OBRİUS

1.Bölüm:Obrius’a Giriş

“Obrius’a hoşgeldin!

Obrius,bir zamanlar “Kayıp Kıta” olarak da bilinen Mu’yu yöneten ve Mu’nun kaderini değiştiren krallığın adıydı. Zamanın bilinmeyen teknolojisine ve büyüsüne ulaşan Obrius Krallığı, Mu kıtasının yeryüzünden kaybolmasının sorumlusuydu.

.
.
.

Kıtayı yerinde bulamayan ilk kişiler denizcilerdi. Ve onlar da Mu’nun suyun altına gömüldüğünü düşündüler.Yıllar geçse de Mu’ya dair hiçbir iz yoktu.Çünkü Obrius’un kraliçesi yeryüzündeki tüm büyücüleri ve onların büyücü olduğunu bilen herkesi kıtaya topladı ve onu gökyüzüne taşıdı.

Kraliçe insanları görevlerine göre topluluklara ayırdı.Ve öz kızının canını feda ederek her topluma görevlerine göre güç verdi.Fakat bunu yaparken kullanılan büyü kraliçeyi ölümsüzlüğe ve kabuslara lanetledi.Yıllar sonra öz kızının ruhu beden bulacak ve kraliçeyi cezalandıracaktı.

Zamanı geldiğinde Mu Kraliçenin kızını kendi bulacaktı…” Lara kütüphane görevlisinin uyarısıyla kitabı üzülerek yerine bıraktı ve çıkmak için hazırlandı.Ne zaman ilgisini çeken bir kitaba başlasa kendisini tutamayıp tüm gece, uykusuz kalmasına sebep bile olsa, kitabı okuyordu.En sonunda kitabı bitirdiğinde gerçek dünyaya geri dönüyor,kendini ne kadar soyutladığının farkına daha sonradan varıyordu.Bu yüzden saat 18.00’de kütüphaneye geliyor 21.00’de çıkıyordu.Teyzesi ile birlikte onun bu aşırı kitap sevdasına buldukları bir çözüm yoluydu.

Yağan yağmurdan korunmak için montuna daha sıkı sarılarak şapkasını taktı.Bardaktan boşalırcasına yağan yağmurla daha fazla ilerleyemeyeceğini düşünerek üst geçitin altında beklemeye başladı.

Rüzgarın savurduğu yağmur damlalarının montuna vururken çıkardığı ses,arkadan şemsiyeleriyle geçen genç bir çiftin neşeli kahkahaları,üst geçidin merdivenlerinden hızlıca çıkan topuk sesleri,kendisi gibi köşeye sıkışmış yağmurdan korunan yavru bir kedinin sesleri,arada bir gürüldüyen gök bir anda durdu.Etrafına bakma ihtiyacı hissediyor ve aynı zamanda da biraz korkuyordu.Daha önce de buna benzer birkaç olay yaşamıştı.Bazen sadece hayal olduğunu düşünüyor bazen de tedavi görmeli mi onu düşünüyordu.Kendisi gözlerini açmaya cesaret edemeden her şey yeniden normal akışına dönmüştü.Rüyalarla başlayan bu şeyin kendisini bu kadar cesaretsiz bir hale düşüreceğini düşünmemişti.Savrulan saçlarını kulağının arkasına ittirdi ve arada bir soğuktan etkilenmemek için ellerini birbirine sürtmeye başladı.

Yağmurun biraz hafiflemesini fırsat bilerek ilerliyordu ki bu soğukta kediyi dışarıda bırakmak istemeyerek geri döndü.Onun korkmasını engellemek adına yavaşça yürüyordu ama yine de ufaklık birkaç adımdan sonra hızla uzaklaştı.Kendisi de bu soğuğa daha fazla dayanamadı ve koşarak evinin yolunu tuttu.Çok uzun sürmeyen kısa bir koşunun sayesinde evine varmıştı.Beş katlı bir apartmanın üçüncü katında teyzesiyle birlikte yaşıyordu.Yeni gelen elektrik faturasını alarak asansöre ilerliyordu ki beşinci katta olduğunu görünce beklemeye üşenip merdivenleri çıktı.

Odasına geldiğinde ıslak montunu ve pantolonunu sıcacık olmuş peteğin üzerine asarak üstünü değiştirdi.Gözüne takılan kolundaki ufak bir morluğu çok fazla önemsemedi.Her zaman bir yerlere fark etmeden çarpıyordu çünkü.Kendine sıcacık bir yeşil çay yaptı.O sırada teyzesi içeride orta sehpada mandala boyuyordu.Çayını alarak masaya yaklaştı.Teyzesi ona kısaca bugün yaptığı rutinini anlatıyor,detaylı yerleri boyarken sesi kendisi fark etmeden kısılıyor ve daha sonra hiçbir şey yokmuş gibi anlatmaya devam ediyordu.Lara onun bu hallerine çok alışmıştı.Mandala boyamak teyzesinin en büyük hobisiydi.O da bugün okuduğu ilgi çekici kitabı teyzesine anlatmaya karar verdi.Bir yandan da yeni bir dil öğrendiğinden kelime kağıtlarını tekrar etmek için kenardaki küçük çekmeceden çıkarıyordu.Sehpanın kalan kısmına küçük kelime kartlarını dizerken “Bugün Obrius isimli bir kitaba başladım.Halkının güçleri için annesi tarafından feda edilen bir kızın hikayesini anlatıyor.” Son kelime kartını da kenara koymuştu.Teyzesi Lara’nın sehpanın üzerindeki parmaklarına titreyen elini koyarak “Kitap ilgini çekti mi?”diye sordu.Onaylamak için başını sallayan Lara teyzesini titreyen elini fark edince sehpayı kalorifer peteğinin yanına iterek”Gel burada otur.Bugün hava çok soğuk üşümüş olmalısın”diyerek içmediği çayını teyzesine verdi.Teyzesi onu onaylasa da titreyen elinin sebebinin soğuk olmadığını çok iyi biliyordu.Bu yüzden Lara’ya “Kitabı yarın getirir misin?Çok eskinden okuduğum bir kitabı hatırlattı bana.”Sözleri karşısında gözleri parlayan yeğeni “Tamamdır.Yeşil bu sıraya uymuyor bence.”Bu sırada mandalayı işaret etmişti.

“Kaderin de bekliyor seni,
Karanlığın yaptığı gibi
Zavallı Adria’m…”

Lara terler içinde uyandı.Kaskatı kesilmiş,kulakları uğulduyor,artan rüyaları onu sık sık bu hale getiriyordu.Güneş doğana kadar sokak lambasından vuran ışıkla sadece tavanı izliyordu.Daha sonra kuruyan boğazı için mutfağa doğru ilerledi.Kafasında hala aynı cümleler dolaşıyordu…

Biraz kendine geldiğinde zaten kahvaltı yapamadığından bir süre müzik listesinde gezindi.Daha sonra kişisel bakımını uygulayıp kıyafetlerini giymeye başladı.Böyle rüyalardan sonra basit bir rutini gerçekleştirmek bile onun için çok yorucu oluyordu.22 yaşında çevirmenlik yapan bir bireydi. İşe gireli yarım yıl olmuştu.Günlerinin çoğu bilmediği kelimelerle ya da iki dili birbirine eşleştirmeye çalışmakla geçiyordu.Siyah saçları,koyu mavi gözleri,ince sayılmayacak kaşları ve çok da kalın olmayan dudakları vardı.Belirgin çene hattı ise kendisine farklı bir imaj çiziyordu.

Bugün şirketin toplantı günüydü.Sabahtan öğleye kadar başka şirketlerle iş birliği toplantıları ve şirket içi haftalık gelir- giderler gibi ciddi toplantılar yapılırdı.Öğleden sonra ise şirketin geleceği,haftanın değerlendirilmesi,önümüzdeki haftanın neler yapılacağı gibi sohbet tadında bir toplantı olur ve bu da çalışanlar için rahatlatıcı bir zaman olurdu.Hatta genelde patronun isteği üzerine bu rahatlatıcı toplantılar yemekli olur ve samimi arkadaşlar gibi yemek eşliğinde değerlendirme yaparlardı.Bu yüzden Lara böyle bir şirkette bulunmaktan ve hırsı olmayan iş arkadaşlarından çok memnundu.

Tüm gün geçen toplantılardan sonra yine de herkes yorulmuştu.Lara şirketten çıktığında saat 19.10 idi.Bugün onlar için mesai sayılacaktı.Belli bir süre otobüs beklemiş ve daha sonra gelen tıklım tıklım otobüse kendini atmıştı.Kütüphanenin yakınlarında indiğinde 45 dakika geçmişti.Kitabı alıp direkt evde okumanın hayalini kuran Lara kütüphaneye doğru ilerledi.

Kitabı dün bıraktığı yerde bulamayınca orada kitap okuyan iki kişinin kitap kapağına baktı.Ama Obrius’u bulamıyordu.Köşede kitap düzen görevliye doğru ilerleyerek “Affedersiniz,dün burada bir kitap okumuştum.Bugün ödünç almak istedim ama hem rafta hem de okuyan kişilerde yoktu.Acaba onu siz mi kaldırdınız? Adı Obrius.” Bir yandan da telaşını belli ediyordu.Görevli kadın bir süre düşündükten sonra Lara’ya dönüp “Bugün o kitap sabah saatlerinde bir hanımefendi tarafından ödünç alındı.Ve iki hafta süresi var ancak iki hafta sonra hanımefendi kitabın süresini uzatmazsa ödünç alabilirsiniz.”Görevli sepetteki kitapları düzenlemeye devam ederek konuşmuştu.Lara anlayışla başını sallayarak teşekkür etti ve kütüphaneden biraz üzgünce ayrıldı.Böyle olaylar pek olmazdı çünkü her kitaptan yedekleri olurdu.Ama Obrius’un yedeğini de daha önce hiç görmemişti.İnternetten sipariş vermeyi düşünerek eve doğru yürüdü.

Eve girince teyzesini etrafta göremedi.Belki komşudadır diyerek telefonuna uzandı.O sırada masasının üstünde Obrius’u görünce çok şaşırmıştı ki teyzesi odaya geldi ve Lara konuşmadan “Üzgünüm…Ama zamanı geldi.Bu senin kaderin ama her zaman yanında olacağım.” O sırada elindeki tozlu parçacıkları havaya saçtı.Biraz telaşlı gibi görünüyordu.Lara ağzını birkaç defa açmasına rağmen konuşamıyordu.Toz parçacıkları Obrius’un etrafında toplanıp sayfaları açmaya başladılar.Lara bunların sadece iyi kurgulanmış bir şaka olduğunu düşünmek istiyor ama kendini hatırlatan rüyaları buna pek fırsat vermiyordu.Obrius bir geçide dönüşmüş gibiydi.Tüm bunların acaba aptal bir rüyası olup olmadığını ve otobüste uykuya yenik düşüp düşmediğini hatırlamaya çalışıyordu.Ama teyzesinin itmesiyle geçitten geçen Lara büyük bir acı hissetmeye ve bunların basit bir rüya olmadığını anlamaya başladı.

Selamm!!Bu benim ilk kurgum.Yani daha önce yazmış ama yayımlamamıştım.Eğer yapıcı bir eleştiriniz varsa lütfen bunu belirtin.Çünkü kendimi geliştirmek istiyorumm.Sağlıkla kalın, kendinize dikkat edin.

Tags:
Paylaş
0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

© 2021 Yazokur. Sizin için sevgiyle hazırlandı. MacroTurk

İletişim

Sizlere daha iyi hizmet edebilmek için bize mail gönderebilirsiniz.

Gönderiliyor
error: İçerik Korumalı

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

Create Account