istiyordum. O görünmezlik ilacını verirse eğer karşılığında çok büyük bir bedel ödeniyordu. Bu bedeli ödemeye kararlıydım. Bana yapma diyordu gözleriyle.

“Bu çok büyük bir bedele mahal olur Adellan.”

“Ne ödeyeceğim karşılığında Parker?”

“Bir nesneyi yakıp eskiye çevirme gücüne mahal olur kardeşim. Yapma bunu, vazgeç.” Diye beni ikna edip kararımdan vazgeçirmeye çalışıyordu.

İnadımdan vazgeçmedim. Bu bedel benim için ne kadar ağır olsa da mecburdum. Vartos’un beni dünyada izlemesini istemiyordum. “Hayır Parker. Madem bu görevi yapmamı istiyor, o da bunlara katlanacak. Beni dünyada hiçbir şekilde göremeyecek. Bu da ona sunduğum ceza olsun. O beni adam öldürmekle cezalandırdıysa benim de onu cezalandırmaya hakkım var.”

Parker yapmak istemese benim kararımdan vazgeçmediğimi bilerekten ellerini hareket ettirip bana uzattı. Bana doğru uzanan dumanlar gövdemden geçerken, öyle bir acıyla bağırdım ki boşluk bile sarsıldı.

Dumanlar acımı çoğaltırken bitmesi için yalvarıyordum. Birkaç dakika daha devam ettikten sonra dumanlar yok oldu. Kendimi bitkin hissederken gözlerim kararak sertçe yere düştüm.

Parker yanı başıma çömelip beni kucakladığında odama doğru koşturuyordu. Önünde aniden Vartos belirirken duraksamak zorunda kalmıştı. Sinirle diğer yana geçmek istedikçe Vartos o yönlerini kapatmaya çalışıyordu. Parker’in de uçma gücü vardı. Beni sımsıkı tutup zıpladığında odama yanaşmıştı.

Beni yatağa bıraktığında uyanmam için bir şeyler söyledi. Söylediği sözlerle kalbime dokunduğunda nefes alarak ayağa kalktım. Karartılar yok olunca Parker’e doğru döndüm. Anlamsızca ona baktığımda içeriye damlayarak yanımda biten Vartos’a bakındım bu seferde.

Bana öfkeyle baktığında ben de ona aynı karşılıkla baktım. “Sen ne yaptın Adellan? Hemen o gücünü geri yüklüyorsun.”

“Asla! Benim yaptıklarımı sorgulamama müsaade etmeyeceğim. Bu da benim sana verdiğim ceza olsun.” Onu yenmişçesine sırıtırken gözlerinden ateş çıkaracaktı. Elimde onu engelledim yataktan kalkarken.

“Burayı yakmana izin vermiyorum. Olaki burayı ateşe verdiğin an ben de bir gücümden daha vazgeçerim.” Diye onu en zayıf silahından vurdum. Geri çekildi anında. Ellerini yumruk yapıp yatağa geçirdiğinde, yatak ikiye ayrılmıştı.

Kollarımı gövdemde bağdaş yapıp gülümsedim.

Bana bir bedel ödetti…

Ben de ona bir ceza sundum.

Vartos cezalandırdı beni hem de öyle bir cezayla ki… Ben de onu devrilecek bir hareketle bir gücümden vazgeçtim…

Tags:

Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2021 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account